T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2339 Esas
KARAR NO : 2026/969 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2021/545 Esas - 2023/608 Karar
DAVA: Tazminat
KARAR TARİHİ: 07/05/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davanın kabulünü, müvekkili şirkete TTK'nın 122. Maddesi uyarınca ödenmesi gereken denkleştirme tazminatı tutarının şimdilik (Belirsiz alacak davası) 100.000 TL'nin 21.09.2020 olan fesih tarihinden itibaren işlemiş ve ödeme anına kadar işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili davacıya ödenmesini, Haksız Rekabet hükümlerine aykırılık nedeniyle maddi 1.000-TL ve manevi tazminat 2.500.000,00-TL 21.09.2020 olan fesih tarihinden itibaren işlemiş ve ödeme anına kadar işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili davacıya ödenmesini, fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı tutulmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekil olarak arz ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın talep ettiği tazminat tutarlarına ilişkin zararını kendi ticari defter ve kayıtlarına göre baştan itibaren bilebileceğini, dava konusu alacaklar hakkında belirsiz alacak davası açılamayacağını, Yetkili Servislik Sözleşmeleri Rekabet Kurumu Düzenlemeleri Uyarınca Seçici Sistem Esasına Göre Düzenlenmiş olduğunu dava konusu olayı tam anlamıyla izah edebilmek için, taraflar arasında imzalanan yetkili servis sözleşmesinin içeriğine ve Rekabet Kurumu’nun motorlu taşıtlar sektörüne ilişkin uygulanması zorunlu yasal düzenlemelerine değinileceğini, taraflar arasında imzalanan Yetkili Servislik Sözleşmesi’nde, klasik anlamdaki tek satıcılık sözleşmesinden farklı olarak münhasır bölge olmadığını, davacıya herhangi bir tekel hakkı tanınmadığını, davacının rakip markalara dilediği gibi hizmet vermekte serbest olduğunu ve sözleşmelerin Rekabet Kurumu düzenlemelerine göre seçici sistem esasına göre düzenlendiğini, bayi olan davacı kendi nam ve hesabına hareket etmekte olduğunu, acente sıfatına sahip olmadığını taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinde acentelerde olduğu gibi bir komisyon söz konusu olmadığını, tamamen bayinin/servisin alış satış kazancından oluştuğunu ve servisler müvekkilinin şirketinden yedek parça ve aksesuar satın almakta olduğunu, Yetkili Servislik Sözleşmesi’nin 30.maddesi uyarınca nihai müşteriye satış ve tamir-bakım-onarım fiyatını serbestçe belirlemekte olduğunu ve alışla satış arasındaki fark servisin kârını oluşturduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderlerinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 27/09/2023 tarih ve 2021/545 Esas - 2023/608 Karar sayılı kararında;
".....Yukarıda sayılan tebliğ hükümlerine göre davalıya yetkili servis sayısını artırma hakkı tanınarak davacının tekel hakkına sahip olamayacağı sözleşmenin giriş kısmında belirtilmiş olup yine taraflar arasındaki sözleşmenin 3. Maddesinde yetkili servise münhasırlık tanınmadığı ve tekel hakkı verilmediği belirtilmekle taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Bu durumda ise davacının tek satıcılık sözleşmesine dayalı denkleştirme tazminatı isteme koşulları bulunmamaktadır. Aynı zamanda sözleşme hükümleri doğrultusunda, davacının yetkili servis ve yedek parça satım işlemlerini kendi adına ve hesabına yaptığından, acenteliğin şartlarından olan davacıya davalı adına sözleşmelere aracılık etme ve bunları davalı adına yapmayı meslek edinme koşulları oluşmadığı değerlendirilmekle davacının acente olmadığı tespit olunmuş, bu haliyle de davacının denkleştirme tazminatı talep edemeyeceği anlaşılmıştır.
