T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1991 Esas
KARAR NO : 2026/1015 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2015/300 Esas- 2021/882 Karar
TARİH: 13/10/2021
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 14/05/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Yenileme Projesi sözleşmesinin teknik şartname kısmının “Yüzey Ön Hazırlığı” başlıklı 1.3. Maddesinde “kaplanacak alanın nem kontrolü ... Metodu (... Metodu) ile gerçekleştirilmesi ve sonucunda Yes değerin altında olması gereklidir” şeklinde düzenleme bulunduğunu, bu düzenleme çerçevesinde davacı şirketin sözleşmede belirlenen garanti yükümlülüğünün ancak ... alanında nem oranının 965'i altında olması halinde geçerli olduğunun açık olduğunu, ancak uzman şirket tarafından yapılan 2 kez tekrarlanan nem testi sonucunda dava dışı ... ... zemininde nem oranının 965'in üzerinde çıktığını, Kasım 2014'ten Nisan 2015'e kadar poliüretan kaplama işini yapacak davacı şirketin yaptığı toplantıda davalılara 2 adet alternatif çözüm sunduğunu, alternatiflerin davalı ... tarafından reddedildiğini ve zemin hazırlığı kapsamındaki nem bariyeri uygulamasının dava dışı ... ile akdedilen sözleşme kapsamında olmasına karşılık, davacı tarafından bilabedel yapılmasının istendiğini, davacı şirketin söz konusu işlerdeki sorumluluğu ve garanti yükümlülüğünün şartlarının sözleşmede açık bir şekilde ifade edildiğini, hal böyle iken davalıların bu sorunu çözümsüz ve anlaşılmaz bir şekilde davacı şirkete yükleme çabalarının son derece manidar olduğunu, mimarlıkta son derece deneyimli olan davalıların ısrarla çok sarih bir konuyu haksız yere 3-4 ay uzatarak süreci çözümsüzlüğe ittiklerini, davalıların bu haksız eylemleri nedeniyle davacı şirketin sayısız zarara uğradığını, nitekim zaten davalıların haksız eylemleri ile itibar kaybına uğrayan davacı şirketin bu kasti ve keyfi düzenlemelerle ciddi anlamda finansal sıkıntı yaşadığını, davacı şirketin dava dışı ... ile akdedilen sözleşme gereğince malzeme tedariki bakımından başkaca satın alma sözleşmesi yapılarak 430.000,00-TL ön ödemede bulunduğunu, sözleşme çerçevesinde 6 aylık bir proje olarak başlayan ... ... ... projesi kapsamında davalıların keyfi ve kasıtlı olarak projeyi çözüm sellikten uzak bir şeklide uzatması sebebiyle davacı şirketin işi bitiremeyen şirket konumuna düşürüldüğünü, ... duvar ve zemin boyaları renk numune onaylarının Aralık 2014 sonunda bizzat davalı ... tarafından verildiğini, ... ... tasarımcısının boyaları beğenmemesi üzerine davalı ...'in sanki numuneleri kendisi vermemiş gibi davacı şirketi “neden üretime geçtiniz” diyerek sorguladığını, sözleşme kapsamında davacının edimi olmayan 300 metreküp mazgalın 600 metre küplük köşebentlerinin davalıların talebi üzerine iyi niyetle yenilendiğini, mazgallardan ses gelmemesi talep edilmesi sebebiyle gerekli işlemlerin yapıldığını, ancak ses probleminin devam etmesi üzerine davalılara ses gelmemesi için klipsli sistem kurulması gerektiğinin davacılar tarafından bildirildiğini, ancak şartnamede yer alan ürünün davalıların ısrarları üzerine takıldığını, bu üründen kaynaklanan ses probleminin davacıya yükletilmek istendiğini, davalıların davacı şirket çalışanlarına “bir mazgal yapmayı beceremiyorsunuz” şeklindeki hakaretlerinin şeref ve haysiyetlerine zarar verdiğini, davalıların şartnameden kaynaklanan sıkıntıları davacı şirkete yüklemeye çalıştığını, ayrıca davalıların