T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2216 Esas
KARAR NO : 2026/968 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2019/437 Esas - 2023/583Karar
TARİHİ: 06/07/2023
DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 07/05/20263
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile müvekkil şirket arasında ticari ilişki söz konusu olduğunu, ve davalı şirket, İkitelli Sanayi bölgesinde yapılacak olan ... 2023 Projesinin havalandırma kanallarının yapımı için müvekkil şirketten ürünleri için teklif istemiş olduğunu, davalı şirketi temsilen müvekkil şirketle görüşmeleri yapan ...ile ödemelerin ne şekilde yapılacağı hususu kararlaştırılmıştır. Davalı şirketin çek karnesi olmaması nedeniyle ödemeleri davalı şirket üzerinden yapamayacaklarını fakat ...’in abisine ait olan .... ... Tic. Ltd. Şti. üzerinden faturalandırma ve ödemeleri yapacaklarını ve bu şirkete ait çekleri vereceklerini belirtmiş olduğunu, davalı şirket müvekkil şirket ile kendi arasındaki anlaşmalarının üzerinde oynamalar yaparak adeta müvekkil şirket hala borçluymuş gibi haksız ve kötü niyetli icra takibi başlatmıştır. Her iki şirketin ticari defter kayıtları, yapılan işlemlere ilişkin hesap dökümleri, ödeme dekontları, tahsilat makbuzları, faturalar ve irsaliye örnekleri incelendiğinde müvekkil şirketin iddia edildiği şekliyle borçlu olmadığını, davamızın kabulü ile; şirketin davalı şirkete borçlu olmadığımız kısmın tespitine, ödeme halinde fazla ödenen paranın istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Gerek hesap kat'ine ilişkin beyanları, gerekse borcunu ödemekten kıyasıya imtina etmesi davacının kötü niyetinin munzam kanıtları olduğunu, bu nedenle haksız davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 06/07/2023 tarih ve 2019/437 Esas - 2023/583Karar sayılı kararında;
".....Davanın, İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan 01/12/2017 tarihli, 38.000,00 TL cari hesap kat-i protokolü sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti ve ödeme halinde fazla ödenen paranın istirdat talebine ilişkin olduğu, alınan bilirkişi raporunda davaya ve icra takibine konu edilen belge üzerindeki "cari hesap kat'i, 01.12.2017, İstanbul ... Adına... Ve ... ... Ltd. Şti adına" ibarelerinin belgeye 3. Kişi tarafından sonradan eklendiğinin tespit edildiği, alınan hesap raporunda da yapılan defter incelemesi neticesinde davalı şirketin defterlerine göre 08.08.2017 tarihi itibariyle davacının 44,41 TL borcu olduğunu mütaala etmiş ise de dava dilekçesi ekinde sunulmuş olan dekonttan da anlaşıldığı üzere 24.12.2018 tarihinde davalı tarafa ödeme yapıldığı ve icra takibi ile eldeki dava tarihi itibariyle de davacının davalıya borcu bulunmadığı anlaşılmakla davacının Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve alacak likit olmakla ayrıca ödemeye rağmen kötü niyetli olarak takip başlatıldığı anlaşılmakla 38.000,00 TL'nin %20 si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,
''1-Davacının İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine,
2-38.000,00 TL'nin %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu davada ispat yükünün alacaklı müvekkil üzerinde olduğunu, maddi vakıa ve ticari alacağın müvekkil tarafından ispat olunduğunu, davacının birbiriyle çelişir şekilde defalarca beyan verdiğini, müvekkil hakkında asılsız suç duyurusunda bulunduğunu, dava dışı alınan ve geçerliliği bulunmayan bir raporu delil göstererek mahkemeyi yanılttığını ve hatalı hüküm kurulmasına sebebiyet verdiğini,
Taraflar arasında düzenlenen cari hesap mutabakatının imzası ikrar edilmiş yazılı bir özel belge olduğunu, anılan belgenin taraflarınca takibe konu edildiğini, borçlunun borca itirazı üzerine taraflarınca itirazın kaldırılmasının istenildiğini, talebi değerlendiren mahkemenin anılan belgenin İİK m.68 mucibince imzası ikrar edilmiş borç ikrarını içeren belge olduğunun kabulüyle borçlunun itirazının kaldırdığını,
Yerel mahkemece 22/03/2021 tarihli bilirkişi kök raporunda ticari alacağa ilişkin yapılan değerlendirme neticesinde davanın haksız olduğu ve müvekkilin alacaklı olduğunun kuşkusuz şekilde ispat edildiğini, borçlunun itirazı üzerine ek rapor tanzim edildiğini, ek raporda ise alacak dayanağına sonradan eklemeler yapıldığı iddiası sebebiyle kanaatin değiştiğinin bildirildiğini, ancak ek raporun taraflarınca sunulan evrak aslı ile hukuki anlamda delil değeri taşımayan fotokopi mukayese edilerek hazırlandığını ve dolayısıyla hükme esasa elverişli olmayan bir rapor olduğunu, sonradan eklenildiği iddia olunan tüm olguların borçlu ... şirketinin kabulünde, dava dilekçesiyle ikrar edilmiş ve davanın seyrini etkilemeyecek hususlar olduğunu, hükme esas teşkil etmesi gereken bilirkişi raporunun 22/03/2021 tarihli kök rapor olduğunu, dava dışı, şans ve ihtimal denemeye yönelik ve asılsızca yapılan suç duyurusu neticesinde fotokopiyle aldırılan raporun karara esas alınmasının bozmayı gerektirdiğini,
