T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1987 Esas
KARAR NO : 2026/1014 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2022/497 Esas- 2023/567 Karar
TARİH: 07/07/2023
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 14/05/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin aralarında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunan asıl işveren davalı borçlu şirket ve dava dışı takip borçlularından olan alt işveren ... .... Ltd. Şti.'nin inşaat şantiyelerine damacana suyu temin ettiğini, müvekkili davalı borçluya ait şantiyelere damacana su verdiğini, davalı borçlu şirketin de verilen mal karşılığında müvekkiline ödeme yaptığını, aralarındaki anlaşamaya göre faturalar alt işveren ... .... Ltd. Şti.'ye kesildiğini, ödemeleri davalı şirketin yaptığını, bu ticari ilişkiye ait ... grup yazışmalarının ekte sunulduğunu, müvekkilinden mesaj yoluyla davalının sürekli siparişler verdiğinin, müvekkilinin de bu siparişleri belirten şantiyelere teslim ettiğinin, ödemelerin geciktirildiğinin, müvekkilinin boş damacanalarını alamadığı gibi hususların ayrıntılı olarak görüldüğünü, davalı şirket tarafından sadece bir kısım ödeme yapıldığını, kalan takip konusu borcu ödemediğinin görüldüğünü, ilk ödemenin eylül ayında dava dışı alt işveren tarafından yapıldığını, sonraki aylarda 2 defa davalı asıl işveren tarafından ödeme yapıldığını ancak yapılan bu ödemelerin borcu karşılamadığı için müvekkilinin defalarca davalıları uyardığını ancak herhangi bir sonuç alamadığını, davalı şirket yetkilileri müvekkili ile iletişime geçerek "Kolay gelsin abi, ... şantiyeye 25 dönüşümlü su, ... şantiyeye 50 dönüşümsüz su bırakabilir misin abi?" şeklinde talep ettikleri damacana suları müvekkilinin ilgili şantiyelere bıraktığını ve ardından ödemeyi bazen dava dışı alt işveren borçlu ... .... Ltd. Şti.'nin yaptığını, bazı zamanlarda da davalı asıl işveren... Ticaret A.Ş. Tarafından ödemelerin banka aracılığı ile yapıldığını, müvekkilinin davalı şirketten 37.000,00 TL alacağının bulunduğunu, davalı şirket yetkililerinin ödemelerin yakın zamanda yapılacağı vaadiyle müvekkilini sürekli oyaladıklarını, müvekkili ...tarafından kesilen faturaların mal karşılığı bedel olduğunu, davalı şirkete ait şantiye ve iş yerlerine verilen mal karşılığı olarak kendisine ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin defalarca davalı şirket yetkilileri ile iletişime geçtiğini, fatura bedelinin ödenmesini istediğini ancak taleplerinin karşılığını uzun bir süre alamadığını, davalı tarafın müvekkilinin tüm ödeme ihtarlarına rağmen borcunu ödemediğinden dolayı 07/02/2022 tarihinde davalı borçlu ve diğer dava dışı alt işveren borçlu ... Ltd. Şti. Aleyhine İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını ancak davalı tarafından ödeme emrine itiraz edildiğini, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesini, alacak likit olduğundan takibe itiraz eden davalı borçlunun alacağın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine ve avukatlık ücreti ile yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili şirket arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını ve müvekkili şirketin davacıdan damacana suyu almadığını, dolayısıyla müvekkili şirkete husumet yönetilmesinin hukuken mümkün olmadığını, ...’a fatura kestiği beyanı da dikkate alındığında davacının muhatabının ... olabileceğini, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını ve kanıtlanabilmiş bir alacağın da olmadığını, davanın reddedilmesi ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatan alacaklı aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacı tarafın tanık dinletmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında