T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2255 Esas
KARAR NO : 2026/951 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2022/913 Esas - 2023/496 Karar
TARİH: 19/09/2023
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 07/05/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 2022 yılı Mayıs ayından beri devam eden ticari ilişki bulunduğunu, davalının son fatura tarihi olan 16/08/2022 tarihinden bugüne ödenmeyen borcu olduğunu, tüm faturaların e-fatura olarak düzenlendiğini ve faturalara davalı tarafından itiraz edilmediğini, davalının, borcun ödenmemesi üzerine başlatılan ilamsız takibe haksız itirazında dahi faturalara itiraz etmeyip ödeme savunmasında bulunduğunu, tüm faturaları kabul eden davalının bu faturaları defterlerine de kaydettiğini ileri sürerek, davanın kabulü ile davalının Çorlu İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, davalının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davada Çorlu Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, davacının takip talebinde alacağını dayandırdığı faturaların seri, sıra numaralarını, fatura tarihini ve miktarını yazmadığını ve imzasız kaşesiz bir cari hesap ekstresi sunarak toplam bir alacak rakamı belirtriğini, takipte dayanılmayan belgeye itirazın iptali davasında dayanılamayacağını, davalıya takip öncesi ihtarname gönderilmediğinden temerrüt faizi talep edilemeyeceğini, avans faizi talep edilemeyeceğini, dava konusu faturalardaki ürünlerin bir kısmı ayıplı olduklarından, geldikleri gün aynı anda davacıya iade edildiğini, taraflar arasında ayıplı malların iadesi sonucunda mahsuplaşma yapıldığını ve borcun tamamının ödendiğini, inkar tazminatı talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi'nin 19/09/2023 2022/913 Esas - 2023/496 Karar sayılı kararında; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, ticari satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının varlığı ve miktarına ilişkin olduğu, Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetki alanının Tekirdağ ili idari sınırları olması ve davacı alacaklının yerleşim yeri itibariyle Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olması nedeniyle davalının yetki itirazının reddi gerektiği, taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacının davalıya kestiği faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalının davacıya 1.044.484,23-TL borçlu gözüktüğü, davalının defterlerine kaydettiği faturalara itiraz etmediği, davalı cevap dilekçesinde ayıp savunmasında bulunmuş ise de, dava ve takipten önce ayıp ihbarında bulunduğunu kanıtlayamadığı, ödeme savunmasını da ispatlayamadığı, her iki tarafın tacir olması nedeniyle davacının avans faizi talep edebileceği, inkar tazminatı koşullarının oluştuğu; gerekçesi ile; davanın kabulüne; davalının takibe itirazının 1.044.844,22 TL asıl alacak üzerinden devamına, davalının icra dosyasında uygulanan faiz oranına itirazının reddine, asıl alacak miktarının %20'si oranında (208.968,84 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine; karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, itirazın iptali davasının sadece takibin yapıldığı yerdeki mahkemede açılabileceğinden ve davacı tarafın söz konusu ilamsız icra takibini Çorlu İcra Müdürlüğünde açtığından işbu davada yetkili mahkemenin Çorlu mahkemeleri olduğunu, Davacının başlattığı icra takibinde dayanmadığı faturalara itirazın iptali davasında dayanamayacağını, davacının takip dosyasında alacaklı olduğunu iddia ettiği faturaların seri, sıra numarasını, fatura tarihini ve miktarını açıkça yazmadan toplam bir rakam belirttiğini, takip dayanağı belge olarak takibe ilişkin faturaları değil, hiçbir somut delil niteliği, kaşesi ve imzası olmayan cari hesap ekstresini sunduğunu, İİK'nun 58 maddesi uyarınca davacının takip talebi ekinde takip dayanağı belgeleri sunmak zorunda olduğunu (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 11.02.2020 tarihli, 2017/2076 E., 2020/117 K. sayılı ilamı),
Yasal faiz miktarının %9 olduğunu ancak ödeme emrinde yıllık reeskont avans faiz olan %15,75 oranında faiz talep edildiğini, dava konusu takip kambiyo takibi olmadığından ve taraflar arasında kararlaştırılmış bir faiz oranı da bulunmadığından avans faizi istenemeyeceğini,
Dava konusu faturalardaki ürünlerin bir kısmı ayıplı olduklarından, geldikleri gün aynı anda davacıya iade edildiğini, taraflar arasında ayıplı malların iadesi sonucunda mahsuplaşma yapıldığını ve borcun tamamının ödendiğini,
İnkar tazminatı koşullarının oluşmadığını, ayıplı ürün satan davacının lehine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini,
İleri sürerek, açıklanan ve inceleme sırasında görülecek nedenlerle istinaf incelemesi neticesinde, tehiri icra taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yüklenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; taraflar arasındaki açık hesaba dayalı ticari satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dosya içeriği belgelere göre; mahkemece taraf delillerinin toplandığı, takip dayanağı açık hesaba konu faturaların, tarafların uyuşmazlık konusu yıla ait ba-bs formlarının dosya arasına alındığı ve tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde mali bilirkişi incelemesi yaptırılarak istinafa konu kararın verildiği, eldeki davada her iki tarafın tacir olması nedeniyle uyuşmazlığın nispi ticari dava mahiyetinde bulunduğu, görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğu, HMK'nun 6 maddesinde düzenlenen genel yetki kuralı uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemelerinde dava açılabileceği, davalının yerleşim yeri olan Ergene İlçesi'nin Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yargı çevresi içerisinde kaldığı, buna göre davalının mahkemenin yetkisine yönelik itirazının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı; takibin faturaya değil, açık hesaba dayalı olması ve 2022 yılı açık hesap özetinin takip talebi ekinde sunulmuş bulunması, açık hesabın içeriğini oluşturan faturaların hem takibin hem de davanın konusu oluşturması karşısında, takipte dayanılmayan faturalara itirazın iptali davasında dayanılamayacağına yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davalının takipten ve davadan önce açık hesabın konusunu oluşturan faturaların muhtevasının ayıplı olduğuna ve ayıplı ürünlerin iade edildiğine dair savunmasını ispata yarar herhangi bir somut delil sunmadığı, tarafların tacir olması ve dava konusu alacağın dayanağı satış ilişkisinin ticari iş olması nedeniyle davacının ticari nitelikte avans faizi talep edebileceği, davalının kendi defter ve kayıtlarına göre davacıya 1.044.844,22-TL bakiye açık hesap borcu bulunduğu ve ödeme savunmasını da ispatlayamadığı, davacının da takibi bu tutar üzerinden başlattığı, bu durumda mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gibi, likit nitelikteki alacak yönünden davalının İİK'nun 67 maddesi uyarınca inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasının da usul ve yasaya uygun olduğu, davalının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 71.373,31-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 17.843,35-TL harcın mahsubu ile bakiye 53.529,96-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 07/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.