T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1608 Esas
KARAR NO : 2026/991 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2015/716 Esas- 2023/435 Karar
TARİH: 01/06/2023
DAVA: Haksız Rekabet Nedeniyle Maddi-Manevi Tazminat- Cezai Şart Alacağı
KARAR TARİHİ: 14/05/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 13/01/2015 tarihinde sona ermiş bir iş sözleşmesinin bulunduğunu, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra davalının rekabet yasağına aykırı iş ve işlemlerde bulunduğunu ve taraflar arasındaki iş sözleşmesi son bulduğundan davanın İş Mahkemelerinde değil görevli olan Ticaret Mahkemesinde açıldığını, müvekkili şirket yaklaşık 15 yıldır ... sektöründe yerini almış olup gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında tanınmış bir şirket olduğunu, ulusal ve uluslararası birçok önemli şirket ile ticari ilişkisinin bulunduğunu ve bu şirketlere hizmet verdiğini, davalının ise müvekkili şirkette 23/10/2009 tarihinde vasıfsız işçi olarak işe başladığını, davalının müvekkili şirkette işe başlarken herhangi bir sertifika veya diplomasının bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından yetiştirildiğini, müvekkili şirketin davalı ile imzalamış olduğu iş sözleşmesi ve yıllar içinde oluşan güven ilişkisi çerçevesinde davalıya müşterilerle iletişim kurması için mail hesapları açıldığını ve müşterilere lanse edildiğini, davalının yaklaşık 5 yıl boyunca grafik departmanında çalışarak bu konuda uzmanlaştıktan sonra 13/01/2015 tarihinde başka bir firmada çalışacağını beyan ederek kendi isteği ile iş sözleşmesini sonlandırdığını ve herhangi bir işçilik alacağı talep etmeden ve ihbar öneline uymadan işten ayrıldığını, davalının 2014 yılında müvekkili şirketin müşterisi olan ...firmasında grafiker olarak çalışan... ile nişanlandıktan sonra bu tarih itibariyle ... ...'ten gelen işlerde müvekkili şirket tarafından verilen fiyatların yüksek bulunduğunu ve bu işlerin ... adında bir firmaya verilmeye başlandığını, 13/01/2015 tarihinde ise davalının, nişanlısının abisinin çalıştığı otomasyon firmasında çalışmak için işten ayrılmak istediğini söyleyerek yeni bir personelin işe başlamasını beklemeden ve ihbar öneline uymadan işçilik alacağı talebinde bulunmayarak işten ayrıldığını, müvekkili şirketin ticari iş ve ilişki içinde olduğu firmalar ve genel olarak müşteri çevresinden gelen bilgiler doğrultusunda yapılan araştırma sonucunda ve İstanbul Ticaret Odası kayıtlarından edinilen bilgiye göre, davalının müvekkili şirketten ayrıldığı 13/01/2015 tarihinden sonra başka bir şirkette sigortalı olarak çalışmadığını, aksine 28/01/2015 tarihinde ... adı altında ... ve yayıncılık işleri yürüttüğü bir şirket kurduğunu, ev adresinin şirket adresi olarak gösterildiğini, müvekkili firma ile aynı alanda ticari faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığını, şirket tanıtımı için "www.....com" adıyla bir internet sitesi açıldığını, internet sitesinde ise ... ... şirket adresini kendi şirket adresi olarak gösterdiğinin taraflarınca tespit edildiğini, davalının müvekkili şirketin çalıştığı firmalara ... ... firmasından ayrıldığını ve kendi kurduğu firma ile hizmet verdiğini söyleyip, bu firmalardan mail veya telefonla randevu talep ettiğini ve teklif sunduğunun müvekkili şirketçe öğrenildiğini, davalının, müvekkili şirkette çalışırken müvekkili şirkete ait mail hesabındaki imzasına da şahsi cep telefonunu yazarak müşterilere mail gönderdiğini, davalının müvekkili şirket yetkililerinin rızası dışında olarak, şirket içerisinde kalması gereken şirket bilgilerini, tedarikçi ağını, müşterilerin görsellerini, ölçü arşivini, logolarını, müvekkili şirketin sisteminde kayıtlı müşterilerin mail adreslerini, fiyat tekniklerini, 2015 yılı ... ihale fiyat stratejilerini harici harddisk ile kopyaladığını, tüm bu hususların davalının davacı müvekkili şirket ile imzalamış olduğu rekabet yasağını içeren sözleşmelere aykırılık teşkil ettiğini, davalının, müvekkili şirkette işe başlarken 21/10/2009 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ve taahhütlü ek iş sözleşmesi imzaladığını, müvekkili şirket ile davalı arasındaki rekabet yasağının koşullarının belirlendiğini ve rekabet yasağına aykırılık halinde davalının cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, taahhütlü ek iş sözleşmesinin 6.maddesinde rekabet yasağının hangi illeri kapsadığı ve hangi firmalar için geçerli olduğunun belirlendiğini, taraflar arasındaki geçerli ve hukuka uygun rekabet yasağı sözleşmesine rağmen belirtilen yasağa aykırı davranışlar nedeniyle iş bu davayı açtıklarını, davalının rekabet yasağına aykırılık teşkil eden ve iş ahlakına uymayan davranışlarından sonra müvekkili şirketin diğer çalışanları arasında "işten çıksak bile ... reklamın müşterilene iş yaparız" fikrinin hakim olduğunu ve bu nedenle çalışanlar ile müvekkili şirketin yetkilileri arasında huzursuzluklar yaşandığını, müvekkili şirketin müşteri kayıplarının arttığını, müvekkili şirketin davalının rekabet yasağına aykırı davrandığını öğrenmesi üzerine taraflarınca davalıya Beyoğlu 11. Noterliğinin ... yevmiye nolu ve 26/03/2015 tarihli ihtarnamesi keşide edilerek rekabet yasağına aykırılık teşkil eden işlem ve eylemlerine son vermesi, aksi takdirde hukuki ve cezai yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, bunun üzerine davalı tarafça müvekkili şirkete Kartal 23. Noterliğinin ... yevmiye nolu ve 08/04/2015 tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini