T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1973 Esas
KARAR NO : 2026/1003 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2017/414 Esas- 2022/259 Karar
TARİH: 30/03/2022
DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
KARAR TARİHİ: 14/05/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili, davalı tarafın Eskişehir ana bayi dağıtıcısı olarak çalışmakta iken davalı yanca sözleşmesi feshedilmek suretiyle ticari ilişkisinin son bulduğunu, davacının davalı şirket nezdinde doğan 259.420,79 TL cari hesap alacağı ödenmeden sözleşmenin feshedildiğini, bu nedenle Ankara 10. Noterliğinin 21.03.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin davalı tarafa tebliğ edildiğini, ihtarname ile bahse konu bedelin ödenmesinin ihtar edildiğini ancak davalının Beşiktaş 19. Noterliğinin 07.04.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı cevabi ihtarıyla ödemeyi kabul etmediğini bildirdiğini, cevabi ihtarda davacıya yönelik olarak sözleşmenin feshedildiği yönünde protokol hazırlandığını, protokole dayalı olarak davacı tarafça ödemeler yapıldığını ancak daha sonra protokolün imzalanmasından imtina edildiğinin beyan edildiğini, davalı yanca davacı aleyhine yapılmış her hangi bir ceza tahakkuku bulunmamakla birlikte bu yönde kabul edilmiş bir protokol de bulunmadığını, davalı yanın, sözleşmeyi feshinden sonra uhdesinde bulunan ve teminat özelliğini haiz çekleri tahsil ederek sebepsiz yere zenginleştiğini, ayrıca sözleşmeye konu işe özgülenmiş demirbaşların yeni bayiye 50.000 TL bedelle devri konusunda yapılan anlaşma gereğince davalı yan aleyhine doğan ödemenin yapılmaması nedeniyle de 50.000 TL alacak oluştuğunu beyanla davalı yanca haksız ve mesnetsiz yere tahsil edilen 150.000 TL'lik teminat çekinin, yine davalı yanca haksız yere tahsil edilen 31.12.2016 tarihli davacı yana ait 70.000 TL çekle, sözleşmenin feshinden sonra davalı yanca yetkilendirilen yeni bayiye devir edilen ve bedeli davalı yanca davacıya ödenecek olan 50.000 TL tutarındaki demirbaşlardan kaynaklanan alacak olmak üzer toplam 270.000 TL alacaktan davacı yana olan 10.579.21 TL borcun mahsubu ile bakiye 259.420.79 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından var olmayan masraf kalemleri var gibi gösterilmek suretiyle sözde masrafların davalıdan, açıkça haksız ve kötü niyetli şekilde tahsil edildiğini, bu kapsamda davacının davalıyı, dağıtımından sorumlu olduğu hatlarla ilgili olarak hileli davranışlarıyla aldattığını, gerçekte olmayan, davacı tarafından fiktif şekilde oluşturulan masraf kalemleri haksız olarak tahsil edildiği için sözleşme akdinin feshedildiğini, taraflar arasındaki sistemde mevcut Eskişehir hattının Eskişehir-Bozüyük olarak uzatılmasına ve aynı rota üzerinde olmasına rağmen davacı tarafın Bozüyük hattını ayrı bir hat imiş gibi fatura ettiğini, halbuki Bozüyük, Eskişehir hattında giderken uğranılan bir nokta olup ayrıca fatura edilmemesi gerektiğini, ancak bu hattın ayrı araçlar ile gidilmiş gibi gösterilerek 55 km'lik yol bedelinin davacı tarafından mükerrer olarak tahsil edildiğini, bu durumda 120 km olması gereken yolun 165 km olarak gidiliyormuş gibi yansıtıldığını, 01/10/2014 - 30/09/2015 tarihleri arasında 55 km fazladan hat için 28.270 TL tahsil edildiğini, Mahmudiye ve Çifteler hatlarının ise 80 km olarak ayrı bir tali hat olarak tanımlandığını, yani bu lokasyonlarda gazetenin minibüsle gönderilmesi yerine davacı tarafından araçla gönderilmesi ve tali hat ücreti verilmesi kararı alındığını ve de bu tali hat ücretinin davalıdan tahsil edilmeye başlandığını, ancak davalı tarafından yapılan iç denetim ve soruşturma kapsamında bölge saha ve denetim biriminin hazırladığı