Davacı tarafça denkleştirme tazminatı talebinin yanı sıra, davalının tüm müşterilere "Değerli ... müşterimiz; Bursa ili Yetkili Satıcımız ... Motorlu Araçların kapanmasını takiben, 23/09/2020 tarihi itibariyle Yetkili Servisimiz ... Hizmetleri de faaliyetlerini sonlandırmıştır. ... araç satış, kullanım ve servis bakıma yönelik marka hizmet sürekliliğinin sağlanabilmesi amacıyla Bursa Yetkili Satıcı ve Servisimiz ... Mah. .... Sok. No:.. Nilüfer adresinde hizmetinizdedir" şeklinde SMS gönderdiği, yine davalının 2008 yılına kadar davacının distribütör olarak reklamını yapmaktayken bu yıldan sonra sadece ... firmasını ön plana çıkardığı, diğer bayilerin pazar payını azalttığı, bu şekilde İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Eskişehir, Trabzon ve Edirne bayilerinin kapatıldığı ve buraya ... şubelerinin açıldığı, bu fiillerin haksız rekabet teşkil ettiği iddiasıyla maddi ve manevi tazminat talebi bulunmaktadır. Bu taleplerin incelenmesinde, davacının davalı ile olan sözleşmesini, sözleşmenin 16 ve 37. Maddeleri uyarınca haklı sebeple feshi sonrası müşterilere SMS gönderdiği, SMS içeriği incelendiğinde davacının yetkili servis hizmetinin sonlandığının belirtildiği, garanti kapsamındaki araçların yetkili servis dışında hizmet almaları durumunda garanti kapsamı dışında kalma ihtimalleri gözetildiğinde gönderilen SMS'in müşterileri bilgilendirme amacıyla gönderildiği değerlendirilmiş ve bu suretle haksız rekabet teşkil etmediği anlaşılmıştır. Yine davacının, bayisinin arka plana itilip davalının kendi markasının reklamını ön plana çıkardığı iddiasına ilişkin yapılan incelemede ise sözleşmenin 3/3 maddesinde "Distribütörün satış hakkını yetkili servise devretmiş olması mutlak bir hak devri niteliğinde olmayıp, distribütör, ... servis ürün ve hizmetlerini belirli bir bölge kısıtlaması olmaksızın toptan ya da perakende olarak pazarlamak hakkına sahiptir" şeklinde davalıya birden fazla servisle çalışma ve işi bizzat kendisinin yapabileceği kararlaştırıldığından davacı tarafça söz konusu iddiaların sübutuna ilişkin yeterli delil sunulmamış olmakla birlikte aksi durumda dahi haksız rekabetin oluşmayacağı kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacının denkleştirme tazminatı ve haksız rekabetten kaynaklı maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafça dava dilekçesinde haksız rekabet nedeniyle 2.500.000,00 TL manevi tazminat talep edilmiş olup dava dilekçesi yalnızca maddi tazminat kalemleri yönünden harçlandırılmış, manevi tazminat yönünden harç yatırılmamıştır. Mahkememizin 18/08/2021 tarihli ara kararı ile "Dava dilekçesinde denkleştirme tazminatına istinaden 100.000,00 TL, rekabet hükümlerine aykırılık nedeniyle 1.000,00 TL ve manevi zararlara yönelik ise 2.500.000,00 TL tazminat talebinde bulunulmuş olmakla, toplam 2.601.000,00 TL dava değeri üzerinden hesaplanan 44.418,58 TL peşin harçtan eksik kalan 42.693,75 TL harcın ikmali bakımından davacı vekiline 1 haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde harca esas bildirilen dava değerleri nazara alınarak manevi tazminat talebi bakımından davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği" ihtar olunmuş, davacı vekilinin 27/08/2021 tarihli dilekçesi ile, Mahkememizin 18/08/2021 tarihli ara kararında dava değeri üzerinden hesaplanan 44.418,58-TL peşin harçtan eksik kalan 42.693,75 TL harcın binde 68,31 oranında hesaplanarak alınmasına itiraz ettiklerini, manevi tazminat davası olduğundan alınması gereken harcın binde 68,31-TL'nin yirmi de birinin peşin harç olarak alınmasını talep etmiş olmakla, mahkememizin 03/09/2021 tarihli arar kararı ile davacı vekilinin talebinin reddine, Harçlar kanunu madde 28/a'ya göre "Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Şu kadar