ancak bu ihtarnamede taraflarınca keşide edilen ihtarnamedeki iddialara ilişkin açıklama yapılmadığını, sadece kabul edilmediğinin belirtildiğini ve kendisine ödenmediğini iddia ettiği işçilik alacakları bedeli olarak toplam 70.000 TL'nin ödenmesinin talep edildiğini, taraflarınca bu ihtaranameye karşı Beyoğlu 11. Noterliğinin ... yevmiye nolu ve 17/04/2015 tarihli ihtarnamesi ile cevap verildiğini ve davalının müvekkili şirketten herhangi bir alacağı olmadığı, aksine müvekkili şirketin davalıdan alacaklı olduğu belirtilerek ihtarname içeriğine itiraz edildiğini, davalının iş akdinin kendisi tarafından sonlandırıldığını, iş akdinin son bulduğu tarih itibariyle ödenmemiş işçilik alacağı veya kullandırılmamış yıllık izninin bulunmadığını, davalının maaşının asgari ücret üzerinden yatırılmadığının SGK kayıtlarıyla ve banka dekontlarıyla da ortaya çıkacağını, davalıya ait işten ayrılış bildirgesinde 13 günlük ücreti olarak 961,95 TL gösterildiğini, SGK'na eksik ücret bildirilmediğini, davalı tarafından müvekkili şirket aleyhine işçilik alacaklarına ilişkin açılmış bir davanın bulunmadığını, davalının müvekkili şirket ile arasındaki iş akdinin sona ermesinden itibaren 5 yıl geçmeden belirsiz süreli iş sözleşmesi ve taahhütlü ek iş sözleşmesinin maddelerine aykırı davranış ve eylemlerde bulunması nedeniyle rekabet yasağına aykırı davrandığının tespit edildiğini, davalının müvekkili şirkette yaklaşık 5 yıl çalışması sebebiyle müvekkili şirketin teknik, ticari ve personele ilişkin iş sırlarına ve müşteri çevresine nüfuz eden bir konumu bulunmakta olup, davalının konumunu ve müvekkili şirkete dair bilgileri kötüniyetli olarak kullandığını, müvekkili şirkete dair elde ettiği bilgi, ticari sır ve teknik verileri kullanarak müvekkili şirketin müşterileri ile bağlantıya geçmesi ve iş teklif etmesinin müvekkili davacı şirketi ekonomik mefaatleri yönünden zarara uğrattığını, rekabet yasağına aykırı davranan davalının bunun sonucu olarak müvekkili şirketin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlü olduğunu, müvekkilinin yaşanan bu haksız rekabet nedeniyle müşterilerinden ...firmasına kaybetmemek için 4,5 aydır maliyetin altında fiyatlarla zararına çalıştığını, davacı müvekkili şirketin yine müvekkili şirketin müşterisi olan ve şirketin yıllık cirosunun (yaklaşık 2.000.000,00 TL) büyük kısmını oluşturan ...-... grubuyla ise çalışamamakta olup bunun nedeninin davalının davacının 2015 yılı fiyat listesini kopyalamasına istinaden daha az fiyat teklif ederek ... A.Ş. ile iş yapması olduğunu, davalının ... Mağazalarında İstanbul ili içerisinde ..., ... ..., ... Park ... mağazalarında işler yaptığının taraflarınca bilindiğini, davalının işten ayrılmadan önce müvekkili şirketin bilgisayar ağındaki tüm logoları, işaretleri vs.dataları harici disk ile kopyaladığını, müvekkili şirketten izinsiz olarak aldığı bu dataları kullanarak şu anda ... aynı adreste çalışmakta olduğunu, davalının montaj ekibinde yine önceden müvekkili şirketten ayrılan işçilerin bulunduğunu, davalının iş akdinin son bulmasından sonra müvekkili şirketten herhangi bir alacak talebi bulunmamasına rağmen taraflarınca kendisine tebliğ edilen ihtarname üzerine işçilik alacakları bulunduğunu iddia etmesinin kötüniyetli hareket ettiğini gösterdiğini ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, davalının iddialara ilişkin cevap vermekten kaçınması ve işçilik alacağı adı altında müvekkili şirketten haksız bir şekilde para talep etmesinin haklılıklarını ortaya koyduğunu, davalı kendisine keşide edilen ihtarnamelere rağmen müvekkili şirketin müşterilerini telefonla arayıp teklif vermekte ve daha uygun fiyatlarla iş yapma taahhütlerine bulunmakta olup, müvekkili şirketin ticari itibarını zedelediğini ve faaliyetlerine sekteye uğrattığını, davalı hakkında haksız rekabet ve güveni kötüye kullanma suçlarını işlediği gerekçesiyle taraflarınca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu ve soruşturma başlatıldığını beyanla davacı müvekkili ile davalı arasındaki iş akdinin sona ermesinden sonra davalının rekabet yasağını ihlal edici işlem ve eylemlerinden dolayı doğan 300.000 TL cezai şartın tahsiline ve rekabet yasağına aykırılık teşkil eden iş ve eylemlerine son verilmesine, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve davalının bilgisayarında bulunan müvekkili şirketin müşteri listesi vs.datalar ile müvekkili şirket verilerinin kopyalandığı harici harddisk'in imhasına, TTK'nın 56/d maddesi uyarınca şimdilik 20.000 TL maddi tazminatın, TBK 49 ve TTK 56/e maddesi uyarınca 100.000 TL manevi tazminatın davalıdan temerrüt tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte tahsiline ve mahkeme kararının kesinleşmesinin ardından ilan edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin deneyimsiz olduğuna ve yeterli vasıfları taşımadığına dair davacının beyanlarının gerçek dışı olduğunu, ... ... firma yetkilisinin, müvekkili ...'in işe başlarken herhangi bir sertifikası ya da diploması olmadığı, şirket tarafından yetiştirilmiş olduğu ve bu kapsamda müvekkilini vasıfsız bir eleman olarak nitelendirmiş olduğuna yönelik beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili ...'in Alibeyköy Anadolu Meslek Lisesi Elektronik bölümü mezunu olduğunu, ayrıca ... öğrenci numarası ile Mersin Üniversitesi Bilgisayar Teknolojileri ve Programlama bölümünü kazandığını ve burada ilk dönem okuduğunu fakat yaşadığı bazı sorunlardan dolayı okuldan