raporda da tespit edildiği gibi, davacının yayınları minibüsle göndermeye devam ettiğini, tali hattın hiç uygulamaya geçmediğini, dolayısıyla davacının davalı şirketi aldatmak suretiyle bu hat için 29/06/2010 - 30/09/2015 tarihleri arasında 181.994 TL haksız kazanç elde ettiğini, davacının yaz aylarında okulların kapanması, tiraj düşüklüğü vb. sebeplerle destek istediğini, davacıya 2013 yılı Temmuz, Ağustos, Eylül aylarında geçerli olacak şekilde “Şehir içi Dağıtım” adıyla bir tali hat tesis edildiğini, bu hat kapsamında günlük 100 TL+ KDV mukabilinde işlem gördüğünü, bu dönem için kesilen faturaların tali hat raporunda kayıtlı olacak şekilde tanzim edildiğini ve toplamın 9.200 TL+KDV tutarında olduğunu ve bunun muhasebe kayıtlarında nakliye gideri olarak yansıtıldığını, Eylül 2013 yılında tali hat raporundaki tutardan ayrı olarak 3.500 TL + KDV tutarında bir hizmet bedeli faturası kesilmiş olduğunu ve bu tutarın da muhasebe kayıtlarına bayi destek olarak giriş yapıldığını ancak hattın geçerlilik süresi 3 aylık olmasına rağmen 2013 yılı Ekim ayı ile 2014 yılı Mayıs ayı arasında geçen süreçte de davacı tarafından müvekkili şirkete 10 adet 3.5000 TL+KDV tutarında fatura kesildiğini, 8 adedinin “Bayi Destek” olarak, iki adedinin ise nakliye bedeli olarak işlem gördüğünü ve davacının ilgili hesabına aktarıldığını, 18/06/2014 tarihinde söz konusu desteğin tekrar tali hat üzerinden verilmeye başlaması yönünde karar alındığını, yani bu hattın ikinci kez geçerlilik tarihinin 01/07/2014 olarak belirlendiğini, Temmuz 2014 tarihinden itibaren günlük 117 TL+KDV ücrete mukabil faturanın her ay düzenli olarak tanzim edildiğini ve diğer tali hatlarıyla birlikte tali hat faturası olarak hizmet bedeli adı altında işlem gördüğünü, bu bağlamda davacının 123.671 TL haksız kazanç tahsil ettiğini, neticede davacının haksız kazançları nedeniyle davalının, davacının bayilik sözleşmesini haklı nedenle derhal feshettiğini, hesaplanan faiziyle birlikte davacıdan 458.217,00 TL olarak talep edildiğini, bütün bu hususların 3 ayrı denetçi ve 1 tedarik zinciri yöneticisinin hazırladığı inceleme ve yazdığı rapor sonucunda tespit edildiğini, akabinde karşılıklı görüşmeler sonucunda davacı ile mutabık kalınarak yeni bir protokol hazırlandığını, borcun davalıya 259.320,74 TL olarak ödenmesi hususunda taraflarca mutabık kalındığı, davacı tarafından kötü niyetli olarak imzadan imtina olunan 04/01/2017 tarihli protokolün hazırlandığı, davacının olmadığını iddia ettiği protokol ile iyi niyet çerçevesinde yapılan görüşmelerin davacı tarafından davalı şirkete yapılan ödemelerin, ödeme tarihleri ve verilen çekin miktarı ve tarihinden de görüleceği üzere taraflarca bu protokol içeriğinde mutabık kalındığını ve davaya konu bedelin davacının haksız olarak elde ettiği kazancın karşılığı olduğunun anlaşıldığını, davalının elde ettiği haksız kazanç ile ilgili olarak müvekkili şirketin güvenini kötüye kullanmak ve dolandırıcılık ve sair suçlardan davacı hakkında şikâyette bulunduğunu, 2017/26809 hazırlık numarası ile Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığında soruşturmanın devam ettiğini beyanla davacı yanın davaya konu alacak iddialarını hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere takas mahsup hakları saklı kalmak kaydıyla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshinden kaynaklanan cari hesaba dayalı alacak istemine ilişkin olduğu, davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak suretiyle düzenlenen bilirkişi raporunda, davacının 2015 yılı sonu itibariyle kendi defterlerinde davalıdan 202.488,88 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak suretiyle düzenlenen heyet bilirkişi raporunda