sözleşmede yer almayan işleri yaptırmak istediğini, yapılmaması üzerine de “ben böyle taşeron görmedim, bir avuç boya için iş bekletiyorsunuz diyerek davacı şirketin ticari itibarını, şeref, onur ve haysiyetini açıkça rencide ettiğini, anılan sözleşmenin yürürlüğü sırasında davalı ... tarafından talep edilen 2 adet çatıya, 2 adet teknik odaya, toplam 4 adet betonarme kaide yapım işi için, davacı şirket tarafından 200mm NPU profille çerçevesi yapılan, içerisinde 12 mm'lik ... inşaat demiri montajı yapılarak yerinde karma beton sistemiyle kaide üzerine gelecek basıncı kaldırabilecek bir sistem içeren teklif verildiğini ve davalı ... tarafından teklifin onaylandığını, ancak daha sonra başka bir sisteminin yapımının dayatıldığını ve daha büyük kaide yapım işleminin de bilabedel olarak davacı şirkete yüklendiğini, davacı şirket tarafından yapılan bir çok işte davalıların iş sahibi ... şirket yetkilerinin yanında sürekli olarak hakaret ve küçük düşürücü lafları Üzerine davacı şirketin itibarının zedelendiğini, toplum içinde yanlış ve kötü algılanmasına sebebiyet verildiğini, ayrıca davacı şirketin dava dışı ... A.Ş. Nezdinde tamamen ufak hesaplar peşinde koşan, ucuz iş yapan ve daha da kötüsü sürekli ilave masraflar çıkaran basit bir taşeron şirketi gibi gösterilmeye çalışıldığını, 6098 sayılı TBK'nin “Haksız Rekabet” başlıklı 57.ımaddesi uyarınca, dava konusu olaylar bakımından davacı şirketin başta davacı dışı ... A.Ş. olmak üzere ticaret hayatı bakımından vazgeçilmez nitelikte olan müşterilerinin azaldığın, hatta onları kaybetme noktasına gelmesi nedeniyle haksız rekabete uğradığının sabit olduğunu, davalıların haksız ve hukuka aykırı fiilleri sebebiyle davacı şirketin akdettiği sözleşme ve işlerde fesih aşamasına gelindiğini, davacı tarafından bitirilmiş bulunan işlerin tahsilatlarını yapılamadığın, işçilik, malzeme ve de dahil olmak üzere büyük maddi zararlara uğrandığını ve davacı şirketin gelecekte verilmesi düşünülen işleri de kaçırma tehdidi altında olduğunu beyanla, HMK m. 107 hükmü uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde olan davanın fazlaya ilişkin tüm hak, talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik haksız ve hukuka aykırı eylemleri sebebiyle feshedilen sözleşmeleri ve gerçekleştirilemeyen tahsilatlar vs. olmak üzere uğramış olduğu her türlü zararına ilişkin olarak 1.000,00 TL. ve uğramış olduğu iş kaybı ve kar mahrumiyeti ve başkaca her türlü zararına ilişkin 1.000,00 TL.'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dışı ... ve davalılar tarafından belirtilen iş programına, alınan ve davacı şirkete bildirilmiş olan kararlara uymayan ve yapılsa dahi teknik olarak alışveriş merkezine fayda sağlamayacak olan tekliflerde bulunduğunu, iş bu teklifin gerek ... ve gerekse davalılar tarafından iş programına ve davacıya bildirilmiş olan kararlara uymadığı ve yapılsa dahil teknik olarak alışveriş merkezine herhangi bir fayda sağlamayacağı gerekçesi ile reddedildiğini, nem bariyeri ile ilgili davacı şirkete bahse konu işin maliyeti sorulmasına rağmen, davacı şirket tarafından herhangi bir bilginin verilmediğini, yine davacı şirkete nem bariyerinin uygulanması halinde dahi temelden su gelmesi durumunda zemin ve kolonlardaki poliüretan kaplamanın kabaracağı belirterek, böyle bir durumun vuku bulunması halinde bahse konu tehlikenin nasıl engelleneceği sorusuna da davacı tarafından cevap verilmediğini, davalılar