ayrıldığını, okuldan ayrılsa da okumuş olduğu bölüme dair gerekli bilgi ve donanımı elde ettiğini, müvekkilinin bu sektöre 2006-2008 yılları arasında Ümraniye'de bulunan ... ... firmasında ... Operatörü olarak girdiğini ve çalıştığını, müvekkili her ne kadar davacı şirket ile 21/10/2009 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalamış olsa da, aslında kendisinin davacı ... ... firmasında, 12/08/2009-13/01/2015 tarihleri arasında grafiker olarak çalıştığını, sözleşmenin imzalandığı tarih ile SGK'daki işe başlangıç tarihinin 12/08/2009 olmamasının sebebinin müvekkilinin işe girişinin davacı şirket tarafından SGK'ya sonradan bildirilmiş olmasından kaynaklandığını, müvekkiline 12/08/2009 tarihinde davacı tarafından deneme süresi adı altında iş başı yaptırıldığını, 2 aydan fazla süre sigortasız çalıştırıldıktan sonra 21/10/2009 tarihinde müvekkilinin hem SGK girişinin yapıldığını hem de iş sözleşmesinin imzalatıldığını, müvekkilinin davacı şirkette çalışırken almış olduğu aylık ücret asgari ücretin üzerinde olmasına rağmen, davacı şirket tarafından SGK'ya asgari ücret olarak bildirimde bulunulduğunu, bu durumun SGK 4/A Hizmet dökümünün "Dönem/Ay" kısmında görüldüğünü, 2009/10 döneminden 2012/06 dönemine kadar müvekkilinin kazancının davacı şirket tarafından SGK'ya asgari ücret olarak bildirildiğini, davacı şirketin şikayet üzerine bir denetim geçirdiğini ve 2012/07 döneminden itibaren SGK'ya yapılan bildirimin asgari ücretin üzerinde bir tutar olduğunu, müvekkilinin aylık ücretinin asgari ücreti karşılayan kısmının bankaya yatırılıp, geriye kalan kısmının ise elden verildiğini, zaman içerisinde bankaya yatırılan tutarın yavaş yavaş fazlalaşmaya başladığını ve müvekkilinin işten çıkarılmadan önce bankaya yatan son maaşının 1.570 TL olduğunu, müvekkilinin aylık maaşının tamamının bordroya yansıtılmayıp, bankaya yatan tutar dışındaki kısmın kendisine elden teslim edildiğini ve müvekkilinin son aldığı net ücretin 4.000 TL olduğunu, müvekkilinin bu hususun düzeltilmesine yönelik olarak birçok kez talepte bulunmasına rağmen davacı şirket tarafından herhangi bir düzeltme yapılmadığını ve müvekkilinin bu taleplerine mukabil işten çıkarıldığını, ... ... firma yetkilisinin ileri sürdüğü müvekkilinin kendi isteği ile başka bir firmada çalışacağını beyan etmek suretiyle iş akdini sonlandırdığı bilgisinin gerçeği yansıtmadığını, aksine müvekkilinin yasal haklarını talep ettiği için işten çıkarıldığını, ... adlı firma ile müvekkilinin iş yaptığı iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin 09/11/2014 tarihinde, ...'te grafiker olarak çalışan ve hala aynı firmada çalışmaya devam eden, şu anki eşi ... ile nişanlandığını, fakat ... ... firmasının beyan ettiği gibi, müvekkilinin nişanlanmasından sonra ...'ten gelen işlerde, ... ... firmasının vermiş olduğu tekliflerin yüksek bulunarak, teklif edilen bu işlerin ... firmasına verilmeye başlandığına yönelik iddiaların gerçeği yansıtmadığını, ... ile ...'in 2013 yılından itibaren çalışmakta olduğunu, ...'in fiyat teklifi kim uygun ise onunla çalıştığını, zaman zaman davacı ile zaman zaman da ... çalıştığını ancak hiçbir şekilde müvekkiliyle çalışmadığını, davacının 13/01/2015 tarihinde müvekkilinin nişanlısının abisinin çalıştığı otomasyon firmasında çalışmak için işten ayrılmak istediğini söyleyerek yeni bir personelin işe başlamasını beklemeden ve ihbar öneline uymadan işçilik alacağı talebinde bulunmayarak işten ayrıldığına yönelik iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin kendi isteğiyle işten ayrılmadığını, maaşının asgari ücreti karşılayan kısmının bankaya yatırılıp, geriye kalan tutarın elden verilmesine yönelik durumun düzeltilmesi talebinde bulunduğu ve fazla mesai ücretlerini talep ettiği için davacı tarafından işten çıkarıldığını, davacının ... ilgili iddiaları ile müvekkilinin davacıya ait ticari bilgileri, müşteri bilgilerini kopyaladığına dair iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin iş sözleşmesini ve iş sözleşmesinin eki niteliğinde olan taahhütlü ek iş sözleşmesini maddi manevi baskı altında imzaladığını, TBK madde 447/son gereği rekabet yasağı ve buna bağlı olan cezai koşulun geçersiz olduğunu, taahhütlü ek iş sözleşmesine konulmuş olan rekabet yasağı ve bu yasağın ihlaline bağlanan cezai koşulun hukuka aykırı olduğunu, davacının, müvekkilinin rekabet yasağını ihlal edici davranışlarda bulunduğunu ve bunun sonucunda davacı şirkette çalışanlar arasında "işten çıksak bile ... Reklamın müşterilerine iş yaparız" şeklinde bir fikir oluştuğuna yönelik iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin işten çıkarıldıktan sonra rekabet yasağına aykırılık teşkil eden davranışlarda bulunduğundan bahisle davacı tarafından noter aracılığıyla yollanmış olan haksız ve hukuka aykırı ihtarnameleri kabul etmediklerini, davacının iş akdinin müvekkili tarafından sona erdirildiğine ve ödenmemiş işçilik alacağı veya kullandırılmamış yıllık izninin bulunmadığına, maaşının asgari ücret üzerinden yatırılmadığına ve müvekkili tarafından ... Firması aleyhine işçilik alacaklarına dair dava açılmadığına yönelik iddialarını kabul etmediklerini, davacının müvekkilinin iş akdinin sona ermesinden sonra rekabet yasağını ihlal edici davranışlarda bulunduğunu, bu yüzden davacının zarara uğratıldığı ve oluşan bütün zararlardan dolayı müvekkilinin sorumlu olacağına yönelik iddialarını kabul etmediklerini, müvekkilinin iş akdinin haksız şekilde feshedilmesinden