T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1985 Esas
KARAR NO : 2026/940 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2018/1098 Esas - 2023/628 Karar
TARİH: 11/07/2023
DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 07/05/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile dava dışı ... arasında yazılı distribütörlük sözleşmesi yapıldığını, anılan sözleşme hükümlerine göre davacının sözleşme konusu ürünlerin Türkiye içerisinde satış ve dağıtımını yapmak üzere münhasıran yetkili kılındığını, sözleşmenin imzalanmasının ardından davacının dava dışı ... ... tarafından resmi acenta olarak kabul edildiğini ve bütün ürünlerini satma ve servis hizmetleri verilmesi yönünde yetkili kılındığını, taraflar arasında distribütörlük ilişkisi devam etmekte iken dava dışı şirketin davacıya Bursa 10. Noterliğinin 26/09/2017 gün ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide ederek ve hiçbir gerekçe göstermeksizin taraflar arasındaki sözleşmenin 11. Maddesi gereğince sözleşmenin 31/03/2018 tarihi itibariyle hüküm ifade etmek üzere feshedildiğini bildirdiğini, sözleşme çerçevesinde davacı çalışanlarına ... tarafından kullanıcı adı ve şifresi tahsis edildiğini ve bu verilerle ...’ya ait https://sp.....com adresinde bulunan internet sitesine giriş hakkı tanındığını, söz konusu internet sitesinin iş planlamaları, uygulanacak stratejiler, raporlar gibi içerikleri taşıdığını, davacı çalışanlarının bu kapsamda anılan internet sitesine giriş yaptıklarını ve ...’nın “... Türkiye” olarak yeni bir oluşum başlattığına ve bu oluşum kapsamında bazı planlamalarda bulunduğuna şahit olduklarını, bu oluşumun davalı ... ...A.Ş. unvanlı şirket üzerinden yürütülmeye başlandığını, gelişmeler üzerine davacı tarafından Bursa 4 Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimliğinin 2018/20 D İş sayılı dosyası ile tespit işlemi yaptırıldığını, düzenlenen raporda; bir bölümü önceki tarihlerde davacı şirket bünyesinde çalışmış kişilerin fiilen ... bünyesinde çalışmaya başladığının, tespit tarihinde halen davacı bünyesinde çalışmakta olan bir kısım personelin ise müstakbel ... çalışanları olarak organizasyon ve planlamalara dahil edildiğinin tek tek tespit edildiğini, davacı şirketçe yapılan araştırmalar sonucunda davalı ... ...A.Ş'nin 01/12.2017 tarihli ... sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde kuruluş ilanının yayımlandığının, bu şirket ile davacı şirketin aynı faaliyet konular ile iştigal ettiklerinin, davalının, davacı şirketin müşterileri ile ticari ilişkiye girmek yönünde planlamaları bulunduğunun ve hatta girmiş olduğunun görüldüğünü, davalı şirketin eylemlerinin TTK m. 55 anlamında haksız rekabet oluşturduğunu, davalı şirketin, davacı şirket çalışanlarının bir bölümünü ayartarak, organize bir şekilde davacı şirketten kendi bünyesine geçişini sağladığı belirterek, haksız rekabetin tespiti ve menine, şimdilik, 1.000,00-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren başlayacak avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 100.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren başlayacak avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, TTK madde 59 gereğince davanın kabulü yönündeki kesinleşmiş gerekçeli kararını, masrafın davalı taraftan karşılanması kaydıyla, yurt çapında tiraja sahip günlük bir gazetede yayımlanmasına, yargılama giderleri ile yasal avukatlık ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava için zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının davalı şirketin kuruluşundan haberi ve bilgisi olduğunu, davacı çalışanlarına karşı müvekkilinin herhangi bir telkin veya ayartmasının bulunmadığını, dava dışı çalışanların davalı şirkette çalışmalarının anayasal çalışma hürriyetinin bir sonucu olduğunu, adı geçen çalışanları ilanla aldıklarını ve çalışanların ilana başvuru yaptıklarını, adı geçen çalışanların zaten herhangi bir sırra vakıf olamayacaklarını, çalışanlar davacı bünyesinde iken dahi eğitimlerinin ... tarafından verildiğini, müşteri ayartma iddiasının gerçek