ki,ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez." hükmü gereğince davanın ölüm ve cismani zarardan kaynaklı manevi tazminat davası olmadığından denkleştirme tazminatına istinaden 100.000,00 TL, rekabet hükümlerine aykırılık nedeniyle 1.000,00 TL ve manevi zararlara yönelik ise 2.500.000,00 TL tazminat talebinde bulunulmuş olmakla, toplam 2.601.000,00 TL dava değeri üzerinden binde 68,31 oranı üzerinden hesaplanan 44.418,58 TL peşin harçtan eksik kalan 42.693,75 TL harcın ikmali bakımından davacı vekiline son kez 1 haftalık kesin süre verilmesine,harcın ikmal edilmemesi halinde ise manevi tazminat davası bakımından Harçlar Yasası'nın 30. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 447/2 maddesi yollamasıyla 150. maddesi gereğince işlem yapılacağının davacı vekiline işbu ara kararın tebliği suretiyle ihtarına karar verilmiş, mahkememizin 27/09/2021 tarihli ara kararı ile 03/09/2021 tarihli ara kararın davacı vekiline tebliğ edildiği ve verilen kesin süre içerisinde davacı vekilince harcın ikmal edilmediği anlaşılmakla davacı tarafça yatırılmayan eksik harcın tamamlanıp, yenileninceye kadar davanın manevi tazminat talebi yönünden HMK 150. maddesi gereğince 08/09/2021 tarihi itibariyle işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından her ne kadar manevi tazminat yönünden 170.000-TL lik kısım yönünden harç yatırılabildiği, ihtirazı kayıtla harç yatırılan miktar üzerinden manevi tazminatlarımız konusunda hüküm tesisi talep edilmiş ise de söz konusu talebin, iddianın daraltılması mahiyetinde bulunduğu, bunun ise ancak harçlandırılmayan kısım yönünden açıkça feragat edilmesi halinde mümkün olduğu, mahkememizce 27/09/2023 tarihli celsede davacı vekiline harçlandırılmayan kısım yönünden talepten açıkça feragat edilip edilmediği sorulmuş olup davacı vekilince önceki beyanlar tekrar edildiğinden davacının harçlandırılmayan manevi tazminat istemi yönünden davasının açılmamış sayılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,
''1-Davacının manevi tazminat talebi yönünden davanın açılmamış sayılmasına,
2-Davacının denkleştirme tazminatı ve haksız rekabetten kaynaklı maddi tazminat davalarının reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı ... A.Ş. arasında 01.08.2016 yürürlük tarihli ve 5 yıl süreli ... Yetkili Servis ve Yedek Parça Satış Sözleşmesi imzalandığını, davacı tarafından keşide edilen ihtarnameyle sona erdirildiğinin ihtar edildiğini,
TTK 122. maddesi gereğince denkleştirme isteminin şartlarının somut olayda oluştuğunu, son sözleşme 2016 yılında yapılmış ise de davacı müvekkilin 2008 yılından sözleşmenin feshedildiği 2020 yılına kadar yaklaşık 12 yıl Bursa tek yetkili servisi olarak davalı distribütöre hizmet verdiğini, Bursa Bölgesinde müvekkil şirketin oluşturduğu bir müşteri çevresi bulunduğunu, halihazırda davalı şirketin bu müşteriler sayesinde önemli menfaatler elde etmekte olduğunu, müvekkilin ise muhtemel araç servis hizmetinden kazanacağı gelirden mahrum olduğunu, acente olan müvekkil davacı şirketin davalı distrübütörden uygun bir tazminat ödenmesini isteyebileceğini, tazminatın acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamayacağını, dosya kapsamına sunulu bilgi, belge ve dinlenen tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde feshin haksızlığı ve davacı müvekkil şirketin haklılığı sabit hale gelmiş iken yerel mahkemenin kurduğu hükmün hatalı olduğunu ve bozulması gerektiğini,