sonra çalışmış olmasının, Anayasal hakkı olan çalışma hakkının doğal bir sonucu olduğunu, davacının şikayeti üzerine, müvekkili hakkında haksız rekabet ve güveni kötüye kullanma suçları kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmış olmasının, müvekkilinin bu suçları işlediğine ve davacı şirkete karşı haksız rekabete giriştiğine yönelik bir delil oluşturmadığını, müvekkilinin sadece Anayasal hakkı olan çalışma hakkını kullandığını, yapmış olduğu işlem ve eylemlerin haksız rekabet teşkil etmediğini ve dolayısıyla TTK 62.maddesinde düzenlenen haksız rekabet suçunu da oluşturmadığını, zira müvekkilinin hiçbir davranışının dürüstlük kurallarına aykırılık veya hile içermediğini, bu yönüyle müvekkilinin herhangi bir hukuka aykırı davranışı ve dolayısıyla kusuru bulunmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın, haksız rekabet nedeniyle maddi-manevi tazminat ve cezai şart alacağına ilişkin olduğu, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirketin eski çalışanı olan davalının belirsiz süreli iş sözleşmesi ve taahhütlü ek iş sözleşmesinin hükümlerine aykırı hareket etmek suretiyle davacının rekabet yasağını ihlal ettiği, haksız rekabet eyleminde bulunduğunu belirterek maddi - manevi tazminat ve cezai şart talebinde bulunduğu ayrıca davalının bilgisayarında bulunan müşteri listesi ve bilgilerinin alındığı harddiskin imhasına ve kararın ilanına karar verilmesini talep ettiği, davalının ise haksız rekabeti oluşturacak iş ve eylemlerde bulunmadığını, tek taraflı olarak düzenlenen ve işçi aleyhine olan cezai koşulun geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini talep ettiği, davacı şirket ile davalı arasındaki 21/10/2009 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi ve aynı tarihli ek iş sözleşmesi, İstanbul 26. İş Mahkemesinin 2015/89 esas sayılı dosyası, İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/403 Esas sayılı dosyası, davalı tarafından gönderilen e-mailler, bilirkişi raporları, İstanbul 26. İş Mahkemesinin 2015/89 esas sayılı dosyasının İstinaf incelemesine yapan İstanbul BAM 26. Hukuk Dairesinin 03/11/2020 tarih ve 2018/1362 Esas, 2020/1839 Karar sayılı kararının gerekçesi ve İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/403 esas sayılı dosyasında davalının haksız rekabetten dolayı cezalandırılmasına ilişkin verilen kararın gerekçesi, davalının, davacının müşteri portföyü, fiyat teklifleri ve diğer ticari sırlarını kullanması, söz konusu sözleşmede sayılan şirketlere davacı şirketten daha düşük fiyatla iş yapabileceğine dair mailler göndermesi ve sözleşmede sayılan ... şirketi ile ticari ilişkiye girmesi, davalı ile sözleşmede yer alan ... A.Ş. arasında geçen yazışmalarda, davacının pahalı üretim yaptığı ve üretim kapasitesinin yetersiz olduğu şeklindeki beyanı, ... A.Ş.şirket çalışanı ...'in Asliye Ceza Mahkemesindeki yeminli ifadesinde, davalının kendilerine davacı şirketin sunduğu tekliflerin çok yüksek olduğunu, kendisinin daha düşük fiyatlara iş yapabileceğini belirttiğini beyan etmesi, tanık ...'ün davalının davacı şirketten ayrılmadan önceki son gün bilgisayardan CD'ye data kopyaladığını, davalının işten çıktıktan sonra müşterilerden iş gelmemeye başladığını, ...'deki yetkilinin gönderdiği maille davalıdan daha uygun fiyat teklifi geldiğini, bu nedenle onunla anlaştıklarını bildirmesi karşısında, davalının iş ve eylemlerinin Türk Ticaret Kanunu'nun 55/1a-5, b-1, c-1 maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği ve son bilirkişi raporuna göre davalının taahhütlü ek iş sözleşmesinde geçen ... A.Ş. ile ticari ilişkiye girdiği, bu nedenle davacının ... A.Ş. ile ilgili önceki yıllara göre ciro kaybının 246.368,14 TL olduğu, davacının kar kaybı olarak bu miktarı talep edebileceği, davacının maddi tazminat olarak 20.000 TL talepte bulunduğu anlaşıldığından davacının maddi tazminat davasının kabulüne karar verildiği;
Davacının haksız rekabet nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunduğu, TTK'nın 56/1-e maddesinde TBK'nın 58.maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde haksız rekabet nedeniyle manevi tazminat talep edilebileceğinin düzenlendiği, İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/403 Esas sayılı dosyasında tanık olarak dinlenen ...'in beyanı, gönderilen e-mailler gözönüne alındığında davalının, davacı şirketin ... A.Ş.'ye pahalı üretim yaptığını, üretim kapasitesinin olmadığını belirterek davacı şirketi kötülediği ve bu şekilde kişilik haklarının zedelenmesine sebebiyet verdiği, bu nedenle davacının manevi tazminat talebinin yerinde olduğu, manevi tazminatın TMK.nın 4. maddesinde yer alan hak ve nesafet kurallarına uygun olarak ve bu arada sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak şekilde takdir ve tayin edilmesi gerektiği, bu ilkeler çerçevesinde tarafların ekonomik ve sosyal durumları, çevre koşulları, davacının olaydan etkilenme durumu, paranın satın alma gücü, davalının ödeme gücü ile hak ve nesafet kurallarına göre davalının eylemleri nedeniyle 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verildiği;
İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/403 Esas sayılı dosyasında tanık olarak dinlenen ...'ün, davalının davacı iş yerinden ayrılmadan önceki son gününde bilgisayardan CD'ye data kopyaladığına ilişkin beyanı gözönüne alınarak, davacının müşteri listesi ve bilgilerinin bulunduğu harddiskin imhası ve davalının rekabet yasağına aykırılık teşkil eden iş ve eylemlerine son verilmesi talebinin kabulüne ve ayrıca TTK'nın 59.maddesi gereğince davacının mahkeme kararı kesinleşmesinden sonra ilan edilmesi talebinin kabulüne karar verildiği;
