T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2045 Esas
KARAR NO : 2026/945 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2021/30 Esas - 2023/327 Karar
TARİH: 11/05/2023
DAVA: Sözleşmenin İptali veye Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan )
KARAR TARİHİ: 07/05/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 24/03/2015 tarihinde taraflar arasında sigorta acenteliği sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalı şirkete kendi çabası ile binlerce müşteri kazandırdığını, buna rağmen davalının davacıya gönderdiği haksız ihtarname ile diğer sigorta şirketinin acenteliğinin bırakılmasını aksi takdirde sözleşmenin feshedileceğini belirttiğini, 28/12/2020 tarihinde mail göndererek sistem ekranına girişi engellendiğini ve akabinde 25 Aralık 2020 tarihli Kadıköy 29. Noterliğinin ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile azilname gönderdiğini, böylece yıllardır süren acentelik sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiğini, davacının maddi ve manevi zarara uğradığını, haksız olarak yapılan feshin iptalini ve muarazanın giderilmesini talep ettiklerini belirterek, sözleşmenin feshinin iptaline ilişkin işlemin sonucunun durdurulması için tensiple birlikte tedbir kararı verilmesine, öncelikle sözleşmenin feshi işleminin iptaline, mümkün değilse davacının müşteri portföyünden kaynaklı maddi zararının tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın bankalar arası mevduat faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tazminine, davacının yaşadığı elem ve üzüntüden ötürü 50.000,00 TL manevi tazminatın bankalar arası mevduat faizi ile birlikte davalı şirketten tazminine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, davacının talebi yine kedisi tarafından belirlenebilir bir talep olduğundan belirsiz alacak davası açılamayacağını, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, davacı münsefih acentenin sözleşmesinin haklı nedenle, acentenin sözleşmeye aykırı olarak başka sigorta şirketlerinin acenteliğini yapması sebebiyle feshedildiğini, davalı şirket tarafından 21/09/2020 tarihli Kadıköy 29. Noterliği'nin ... keşide nolu ihtarnamesi ile davacıya sözleşmeye aykırı eylemlerine son vermesinin, aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğini, ancak acentenin ihtara rağmen acente sözleşmeye aykırı hareketlerine devam ettiğini, bunun üzerine 25/12/2020 tarihli Kadıköy 29. Noterliği'nin ... keşide nolu ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin acentenin kusuru ile feshedildiğini, bu nedenle denkleştirme tazminatı talep edilemeyeceğini, ayrıca davacının müşteri çevresinden önemli bir menfaat elde etmesi gibi bir halin de söz konusu olmadığını, manevi tazminat koşullarının da oluşmadığını savunarak usul ve yasaya aykırı davanın reddi ile yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 11/05/2023 tarih ve 2021/30 Esas - 2023/327 Karar sayılı kararında; davada asıl talebin sözleşmenin feshinin iptaline ilişkin olması ve diğer taleplerin terditli olarak öne sürülmesi karşısında, davanın asıl talebe bağlı olarak arabuluculuğa tabi olmadığı anlaşıldığından yargılamaya devam edilerek esasa ilişkin hüküm verildiği, denkleştirme isteminin bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu, davanın sözleşmenin sona erdiği 25/12/2020 tarihinden hemen sonra 15/01/2021 tarihinde ve hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, TTK'nin 122 maddesi uyarınca, acentenin denkleştirme tazminatına hak kazanabilmesi için öncelikle sözleşmenin sona ermesinde acentenin kusurunun bulunmaması gerektiği, taraflar arasında Beyoğlu 4.Noterliğinin 24.03.2015 tarih ... yevmiyeli işlemiyle sigorta acenteliği sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 2.4.maddesinde, "acentenin kendisi hissedarlardan herhangi birisi veya çalışanları ,doğrudan ve dolaylı olarak başka sigorta şirketlerinin acenteliğini alamaz ve başka sigorta şirketlerinin acentelerine tali olamaz" hükmünün bulunduğu, sözleşmenin davalı tarafından Kadıköy 29.Noterliğinin 25.12.2020 tarih ... yevmiye numaralı işlemi ile tek taraflı olarak feshedildiği, davalının fesih öncesinde davacıya gönderdiği Kadıköy 29.Noterliğinin 21.09.2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle sözleşmeye aykırı eylemlere son verilmesinin aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiği, 6100 Sayılı HMK'nin 25,27,29 ve 31 maddeleri nazarında davacı vekilinden sözleşmenin feshi sebebi olarak gösterildiği üzere başka sigorta şirketlerinin