T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2074 Esas
KARAR NO : 2026/1021 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2022/74 Esas- 2023/676 Karar
TARİH: 12/09/2023
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 14/05/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; avalı ... Tarım ve Hayvancılık ile müvekkili Şirket arasındaki ticari ilişki kapsamında taraflar arasında Çiğ Süt Alım Sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmesel ilişki kapsamında davalıdan çiğ süt alımı yapılmakta olup, buna karşılık olarak müvekkili şirket tarafından davalıya yem satışı yapıldığını, 2018 yılından bu yana süregelen süreçte davalı ..., cari hesap ilişkisi kapsamındaki ödemeleri çoğunlukla geciktirdiğini ve ticari ilişki kapsamında müvekkili şirkete ödemekle yükümlü olduğu tutarları gereği gibi ödemediğini, her ne kadar davalı ... ile bakiye borçların ödenmesine ilişkin olarak bir çok kez iletişime geçilmişse de, davalının bahsi geçen borçlarına ilişkin hiçbir ödeme yapmaması nedeniyle müvekkili şirket tarafından İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası kapsamında davalı Borçlu ...'e karşı ilamsız icra takibi başlatıldığını, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile 2016-2018 yılları arasında süt alım sözleşmesi kapsamında ticaret yapıldığı, 2019 yılından itibaren sözleşmenin uzatılmadığı, icra takibine dair tebligat gelene kadar davalıya herhangi bir hesap mutabakatı ve alacak ihtarnamesi yapılmadığı, davacının iddia ettiği faturaların tamamen itirazsız kabul edildiği iddiasının tamamen yanlış olduğu, davacı tarafla açık hesap ticari faaliyet ve cari hesap mutabakatı yapılmadığını, taraflar arasında car hesap sözleşmesi bulunmadığını, cari hesap mutabakatı bulunmadığından ve alacağın varlığı muhakemeyi gerektirdiğinden alacağın likit olmadığını, davanın reddini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahküm edilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesini, talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 12/09/2023 tarih ve 2022/74 Esas- 2023/676 Karar sayılı kararında; taraflar arasında Çiğ süt alımına yönelik ticari ilişki bulunduğu, dava konusu takibe ilişkin borç bakiyesi bulunduğu ve bu anlamda cari hesap borç ilişkisinin oluştuğu, davacının bu cari hesap alacağının tahsili istemiyle icra dosyasında takip yaptığı, davalının yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı, davacının 01/01/2018 ile 21/10/2021 yılları arası kayıtlarının incelenmesinde 159.644,76 TL alacaklı olarak göründüğü, davalı tarafın 01/01/2017 ile 31/12/2019 yıllarına ilişkin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde davacıdan 170.280,02 TL alacaklı olarak göründüğü, tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbirini doğrulamadığı, faturanın defterlere kayıtlı olmasının alacağın varlığına tek başına ispata yeterli olmadığı, ispat yükünün davacıda olduğu, malın teslimini ispatlaması gerektiği, davacının defterlerinde ve dosya içerisinde faturaya konu malın teslimine ilişkin belge bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafından 2018 yılı öncesi kayıtların incelenmesi talep edilmiş ise de; dava dilekçesinde 2018 yılından bu yana davalıya satış yaptığını beyan ettiği, 2018 yılı öncesi kayıtların incelenmesi talebinin iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğu gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişkinin bilirkişi ve mahkemece doğru bir şekilde tespit edilmediğini, Mahkemece HMK'nın 31 maddesi uyarınca da açıklama yapılması ve uyuşmazlık kapsamında belgelerin sunulması için süre verilmediği, bilirkişi raporuna yapılan itirazların nazara alınmadığını ve itirazlara itibar edilmeme nedenlerinin açıklanmadığını, taraflar arasında cari hesap ilişkisini de kapsayan bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, bu doğrultuda taraflar arasındaki ticari ilişkinin komplike bir yapıya sahip olduğunun kabulü gerektiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın adi alım-satım ilişkisi olarak nitelendirilemeyeceği ve bu minvalde salt ticari defter kayıtlarının incelenmesi ile aydınlatılamayacağı aşikâr iken, yerel mahkeme tarafından ticari ilişki hatalı olarak değerlendirildiğini ve buna bağlı olarak dosya kapsamında inceleme yapmak üzere tayin edilen bilirkişi eksik görevlendirilerek hüküm kurmaya elverişsiz rapor