T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1971 Esas
KARAR NO : 2026/1013 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2021/408 Esas- 2023/604 Karar
TARİH: 19/07/2023
DAVA: Sigorta Prim İadesi (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 14/05/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olduğu firmanın davalı tarafla 23/12/2020 tarihinde Taşıyıcı Sorumluluk Blok Abonman Sigortası adı altında sigorta sözleşmesi yapıldığını, ancak müvekkil firmanın ticari ve mecburi nedenlerden dolayı sigortayı iptal ettirmek istediğini, müvekkil firma yetkilisinin sigorta poliçesinin iptali ve hak edilmiş olan primlerin iadesi konusunu mailde açık olarak belirttiğini, ancak davalı tarafça gönderilmiş olan cevap mailinde Nakliyat Poliçelerinin Minimin Oranda Depo prim esasına bağlı olduğunun belirtildiğini, iptali durumunda herhangi bir iade olmayacağını söylediğini, depo prim esasının gerekçe olarak ileri sürülmesinin sebepsiz zenginleşme olgusunu yok sayamayacağını, davacı şirketin benzer şartlarda firmanın başka sigorta poliçelerinden de yola çıkılarak iadesinin yapılması gerektiğini ilettiğini, buna rağmen sigorta şirketi tarafından herhangi bir olumlu dönüş alınamadığını, ancak sigorta şirketi ile mevcut olan poliçenin feshi ve firmanın hak etmiş odluğu primlerin iadesinin de ısrarla talep edildiğini, ancak yine olumlu bir dönüş alamadıklarını, bütün bu sebeplerden dolayı hak edilmiş olan primlerinin toplamının yaklaşık olarak 22.000,00 TL olduğunu, bu miktardan kullanılmış prim gün sayısının çıkarılmasından sonra geriye kalan bakiye günlerin hesaplanması doğrultusunda hesaplandığını, bütün bu mağduriyetlere rağmen ihtarname çekildiğini, davalı şirketin ihtarnameye herhangi bir dönüş yapmadığını, açıklanan bu nedenlerle; hak edilmiş olan primlerin sözleşme fesih tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi tarafından tazminini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 23/05/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; 1.000,00 TL dava değerini 19.140,00-TL'ye yükselterek bu bedelin hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; poliçenin ... esasına bağlı tanzim edildiğini, bu tür poliçelerin, poliçe iptali halinde prim iadesine tabi olmadığını, bu halde davacının talebinin taraflar arasındaki akdin söylenen maddeye aykırı olduğunu, yine poliçede belirtilen maddede sözleşme şartlarına aykırı davranılması halinde sigorta şirketi 15 gün evvelinden yazı ile ihbar etmek şartı ile sözleşmeyi fesih etme yetkisine sahip olduğunu, bu şekilde fesih sonucunda sigorta sözleşmesinden doğan henüz ödenmemiş primler ile teminat verilen süreye ait primlerin sigortalı tarafından ödeneceğini, bu halde davacının kusuruna bağlı iptallerde davalı sigorta poliçe priminin tamamına hak kazandığını, poliçenin Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarına tabi olduğunu, TTK 1434.3 maddesinin son fıkrasında sigortacının temerrüdü nedeniyle Türk Borçlar Kanunundan doğan diğer haklar saklıdır hükmüne de aykırı olduğunu, bu neden ile de davacının talebinin haksız olduğunu, tacir olan davacının kendi kusuru ile yaptığı feshe bağlı olarak prim iadesi istenmeyeceğinin kabul edilmesi gerektiğini, açıklanan bu nedenlerle; davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 19/07/2023 tarih ve 2021/408 Esas- 2023/604 Karar sayılı kararında;
"Dava, taraflar arasında imzalanan poliçeden iptalinden kaynaklanan prim alacağı davasıdır.