sözleşmesel ilişki bulunmadığını, bu nedenle davacının müvekkili şirkete yöneltebileceği husumetin olmadığını, buna karşın müvekkili şirkete karşı ikame edilen huzurdaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesinin zorunlu olduğunu, davacının dava dışı ... ile arasında şifahen de olsa bir sözleşmenin bulunduğunu, davacının iddia ettiği damacana suyu bedellerini ... şirketine faturalandırdığının anlaşıldığını, başlı başına bu durumun dahi davacı ile müvekkili şirket arasında sözlü veya yazılı sözleşme bulunmadığını gösterdiğini, müvekkili şirketin davacı ile hiçbir sözleşmesel ilişkisi bulunmadığını müvekkili şirketin davacıdan herhangi bir mal satın veya teslim almadığını, davacının müvekkili şirkete kestiği herhangi bir fatura bulunmadığını ve buna paralel olarak müvekkili şirketin defter ve kayıtlarında davacının cari hesabı veya düzenlediği herhangi bir faturanın olmadığını, dava konusu icra takibinde ... da borçlu olarak gösterilmişken davanın sadece müvekkiline karşı açılmasının da kötü niyetli olduğunu, bu hususta mükerrer ödeme talebi varsa bunun da önüne geçmek adına ... ...’ın davacıya ödeme yapıp yapmadığının da araştırılması gerektiğini, ayrıca müvekkili şirketin dava dışı ...’ın veya başkasının davacıya olan borçlarını kefalet, garanti, üçüncü kişinin fiilini taahhüt veya başka bir surette güvence altına almadığını, bu nedenle de ...’ın varsa davacıya olan ödenmemiş borçlarından müvekkili şirketin hukuken sorumlu tutulamayacağını, müvekkili şirket ile davacı arasında taşeronluk, alt taşeronluk sözleşmesi veya herhangi bir sözleşmesel ilişki bulunmadığını, davacının ...’ın müvekkili şirkete ait şantiyede alt taşeronu olduğu varsayılsa dahi davacı taraf o iş kapsamında olsa bile müvekkili şirketten hiçbir talepte bulunamayacağını, yargı kararlarıyla da kabul edildiği üzere alt taşeron işverenden alacak talebinde veya başkaca istemde bulunamayacağını, davacının hem müvekkili şirket ile arasındaki sözleşmesel ilişkiyi hem de dava konusu alacağını ve alacak talebinin dayanağı olan mal teslimini de kanıtlayamadığını, kanıtlanamayan davanın reddinin zorunlu olduğunu, davacı tarafın somut olayda müvekkili şirkete husumet yöneltemeyeceğini, davacının alacak talebinin de kanıtlanamadığını ve haksız olduğunu, davacı tarafından iddia edilen alacağın likit ve muayyen olmadığını, bu doğrultuda davacının icra inkâr tazminatına hükmedilmesi yönündeki taleplerinin reddinin gerektiğini, müvekkili şirketten alacağı bulunmadığı ve müvekkili şirkete husumet yöneltemeyeceğini bildiği halde kötü niyetli olarak icra takibi başlatan davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerden dolayı haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak başlatılan icra takibi neticesinde talep edilen icra inkâr tazminatının ve ikame edilen bu davanın reddinin hukuken zorunlu olduğunu, yine yukarıda ayrıntılarıyla izah edildiği üzere davacı alacağı bulunmadığı ve müvekkili şirkete husumet yöneltemeyeceği halde icra takibi başlatıldığını ve akabinde huzurdaki davayı açtığını, bu durumda davacının haksız ve kötü niyetli olarak takibe giriştiğini, dolayısıyla davacı aleyhine %20 oranından az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, dava konusu icra takibinde ... Harfiyatın da borçlu olarak gösterildiğini ancak dava sadece müvekkili şirkete karşı açıldığını, varsa alacaktan ... ...’ın sorumlu olduğunun anlaşıldığını, damacana su alımını ...’ın yaptığını, bu hususta faturaların ...’a kesildiğinin ifade edildiğini, dava konusu alacak talebinden ...’ın sorumlu olduğunu, davanın haksız olması ve müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyecek olmasına rağmen olası bir aleyhe kararda müvekkili şirket aleyhine meblağların ...’a rücu edeceğini, ...’