Davacı / borçlu ... şirketinin alacak dayanağı belgeyi ne amaçla imza ettiğini izah edemediğini, bu sebeple davacı şirket yetkilisinin isticvabının talep edildiğini, ancak yerel mahkemece isticvap taleplerinin yok sayıldığını, HMK'nın ve Anayasal savunma haklarının ağır şekilde ihlal edildiğini,
Davacı tarafın ava dilekçesindeki senaryonun gerçek dışı olduğunun cevap dilekçesiyle kesin şekilde ispatlanması, bu hususta alınan bilirkişi raporunun müvekkilin haklılığını göstermesi ve davacının asılsız suç duyurusu nedeniyle açılan soruşturma dosyasında "işe yarayabilecek, kafa karıştırabilecek" bir rapor tanzim edilmesi üzerine, dava dilekçesinde gayet muteber olan ancak tarih itibariyle sonradan malzeme verilmek suretiyle borcun olmadığı iddia edilirken bu defa tahrifat iddiasında bulunulduğunu, iddia ve savunmanın sonradan değiştirilmesi / genişletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki değiştirilen iddianın dahi fotokopi ile ıslak imzalı belge kıyasına dayandığını, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, zaten cari hesap mutabakatine dayanan alacak için ticari defter durumu ve belge niteliği taşımayan evraka dayanarak verilen kabul kararı verilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, icra takibinden sonra İİK. 72 maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasıdır.
Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut olayda, taraflar arasında davacının satıcı ve davalının alıcı olduğu ticari satım ilişkisi olduğu, davacı taraf, davalı şirketi temsilen şirket yetkilisi ...ile yapılan görüşmede, davalı şirketin çek karnesi olmaması nedeniyle ödemeleri davalı şirket üzerinden yapamayacaklarını fakat abisine ait olan .... ... Tic. Ltd. Şti. üzerinden faturalandırma ve ödemeleri yapacaklarını ve bu şirkete ait çekleri vereceklerini belirttiğini, davalı taraf ise, davacı şirket ile arasındaki mevcut ticari ilişki sürecinde davacı taraftan mal alımı yapılmış, bu kapsamda karşılıklı anlaşma sağlanarak dava dışı ... üzerinden faturalandırma ve ödemeler gerçekleştirildiği belirtilmiş, taraflar arasında dava dışı şirket üzerinden ticari ilişki yürütüldüğü konusunda herhangi bir ihtilaf söz konusu değildir.
Davalı taraf; Yapılan iş mekanik tesisat işi olup, ticari teamül gereği iş bitiminde mutabakat süreci başladığını, 01/12/2017 tarihinde taraf şirketlerin yetkilileri arasında yapılan görüşmede satış işlemine konu kanal sacı metre karelerinde ihtilaf meydana geldiğini, bunun üzerine Cari Hesap Kat'i düzenlendiğini, yapılan hesaplama ve yuvarlama neticesinde davacı şirkete 38.000 TL fazla ödeme yapıldığı tespit edilerek imza altına alındığını, davaya konu icra takibinin ise bu belgeye dayalı olarak fazla yapılan ödemenin istirdadı talebiyle başlatıldığı ileri sürülmüştür.
Davacı taraf ise; 3.11.07.2017 tarihinde, bu tarihe kadar sevk edilen ... 2023 projesi ve firmanın taahhüdü altında bulunan diğer projeler ve ödemelerin değerlendirilmesi için görüşmeye gelen ...ile karşılıklı olarak mutabakata varıldığıve bir cari hesap kat’i çıkartıldığı, taraflarca da imzalandığını, taraflar arasında söz konusu tarihlerde mutabık kalınan 38.000,00 TL ödemeye ilişkin, .... firmasına 21.677,12 TL ve İst. ... firmasına 17.130,81 TL olmak üzere toplamda 38.763,52 TL borçlu göründüğünü, bu durum taraflar arasındaki mutabakat ve cari hesap ekstrelerinde de görüldüğünü, malzeme teslimatı bu tarihten sonra da devam ederek, ekstrelerde görüldüğü üzere .... firmasına 4.424,58 TL borçlu göründüğünü, .... firmasına kalan bakiyeyi ödeme talebi üzerine ise firma yetkilileri başka işlerinin olduğunu, malzeme alacaklarını söylediklerini, ödemeye ilişkin herhangi bir şey söylemediklerini, mali olarak sıkıntı yaşayan davalı şirketin tarafların kendi aralarında anlaşma niteliğinde imzaladıkları belgeler üzerinde tarih, firma unvanları, hesap ekstreleri gibi eklemeler yaparak oynama yaptığını ve bu hazırlanan sahte evraklarla icra takibi başlatıldığını, yapılan bu haksız, hukuka aykırı eyleme ilişkin İst. And. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2019/121238 soruşturma numarasıyla soruşturma başlatıldığını ileri sürmüştür.