Taraflar arasında 23/12/2020 tarihinde Taşıyıcı Sorumluluk Blok Abonman Sigortası yapıldığı, davacının ticari ve mecburi nedenlerden dolayı sigortayı iptal ettirmek istediği, davalı yanca Nakliyat Poliçelerinin Minimin Oranda Depo prim esasına bağlı olduğu belirtilerek iptalin yapılmadığı ve primlerin iade edilmediği gerekçesiyle ve prim alacağının tahsili amacıyla işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık kapsamında dava dosyası bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 13/03/2023 tarihli raporda; davacının münferiden tek yetkilisi ...'in davalıya göndermiş olduğu e-posta dava dosyasında görülememiş olup, davacının davalı tarafa ihtamame öncesinde ilk iptal talebinin hangi tarihte yaptığının tespit edilemediği, ihtar tarihi olan 23.02.2021 tarihi, 365 günlük poliçenin 62. gününe isabet ettiği, diğer bir hesaplama ile ihbar tarihinden poliçe süre sonuna kadar 303 gün bulunduğu, davalı tarafından, adı geçen Sigorta Sözleşmesi ile temin edilmiş taşımaların listesi ve/veya detayı — belgeleri, dava dosyasında bulunmadığı, bu anlamda Sigortacıya bildirilimin yapıldığı e-posta tarihi ve/veya ihtarın yapıldığı 23.02.2021 tarihine kadar, davacının sorumluluğunda bulunan taşıma işleri ile ilgili herhangi bir kayıt, belge vb. dava dosyasında görülemediği, Sigorta Poliçesinde Sefer başı Sorumluluk ve Yıllık toplam Sorumluluk olarak iki ayrı teminat limiti bulunmadığı, bu anlamda oransal olarak Poliçenin teminat limitinin ihtar ve/veya iptal talebi tarihine kadar ne kadarının (oransal) kullanılmış olduğu (ihtar tarihine kadar sigortacının teminat sağladığı tutarın toplam poliçe limitine oranı) tespit edilemediği, Minimum Depo Primi ve Ayarlama Fiyatının 60,05 olduğu not edilmiş toplam sorumluluk limitinin 50.000.000.-TL'nin altında gerçekleşmesi durumunda sigortalıya herhangi bir prim iadesi yapılmayacağının özel şart olarak belirtildiği, Abonman Sözleşmelerde piyasa uygulamasında, sözleşme “abonman İadesi" üzerine kurulmuş ise, iadelerin nasıl (oransal), hangi teminatlar (Terör vb. iade yapılmayabilir), nezamanlarda vb. gibi şartlar Sigorta Sözleşmesine yazıldığı, Sigorta Poliçesi üzerinde böylesine bir madde bulunmamakla birlikte, toplam sorumluluk limitinin 50.000.000.-TL'nin altında gerçekleşmesi durumunda sigortalıya herhangi bir prim iadesi yapılmayacağı da işbu rapor madde 4.3.'te yer verildiği gibi özel şart olarak belirtildiği, herhangi bir sevkiyat yapılmadı ise Davalı Sigortacının da üstlenmiş olduğu bir riskten bahsedilemeyeceğinden, bu durumda Sigortacının sorumluluğu açısından riski temin etme hali gerçekleşmediğinden primin tamamının iadesi gerekebileceği, davacının ihtar tarihine kadar herhangi bir sevkiyat gerçekleştirmiş olması durumunda ise de Sigortacının Prim iade borcu olmayabileceği (sigortacının primin tamamını hak etmiş olabileceği), yönünde tespitlerde bulunulmuştur.