tarafından verilen teknik bilgilerin davacı ile paylaşıldığını, binanın yaklaşık 10 yıllık kullanımı sürecinde epokside neme bağlı herhangi bir kabarmanın da olmadığının ifade edildiğini, iş bu sebeplerle davalılar tarafından teknik olarak herhangi bir yarar sağlamayacak olan davacı tekliflerinin olumlu karşılanmadığını, davacı tarafından dava dilekçesinde her ne kadar ödemelerin kendilerine yapılmadığı ifade edilmiş ise de, dava dışı ... tarafından davacının hakkedişlerinin eksiksiz bir şekilde kendilerine ödendiğini, ayrıca davacı ödemelerin kendisine yapılmadığı, bu sebeple finansal anlamda ciddi bir sıkıntı yaşanıldığını ifade etmişse de, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalıların aleyhine ikame etmiş olduğu iş bu davayı ödemeye ilişkin herhangi bir yetkisi olmayan davalılara ikame ettiğini, zira davacının ... ile akdetmiş olduğu 12.05.2015 tarihli fesih ve ibra protokolü ile şantiyesinde yapacağı iş için temin ettiği tüm malzeme bedellerini dava dışı ...'den tahsil ederek, ...'ü ibra ettiğini, davacı şirketin, ... ile akdedilen yüklenici sözleşmesi uyarınca yerine getirmekle mükellef olduğu edimini ifa ederken bir çok personel değiştirdiğini, iş bu değişikliklerin davalılar ile bir bağlantısının bulunmadığını, davacı tarafından sözleşme konusu işlerde sanki işverenin ve işverenin işi denetlemekle yükümlü olduğu çalışanlarının yüklenici firmayı ve bunun çalışanlarını uyarma, eksik işleri gösterme gibi herhangi bir hakkı yokmuş gibi gösterilmeye çalışılmışsa da, kendisini çok profesyonel çalıştığını iddia eden davacının uyarının ve eksik işin bu işin gereğinin olduğunu bilmesi gerektiğini, davacı tarafın onay aşaması tamamlanmamış renk numunelerine ilişkin otoparkın bir bölümünün zemin ve duvarını boyadığını, davalılar tarafından şantiye temizliğine daha hassas davranılması gerektiğine ilişkin gönderilen e-postanın davacı tarafça itibarı zedeleyici bir unsur olarak görülmesinin kabul edilemez olduğunu, proje revizyonlarının hiçbir zaman gerek ...'ün, gerekse ... çalışanı davalıların keyfine göre yapılmadığını, işlem yapılacak mevcut yapının yapısal olarak izin verdiği olanaklara bağlı olarak statik danışmanın hazırladığı projeye göre yapıldığını, davacı tarafın ... ile akdetmiş olduğu yüklenici sözleşmesinde belirtilen işin yapımındaki tüm teknik hususların sorumluluğunun kendisine olduğunu bilmesine rağmen, dava dilekçesinde tüm teknik hususların sorumluluğunun gerek ...'de gerekse davalılarda olduğunu iddia ettiğini, dava dilekçesinde davalılar tarafından sarf edildiği iddiaeden davacı şirketi küçük düşürücü sözlerin davalar tarafından sarf edilmediğini, bu beyan ve iddiaların tamamen huzurdaki dava ile talep edilen maddi ve manevi tazminatın kabulüne yönelik davacı tarafça olayların kurgulanması suretiyle ileri sürüldüğünü, davacı taraf dava dilekçesinde davacı şirketin ve çalışanlarının projeden soğutulmaya çalışıldığını ifade etmiş ise de, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalıların gerek davacı şirket ve gerekse çalışanları ile samimi bir irtibat kurduğunu, davalıların davacı tarafa olması gereken işleri belirtirken veyahut işlerin neden yapılmadığına ilişkin soru yöneltirken hiçbir surette davacı tarafın itibarını zedeleme, küçük düşürme saiki gütmediğini, yalnızca işine odaklanmış ve işin yürütülmesi maksadı ile profesyonel bir bakış açısı ile davacı taraftan talepte bulunduğunu beyanla, haksız davanın