Müvekkil şirketin sözleşme kapsamında üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmekte olduğunu, faaliyetin yürütülmesi için sahip olduğu donanımları sayesinde de uzun yıllardır hizmetini layıkıyla yerine getirdiğini, tüm bu hususlar değerlendirildiğinde de sözleşmenin davalı şirketçe feshedilmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, dolayısıyla her ne kadar temerrüt nedeniyle sözleşmenin tek taraflı feshedildiği bildirilmiş ise de davalı şirketin sözleşmenin sona ermesinden sonra müvekkil şirketin oluşturduğu müşteri çevresinden herhangi bir karşılık ödemeden yararlanacak olmasının da hakkaniyete aykırı olduğunu ve buna karşılık müvekkil şirkete denkleştirme tazminatı ödenmesi gerektiğini, davalı şirketin müvekkil şirketin tüm müşterilerine attığı kısa mesaj ile müvekkil şirketin manevi tazminat talep hakkı doğduğunu, zira bu yazıdan sonra müvekkil şirketin işlerinin kesildiğini ve bir hafta içinde ise tamamen durduğunu, işbu eylemin manevi tazminatın dışında aynı zamanda haksız rekabet eylemi olduğunu,
Yerel mahkemenin 18/08/2021 tarihli ara kararı ile 2.500.000 TL'lik manevi tazminat yönünden 42.693,75 TL harcın ikmal edilmesine karar verildiğini anca işbu dava manevi tazminat davası olduğundan alınması gereken harcın 68,31'in yirmide birinin peşin harç olarak alınması gerektiğini, buna ilişkin beyanlarının yerel mahkemece dikkate alınmadığını,
Hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, işbu raporda sadece acentelerin portföy tazminatı isteyebileceği ve servis hizmeti veren şirketlerin bu talepte bulunamayacağının belirtildiğini, oysa ki servis hizmeti veren şirketlerin de portföy tazminatı talebinde bulunabileceğini, bilirkişilerce yapılması gerekenin; portföy tazminatın talebi mahkemece kabul edilmesi durumunda bu bedelin ne kadar olacağını hesaplayıp takdiri mahkemeye bırakmak olduğunu, hiçbir hesaplama yapılmayıp denkleştirme talebinde bulunulmayacağını belirtmek suretiyle eksik inceleme yapılması durumunda bu raporun hükme esas alınamayacağını,
Bilirkişi raporunun 20. sayfasında davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre 57.579,16 TL alacağının olduğunu belirtilse de, bu aşamada müvekkil şirketin elinde kendilerine de iletilen davalı şirketten alınan 228.000 TL bedelli yedek parça stoğuna 40.000,00 TL teklif edildiğini, bu rakamın kabul edilebilir olmaktan uzak olduğunun bildirildiğini, rayiç bedel olan 228.000 TL'den belirtilen rakamın düşülüp bayi iskontosu da yapılıp kalan ödemenin davacı şirkete yapılmasının talep edildiğini, ancak bu makul talebin haksız olarak kabul görmediğini,
Somut olayda, müvekkil şirkete TTK'nın 122. maddesi uyarınca ödenmesi gereken denkleştirme tazminatı tutarının şimdilik 100.000 TL'nin 21.09.2020 olan fesih tarihinden itibaren işlemiş ve ödeme anına kadar işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkil davacıya ödenmesine ve haksız rekabet hükümlerine aykırılık nedeniye maddi 1.000 TL ve manevi tazminat 2.500.000,00 TL 21.09.2020 olan fesih tarihinden itibaren işlemiş ve ödeme anına kadar işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkil davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, taraflar arasında akdedilen "... Yetkili Servis ve Yedek Parça Satış Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı denkleştirme tazminatı ile haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece;'1-Davacının manevi tazminat talebi yönünden davanın açılmamış sayılmasına, 2-Davacının denkleştirme tazminatı ve haksız rekabetten kaynaklı maddi tazminat davalarının reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı ile davalı arasında imzalanan "... Yetkili Servis ve Yedek Parça Satış Sözleşmesi" başlıklı 01/06/2011 tarihli, 5 yıl süreli sözleşmenin sona ermesi üzerine taraflar arasında 01/08/2016 tarihli 5 yıl süreli yeni bir sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 46. Maddesi uyarınca, daha önceden imzalanmış 01.06.2011 tarihli Sözleşme ve tüm ekleri iş bu sözleşmenin imzalanması ile sona erdiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 33.2 maddesinde;'' Yetkili servisin işbu Sözleşme ile ya da kanun ve ikincil mevzuatlar gereği üstlendiği taahhüt ve yükümlülüklerinden herhangi birine ya da bu Sözleşmenin diğer bir hükmüne kısmen ya da tamamen aykırı harekette bulunması ve distribütör tarafından bu konuda yapılacak yazılı ihtara rağmen aykırılığı on beş (15) gün içinde gidermemesi ya da taahhütlerini yerine getirmemesi halinde, distribütör tarafından yapılacak yazılı bildirimle Sözleşme süresinin sona ermesini beklemeksizin ve herhangi bir tazminat ödemeksizin Sözleşme tek taraflı olarak feshedilebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