İtirazlar üzerine taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4.sayfasında “... ve Ayarlama Fiyatı” başlıklı maddesinin değerlendirilerek ve tarafların itirazlarını karşılar şekilde ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Hazırlanan 07/04/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda, taraflar arasında kurulan Sigorta Sözleşmesinde, Net Primin ... ve Ayarlama Fiyatı olarak not edildiği ve primin minimum depo primi olduğu, toplam sorumluluk limitinin 50.000.000.-TL’nin altında gerçekleşmesi durumunda sigortalıya herhangi bir prim iadesi yapılmayacağının özel şart olarak belirtildiği, bu durumda davalı yanın prim iade bulunmadığı, mahkemenin farklıca bir kanaate ulaşması durumunda ise, prim iade tutarının, yapılan sevkiyat tutarı üzerinden aşağıdaki şekilde hesap edildiği, İade Tutarı Net Prim = (50.000.000 TL – 3.887.000 TL) x %0,05 x [303 gün / 365 gün] =19.140 TL Davacı yanın davalıdan 19.140 TL prim alacağı bulunduğu, kanaati bildirilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşme ve bilirkişi raporu da dikkate alındığında, gerek sözleşmenin 15 günlük süre içerisinde fesh edilmemiş olması, gerekse sözleşmede prim iadesinin yapılmayacağı özel şart olarak düzenlenmesi, tarafların da tacir oldukları düşünüldüğünde usul ve yasaya uygun bilirkişi kök ve ek raporundaki değerlendirmeler dikkate alınarak davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile,
''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Gerek bilirkişi kök ve ek raporları gerekse de bu raporları baz alan gerekçeli kararda sözleşmede prim iadesinin yapılmayacağının özel şart olarak düzenlenmesi sebebiyle prim iadesinin yapılamayacağı kanaatine varılmışsa da "minimum depo prime sigortacı her halükarda hak kazanır" hükmünün yıllık toplam sorumluluk limitinin yıl sonunda belirtilen rakamın altında gerçekleşmesi hali için öngörüldüğünün açık olduğunu, dava konusu poliçe yıl sonunda değil, poliçenin 62. gününde sona erdirildiğinden minimum depo primi hükmünün mezkur olaya uygulanması olanağı olmadığını. neticeten; dava konusu poliçenin, ihtilafa konu prim iadesininin ele almadığını, minimum depo primine ilişkin maddenin genişletilerek ve yorumlanarak mezkur ihtilafa uygulanma olanağının da bulunmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği gibi; ihtar tarihi olan 23.02.2021, 365 günlük poliçenin 62. gününe isabet ettiğini, ihbar tarihinden poliçe süre sonuna kadar 303 gün bulunduğunu, yalnızca 62 gün devam eden poliçe sebebiyle depo prim esasını gerekçe olarak ileri sürülerek prim iadesinden kaçınılması, davalı sigorta şirketinin sebepsiz zenginleşme olgusunu ortadan kaldırmadığını, bu halde Türk Borçlar Kanunu'nun genel ve sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında değerlendirme yapılmasını ve bu hükümlerin uygulanması gerekeceğini, bilirkişi ek raporu ile müvekkil şirketin davalı taraftan 19.140,00 TL prim alacağı bulunduğunun tespiti yapılmış olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun genel ve sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde toplam 19.140,00 TL alacak talebinin kabulü ile bu alacağın sözleşme fesih tarihi olan 23.02.2021 tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; taraflar arasında akdedilen "Taşıyıcı Sorumluluk Blok Abonman Sigorta Poliçesi"nin davalı tarafından süresinden önce iptal edilmesi sebebiyle poliçenin kullanılmayan süresine ilişkin hesaplanacak primin iadesi ve davalıdan tahsili talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından "Taşıyıcı Sorumluluk Blok Abonman Sigorta Poliçesi" ticari ve mecburi nedenler sebep gösterilerek somut bir gerekçe belirtilmeksizin feshedildiği ve poliçenin kullanılmayan kısmına ilişkin primin iadesinin talep edildiği, davalı tarafından düzenlenen söz konusu poliçenin "... ve Ayarlama Fiyatı" başlıklı maddesi "....Yukarıdaki prim minimum depo primi olup, yıllık toplam sorumluluk yukarıdaki rakamın altında gerçekleşirse, sigortalıya herhangi bir prim iadesi yapılmayacaktır. Yukarıda kayıtlı minimum depo prime sigortacı her halükarda hak kazanır." hükmünü içerdiği, Mahkemece de bu hüküm dikkate alınarak davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Ancak söz konusu hükmün yıllık toplam sorumluluk limitinin yıl sonunda belirtilen rakamın altında gerçekleşmesi hali için düzenlendiği, davacı tarafından sigorta poliçesinin yıl dolmadan sona erdirildiği