Davacının, davalının rekabet yasağını ihlal edici iş ve eylemlerinden dolayı 300.000 TL cezai şartın ödenmesini talep ettiği, taraflar arasındaki 21/10/2009 tarihli taahhütlü ek iş sözleşmesinde; BK. m.348/1 'de belirlenen rekabet yasağının kapsamı geçerli olmakla beraber işçi iş sözleşmesi süresince ve sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren 5 yıl süreyle rakip iş yerine ortak olamayacağı gibi rakip işyerinde benzer bir konuda da işçi olarak çalışamaz, işçi bu yükümlülüğe aykırı davrandığı takdirde işverenin bu sebeple uğradığı zararı tazminle yükümlüdür, bu tazminat en az 300.000 TL'dir hükmünün mevcut olduğu, TBK'nın 444. maddesinde sayılan koşulları taşıyan rekabet yasağı anlaşmalarının, geçerli olduğu, TBK'nın 446. maddesi uyarınca, rekabet yasağına aykırı davranan işçinim, bunun sonucu olarak işverinin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlü olduğu, işçi ve işverenin, rekabet yasağı anlaşmasına bir ceza koşulu koyabilecekleri ancak, bu ceza koşulunun geçerliliğinin TBK'nın 420/1. maddesine bağlı olduğu, yani, burada getirilecek bir ceza koşulunun sadece işçi aleyhine bir ceza koşulu olmaması, bunun karşılığında işverenin de bir edim üstlenmiş olması gerektiği, TBK'nın 393 ilâ 447. maddelerinin tamamının hizmet sözleşmelerini düzenleyen maddeler olduğu, sözleşmedeki bir hükmün, sözleşme sona erdikten sonra hüküm ifade edecek olması, o hükmün sözleşmenin bir maddesi olmadığı, başka bir sözleşme olduğu anlamına gelmeyeceği, buna göre somut olayda taraflar arasındaki rekabet yasağı içeren sözleşme TBK'nın 446. maddesindeki yasal sınırlar içinde geçerli bir anlaşma olmakla birlikte, buna bağlanan tek taraflı ceza koşulunun hükümsüz olduğu, buradaki hükümsüzlüğün, TBK'nın 27/2. maddesi anlamında kısmî hükümsüzlük olduğu, yani, hizmet sözleşmesi ve rekabet yasağı anlaşması geçerli olup, sadece tek taraflı ceza koşulu içeren maddelerin hükümsüz olduğu ve davacı işverenin, rekabet yasağını ihlal eden davalı işçiden ceza koşulunu isteyemeyeceği ancak, zararını kanıtlayarak tazminat isteyebileceği gerekçesi ile davacının maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, cezai şart bedelinin tahsili talebinin reddine, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerine son verilmesine, davacıya ait bilgilerin bulunduğu harddiskin imhasına ve karar kesinleştiğinde gazetede ilanına karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; İlk derece mahkemesince adeta davalı taraf korum altına alınarak manevi tazminat miktarında fahiş derecede bir indirim yapıldığı, talep edilen manevi tazminat tutarının haklı olduğu, Mahkemece cezai şart talebinin reddine karar verilmesinin TTK'nın 22. maddesine aykırı olduğu, TBK'nın 445. maddesi uyarınca işveren ve işçinin rekabet yasağı anlaşması yapmalarına engel bir durum olmadığı, işverenin cezai şart talep edebilmek için bir yüküm altına girmesine ihtiyaç olmadığı, cezai şart ile ilgili korunması gereken tarafın, müvekkili şirket olduğu, davalının işçi değil tacir olduğu, basiretli davranması gerektiği ve cezai şarttan indirim yapılmasını talep edemeyeceği, Mahkemece re'sen indirim yapılamayacağı, bu sebeplerle kararın kaldırılması ile tüm taleplerin kabulüne karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; İlk derece mahkemesinde görülen uyuşmazlığın çözümünde İş Mahkemelerinin görevli olduğu, Mahkemece, görev itirazlarının karşılanmadığı, Mahkemenin gerekçeli kararında ceza mahkemesi kararına dayanmasının Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğu, aynı şekilde bilirkişi raporunda da ceza mahkemesi kararına dayanılarak değerlendirme yapılmış olmasının usule aykırı olduğu, Mahkemenin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığı, Mahkemenin haksız rekabetin gerçekleştiğine dair kabulünün hatalı olduğu, taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğu, TBK'nın 444. maddesinde sayılan koşulları taşımadığı, müvekkilinin müşterileri arasında, davacının müşterilerinden yalnızca ... firmasının bulunduğu, müvekkili ile bu firma arasında süreklilik arz eden bir ticari ilişkinin ise bulunmadığı, müvekkilinin davacının çalıştığı firmalar ile ticari ilişkide bulunarak elde etmiş olduğu bir menfaatin olmadığı, Mahkemece, manevi tazminata hangi gerekçeler ile hükmedildiğinin açıklanmadığı, tüzel kişilerin fiziken acı, elem çekmesi söz konusu olamayacağından davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yalnızca davacının ticari defter ve kayıtları üzerinden bir değerlendirme yapıldığı, rekabet yasağının haksız fiilin bir türü olması sebebiyle, haksız fiilde aranan koşullar yönünden bir değerlendirme yapılması gerektiği, davacının zarara uğradığını ve zarar ile müvekkilinin eylemi arasındaki illiyet bağını ispat etmesi gerektiği, müvekkilinin davacının kar kaybından sorumlu tutulabilmesi için buna müvekkilinin sebep olduğunun açık bir şekilde ortaya konması gerektiği, ciro kaybının başkaca sebeplerden de kaynaklanabileceği, müvekkilinin 2015 yılında sadece ... firması ile çalıştığı ve bunun da bir seferlik bir ticari ilişki olduğu, davacının diğer firmalarla ilişkisi nedeniyle uğradığı kar kaybının müvekkili ile bir ilgisinin olmadığı, ... firması ile yaptığı tek seferlik iş nedeniyle de davacının ciro kaybına uğradığının kabul edilemeyeceği, davacı