Davalı tarafından davacı yana Beşiktaş 25. Noterliğinin 04.10.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edildiği, söz konusu ihtarnamede davacının yükümlülüklerini verilen süre içerisinde yerine getirmesinin ihtar edildiği, bu süreçte davacı tarafça ihtarnamede belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi ve cari hesap borcunun da artması üzerine bu sefer davalı tarafından davacı yana Beşiktaş 25. Noterliğinin 11.03.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiği, ihtarnamede belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi üzerine bu kez davacıya sözleşme konusu yükümlülüklerin yerine getirilmesi için Sözleşme’nin 33.2 maddesi uyarınca son kez 15 günlük bir imkan tanınarak Beşiktaş 25.Noterliği’nden 14.07.2020 tarihli ve ... yevmiye no’lu temerrüt ihtarnamesi gönderilmiş ve söz konusu ihtarnamede davacı yanın yükümlülüklerinin yerine getirilmesi için son kez ihtar edildiği, borç yine ödenmeyince akabinde davacı tarafça Yetkili Servislik Sözleşmesi kapsamında yerine getirilmeyen yükümlülükler ve bu kapsamda davacının borcunu ödemede temerrüdü nedeniyle, davalı tarafından davacı yana Beşiktaş 25. Noterliğinin 21.09.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiği, söz konusu ihtarnamede taraflar arasında akdedilen 01.08.2016 yürürlük tarihli ve 5 yıl süreli ... Yetkili Servislik Sözleşmesinin ihtarnamenin tebliği tarihi itibariyle sona erdiğinin ihtar edildiği, söz konusu ihtarnamenin 22.09.2020 tarihinde tebliği edildiği ve davalı tarafça sözleşmenin feshedildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından TTK 122 maddesine dayalı olarak portföy tazminatı (denkleştirme tazminatı) isteminde bulunulmuştur. Portföy tazminatının amacı, acentenin veya tek satıcının sözleşme ilişkinin sona ermesi nedeniyle müvekkiline veya yapımcı/sağlayıcıya kazandırdığı müşteri çevresini kaybetmesi nedeniyle doğan zararın, müvekkil veya yapımcı/sağlayıcının oluşturulmuş olan bu müşteri portföyünden yararlanmaya devam ederek elde ettiği kazanç ile denkleştirilmesidir.
Denkleştirme (portföy) tazminatı talep edebilmek için sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi veya davacıya tekel hakkı veren benzeri bir sözleşme olması şarttır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin konusunun düzenlendiği 3.maddesin de; ''.sözleşmenin konusu, Distribütörün ... Markalı, karayollarında kullanım amaçlı üç veya daha fazla tekerlekli motorlu yeni taşıt aracının yukarıda belirtilen adresteki satış tesisinde satış hakkını kendi nam ve hesabına yapmak üzere Bayiye devretmesi ve bayinin kendi nam ve hesabına satması ve bu amaçla bulundurması, teşhir etmesi ile ilgili olarak tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinden ibarettir.Distribütör'ün satış hakkını yetkili servis'e devretmiş olması mutlak bir hak devri niteliğinde olmayıp, distribütör, ... servis ürün ve hizmetlerini belirli bir bölge kısıtlaması olmaksızın toptan ya da perakende olarak pazarlamak hakkına sahip olduğu,....İşbu Sözleşme hiçbir şekilde yetkili servis'e münhasırlık tanındığı anlamına gelmez, taraflar arasındaki ilişki TTK.m.122 hükmü anlamında tekel hakkı veren bir sözleşme ilişkisi olarak nitelendirilemez ve yorumlanamaz,'' hükmü düzenlenmiştir.