acenteliğinin yapılıp yapılmadığı hakkında açıklama yapılması istendiği halde verilen süre ve tahkikat tamamlanıncaya kadar bu konuda bir açıklama yapılmadığı, kaldı ki, davacının ihtarnameye verdiği cevapta sigorta şirketinin gösterdiği fesih sebebini zımnen kabul ettiği, tarafların tacir sıfatı, sözleşme serbestliği ilkesi ve dürüstlük kuralı gereğince asıl sözleşmenin geçerli olduğu, geçersizliğe ilişkin herhangi bir husus ileri de sürülmediği, davacının sözleşmeye aykırı davrandığının sabit olması nedeniyle sigorta şirketi tarafından yapılan feshin TTK'nin 121/1 maddesi ışığında haklı ve hukuka uygun olduğu, davacının sözleşmenin feshinin iptali veya maddi ve manevi tazminat taleplerinin yasal koşullarının oluşmadığı, gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin, davacının cevabi ihtarnamesi ile başka bir sigorta şirketinin acenteliğinin alındığını zımnen kabul ettiğine dair tespitini kabul etmediklerini, sözleşmeyi bu nedenle ve haklı sebepler feshettiğini ileri süren davalının iddiasını ispatla yükümlü olduğunu; davacı, başka bir şirket ile acentalık sözleşmesi yapmış olsa dahi, bunun tek taraflı fesih için yeterli sebep olmadığını; sözleşmenin 2.4 maddesindeki düzenlemenin özgür irade ile imzalanmadığını, davalının tek taraflı hazırladığı sözleşme hükümlerinin müzakere edilmeksizin, sırf acenteliğin alınması amacıyla imzalandığını, rekabet kurallarını ihlal edici şekilde yapılan sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğunu; mahkemenin denkleştirme tazminatı isteminin hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı yönündeki kabulünün hatalı olduğunu; mahkemece denkleştirme tazminatı koşullarının neden oluşmadığının gerekçelendirilmediğini, sözleşmenin denkleştirme tazminatı talebine imkan verecek şekilde sonra erdiğini; acentanın bulduğu yeni müşterilerin sigorta şirketinin ve davacının kayıtlarında bulunduğunu, bu delillerin toplanmadığını ve bilirkişi incelemesi yapılmadığını; davalının, davacıya sözleşmenin 2.4 maddesine istinaden gönderdiği ihtarnamenin haksız olduğunu, sözleşmenin gerektirdiği yükümlülükten ötürü davacının başka sigorta şirketlerinin acenteliğini üstlenmediğini, davacının müşterilerine alternatif hizmet sunmak ve daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşmak amacıyla ikinci bir sigorta şirketi ile acentelik sözleşmesi yaptığını, bunu iptal etmesinin de söz konusu olmadığını; Türkiye genelinde tüm acentelerde birden fazla sigorta şirketinin acenteliğinin bulunduğunu; davalı şirketin acentelerinin de birçok sigorta şirketinin acenteliğini aynı anda yaptıklarını, Sigortacılık Kanunu'nun 23/15,16 fıkraları kapsamında da acentenin fesihten sonra müşteri portföyü ve hakkaniyet gereği tazminat talep edilebileceğini, bu hakkın sözleşme ile sınırlandırılamayacağını; davalının, davacı müşterilerine taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin sona erdiğini bildirir belgeler göndererek davacının müşteri portföyünü kendisine aktarmaya çalıştığını, davacının ticari itibarını zedelediğini, davacının yaşadığı elem ve üzüntüden dolayı manevi zarara uğradığını, ayrıca davacı müşterilerine gönderilen bu belgelerin davalının davacı ile rekabete girdiğini de gösterdiğini, bu durumun Rekanet Kanunu'nun 4 üncü maddesine aykırı olduğunu,
İleri sürerek, açıklanan ve re'sen belirlenecek nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile öncelikle sözleşmenin feshi işleminin iptaline, mümkün değilse denkleştirme tazminatı ile manevi tazminatın davalıdan tahsiline yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; taraflar arasındaki sigorta acenteliği sözleşmesinin haksız feshedildiğinden bahisle fesih işleminin iptali, bunun kabul edilmemesi halinde manevi tazminat ve denkleştirme tazminatının davalıdan tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Acentelerin denkleştirme tazminatı istemlerine ilişkin düzenleme 6102 Sayılı TTK'nun 122 ince maddesinde yer almaktadır. Sigorta acentelerinin denkleştirme tazminatı istemleri 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 23/16 maddesinde ayıca hükme bağlanmıştır. TTK'nun 102/3 fıkrasında sigorta alanlarına ilişkin özel düzenlemeler saklı tutulmuş olup, 5684 sayılı Kanunun 23/16 maddesi uyarınca, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi, sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir. Ancak, sigorta acentesinin haklı bir nedene dayanmaksızın sözleşmeyi feshetmesi ya da kendi kusuruyla sözleşmenin feshine neden olması halinde tazminat hakkı düşer.