tarafın zarar ve uygun illiyet bağını ispat edemediği, Mahkemece, rapora itirazlarının değerlendirilmediği ve lehe ve aleyhe hükmedilen vekalet ücretlerinin de hatalı olduğuna ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra davalı işçinin rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ettiğinden bahisle sözleşme ile düzenlenen cezai şart bedelinin tahsili, davalı işçinin, TTK'nın 55 vd maddelerinde yer alan ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerine son verilmesi, bu amaçla kullanılan araçların imhası ve haksız rekabet nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini taleplerine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davalının TTK'nın 55/1-a5, b-1, c-1 maddelerini ihlal eden eylemlerine son verilmesine ve bu sebeple davacının maddi tazminat talebinin kabulüne, TTK'nın 56/1-e maddesi uyarınca oluşan manevi zararın tazmini talebinin kısmen kabulüne, davalının haksız rekabet eyleminde kullandığı araçların imhasına, cezai şart bedeli talebinin ise reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
6098 Sayılı TBK'nın 444 ve 445. madde hükümleri ile, iş sözleşmesinde rekabet yasağına aykırılık anlaşmasının geçerliliği; işçinin fiil ehliyetinin olması, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içermemesi, iş ilişkisinin işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlaması ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılmasının, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması koşullarına bağlanmıştır. Ancak, rekabet yasağı ihlâlinden bahsedilebilmesi için zararın fiilen gerçekleşmesi gerekli olmayıp, yakın ve önemli bir zarar ihtimalinin varlığı yeterli olmaktadır. Bu koşullardan birinin eksikliği halinde rekabet yasağına aykırılık anlaşması kural olarak geçersizdir. Öte yandan TBK'nın 445/2. maddesi ile rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı bakımından hakime uyarlama yetkisi tanınmıştır.
Somut olayda; dava, davalı işçi tarafından rekabet yasağı sözleşmesinin, iş ilişkisinin sona ermesinden sonra ihlal edildiği ve aynı zamanda TTK'nın haksız rekabete ilişkin 55 vd maddelerine de aykırılık oluştuğu iddiası ile açılmış olup, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemece asliye ticaret mahkemesi olduğundan, davalı vekilinin göreve ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Taraflar arasında imzalanan 21/10/2009 tarihli Taahhütlü Ek İş Sözleşmesi'nin 2. maddesi ile; davalı işçinin her ne sebeple olursa olsun, çalıştığı süre boyunca veya işin sonlanmasından itibaren 5 yıl süreyle, bu işyerinde gerek firma ile gerekse firmanın müşteri portföyü ile ilgili, işi gereği öğrendiği tüm belge, kayıt ve bilgileri saklı tutmakla yükümlü olduğu, davalı işçinin bu yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle işverenin uğradığı maddi ve manevi zararı tazminle sorumlu olduğu, 3. maddesi ile; davalı işçinin işverenin yazılı izni olmaksızın doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak kendilerinin ya da bir üçüncü kişinin hesabına olarak işletmenin müşteri portföyüne iş yapmayacağı, bunun yanı sıra işveren, işçinin kendi hesabına yaptığı veya üçüncü kişilere yaptırdığı işlerin kendi hesabına yapılmış sayılması ve bu işler dolayısıyla aldıkları ücretin verilmesini veya aynı işlerden doğan alacağın devredilmesini isteyebileceği, 4. maddesi ile; davalı işçinin, işten ayrıldıktan sonra 5 yıl süreyle işverenin müşteri portföyünü işveren aleyhine kullanmayacağını, işverenle çalıştığı süre içerisinde işi gereği öğrendiği bilgi, belge ve kayıtları yeni iş yerinde kullanmayacağını ve iş hukuku mevzuatı ve Yargıtay içtihatları uyarınca rekabet etmeme yasağı ilkelerine bağlı kalacağını kabul ettiği, 5. maddesi ile; imzalanan bu ek iş sözleşmesinde BK madde 348/1'de belirtilen rekabet yasağının kapsamı geçerli olmakla beraber, davalı işçinin iş sözleşmesi süresince ve iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren 5 yıl süreyle rakip işyerine ortak olmayacağı gibi rakip işyerinde benzer bir konumda da işçi olarak çalışmayacağı, davalının bu yükümlülüğe aykırı davranması halinde işverenin bu sebeple uğradığı zararı tazminle yükümlü olduğu ve bu tazminatın en az 300.000 TL tutarında olduğu kabul edilmiş ve 6. maddesinde; açıklanan rekabet etmeme yükümlülüğünün işçi yararına İzmir, İstanbul, Ankara, Bursa ve Antalya illeri ile sınırlı olarak uygulanacağı açıklandıktan sonra, yine rekabet yasağının hangi şirketler yönünden geçerli olduğu sayılmıştır. Mahkemece, taraflar arasında imzalanan ek sözleşme ile kabul edilen rekabet yasağının, herhangi bir sınırlandırma olmaksızın geçerli olduğu kabul edilmekle birlikte, sözleşmeye yalnızca davalı işçi aleyhine konulan cezai şartın geçersiz olduğu kabul edilmiştir. Dosya kapsamı ve taraflar arasındaki sözleşmenin TBK'nın yukarıda açıklanan maddeleri kapsamında değerlendirilmesi neticesinde; davalı işçinin, davacıya ait işyerinde çalıştığı pozisyon, çalışma süresi, işten ayrılmasından hemen sonra davacının çalıştığı ve rekabet yasağı sözleşmesinde sayılan şirketler ile yaptığı mail yazışmaları, dava dışı ... A.