T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1918 Esas
KARAR NO : 2026/1002 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI : 2017/1205 Esas- 2022/243 Karar
TARİH: 17/03/2022
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan Cezai Şart)
KARAR TARİHİ: 14/05/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, ... markalı madeni yağ ve petrol ürünlerinin satış/pazarlaması ile iştigal eden bir şirket olduğunu, bu kapsamda taraflar arasında 30/09/2015 ile 30/09/2018 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Madeni Yağ Bayilik Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereği müvekkili şirket tarafından davalıya 10.000,00 TL tutarında destek pirimi kullandırılacağı konusunda mutabık kalındığını, davalı tarafın adresinde bulunan servis iş yerinde daha önce yapılan tadilat ve onarım esnasında yapılan mevcut yapıların sökülmeyerek destek priminin kullandırıldığını, davalı tarafın sözleşmeden kaynaklanan her yıl 5 ton olmak üzere 15 ton ... ürünleri satın alma taahhüdünü yerine getirmemesi üzerine Kadıköy 32. Noterliği'nin 02/06/2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yükümlülüklerini yerine getirmesinin ihtar edildiğini, davalı tarafından keşide edilen Kartal 23. Noterliği'nin 17/06/2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iddiaların kabul edilmediğini, davalıya gönderilen Kadıköy 32. Noterliğinin 09/05/2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalının sözleşmeden kaynaklanan taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini ve sözleşmenin 6.7. maddesinde kararlaştırılan cezai şart tutarının talep edildiğini, davalı tarafından keşide edilen Kartal 5. Noterliğinin 23/05/2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taraflar arasında böyle bir sözleşme bulunmadığını ve bahsedilen destek bütçesinin kullandırılmadığı/yerine getirilmediği bildirilerek talebin kabul edilmediğini beyanla sözleşmenin 6.7. maddesinde kararlaştırılan 10.000,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile akdedilen herhangi bir yazılı ve geçerli sözleşme olmadığını, davacı ile şifahi olarak hiçbir yaptırımı bulunmayacak şekilde ... ürünlerin alınması konusunda anlaşıldığını, davalının herhangi bir yazılı sözleşme olmamasına rağmen uzunca bir süre davacıya vermiş olduğu söz gereği iş hacminin %80'inden fazla ... ürünü davacıdan aldığını, ancak davacının destek pirimi sözünü yerine getirmemesi üzerine vazgeçtiğini, bahsi geçen mutfak, kompozit kaplama, wc-lavabo, kapılar, kepenkler, pencere-camlar vs. sökülmeyerek destek pirimi kullandırıldığı iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, bu sayılanların davacının kiracı olarak bulunduğu mülkün sahibi ...'a ait olduğunu, mecurun mütemmim cüzü niteliğinde olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; taraflar arasındaki uyuşmazlığın, aralarında yazılı bir sözleşme bulunup bulunmadığı, davacı tarafından taraflar arasında akdedildiği iddia olunan sözleşme gereği, davalı tarafından koşulların yerine getirilmemesi ve mutfak, kompozit kaplama, wc-lavabo, kapılar, kepenkler, pencere-camlar v.s. sökülmeyerek destek primi kullandırdıkları gerekçesiyle davacının davalıdan cezai şart talep edip edemeyeceği noktalarında olduğu, davacı tarafça, taraflar arasında yazılı şekilde Madeni Yağ Bayilik Sözleşmesi akdedildiği iddia edilmekle birlikte davalının bu yazılı sözleşmeyi kabul etmediği, dosyaya sunulan sözleşmenin altındaki imzanın davalı tarafından kabul edilmediği, davacı tarafından sözleşmenin davalı adına onun vekili olan ...tarafından imzalandığının iddia edildiği