Dosya içeriği belgelere göre; taraflar arasında 24/03/2015 tarihli Sözleşme Yapma ve Prim Tahsiline yetkili Acentelik Sözleşmesi bağıtlandığı, sözleşmenin 2.4 maddesinde davacı acentenin kendisinin, hissedarlarından herhangi birisinin veya çalışanlarının, doğrudan veya dolaylı olarak başka sigorta şirketlerinin acenteliğini alamayacaklarının ve başka sigorta şirketlerinin acentelerine tali acente olamayacaklarının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 10.3 maddesinde, davacının mevzuata, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının tanım ve talimatlarına, davalının duyurularına ve acentelik sözleşmesi hükümlerine uymaması halinde, davalının sözleşmeyi yazılı bildirim yaparak derhal feshedebileceğinin kararlaştırıldığı, davacının sözleşme yapılmadan önce davalı acenteliğine başvurduğu ve davalı tarafından istenilen bilgi ve belgeleri davalıya ibraz ettiği, davacının sözleşme bağıtlanmadan önce ... A.Ş.'nin acentesi olduğu, davalı ile sözleşme yapılması halinde ... A.Ş. İle olan sözleşmesini tek taraflı feshedeceğine dair ayrı bir yazılı taahhütte de bulunduğu, diğer ifade ile davacının sözleşmenin 2.4 maddesinin sözleşme öncesinde müzakere edilmediğine, genel işlem koşulu olduğuna yönelik iddiasının yerinde olmadığı, davacının sözleşme devam ederken başka bir sigorta şirketininin acenteliğini aldığını ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, ne varki davacı yanın gerek davalı tarafından gönderilen ve sözleşmeye aykırılığın giderilmesi talebini içeren 25/09/2020 tarihli ihtarnameye verdiği cevapta, gerekse dava dilekçesinde müşterilerine alternatif hizmet sunmak ve daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşmak amacıyla ikinci bir sigorta şirketi ile acentelik sözleşmesi yaptığını ikrar ettiği, yine davacı vekilinin 24/05/2022 tarihli beyan dilekçesinde de davacının, davalı ile sözleşmenin devam ettiği sırada ...A.Ş. İle 04/07/2020 tarihinde sözleşme yaptığını ikrar ettiği, böylece davalının ispatla yükümlü olduğu olgunun davacının ikrarı ile ispat olunduğu, sözleşmenin açık hükmünün ihlali ve davalı tarafından verilen süre içerisinde aykırılığın giderilmemesi karşısında davalının sözleşmeyi feshinin haklı olduğu, sözleşmenin feshine kendi kusuru ile sebep olan davacının denkleştirme tazminatı talep ve manevi tazminat talep edemeyeceği, mahkemece davanın reddine dair verilen kararın dosya kapsamına uygun olduğu, davacı istinafının aksine mahkemenin denkleştirme tazminatı isteminin hak düşürücü süre içerisinde ileri sürüldüğünün tespit edildiği, red gerekçesinin de bu olmadığı anlaşılmış, davacının istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 07/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.