Ş. ile girdiği ticari ilişkiye göre, taraflar arasındaki iş ilişkisinin davalı işçiye, davacının müşteri çevresi, fiyat politikası ve yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağladığı ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılmasının, davacı işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olduğu açıktır. Diğer yandan, rekabet yasağı sözleşmesinin yer bakımından 5 büyük ili kapsamına almasının, yer itibariyle davalı işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürecek nitelikte olduğu söylenebilecek ise de, bu iller içerisinde rekabet yasağının yalnızca sözleşmede sayılan şirketlerle sınırlandırılmış olması karşısında, yer bakımından yapılan düzenlemenin hakkaniyete aykırı olmadığı anlaşılmaktadır. Yine işlerin kapsamı bakımından yapılan sınırlandırma da yasal düzenlemeye uygun olup, yalnızca getirilen 5 yıllık süre TBK'nın 445. maddesinin birinci fıkrasına aykırı ve geçersiz ise de, aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca bu sürenin iki yıl ile sınırlandırılması mümkün olduğundan, sonuç olarak Mahkemece, taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin aynı koşullarla ve fakat iki yıl süre ile uygulanmak üzere geçerli kabul edilmesi yerinde görülmüş, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri ise haksız bulunmuştur.
TBK'nın 420. maddesi ile; "hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir" hükmü getirilmiş olmakla birlikte, 444. madde düzenlemesi ile işçinin yazılı olarak rekabet yasağı sözleşmesi yapabileceği ve "Aykırı Davranışın Sonuçları" başlıklı 446. maddesi ile de, rekabet yasağının bir ceza koşuluna bağlanabileceği, ayrıca işçinin ceza koşulunu aşan zararı da gidermekle yükümlü olduğu kabul edilmiştir. Bu noktada rekabet yasağı sözleşmesi ayrı bir sözleşme olarak yapılabileceği gibi hizmet sözleşmesinin içinde ayrı bir madde olarak da yer alabilir. Hizmet sözleşmesinde bir başlık olarak yer alması halinde dahi bu düzenlemenin hizmet sözleşmesinin genel hükümlerinden ayrılan ayrı bir rekabet sözleşmesi olduğunun kabulü gerekir. Bu itibarla rekabet yasağına aykırılık halinde ödenmesi kabul edilen ceza koşulu yönünden TBK'nın 420. maddesinin uygulanması mümkün değildir. Kaldı ki somut olayda taraflar arasında rekabet yasağı ve bu yasağa aykırılık halinde uygulanacak ceza koşulu hizmet sözleşmesinden ayrı ek bir sözleşme ile düzenlenmiştir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ile de, hizmet/iş ilişkisinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağı sözleşmelerinde kararlaştırılan ceza koşulunun geçerliliği için karşılıklı olmasının gerekmediği kabul edilmektedir. (Bkz. Yargıtay 11.HD'nin 2025/2980 Esas, 2025/7807 Karar sayılı, 25/12/2025 tarihli ilamı). Bu minvalde Mahkemece, rekabet yasağı sözleşmesi geçerli kabul edilmekle birlikte, yasağın ihlali halinde davalı işçinin cezai şart bedeli ödeyeceğine dair sonuç kısmının geçersiz kabul edilmesi ve bu sebeple cezai şart bedeli talebinin reddine karar verilmesi isabetsiz olmuş, davacı vekilinin rekabet yasağı sözleşmesinin sonuçlarının geçerli olduğuna dair istinaf sebebi yerinde görülmüştür.
Dosya kapsamından; davalı işçinin davacıya ait işyerinden 13/01/2015 tarihinde ayrıldığı ve iki yıllık süre sona ermeden, aynı faaliyet alanında, kendisine ait bir şirket kurmak suretiyle rekabet yasağı sözleşmesinde sayılan ... A.Ş. ile çalıştığı, gönderilen mail içeriklerine göre, davacının müşteri portföyünü aleyhine kullandığı, davacının müşterilerine, davacı şirketten ayrıldığını ve daha düşük fiyatla daha iyi kalitede iş yapabileceğini, davacının pahalı üretim yaptığını, üretim kapasitesinin olmadığını ifade ettiği, iş mahkemesinde dinlenen tanıkların beyanlarına göre, davacıya ait dokümanların kopyasını aldığı ve bu şekilde hem rekabet yasağı sözleşmesini hem de mahkemece de kabul edildiği üzere, TTK'nın 55/1-a5 (kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek,) b-1 (müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek) ve c-1 (kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak) maddelerini ihlal ettiği, sözleşme uyarınca davacı işverenin bu sebeple uğradığı zararı tazminle yükümlü olduğu, aynı zamanda davacının, TTK madde 56 uyarınca, haksız rekabetin sonlandırılmasını, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, oluşmuş ise maddi zararını ve TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde manevi zararını talep edebileceği açıktır. Rekabet yasağı sözleşmesinde, davalının rekabet yasağını ihlal etmesi halinde davacı işverenin uğrayacağı zararı karşılayacağı ve bu miktarın en az 300.000 TL olacağı kabul edilmiştir. TBK'nın 182/3. fıkrasına göre hakimin, fahiş gördüğü cezai şarttan re'sen indirim yapabilmesi mümkündür. Davalının rekabet sözleşmesini imzalarken vasfı tacir değil, işçidir. Bu nedenle davacı vekilinin tacir olan davalının, TTK madde 22 uyarına cezai şart bedelinin indirilmesini talep edemeyeceğine dair istinaf sebebi yerinde değildir. Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınacak ceza miktarını belirlerken hak, adalet ve nesafet kuralları dikkate alınmalıdır. Buna göre davalının kurduğu şirket ile gerçekleştirdiği ticari faaliyetinin kapsamı, elde ettiği kar, borca aykırı davranışının ağırlığı dikkate alınmak suretiyle belirlenen cezai şart tutarının fahiş olduğu anlaşılmış ve 1/3 oranında, 100.000 TL olarak uygulanmasının hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Bu itibarla davacı vekilinin 300.000 TL tutarında cezai şart bedelinin ödenmesi gerektiğine dair istinaf sebebi kısmen haklı bulunmuştur. Öte yandan Mahkemece alınan son heyet bilirkişi raporunda, davacı şirketin, dava dışı ... A.