anlaşıldığından söz konusu maddenin somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Kaldı ki TTK'nın "Sigorta Hukuku" başlıklı altında kitabının "Genel Hükümler" başlıklı birinci kısmında düzenlenen "Prim iadesi" başlıklı 1419. maddesine göre sigorta sözleşmesi sona erdiği takdirde, Kanunda aksi öngörülmemişse, işlemeyen günlere ait ödenmiş primler sigorta ettirene geri verilir. Yine aynı Kanun'un "Koruyucu Hükümler" başlılı 1452/3 maddesinde "405, 1409, 1413 ilâ 1417, 1419, 1421, 1422 ilâ 1426 ncı maddeler, 1427 nci maddenin ikinci ilâ beşinci fıkraları, 1428 inci madde, 1430 uncu maddenin birinci ve üçüncü fıkraları, 1431 inci maddenin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları ve 1433 ilâ 1449 uncu madde hükümleri, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemez; değiştirilirse bu Kanun hükümleri uygulanır." hükmü düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca TTK'nın 1419 madde hükmünün sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemeyeceği, değiştirilirse Kanun hükümlerinin uygulanacağına ilişkin hükmü nazara alındığında poliçe özel şartları ile pirim iadesinin söz konusu olamayacağına dair hükmünün uygulanması yasal olarak mümkün olmadığından Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu gerekçeler ile Dairemizce davacı tarafından dava dilekçesinde talep edilen miktarın hüküm altına alınmasına, davacı tarafından sözleşmenin feshi ve prim iadesi talebine ilişkin ihtarnamenin davalıya tebliğ şerhi dosyaya sunulmadığından dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir. Davacı tarafından 11/06/2021 tarihide kısmi dava açılarak dava dilekçesinde 1.000,00 TL alacağın talep edildiği, bilirkişi tarafından hesaplama yapıldıktan sonra 23/05/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 19.140,00 TL'ye arttırdığı, davalı vekili tarafından ıslah dilekçesine karşı süresinde sunmuş olduğu beyan dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunulduğu anlaşılmıştır. TTK'nın 1420 maddesi uyarınca dava konusu alacak muaccel olduğu tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Davacı tarafından ıslah edilen miktar sözleşmenin feshinden itibaren arabuluculukta geçen ve duran süre de dikkate alındığında 2 yıllık zamanaşımı süresi ıslah tarihi itibariyle geçmiş olduğundan ıslah edilen miktara ilişkin alacağın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç olarak, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/07/2023 tarih ve 2021/408 Esas-2023/604 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,
2-Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
-1.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin zamanşımı sebebiyle reddine,
İLK DERECE YÖNÜNDEN:
3-Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Harçlar Kanunu ve tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından dava açılırken peşin yatırılan 59,30 TL ve ıslah harcı olarak yatırılan 268,00 TL olmak üzere toplam 327,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 404,70 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 327,30 TL ( peşin harç ve ıslah harcı toplamı) ve 59,30 TL başvuru harcı toplamı olan 386,60 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edildiği anlaşılan 1.132,50-TL yargılama giderinin davanın kabul/ ret oranına göre 59,11 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafının sarf edilen yargılama gideri bulunmadından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13 ve 14. Maddeleri ile Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 68,90 TL'sinin davalıdan tahsili ile, 1.251,10 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
8-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar ve tarifenin 13/2 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca reddedilen miktar ve tarifenin 13/2 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 18.140,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
10-Artan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:
11- Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
12-Davacı tarafından sarf edilen 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 152,50 TL istinaf masrafı olmak üzere toplam 890,50 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
14-Artan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
15-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/05/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.