ın dava konusu borcu ödeyip kapatmış olması ihtimalinin de mevcut olduğunu, bu durumda davanın ...’a ihbar edilmesini talep ettiklerini, izah edilen nedenlerle müvekkili şirkete karşı husumet yöneltilemeyeceği halde açılan bu davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davanın reddine, davacının koşulları oluşmayan haksız icra inkâr tazminatı talebinin reddine, alacağı bulunmadığı ve müvekkili şirkete husumet yöneltemeyeceği halde haksız ve kötü niyetli olarak takibe girişen davacı aleyhine alacağın %20’si oranından az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, davanın .... Ltd. Şti.’ye ihbar edilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 07/07/2023 tarih ve 2022/497 Esas- 2023/567 Karar sayılı kararında;
" ......Dosyamıza sunulan 17/02/2023 tarihli bilirkişi kök raporunda; incelenen davalı şirkete ait 2021 ve 2022 yılı ticari defter ve belgelerinin Elektronik Defter Genel Tebliği usul ve esaslarına göre tutulduğu, Elektronik Defterler ile Envanter defterlerinin yasal süresinde onaylandığı ve davalı şirketin 2021 ve 2022 yılı ticari defterlerinin TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tutmuş olduğundan davalı şirketin 2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davalı şirketin 2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde: Davacı ...ile davalı... Tic. AŞ. arasında cari hesaba dayanan herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, 4.4 Davacı şirket vekilinin dava dosyasına ibraz ettiği faturaların incelenmesi neticesinde; Davacı ...tarafından düzenlenen faturaların icra takibi borçlularından .... Ltd. Şti. unvanına düzenlenen faturalar olduğu, Davacı yanın ticari defterlerini ibraz etmemesinden dolayı icra takibi borçlusu ... Tic. Ltd. Şti'den olan alacak miktarının ne kadar olduğuna dair tarafımdan herhangi bir tespitin yapılamadığı, yönünde rapor hazırlanmıştır.
İtiraz üzerine hazırlanan 22/05/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda; incelenen davacı şirkete ait 2021 yılı Ticari defterlerinin açılış tasdikleri ile yıl sonunda yaptırılması gereken kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun yaptırılmış olduğu, davacı şirketin 2021 yılı ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacı şirkete ait 2022 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin T.T.K hükümlerine göre usulüne uygun ve yasal süresinde tasdik edildiği, davacı şirkete ait 2022 yılı ticari defterlerinden olan yevmiye defteri kapanış tasdikinin rapor hazırlanması aşamasında henüz kanuni süresinin dolmamış olması göz önünde bulundurularak davacı şirketin 2022 yılı ticari defterlerinin TTK. hükümlerine göre usulüne uygun tutulup tutulmadığına dair ve ticari defterlerin sahibi lehine delil niteliği taşıyıp taşımadığına dair kararın Sayın Yargı Makamının takdirine bağlı olduğu, Davacı şirketin icra takibi borçlularından .... Ltd. Şti. unvanına düzenlediği damacana su satışı faturalarından kaynaklı olarak icra takip tarihi olan 08.02.2022 tarihi itibariyle icra takibi borçlusu .... Ltd. Şti.’den 35.590,96 TL alacağının bulunduğu, yönünde rapor hazırlanmıştır.
Bilirkişi kök ve ek raporunda da belirtildiği üzere davalı yan her ne kadar faturaların hazırlandığı şirket ile hiçbir alakalarının olmadığı belirtilmiş ise de davacı yanca dava dışı şirket adına hazırlanan bir kısım faturaların davalı yanca ödendiği, davacı yanca su temininin davalıya ait şantiye alanına yapıldığı ve buna ilişkin konuşma kayıtları da dikkate alındığında verilen hizmete rağmen bedelin ödenmediği görülmekle asıl alacak yönünden davanın kabulüne, ihtar ile temerrüt olmadığından işleyen faizin reddi gerekmiştir.