reddine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 13/10/2021 Tarih ve 2015/300 Esas- 2021/882 Karar sayılı kararında; Tüm dosya kapsamı toplanan deliller taraf iddia ve savunmaları ile alınan ve mahkemece denetimine açık hükme ve uyuşmazlığın çözümüne elverişli bilirkişi heyet raporu ile taraflar arasında doğrudan bir sözleşme ilişkisinin bulunmadığı davalıların davacı ile arasında sözleşme ilişkisi bulunan dava dışı şirketin çalışanları olup, iddialarının aksine davalıların iş ve eylemlerinden dolayı dava dışı şirket bünyesinde doğan bir zararının bulunmadığı, sözleşme ilişkisinden kaynaklı zarar iddiası kabul edilse bile talebin davalı çalışanlara değil dava dışı şirkete yönlendirilmesi gerektiği yine anılan şirket ile de imzalanan ibranameler göz önüne alındığında böyle bir talebin de yerinde olmayacağı, yine sözleşme ilişkisinden bağımsız olarak davalıların haksız rekabet teşkil edecek bir eylemde bulunduğu hususun dosya kapsamı itibariyle yerinde olmadığı bu hususta bilirkişi heyeti tarafından gerek teknik gerekse hukuki yönden yapılan değerlendirmelerin yerinde olduğu gerekçesiyle açılan davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Huzurdaki dosyaya intikal eden 01.07.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda yapılan değerlendirmelerin tamamen hukuka aykırı ve hatalı olduğunu, bu kapsamda eksik ve hatalı inceleme ürünü olan bilirkişi raporu nazara alınarak karar tesis edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, daha önceki beyanlarında ve dosyada mevcut tanık anlatımlarından anlaşılacağı üzere; davalıların haksız ve hukuka aykırı eylemlerinin davacı şirket ve çalışanlarının faaliyetlerini sürekli olarak sekteye uğrattığı ve davacı şirketin sözleşmesel edimini zamanında yerine getirmesini engellenmeye çalıştığının kolaylıkla anlaşıldığını, davalıların davacı şirket ve çalışanlarını sürekli olarak kötülemesi ve karalamaya yönelik eylemleri nedeniyle çalışanların üzerinde işin tamamlanmasıyla ilgili süreçte olumsuz etki oluşturup davacı şirketin itibar kaybına uğramasına sebep oldğunu, aynı zamanda davacı şirketin davalıların istihdam edildiği ... ... nezdinde görüşmeler yaptığı ve alması muhtemel işleri de kaybetmesine neden olduğunu, ... ... bünyesinde yapılacak sinema renovizyon çalışması bu çalışmalardan yalnızca biri olduğunu, bu kapsamda davacı şirketin alması muhtemel işleri davalıların haksız eylemleri sebebiyle kaybetmesi nedeniyle uğradığı zarar yönünden de 01.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda herhangi bir hesaplama ve inceleme de yapılmadığını, tüm bu sebeplerle yerel mahkemece dikkate alınması gerektiğini müvekkil şirket ... ... nezdinde yapılacak sinema renovizyonu ile ilgili teklif verdiğini, bu projenin müvekkil şirkete verilmemesinin yegâne sebebini dosyaya sunmuş olduğunu, davalıların haksız ve müvekkil şirketi karalayıcı davranışlar olduğunu, 01.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda yapılan hatalı tespitlerin aksine, daha önce de belirttiği üzere, davalıların davacı şirketin faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklama ve eylemlerle kötülediğinin ortada olduğunu, davacı şirketin davalı tarafların haksız ve hukuka aykırı eylemleri sebebiyle hâkim iş çevresi nezdinde kötülendiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.12.2018 tarih, 2017/11-117E. ve 2018/1883K. sayılı kararında da belirtildiği üzere davacının