ise; davalının ticari defterlerine dava tarihi itibariyle davacıya borcunun olmadığı, davacı tarafından verilen 150.000 TL ve 70.000 TL'lik çeklerin davacının hesabına kaydedildiği ve tahsil edildiği, davalının her ne kadar dava tarihi itibariyle davacıya borcu yok ise de, 31/12/2016 tarihinde davacı tarafa 259.322,50 TL borcu mevcut olup söz konusu borcun, davacıya ait hesaplardan çıkartıp davalı şirketin gelir hesaplarına kaydedildiği ve yapılan bu gelir kaydının gerekçesinin somut olarak ortaya konulması gerektiğinin tespit edildiği, itiraz üzerine alınan ek raporda da aynı görüşlerin tekrar edildiği, taraflar arasında imzalanan 18/05/2005 tarihli bayilik sözleşmesi ile davacıya davalının dağıtımını yaptığı yayınların Eskişehir ve ilçeleri sınırları dahilinde dağıtım, pazarlama ve satış yetkisinin verildiği, sözleşmede şirketin bölgede değişiklik yapabileceği, bir yıllık olarak belirlenen sözleşme süresinin, taraflarca belirlenen ihbar sürelerinde fesih ihbarının yapılmaması halinde birer yıllık süreler halinde uzayacağının düzenlendiği, davalı tarafça 04/01/2017 tarihli protokol başlıklı evrak sunulmuşsa da evrak yalnızca davalı tarafça imzalanmış olup, protokolde davacının imzası bulunmaması ve protokolün davacı tarafça kabul edilmemesi nedeniyle davacı aleyhine delil olarak kullanılamayacağı, davalı tarafça 1. Eskişehir-Bozüyük tali hat kilometrelerinin hatalı bildirilmesi, Mahmudiye-Çifteler hattında minibüsle gönderim yapılmasına rağmen tali hat açılmış gibi gösterilmesi ve yaz aylarında bayinin desteklenmesi amacıyla tesis edilen hatta ilişkin süreklilik arzeden şekilde fatura düzenlenmiş olması nedenleriyle davacının haksız kazanç elde ettiği ileri sürülmüş ise de, tali hatların ve kilometrelerin dağıtım şirketi tarafından belirlenerek, kabul edilen kilometre hesabı ve hizmet bedelleri üzerinden düzenlenen faturaların davalı tarafça da ticari defterlerine kaydedilmesi ile tarafların fatura bedelleri üzerinde mutabakat sağladıkları ve fatura içeriğindeki hizmetin verilmiş olduğuna ilişkin karine oluştuğu, karinenin aksini ispat yükü davalı üzerinde olması ve aksinin yazılı delil ile ispat edilememiş olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Mahkemece ek ve kök rapora itirazları değerlendirilmeksizin karar verildiği, davalı tarafın imzalamaktan imtina ettiği protokolün gerçeği yansıtıp yansıtmadığının Mahkemece araştırılıp değerlendirilmediği, davacının protokolü esasen kabul ettiğine dair sundukları delillerin hiç incelenmediği, somut olayda sadece ticari defter ve kayıtlar üzerinden bir sonuca gidilmesinin mümkün olmadığı, müvekkili şirketin iç denetimi tarafından düzenlenen raporda davacının müvekkili çalışanları ile işbirliği içerisinde hareket ederek haksız tahsilat yaptığının tespit edildiği, sunulan çeklerin ve ödeme tarihlerinin de davacının haksız olarak tahsil ettiği tutarın karşılığı olduklarını açıkça gösterdiği, davacının yapmış olduğu hileli davranışların müvekkilinin bir kısım çalışanı tarafından onaylanmış olmasının durumu hukuka uygun hale getirmeyeceği, Mahkemece protokolün, çeklerin veriliş ve tahsil tarihlerinin ve iç yazışmaların birlikte değerlendirilmesi gerektiği, 70.000 TL tutarlı çekin davacı tarafından protokolde belirlenen borcunun ifası için verildiği, teminat amacı ile verilmediği, davacının çekin teminat amacı ile verildiğini ispat edemediği, bu sebeplerle Mahkeme kararı hatalı olup kaldırılması gerektiğine ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, haksız olarak tahsil edildiği iddia edilen çekler ile bayilik demirbaş devir bedelinden oluşan alacağın tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Dosya kapsamından; davacı