dışı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 11/07/2023 tarih ve 2018/1098 Esas - 2023/628 Karar sayılı kararında; "Tüm bu hususlar somut olay bakımından değerlendirildiğinde; TTK 54 maddesi uyarınca haksız rekabetten söz edilebilmesi için ticari nitelik taşıyan dürüstlük kuralına aykırı bir davranış veya uygulamanın neticesinde rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkilerin etkilenmesi, dürüstlük kuralına aykırı şekilde başkalarının müşteriler ile temasa geçilerek müşterilerin ayartılması ve yöneltilmesi ile müşterinin sözleşmeye aykırı davranması ve bu nedenle bir zararın doğması gerektiği yine TTK 55 maddesi uyarınca işçileri ayartma ve bu şekilde ticari sırları ele geçirmeye yönelik somut eylem ve beyanların ispatlanması gerektiği bir kısım personelin davalıya geçtiği ve müşteri kaybedildiği doğru olmakla birlikte bilirkişi raporları ile de tespit edildiği üzere davalı şirketin davacının işçilerini ayarttığı, iş sırlarını ele geçirmeye çalıştığı veya davalının davacının iş sırlarını ele geçirerek faydalandığı veya faydalandırdığı şeklinde davalının haksız rekabet teşkil edecek hukuka aykırı eylemleri tespit edilememiştir. Kullanıcı adı ve şifre ile girilen davalı şirketin internet sitesinde şirket kuruluş ve işleyişine yönelik hazırlıklar kapsamında şemalar oluşturulması, çalışanların belirlenmesi, planlamalar yapılması tek başına ayartma kapsamında haksız rekabet niteliğinde davranışlar değildir.
Piyasaya yeni giren davalının, diğer firmaların müşterilerini kazanmaya çalışması, kendisinin faaliyetini geliştirmesi için gerekli olduğundan, bu durum da başlı başına hukuka aykırılık olarak değerlendirilemez. Davalının davacı ile aynı konuda faaliyet gösteren şirket kurmasının tek başına haksız rekabet niteliğinde bir davranış olmadığı, Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları uyarınca müşteri çevresinin ticari sır kapsamında olmadığı, müşteri çevresine ilişkin ihlalin söz konusu olabilmesi için davalının dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde davacının müşterilerini ayartması ve yönlendirmesi ile müşterilerin yapılan sözleşmeye aykırı davranması gerektiği ancak somut olayda davacı ile adı geçen dava dışı müşteriler arasında böyle bir sözleşmenin bulunmadığı, her ne kadar davacı şirketin ticari defterler üzerinde yapılan inceleme neticesinde 2018 yılı ve sonrasında satış hacminde düşüşler olduğu görülse de davalının, davacının müşteri çevresi ile ilişki içinde bulunulmasının dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmesi için müşterilerin ayartılması gerektiği ve bu konuda ispat külfetinin davacı üzerinde olduğu ancak davalının davacının müşterilerini ayarttığı olgusunu ispatlayacak bilgilerin bulunmadığı yine dava dışı 6 işçinin ayartılması ile ele geçirilebilecek bir davacı sırrının bulunmadığı tespiti doğrultusunda salt işçilerin rakip şirkette çalışmaya başlamalarının haksız rekabet oluşturmayacağının anlaşılması karşısında davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu hususu sübut bulmadığından davanın tümden reddine dair aşağıda ki şekilde karar verilmiştir."gerekçesi ile,
'' 1-Davanın REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların tekrarı ile dosyaya mübrez somut delillere göre mahkeme gerekçeli kararının aksine; davalı şirketin, aynı sektörde faaliyet gösteren davacı şirket aleyhine TTK madde 55 vd. Hükümleri kapsamında haksız rekabet içerisinde bulunduğunu, uygulama ve öğretide şirketlerin başka şirket çalışanlarını ayartarak kendi bünyelerine katmaları haksız rekabet eylemi olarak kabul gördüğünü, ayartma eylemi ile sadece bir şirketin herhangi bir bölümünde çalışanların sahip oldukları bilgi ve deneyimlerden kendi şirketinde faydalanmak amacı güdülmediğini, aynı zamanda önceki işyerinin müşterisini çevresini kazanma, önceki rakip şirketin bilgi ve deneyimlerine sahip olma, kendi rekabet gücünü artırarak dolaylı yoldan rekabet içerisindeki şirkete zarar vermek amacıyla hareket edildiğini, iş yerindeki bir çalışanın kaybının aynı zamanda know how kaybı olduğunu; değerlendirilmesi gereken hususun bu eylemin iktisadi rekabeti haksız bir şekilde etkileyip etkilemediği ve önceki işverenin ekonomik menfaatlerinin zarar görüp görmediği hususu olduğunu, yerel mahkeme tarafından dosyanın tevdi edildiği bilirkişi tarafında şirket defterleri üzerinde inceleme yapılarak; müvekkili şirket ile dava dilekçesinde belirtmiş oldukları ... A.