Davalının icra takibine haksız yere itirazda bulunması ve alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olması nedeni ile toplam alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının (İİK md.67/2) davalıdan tahsilde tekerrür olmamak üzere alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir..."gerekçesi ile,
''1-Davanın tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla KISMEN KABULÜNE,
Davalının İstanbul 29.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 35.590,96 TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-İİK mad. 67/2 uyarınca alacak likit ve itiraz haksız olduğundan 35.590,96 TL alacağın %20'si olan 7.118,19 TL icra inkâr tazminatının tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada mevcut olan kök ve ek bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere taraflar arasında cari hesap ilişkisi ve sözleşme ilişkisinin mevcut olmadığını, Mahkemece bilirkişi raporlarındaki davalı lehine olan tespitlere neden itibar edilmediğinin açıklanmadığını, davacı tarafından faturaların ihbar olunan Melek Hafriyat ünvanına düzenlendiğini ve defterlerine göre ihbar olunan şirketten alacaklı göründüğünü, davacı ile davalı şirket arasında sözleşmesel ilişki bulunmadığını, bu nedenle davacının müvekkil şirkete yöneltebileceği husumetin olmadığını, davanın husumet eksikliği sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı varsa taleplerini ...’a yöneltmesi gerektiğini, dava konusu icra takibinde ... da borçlu olarak gösterilmişken davanın sadece davalıya karşı açılmasının da kötü niyetli olduğunu, davalının, dava dışı ...’ın veya başkasının davacıya olan borçlarını kefalet, garanti, üçüncü kişinin fiilini taahhüt veya başka bir surette güvence altına almadığını, bu nedenle de, ...’ın varsa davacıya olan ödenmemiş borçlarından müvekkil şirketin hukuken sorumlu tutulamayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bazı ödemelerin davalı şirket tarafından yapıldığı varsayımında dahi, üçüncü kişinin yapacağı ödemenin onu borçlu haline getirmeyeceğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun borcun üstlenilmesi, sözleşmenin devri, borca katılma ve borcun devri işlemlerine ilişkin hükümlerine göre bu işlemlerin gerçekleşmiş sayılabilmesi için taraflar arasında anlaşma yapılması ve yeni borçlunun bu hususlarda açık irade beyanı da gerektiğini, oysaki taraflar arasında böyle bir anlaşma bulunmadığı gibi davalı tarafından ...’ın borcunun üstlenilmesi, devralınması veya borcuna katılma veya benzeri bir irade beyanı olmadığını, davalı şirket ile davacı arasında taşeronluk, alt taşeronluk sözleşmesi veya herhangi bir sözleşmesel ilişki bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için davacının ...’ın davalı şirkete ait şantiyede alt taşeronu olduğu varsayılsa dahi davacı tarafın o iş kapsamında olsa bile davalı şirketten hiçbir talepte bulunamayacağını, (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2018/3520 E. - 2019/3407 K. numara ve 10.9.2019 tarihli ilamı), dava konusu alacak hakkının varlığı ve varsa bile muaccel olduğu da kanıtlanamadığını, davanın, damacana suyu bedelinin tahsili istemine ilişkin olduğunu, ancak bu hususta tedarik veya satış sözleşmesi, damacana su sipariş edildiğini gösterir imzalı belge, damacana suların müvekkil şirkete teslim edildiğine dair imzalı teslim-tesellüm tutanağı, velhasıl davacının alacak hakkı bulunduğunu ve varsa bu alacaktan davalı şirketin sorumlu olduğunu ve bu alacağın muaccel olduğunu gösterir hiçbir delilin mevcut olmadığını, davacının dava dilekçesinin ekinde yer alan ...’a kesilmiş fatura ve kimlerin yaptığı dahi belli olmayan birtakım ... yazışmalarının alacağın varlığını ve davayı kanıtlayamayacağını, ( Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2017/8713 E. – 2020/1330 K. numara ve 05.02.2020 tarihli ilamı), alacağın likit olmadığını ve icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, cari hesabın dayanağı olan faturalara konu damacana suların davacı tarafından davalının şantiyelerine ve alt taşeronuna teslim edildiğini, davalının talebi üzerine faturanın ihbar olunan ........Ltd. Şti. adına düzenlendiğini, sözleşmenin davalı ile yapıldığını ve bakiye cari hesap borcundan davalının sorumlu olduğunu, bu hususun taraflar arasındaki ... yazışmaları ve davalı tarafından