tarafın, dava dilekçesinde öncelikle davalıdan 259.420,79 TL cari hesap alacağı olduğunu iddia ettiği, bu alacağın hangi tarih itibariyle mevcut olduğunu açıklamadığı, devamında ise davalı tarafından 150.000 TL ve 70.000 TL tutarlı iki adet teminat çekinin haksız olarak tahsil edildiğini, yine sözleşmenin feshinden sonra yeni bayiye devredilen demirbaşların tutarı olan ve kendisine verilmesi gereken 50.000 TL'nin de ilavesi ile toplam 270.000 TL alacaklı hale geldiğini, bu alacaktan davalının mevcut 10.579,21 TL alacağının mahsup edilmesi ile bakiye alacağının 259.420,79 TL olduğunu iddia ederek, bu alacağın tahsilini talep ettiği, davalı tarafın ise cevap dilekçesinde, yapılan iç denetimde davacının, kendi çalışanları ile birlikte hareket ederek, üç ayrı hileli davranışla kendisinden fazladan tahsilat yaptığının tespit edildiğini ve bu kapsamda taraflar arasında bir protokol düzenlendiğini, çeklerin ve demirbaş bedelinin davacının borcunun karşılığı olarak tahsil edildiğini, davacının protokolü imzadan imtina ettiğini, davacı hakkında dolandırıcılık iddiası ile suç duyurusunda bulunulduğunu savunduğu ve cevap dilekçesi ekinde bir adet davalı tarafça imzalanmış protokol, davalının iç denetim başkanlığı tarafından düzenlenmiş soruşturma raporu ve dava konusu edilen 70.000 TL tutarlı çekin tahsil için alındığını gösterir tahsilat belgesi ile bayilik sözleşmesini sunduğu, davalı tarafından sunulan protokolde; davacının, davalıdan fazladan 333.935 TL hak ediş tahsilatı yaptığı, bu tutarın karşılıklı görüşmeler ile 259.320,74 TL olarak ödendiği, geri ödemenin ise 150.000 TL tutarlı teminat çeki, yeni yetkili bayiye 50.000 TL tutarında demirbaş devri ve 31/12/2016 tarihli ve 70.000 TL bedelli çekin tahsilatı ile davacının 10.679,26 TL tutarında borcunun mahsubu ile yapıldığı ve neticeten davalının 259.320,74 TL'yi gelir kaydederek davacının cari hesabını kapattığının belirtildiği, davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak suretiyle düzenlenen bilirkişi raporunda; davacının, dava tarihi itibariyle davalıya herhangi bir borcunun olmadığı, davalının, davacı tarafından verilen 150.000 TL ve 70.000 TL tutarındaki çekleri tahsil ettiği, yine devir bedelinin de hesaba kaydedildiği ve sonuç olarak davalının 31/12/2016 tarihinde davacıya olan 259.320,74 TL borcunu kendi gelir hesabına kaydederek hesaplarını kapatmış olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunda davalının ticari defterlerinde yapılan tespitler ile davalının sunduğu protokol içeriğinin birbiri ile örtüştüğü, davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen bilirkişi raporunda ise; davacının davalı adına düzenlediği faturalar ile davalının yaptığı ödemelerin tespit edildiği ve davacının 30/11/2015 tarihinde davalıdan 202.488,88 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı adına tutulan hesap özetlerinin ise rapora dercedilmediği, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 2015 yılı sonunda feshedildiği ve davacının kendi ticari defterlerinde, davalı adına en son 30/11/2015 tarihinde fatura düzenlediği, davalı tarafından da davacıya en son 31/12/2015 tarihinde ödeme yapıldığı ve bu tarihten sonra cari hesap ilişkisinin devam etmediği, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği şekilde davalıdan cari hesabın sonunda 259.320,74 TL alacağının bulunmadığı, bu tarihte kendi defterlerindeki alacağının 202.488,88 TL olduğu, davacının dava dilekçesinde yer alan iddiaları ve yaptığı hesaplamanın, kendi ticari defterleri ile değil, davalı tarafından sunulan protokol ve davalının ticari defterleri ile örtüştüğü, yani davacının esasen davalı tarafından sunulan protokolde kendisinden