iddialarının TTK md. 55 çerçevesi kapsamında incelenmesi gerektiği ve bu yönde dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmesi gerektiğinin vurgulandığını, bu minvalde, davacı şirketin uğradığı zarar kalemlerinin bilirkişi marifetiyle hesaplanması gerektiğinden dosyanın bilirkişiye tevdii edilmesi gerekmişse de dosyanın bu yön itibariyle hiçbir şekilde incelenmediği ve bu doğrultuda da raporun gerekli niteliklerden açıkça yoksun olduğunu, bu kapsamda eksik ve hatatılı inceleme ürünü olan bilirkişi raporu nazara alınarak karar tesis edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen maddi olaylar dikkate alındığında davalıların haksız eylemleri sebebiyle davacının üstlendiği işin yapılmasının sekteye uğradığını ve bu sebeple davacının maddi zararlarının ortaya çıktığını, bunun neticesinde sorumlu oldukları proje bakımından davacı şirketin saygınlığının açıkça zarar gördüğünü; iş çevreleri nezdinde de haysiyetlerinin zedelendiğini, davalıların kastının açıkça davacı şirketi hakim iş çevresi nezdinde küçük düşürmek olduğunu, dava dışı ... ile akdedilen sözleşme dava dışı ...'ün tek taraflı talebi üzerine feshedildiğini, davalıların haksız ve hukuka eylemelri sebebiyle kasten ve kötüniyetli olarak davacı şirketin ticari itibarları zedelendiğini, toplum içerisinde yanlış ve kötü algılanmasına sebebiyet verildiğini, davalıların, davacı şirketin rakipleri, tedarikçileri ve müşterileri arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı, dürüstlük kuralına aykırı davranış ve fiillerde bulunduğundan; haksız rekabet teşkil eden fiiller sergilediğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun "Haksız Rekabet" başlıklı 57. maddesi; "Gerçek olmayan haberlerin yayılması veya bu tür ilanların yapılması ya da dürüstlük kurallarına aykırı diğer davranışlarda bulunulması yüzünden müşterileri azalan veya onları kaybetme tehlikesiyle karşılaşan kişi, bu davranışlara son verilmesini ve kusurun varlığı hâlinde zararının giderilmesini isteyebilir." şeklinde olduğunu; davaya konu olaylar bakımından davacı şirketin başta dava dışı ... A.Ş. olmak üzere ticari hayatı bakımından vazgeçilmez nitelikte olan müşterilerinin azaldığı, hatta onları kaybetme noktasına geldiği ve bu sebeple haksız rekabete uğradığını, davalıların haksız ve hukuka aykırı fiilleri sebebi ile davacı şirketin akdettiği sözleşme ve işlerde fesih aşamasına gelindiğini, davacı şirket tarafından bitirilmiş bulunan işlerin tahsilatları yapılamadığını, işçilik-malzeme vs. de dahil olmak üzere büyük maddi zararlara uğrandığını ve müvekkil şirkete gelecekte verilmesi düşünülen işlerin de kaçırılma tehdidi altında olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; davalıların haksız rekabet teşkil ettiği iddia edilen eylemleri sebebiyle uğranılan maddi tazminatın tahsiline ve haksız rekabetin önlenmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, davacı ile davalıların çalışanı olduğu dava dışı ... .... A.Ş.arasında akdedilen 15/10/2014 tarihli ... .... A.