yapılan kısmi ödemeye ilişkin banka dekontları ile sabit olduğunu ileri sürerek bakiye bedelin ödenmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise taraflar arasında sözleşme ve cari hesap ilişkisi bulunmadığını, faturaların kendileri adına düzenlenmediğini, davacının dava dışı ihbar olunan ile aralarındaki sözleşme ilişkisi kapsamında alacağının davalıdan talep edilemeyeceğini, ... yazışmalarının kabul edilmediğini, ihbar olunan adına ödeme yapılmasının davalıyı hukuki ilişkinin tarafı haline getirmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonrasında düzenlenen bilirkişi raporu ile taraflar arasında cari hesap ilişkisinin bulunmadığı, cari hesaba konu faturaların ihbar olunan adına düzenlendiği ve davacının ihbar olunandan 35.590,96 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafından satış sözleşmesinin davalı tarafından yapıldığı, ürünlerin davalının şantiyelerine teslim edildiği ileri sürülmüş ve ... yazışmalarına dayanılmış ise de, söz konusu ... yazışmaları davalı tarafından kabul edilmemiş olup, bu yazışmaların davalının yetkilisi ile yapıldığı ispat edilmediğinden bunlara itibar edilmesi mümkün değildir. Yine Mahkemece davalı tarafından yapılan bir kısım ödemeler dikkate alınarak davalının sözleşmenin tarafı olduğu kabul edilmiş ise de, davalı tarafından 2021 yılında yapılan toplam 7.000,00 TL ödemeye ilişkin banka dekontlarının ikisinde "... Namına Muvafakatname Karşılığı Ödeme", birinde "Şantiye Su Bedeli" yazdığı, TBK'nın 89 maddesi uyarınca alacaklının menfaati bulunmadıkça borcun bizzat borçlu tarafından ödeneceğine dair yasal bir zorunluluk bulunmadığı, davalı tarafından ödeme yapılmasının tek başına davalıyı sözleşmenin tarafı haline getirmediği, kaldı ki bir kısım ödemenin de ihbar olunan şirket tarafından yapıldığı, davacı tarafından sözleşmenin davalı ile akdedildiğine veya ödenen bedel dışında tüm borcun davalı tarafından üstlenildiğine dair geçerli bir delil sunulmadığı, ihbar olunan şirket tarafından yapılan ödeme, faturaların ihbar olunan şirket adına düzenlenmesi, teslimin ihbar olunan şirkete yapıldığının iddia edilmesi, davacının kendi aleyhine de delil teşkil eden ticari defterlerine göre de davalı ile aralarında cari hesap ilişkisinin bulunmaması ve ihbar olunan şirketten alacaklı görünmesi, davalı tarafından yapılan ödemelere ilişkin banka dekontlarında yapılan ödemelerin muvafakatname karşılığı yapıldığının belirtilmesi hep birlikte değerlendirildiğinde satış sözleşmesinin davacı ile ihbar olunan arasında akdedildiğini gösterdiği, kim ile yapıldığı belirli olmayan ve davalı tarafından kabul edilmeyen ... yazışmalarının sözleşmenin taraflar arasında kuruluğunu ispatlayacak nitelikte olmadığı, kaldı ki davacı tarafından ihbar olunan adına tek başına fatura düzenlenmesinin ve faturalarının ticari defterlere kaydedilmesinin alacaklı olduğunu göstermediği, alacağın dayanağı fatura konusu ürünlerin borçlu tarafa tesliminin ispat edilmek zorunda olduğu, davacı tarafından ürünlerin borçluya teslim edildiğine dair delil sunulmadığı ve açıkça yemin deliline de dayanılmadığı anlaşılmakla Mahkemece bu hususlar gözetilerek davanın reddine, davacının kötü niyeti ispat edilmediğinden ve kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Sonuç olarak, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/07/2023 tarih ve 2022/497 Esas- 2023/567 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,
2-Davanın REDDİNE,
-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:
3-Dairemiz karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 446,87 TL harcın mahsubu ile bakiye 285,13 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
7-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen miktar ve tarifenin 13/2 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 37.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
8-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde avansı yatıran tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:
9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
10-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
11-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde avansı yatıran tarafa iadesine,
12-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/05/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.