tahsil edildiği açıklanan miktarın iadesini talep ettiği, alınan bilirkişi raporlarından 150.000 TL'lik çekin her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, cari hesaptan mahsup edilip edilmediği ve tarafların iddia ettiği 10.679,26 TL'lik bakiye davalı borcunun nasıl ve hangi tarihte oluştuğu, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği tarihte kimin kimden alacaklı olduğu ve alacağın miktarının anlaşılamadığı, ayrıca çek bir ödeme aracı olup mevcut bir borcun ifası için verildiğinin kabul edileceği, aksini iddia edenin ise iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiği, buna göre davacının, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sona ermesinden sonra davalıya verdiği 70.000 TL bedelli çekin ödeme amacıyla verilmediği ve teminat çeki olduğu iddiasını ispata yarar yazılı bir delil sunmadığı, bilirkişi raporlarında ve Mahkeme kararında bu hususun ve davalı tarafından sunulan iç denetim raporunun değerlendirilmediği, yine davacı hakkında dolandırıcılık suçundan yapılan şikayet üzerine başlatılan soruşturma dosyası tam olarak iş bu dava ile ilgili olmasına rağmen, soruşturma dosyasının getirtilip incelenmediği ve neticesinin beklenmediği, davacı kendi ticari defterlerinde 202.488,88 TL alacaklı gözükmesine rağmen bu alacağa değil, davacının iddiasında ileri sürdüğü alacağa hükmedildiği gibi gerekçede bu alacağı oluşturan kalemlerin neler olduğu, çeklerin ne amaçla verildiği ve ne olarak kabul edildiği, haksız olarak tahsil edilip edilmedikleri, yine devir bedelinin davacıya ödenmesi gerekip gerekmediği ve davacının iddia ettiği şekilde davalıdan 10.679,26 TL alacağının olup olmadığının irdelenip açıklanmadığı, alacağa hangi gerekçe ile hükmedildiğinin anlaşılamadığı, bu şekilde verilen kararın dosya kapsamına, usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmış, davalı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.
Buna göre Mahkemece; davacı aleyhine başlatılan soruşturma dosyasının akıbetinin araştırılması, derdest ise sonucunun beklenmesi, bu dosyada alınmış bir bilirkişi raporu var ise dosya arasına alınarak incelenmesi, aynı anda mali müşavir bilirkişiden tarafların ticari defterleri üzerinde karşılıklı olarak inceleme yapılmak suretiyle; aralarındaki ticari ilişkinin hangi tarihte başladığı, hangi tarihte sona erdiği, yani en son hangi tarihte fatura düzenlendiği ve ödeme yapıldığı, bu tarih itibariyle kimin kimden alacaklı olduğu, alacağın miktarı, varsa ticari defter kayıtları arasındaki farkın neden kaynaklandığı, 150.000 TL bedelli çekin her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, hangi tarihte tahsil edildiği, tahsil edilen bedelin cari hesaptan mahsup edilip edilmediği, davacının iddia ettiği şekilde, davalıdan 10.679,26 TL alacaklı olup olmadığı, bu alacağın hangi tarihteki alacak olduğu hususunda denetime açık, hüküm kurmaya elverişli ve de cari hesap dökümlerini içerir rapor alınması, alınacak rapor ile soruşturma dosyası, çeklerin verildiği ve tahsil edildikleri tarihler birlikte değerlendirilerek davacının, çeklerin mevcut bir borcun ifası için değil teminat olarak verildikleri ve haksız olarak tahsil edildiklerine dair iddiasını ispat edip edemediği ve yine 50.000 TL'lik devir bedelinin de davacıya ödenmesinin gerekip gerekmediği, sonuç olarak davacının alacaklı olup olmadığı ve varsa alacağının miktarı hususunda bir karar verilmesi gerektiğinden davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/03/2022 tarihli, 2017/414 Esas ve 2022/259 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,
6-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/05/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.