Ş. Yüklenici Sözleşmesi kapsamında ...'nin ... yenileme işini aldıklarını, davalıların dava dışı şirketin çalışanı ve işin başında olduklarını, yüklenilen işin ifası sırasında davalıların davacıların çalışanlarına hakaret ve küçük düşürücü sözler söylediklerini, sözleşme kapsamında bulunmayan işleri davacıya yaptırdıklarını ve davacı ile uzlaşmaz tavırlar sergilediklerini, davacının ve çalışanlarının işlerini kötülediklerini, davacı şirketin ticari itibar kaybına uğradığını, davalıların eylemlerinin TTK'nın 55/1-a-1 maddesi uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini, bu eylemler sebebiyle dava dışı şirketin sözleşmeyi feshettiğini, davacının işlerinde gecikme, hak edişlerin geç tahsil edilmesi, sözleşme kapsamı dışında işler istenmesi sebebiyle ek masraflardan dolayı zarara ve sözleşmenin feshi sebebiyle kar mahrumiyetine uğradığını ileri sürmüştür. Ancak davacı vekili tarafından dava dilekçesinde davalıların davacı çalışanlarına karşı hakaret ve küçük düşürücü eylemlerde bulunduğuna dair ileri sürülen iddiaları bu çalışanlar tarafından ileri sürülecek iddialar olup, nitekim adı geçen çalışanlar tarafından İstanbul 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/208 esas sayılı dosyasında ileri sürülerek TMK'nın 24. maddesi kapsamında kişilik haklarının saldırıya uğradıklarından bahisle maddi ve manevi tazminat davasının konusu edildiği ve Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği ve kararın istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır. Davalıların davacı şirketin işlerini kötüleyici davranışlarda bulunarak ticari itibarını zedelediğine ilişkin iddia edilen eylemleri yönünden ise, davalıların davacının işini üstlendiği ... .... A.Ş.'nin çalışanları olduğu ve yüklenici sözleşmesi kapsamındaki projenin başında oldukları, bu proje kapsamda davacı tarafından yapılan işleri denetledikleri, gerektiğinde işlerin sözleşmeye uygun olmadığına dair eleştiri yapıldığı ve davacı ve çalışanlarına talimat verildiği, davacının, davalıların sözleşme kapsamında olmayan işlerin yapılmasını istediği, hak edişlerinin zamanında ödenmediği ve davalıların haksız talimatları sebebiyle işin geciktiği ve bu sebeplerle zarara uğradıkları iddialarının sözleşmenin tarafı olan dava dışı ... .... A.Ş.'ye karşı ileri sürülmesi gerektiği, ancak davacı tarafından söz konusu taleplerin dava dışı şirkete karşı ileri sürülmediği gibi dava dışı şirket ile mutabık kalınarak 12/05/2015 ve 04/06/2015 tarihli "Fesih ve İbra Protokolü" " ve "Ek Protokolün" akdedildiği, söz konusu protokoller dikkate alındığında taraflarca mutabık kalınarak sözleşmenin feshedildiği, davacının iddia ve istinaf sebebinin aksine sözleşmenin davalıların eylemleri sebebiyle feshedilmediği ve aksinin davacı tarafından yazılı delil ile ispat edilemediği, davalıların talimatlarının projenin yönetimi kapsamında verilen talimatlar olduğu ve davacının sorumlu olduğu yüklenici sözleşmesi maddelerine de uygun olduğu ve davalıların eylemlerinin haksız rekabet teşkil etmediği anlaşılmakla Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetlidir. Mahkemenin bilirkişi raporunu serbestçe değerlendirme yetkisinin bulunduğu, haksız rekabet koşullarının oluşup oluşmadığı hususunun tespitinin hukuk dışı özel veya teknik bilgi isteyen bir konu olmayıp Mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği, somut uyuşmazlıkta haksız rekabet teşkil eden bir eylem söz konusu olmadığından davacının iddia edilen maddi tazminat kalemleri yönünden inceleme yapılmasının sonuca bir etkisinin bulunmadığı, davacının gelecekte verilmesi düşünülen işlerin de kaçırılma tehdidi altında olduğuna ilişkin soyut iddiasının haksız rekabetin ve zararın ispatı yönünden yeterli olmadığından davacının aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 14/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.