Davalı tarafından davacı hakkında başlatılan icra takibine davacı tarafın itirazı üzerine davalı tarafça İstanbul Anadolu 13 İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/151 Esas sayılı dosyası ile 27/02/2019 tarihinde icra takibine itirazın kaldırılması davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda 20/06/2019 tarih ve 2019/ 151 E.-552 K. Sayılı kararı ile; Davanın kabulü ile, itirazının kaldırılmasına karar verilmiş, verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 22. HD.'nin 26/08/2020 tarih ve 2020/1874 Esas - 2020/1764 Karar sayılı kararı ile davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, kesin olarak karar verilmiştir.
Davacı tarafından davalı hakkında icra takibine konu belge üzerinde tahrifat ve oynama yapıldığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunulduğu, İst. And. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2019/121238 soruşturma numarasıyla soruşturma başlatıldığını, soruşturma dosyasından alınan kriminal raporda; '' a)Belgenin en üst orta kısmındaki başlık “CARİ HESAP KAÂT'I”, sağ üst köşedeki “01.12.2017” tarihi, alt ortada “FAZLA ÖDEME”, alttaki imzaların üst kısmında “İSTANBUL ... ADINA:” ibaresi ile “.... LTD. ŞTİ ADINA :” ibaresinin, kendi aralarında uyum österen, şüpheli ... ve şikayetçi ... dışında tek bir kişi elinden çıkmış yazılar olup, bu ibarelerin doşva içerisinde fotokopisi mevcut inceleme konusu belgenin ilk halinde mevcut olmadığı, bu kısımların belge düzenlendikten sonra ayrıca üçüncü bir kişi tarafından belge üzerime eklenmiş olduğu belirtilmiş, yapılan soruşturma sonucunda; Şüphelinin alınan ifadesinde atılı suçlamaları kabul etmediği, aralarında ticari ilişki bulunduğunu, belge üzerinde oynama yapmadığını, müşteki adına atılı imzanın müşteki tarafından atıldığını, doldurulan kısımların müşteki tarafından doldurulduğunu beyan ettiği, yapılan bilirkişi incelemesinde ... ibaresi dahil 38.000 TL ibaresi ve sol alttaki imzanın müşteki ...'in eli ürünü olduğunun tespit edildiği, bu şekilde şüphelinin üzerine atılı suçu işlemediği gerekçesi ile 16/04/2023 tarihinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına, dair karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, davacı şirketin, davalı şirketin ve dava dışı ...nin ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle mali müşavir ve hukukçu bilirkişilerden oluşan heyetten kök ve ek rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir.
İsticvap hakimin taktirinde olduğu, HMK'nın 146.maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Bu hükümle birlikte ilk derece mahkemesince sunulan deliller, bilirkişi heyet raporundaki tesbitler gözetildiğinde, davalı vekilinin davacı şirket yetkilisinin isticvap edilmediğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
İcra mahkemesinde yapılan yargılama İİK. Kapsamında sınırlı incelemeye dayalı olarak yapılıp karar verildiğinden İcra mahkemesinde verilen itirazın kaldırılması kararı maddi anlamda kesin hüküm oluşturmayacaktır. Somut olayda, İstanbul Anadolu 13 İcra Hukuk Mahkemesinden verilen 20/06/2019 tarih ve 2019/ 151 E.-552 K. Sayılı kararı itirazın kaldırılması kararı, genel mahkemede açılan eldeki menfi tespit davasında mahkemeyi bağlayan kesin delil oluşturmayacağından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
HMK 282 maddesindeki "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi gözetildiğinde; davalı vekili tarafından ileri sürülen diğer istinaf sebepleri yargılama aşamasında verdiği beyan dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi heyet raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddiaların tartışılıp değerlendirildiği anlaşılmıştır.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince ispat yükü doğru olarak tespit edilip gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davalı vekilinin mahkemenin kabulüne yönelik tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.595,78 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 648,94 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.946,84 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/05/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.