Sözleşmenin 7.maddesinde ise; “....Yetkili Servis, Distribütör’ün acentesi veya temsilcisi olmayıp bu sıfatla hareket edemez. Yetkili Servis, servis faaliyetini kendi adına ve hesabına münferiden işbu sözleşmeden kaynaklanan haklarla yürütecek olup, Distribütör adına veya hesabına herhangi bir işlem yapma hak ve yetkisine sahip değildir. Yetkili Servis’in bu türlü bir işlem yapması durumunda işlemden kaynaklanan hak ve borçlar doğrudan Yetkili Servis üzerinde hüküm ifade eder.” hükmü düzenlenmiştir.
Yetkili Servislik Sözleşmesi’nin 3.ve 7.maddeleri uyarınca, yetkili servisler kendi nam ve hesaplarına hareket etmektedirler.
Taraflar arasındaki yetkili servis ve yedek parça sözleşmesinin konusu ve içeriği itibarı ile davacıya belirli bir bölgede tekel hakkı veya münhasır satış ve servis yetkisi veren sözleşme niteliğinde olmadığından denkleştirme tazminatı talep edilemeyeceği dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin davacının denkleştirme tazminatı talep edemeyeceği gerekçesi ile bu talebin reddine karar vermesi yerindedir. (Aynı yönde Yargıtay 19.HD'nin E. 2019/2802, K. 2019/4398, 18.9.2019 Tarihli ilamı)
Haksız rekabet 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54. Maddesinde düzenlenmiş ve aynı kanunun 55. maddesinde haksız rekabet teşkil edecek bazı davranış örnekleri sayılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafça taraflar arasındaki sözleşmenin Beşiktaş 25. Noterliğinden gönderilen 21.09.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile haklı sebeple feshedilmesinden sonra davalı taraf müşterilerine SMS gönderdiği, gönderilen SMS'ler ile davacının yetkili servis hizmetinin sonlandığının belirtildiği, davalının müşterilerine gönderilen SMS içeriklerinin davacının kişilik haklarına saldırı, itibar zedeleyici nitelikte olmadığı ve haksız rekabet unsuru içermediği, Mahkemece, belirtilen hususlar gözetilerek bu talebin reddine karar verilmesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
6100 sayılı HMK.'nun 282 madde uyarınca, hâkimin, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendirebileceği, bilirkişi raporu takdiri delil olup denkleştirme tazminatı ile haksız rekabet nedeniyle maddi tazminat şartlarının oluşup oluşmayacağının değerlendirilmesi özel ve teknik bilgi gerektirmeyip hakimin hukuk bilgisi ile de çözümlenebilecek niteliktedir. Yukarıdaki tespitler de gözetildiğinde mahkemece, davacının denkleştirme tazminatı ve haksız rekabetten kaynaklı maddi tazminat davasının reddine karar verilmesi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğundan, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verildiğine ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davacı taraf, dava dilekçesi ile 2.500.000,00 TL. Manevi tazminat talep etmiş, bu durumda nispi harca tabi olduğu, dava açılırken binde 68,31 oranının 1/4'ünün peşin harç olarak yatırılması gerekir. Harçlar kanunu uyarınca harç ikmal edilmeden müteakip işlemler yapılmaz. Mahkemece, harç eksikliğinin giderilmesi için davacı tarafa süre verilmiş, verilen süre içerisinde harcın tamamlanmadığı, buna göre manevi tazminat talebi yönünden harcın tamamının yatırılmadığı anlaşılmıştır. Mahkemecenin kabul ve gerekçesine göre, manevi tazminat talebi yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, usul ve yasaya uygun olduğundan, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 07/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.