Ş. firmaları ile mevcut ekonomik faaliyetlerin değerlendirildiğini, tanzim edilen bilirkişi raporunda açıkça "...Davalı ... şirketinin 2018 yılında piyasaya girmesi ile davacı ... şirketinin satış hacminde gözle görülür bir düşüş görülmüştür..." denildiğini, böylece davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinden sonra davacı şirketin belirtilen müşteriler bakımından çok ciddi gelir kaybına uğradığının sabit hale geldiğini, haksız rekabet teşkil eden eylemlerin icra edilmesine kadar olan süreçte bu firmaların bir kısmına sürekli bakım hizmeti bir kısmına da sürekli servis hizmeti verildiğini, davalı tarafın haksız rekabet teşkil eden eylemleri sebebiyle davacı şirketin gelir kaybına uğradığı bilirkişi raporu ile belirlenmiş olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından müşteriler ile davacı arasında sözleşmenin bulunmadığından bahisle haksız rekabetin söz konusu olmadığının belirtildiğini;
Somut olayda davalı şirketin, davacı şirket çalışanlarının bir bölümünü ayartarak, organize bir şekilde müvekkili şirketten, kendi bünyesine geçişini sağladığını; bunun sadece alelade bir transfer olarak değerlendirilemeyeceğini; davalı şirketin, davacı şirket ile aynı alanda rakip firma olarak kurulduğunu ve bire bir aynı müşteri çevresine hitap ettiğini, farklı markalar da olsa aynı sektörel ürünlerin satış ve pazarlaması işi ile iştigal ettiklerini, davalı şirketin kurucusu olan tüzel kişiliğin aynı zamanda davacı şirketin tarafı olduğu distribütörlük sözleşmesinin diğer tarafı olduğunu; distribütörlük ilişkisi çerçevesinde davacı şirketi ve çalışanlarını yakından tanımakta olduğunu; davacı şirketin sırlarına hangi çalışanlar aracılığı ile ulaşacağının bilincinde olduğunu; davacı şirket çalışanlarının birbirine yakın tarihlerde işyerinden ayrılması ve bir bölümünün davalı şirkette işbaşı yapmasının davalı şirketin iyiniyetle hareket etmediğinin bir başka göstergesi olduğunu, davalı şirketin, aynı sektörde faaliyet gösteren müvekkili şirket çalışanlarının bir bölümünü transfer ettiğini; bir bölümünü ise daha müvekkili şirket bünyesinde çalışmakta iken organizasyon şemasına ve planlamaya dahil ederek ve bu çalışanların davacıdaki bilgi, tecrübe, hafıza ve sırlarından faydalanarak davacı şirketin müşterileri ile ticari ilişkiye girerek davacı şirketin zarara uğramasını ve pazar kaybını amaçladığını; bu işçilerin daha sonra davacı şirketten ayrıldığını,
Yerel mahkemenin 12/03/2020 tarihli duruşmasında dinlenilen tanık ...'ın beyanları ile de davacı şirketin eski personellerinin davalı şirket yetkilileri tarafından doğrudan ayartıldığının ve davacı şirket personelinin davalı şirket organizasyonunda yer almasının sağlandığının ortaya konulduğunu,
Doktrindeki görüşler ile de desteklendiği üzere davalının müvekkili şirket aleyhine haksız rekabete sebebiyet verdiğini
İleri sürerek, açıklanan ve resen dikkate alınacak sebeplerle, yargılama sonuçlanıncaya kadar icranın geri bırakılmasına, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, talepleri doğrultusunda davanın kabulüne, aksi halde tüm bu talepleri uyarınca karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi, haksız rekabet teşkil eden eylemler nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi zararın davalıdan tahsili, kararın yayınlanması istemlerine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Mahkemece taraf delilleri toplanmış, tanıklar dinlenilmiş dosya bir mali müşavir ve bir hukukçu bilirkişiden oluşan heyete tevdii edilerek kök rapor alınmış, kök raporda mali inceleme bulunmaması nedeniyle mali bilirkişiden ek rapor alınarak, yukarıda yazılı gerekçe ile istinafa konu karar verilmiştir.