Ş. ile olan ticari ilişkisinin hacminin 2015 yılından itibaren düşmeye başladığı ve 2015-2016 yıllarında bu şirket ile olan ticari ilişkisindeki düşüş nedeniyle kar kaybının 246.368,14 TL olduğu tespit edilerek, bu kar kaybının, davacının zararı olduğu ve davalının aynı şirket ile çalışmaya başlamasından kaynaklandığı kabul edilmiş ve Mahkemece de, davacının, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemleri neticesinde 246.368,14 TL maddi zarara uğradığı kabul edilerek taleple bağlı kalınmak suretiyle 20.000 TL maddi tazminata hükmedilmiş ise de, bu kabul dosya kapsamına ve bizati bilirkişi raporunda yapılan tespitlere aykırı olmuştur. Aynı bilirkişi raporunda, davalının yalnızca 2015 yılında ... A.Ş. ile ticari ilişkisinin olduğu ve anılan şirket adına toplam 65.743,36 TL tutarında fatura düzenlediği tespit edilmiştir. Davacının, 2015 ve 2016 yıllarında dava dışı ... A.Ş. ile ticari ilişkisinin devam etmesi, davalının ise 2016 yılında anılan şirket ile ticari ilişkisinin olması, 2015 yılı içerisinde ise düşük miktarlı bir ticari ilişkisinin bulunması karşısında, davacının önceki yıllara göre anılan şirket ile olan ticaret hacminin azalması neticesinde karındaki azalışın maddi zararı olduğu ve bu zarara davalının, aynı şirketle 2015 yılındaki düşük miktarlı ticari ilişkisinin sebep olduğu ispat edilememiştir. Bu sebeple Mahkemece, davacının maddi zarar talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, 246.368,14 TL maddi zararın bulunduğuna yönelik kabulü isabetsiz olmuş, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri haklı bulunmuştur.
Mahkemece, doğrudan, davalı aleyhine açılan ceza davasında verilen karar dayanak yapılmak suretiyle bir karar verilmemiş, ceza davasında alınan tanık beyanları ve ceza mahkemesince suçun sübutuna dair yapılan değerlendirmeler, yani tespit edilen somut vakalar, dosya kapsamındaki diğer deliller ile birlikte değerlendirilmiş olup, davalı vekilinin, Mahkemece, TBK madde 74 hükmü uyarınca bağlı olmadığı ceza mahkemesi kararının hükme dayanak yapıldığına dair istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Son olarak, davalının, davacının iş hacmi hakkında müşterisine karşı kullandığı kötüleyici ifadeler nedeniyle ticari itibarını zedelediği ve TTK'nın 56. maddesinin atfı ile TBK'nın 58. maddesinde yer alan manevi tazminatın koşullarının oluştuğu açıktır. Davalının haksız eyleminin ve neticesinin ağırlığı, tarafların ekonomik durumları, manevi zararın zenginleşme aracı olamayacağına dair ilke nazara alındığında hükmedilen tazminat miktarının yerinde olduğu anlaşılmış, yine red ve kabul edilen miktarlar üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca davalı lehine ve aleyhine hükmedilen vekalet ücretlerinde isabetsizlik olmadığı görülmüş ve taraf vekillerinin aksi yöndeki istinaf sebepleri haksız bulunmuş ve fakat talep edilen cezai şart miktarından re'sen indirilen kısım yönünden ve Dairemiz karar tarihi itibariyle Anayasa Mahkemesi'nin HMK'nın 326/2. maddesinin manevi tazminat davaları yönünden iptaline dair verilen 25/12/2024 tarihli kararı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olduğundan, manevi tazminat talebinin reddedilen kısmı yönünden davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kısmen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde karar hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KISMEN KABULÜ İLE,
İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/06/2023 tarihli, 2015/716 Esas ve 2023/435 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,
2-Davacının cezai şart bedelinin tahsili talebinin kısmen kabulü ile 100.000 TL'nin temerrüt tarihi olan 02.04.2015 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Davacının maddi tazminat talebinin reddine,
4-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 02.04.2015 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
5-Davalının TTK'nın 55/1-a5, b-1, c-1 maddeleri uyarınca rekabet yasağına aykırılık teşkil eden işlem ve eylemlerine son verilmesine, davacının müşteri listesi ve bilgilerinin bulunduğu harici hard diskin imhasına,
6-Karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle hüküm özetinin Türkiye'de yayın yapan günlük bir gazetede bir kez ilanına,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN;
7-Alınması gereken 8.197,20 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 7.172,55 TL harçtan mahsubu ile kalan 1.024,65 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine,
8-Davacı tarafından yatırılan 27,70 TL başvurma harcı ve 7.172,55 TL peşin harcın toplamı olan 7.200,25 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafından yapılan 10.500 TL bilirkişi ücreti ve 269,50 TL tebligat- müzekkere ücreti olmak üzere toplam 10.769,50 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 10.231 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Davalı tarafından yatırılan bilirkişi ücreti 9.000 TL olan yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 450 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
11-Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen cezai şart miktarı üzerinden hesaplanan 45.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
12-Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 20.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
13-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:
14-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
15-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine ve yapılan istinaf giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 14/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.