temin edildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki, fatura ve sevk irsaliyeleri incelendiğinde davalı tarafından davacıya düzenlenen satış faturalarındaki miktarda sütün davacıya teslim edilmediğini, davacı tarafından buna ilişkin ay sonunda çiğ süt miktar farkı adı altında fatura düzenlenerek davalıya ödeme yapıldığını, ilişkinin devam ettiği sürece taraflar arasındaki uygulamanın bu şekilde olduğunu, davacı tarafından düzenlenen bu faturalara davacı tarafından itiraz dahi edilmediğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ve dava konusu alacağın bu faturalardan kaynaklandığını, tarafların ticari defter ve kayıtlarının, faturaların ve sevk irsaliyelerinin incelenmesi sonucunda bu durumun ortaya çıkacağını, davalının düzenlediği faturalara konu miktarda sütün tesliminin davalı tarafından ispat edilmesi ve buna ilişkin delillerin sunulması için davalıya süre verilmesi gerektiğini, ancak mahkemece ispat yükü ters çevrilmek suretiyle ve uyuşmazlığın konusunun bu fark faturalarından kaynaklanmasına rağmen Mahkemece basit bir alım satım ilişkisi gibi değerlendirilip fiyat farkı faturalarına konu ürünlerin teslim edildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, oysa faturaların ürün teslimine ilişkin olmadığı, teslim edilmeyen bir ürünün tesliminin davacı tarafından ispat edilmesinin beklenmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ticari defterlerin incelenmesi için bilirkişiye yetki verilmesine rağmen bilirkişi tarafından yerinde inceleme yapılmadan tarafların e-mail yoluyla ilettiği defter kayıtlarından sonuca ulaşılmaya çalışıldığını, bu doğrultuda alınan bilirkişi raporunda da alacağın kaynağının miktar veya tutar fark faturalarından kaynaklandığı ortaya konmuş ancak sanki fark faturaları mal teslimine ilişkin bir faturaymış gibi fatura içeriğinin davalıya teslim edildiğinin ispat edilemediği belirtilerek tarafınca yapılan hiçbir açıklamaya itibar edilmediğini hatalı sonuca gidildiğini, dosyanın aydınlatılması için bilirkişi raporu ile de tespit edilen bu farkların ait olduğu aylara ilişkin fatura ve sevk irsaliyelerinin incelenmesi olduğunu, fark faturalarının bir ürünün teslimine ilişkin olmadığını ve davalının ilgili miktardaki ürünü teslim etmediğini ortaya koyduğunu, yerel mahkeme tarafından söz konusu belgelerin incelenmediğini, bilirkişiye bu konu özelinde yetki verilmediğini ve konuya ilişkin yapılan hiçbir açıklamanın değerlendirmeye dahi alınmadan fark faturaları sanki adi satış faturasıymış gibi değerlendirilerek hatalı sonuca ulaşıldığını, dilekçesinin devamında işbu irsaliyelerin detaylarının açıklandığını, bilirkişi raporunda, 16.03.2018 ve 29.03.2018 tarihli ödemelerin davalının defterlerinde kayıtlı olmadığının tespit edildiğini, söz konusu ödemelere ilişkin ödeme dekontlarını sunduklarını, bu hususun da davalı defterlerinin eksik tutulduğu dolayısıyla delil niteliğini haiz olmadığını ortaya koyduğunu, bilirkişi raporunda bu hususun tespit edilmesine rağmen mahkemece ödemeye ilişkin bilgi belge sunulmasının dahi talep edilmediğini, söz konusu 30.000 TL tutarına ilişkin her aşamada sunulabilecek borcu söndüren belge mahiyetindeki ödeme dekontlarını ekte sunulduğunu, söz konusu dekontlar incelendiğinde, ilgili tarihlerde davalıya 30.000 TL ödeme yapıldığını ancak davalının bu ödemeleri defterine kaydetmediğini HMK 222. Maddesinde ticari defterlerin delil niteliğini haiz olması için eksiksiz olarak tutulmuş olması gerektiğini, davalının arabuluculuk görüşmelerine katılmamasına rağmen aleyhine yargılama giderine hükmedilmemesi ve lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; açık hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında 01/01/2019 tarihli "Çiğ Süt Alım Sözleşmesi (Çiftlik)" akdedildiği, bu sözleşme kapsamında davalının davacıya çiğ süt tedarik ettiği, davacının ise kimyasal, yem veya yem ham maddesi temin ettiği, ancak taraflar arasındaki ticari ilişkinin sözleşme tarihinde önce başladığı ve açık cari hesap ilişkisi olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili, dava dilekçesinde davalıya yem satıldığını ve cari hesapta oluşan alacağın ödenmediğini iddia etmiş, davalı, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi ve cari hesap mutabakatı bulunmadığını, davacının tek taraflı oluşturduğu faturalar ile alacaklı olmasının mümkün olmadığını savunmuştur.
Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda, davacının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 159.644,76 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalının davacıdan 170.280,02 TL alacaklı olduğu, tarafların ticari defterler arasındaki 329.924,78 TL'lik bu uyuşmazlığın davacının 01/01/2018 tarihli devir bakiyesinin 21.878.09 TL, davalının devir bakiyesinin 101.163,91 TL olmasından, davacı tarafından davalıya yapılan 30.000,00 TL ödemenin ve davacı tarafından davalıya düzenlenen 30.09.2018 tarihli 19,652,54 TL bedelli, 31/12/2018 tarihli 31.781,16 TL bedelli, 31/07/2019 tarihli 53.554,45 TL bedelli, 31/12/2019 tarihli 71.868,55 TL bedelli çiğ süt fiyat farkı, çiğ süt miktar farkı faturaları ile 31/12/2018 tarihli 262,5 TL mera kesinti faturasının davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek tarafların 2016 yılından itibaren tüm ticari defterlerinin incelenmesinin talep edildiği, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, ödeme maddesi ve fiili uygulama dikkate alınarak ticari defterler arasındaki uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması ve ek rapor alınması talep edilmiş, ancak Mahkemece ek rapor talebi hakkında olumlu/olumsuz bir karar verilmediği gibi davacı vekilinin rapora itirazları hakkında gerekçeli kararda da değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakla eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Bu durumda Mahkemece yapılacak iş, davacının icra takibinde cari hesap alacağına dayanması sebebiyle taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıcınından itibaren tüm ticari defter ve kayıtlarının ve dayanak belgelerinin incelenmek suretiyle tarafların 2018 yılı devir bakiyesine ilişkin uyuşmazlığın sebebinin tespit edilmesi, dayanak belgelere göre hangi tarafın ticari defterindeki kayda itibar edileceğinin belirlenmesi, davacının defterinde kayıtlı olup davalının defterlerinde kayıtlı olmayan 30.000,00 TL'ye ilişkin sunulan banka dekontlarının değerlendirilmesi, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve fiili uygulama tespit edilmek suretiyle uyuşmazlık konusu olan faturalara ilişkin davalının davacıya düzenlediği satış faturasındaki süt miktarı, fiyat ve sevk irsaliyesi ile teslim ettiği süt miktarı karşılaştırılmak suretiyle davacının düzenlediği çiğ süt fiyat farkı, çiğ süt miktar farkı, mera kesinti faturalarının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi için taraflara tüm delillerini sundurmak ve tarafların yerinde inceleme talebi bulunması halinde bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmek suretiyle bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.
Sonuç itibariyle, davacının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçelerle kabulü ile; ilk derece mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi gereğince kaldırılmasına dosyanın yargılamaya devam edilerek yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılmak ve oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere mahkemesine iadesine, davacının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 12/09/2023 tarih ve 2022/74 Esas-2023/676 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,
6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/05/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.