Dosya içeriği belgelere göre; davacı ile dava dışı ... arasında, dava dışı şirket tarafından üretilen ... markalı ürünlerin Türkiye'de pazarlanması, satışı ve teknik servis hizmeti verilmesi amacıyla 05/03/1993 tarihli ve belirsiz süreli tek satıcılık sözleşmesi bağıtlandığı, sözleşmenin 11 maddesinde 6 ay önceden bildirimde bulunmak kaydıyla sözleşmenin üç takvim ayı sonu itibarıyla sonlandırılabileceğinin düzenlendiği, dava dışı şirket tarafından belirsiz süreli sözleşmenin 26/09/2017 tarihli ihtarname ile sözleşmenin 11 maddesine dayalı olarak 31/03/2018 tarihi itibariyle hüküm ifade etmek üzere feshedildiği anlaşılmıştır. Davalı Şirket'in ise 27/11/2017 tarihinde sicile tescil edilecek kurulduğu, kurucusunun ... ... ... olduğu görülmüştür. Dosyaya taraflarca mübrez e mail yazışmaları, dava dışı ... ... Şirketi'nin internet sitesi üzerinden yapılan inceleme sonucu düzenlenen delil tespiti rapor ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava dışı ... ... şirketi'nin ... markalı ürünlerin Türkiye'de pazarında doğrudan satışı için davalı şirketin kurulduğu, şirketin kuruluş tarihinin tek satıcılık sözleşmesinin feshedildiğinin davacıya bildirildiği tarihten sonra olduğu, davacı çalışanlarından Seydi ...'ın 19/03/2018 tarihinde işten ayrıldığı, 31/03/2018 tarihinde davalı şirkette çalışmaya başladığı, ...'nın 30/03/2018 tarihinde işten ayrılıp, 04/04/2018 tarihinde davalı şirkette çalışmaya başladığı, ...'nın 12/04/2018 tarihinde işten ayrılıp, aynı tarihte davalı şirkette işe başladığı, ...'ın 26/02/2018 tarihinde işten ayrılıp, 05/03/2018 tarihinde davalı şirkette çalışmaya başladığı görülmüştür. Taraf şirketlerin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde, davalı şirketin davacı müşterileri ile 2018 yılı öncesinde herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığı, 2018 yılı itibariyle davacı müşterileri ile ticari ilişkinin başladığı, ancak davacının da bu müşterilerle ticari ilişkisinin devam ettiği tespit edilmiştir. Davacının tek satıcı olduğu dönemde satışını yaptığı ... markalı ürünlerin elektronik perakende satış terazileri oldukları, Türkiye pazarında yalnızca ... marka elektronik terazi ürünü bulunmadığı, aynı nitelikteki başka marka ürünlerin de satışının yapıldığı, bu durumda davacının tek satıcılık yetkisinin sona ermesinden sonra, davalı şirketin ... markalı ürünlerin Türkiye'de satışını yapmasının tek başına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davacının dava dilekçesi ile davalı ile farklı markalar altında olsa da aynı sektörel ürünlerin satışı ve pazarlaması işi ile iştigal edildiğinin kabul edildiği, bu durumda davalının serbest rekabet düzenini davalı aleyhine bozucu eylemlerde bulunduğunu ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davalının davacı tarafından satışı yapılan ürünlerin müşterilerini rekabet düzenini bozucu eylemlerle ayarttığına, davacıya ait ticari sır niteliğindeki fiyat politikalarını haksız şekilde kullanarak, davacının verdiği tekliflerden daha düşük fiyat vererek, davacı şirketin iş ürünlerini kötüleyerek ve müşterilere yanıltıcı bilgiler vererek bünyesine kattığına dair somut delil bulunmadığı, tarafların faaliyet konularının aynı olduğu, benzer müşteri çevresi ile çalışmalarının ticari hayatın akışına uygun olduğu, dosyaya mübrez işe giriş bildirgelerine göre davacı çalışanlarından beşinin davalı şirket bünyesinde çalışmaya başladıkları sabit ise de, çalışma ve sözleşme özgürlüğünün düzenlendiği Anayasa'nın 48. maddesi gereğince herkes dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olup, davacı çalışanlarından beşinin, rakip sıfatına sahip olsa dahi davalı şirkette çalışmaya başlamalarının tek başına haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, davalının, çalışanları gerçek olmayan vaatlerle, bağlı bulundukları işverene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmaya yönelttiklerine dair bir delil bulunmadığı gibi, çalışanların davacı şirketin hangi ticari sırlarına vakıf olduklarının somutlaştırılamadığı, davalının çalışanların sahip olduğu hangi bilgileri, rekabet düzenini bozacak şekilde kullandığının ortaya konulamadığı, mahkemece davanın reddine karar verilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmış, davacının aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 07/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.