ancak davacı tarafından bu kişinin davalının vekili olduğuna dair herhangi bir vekaletnamenin dosyaya sunulmadığı, bu durumda davacı tarafından taraflar arasında yazılı bir sözleşme olduğunun ispat edilemediği, davalı, davacı ile aralarında sözlü bir bayilik sözleşmesi olduğunu kabul ettiğinden, taraflar arasında yazılı olmayan bir sözleşme ilişkisinin kabulünün gerektiği, cezai şartın kabul edilebilmesi için taraflar arasında açıkça bu hususun belirlenmiş olması gerektiği, davalı taraf cezai şartın belirlendiğini kabul etmediği, davacı tarafın ise cezai şartın belirlendiğini ispat edemediği, ayrıca davacı, davalı tarafın adresinde bulunan servis iş yerinde daha önce yapılan tadilat ve onarım esnasında yapılan mevcut yapıların ve malzemelerin sökülmeyerek destek priminin kullandırıldığını iddia etmekte ise de, bu yapı ve malzemelerin bir önceki kiracıya ait olduğu, önceki kiracının bir kısım kira borçlarını ödememesinden dolayı iş yerindeki yapılar ve malzemelerin ödenmeyen kiraya sayılarak mal sahibine bırakıldığı, davacının dava konusu iş yerini içerisinde bu yapı ve malzemeler olduğu şekli ile mal sahibinden kiraladığı, kiralanan yerdeki yapı ve malzemelerin davacı tarafından davalıya destek primi olarak verilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; taraflar arasında yazılı bayilik sözleşmesi bulunduğu, dosyaya, davalı tarafından ... ve diğer kişilere verilmiş vekaletname örneklerinin sunulduğu, bu vekaletnamelerde işyerinin idaresine ilişkin yetkilerin olduğu, ayrıca davalının, 17/06/2016 tarihli cevabi ihtarnamesi ile taraflar arasındaki sözleşmeyi kabul ettiği, daha sonra sözleşmeyi kabul etmemesinin kötü niyetli olduğunu gösterdiği, davalının kiralamış olduğu işyerinde daha önceki kiracı tarafından yapılan dekorasyon ve tadilatın davalıya verilecek destek primi olarak kabul edildiği, Mahkemenin, belge olmaksızın tanık beyanına dayanarak, işyerinde bulunan tadilat ve düzenlemelerin önceki kiracı tarafından kira borcuna mahsuben kiraya veren mülk sahibine bırakıldığına dair kabulünün hatalı olduğu, işyerindeki tadilat ve dekorasyon işlemlerinin müvekkili tarafından yapıldığı, davalının alım taahhüdüne aykırı davrandığı ve sözleşmede yer alan cezai şart bedelini ödemesi gerektiğine ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, taraflar arasında imzalandığı iddia edilen madeni yağ bayilik sözleşmesinden doğan cezai şart alacağının tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Dosya kapsamından; davacı tarafından sunulan ve davalının kaşesi üzerinde imza bulunan madeni yağ bayilik sözleşmesinin 30/09/2015 tarihli olduğu, sözleşmenin 6.1. maddesinin; "Bayi, sözleşme süresi bitimine kadar olan süre içerisinde Seçpetten her yıl için 5 ton, toplamda 15 ton ... ürünleri almayı taahhüt eder. Ancak bayi servisinde kullanmış olduğu madeni yağların en az %80'ini Seçpetten almış olmak kaydıyla kararlaştırılan tonajları sağlayamamış olsa dahi bu taahhüdünü yerine getirmiş kabul edilecektir." şeklinde, 6.3. maddesinin; "Seçpet, bayiye anlaşma karşılığında 10.000 TL destek bütçesi oluşturulmuştur. Bu destek bayinin belirtmiş olduğu adresteki servisinde devreden tarafından yapılmış bulunan tadilat ve onarım esnasında yapılan mevcut yapılar (mutfak, kompozit kaplama, wc lavabo, kapılar, kepenkler, pencere, camlari vs) sökülmeyerek gerçekleştirilmiştir." şeklinde, 6.7. maddesinin; "İş bu sözleşmenin 6.1. ve 6.2. maddesinde yer alan anlaşma hükümlerinin (tonaj taahhütlerinin) herhangi birinin bayi tarafından yerine getirilmemesi halinde Seçpete sözleşme yatırım bedeli kadar cezai şart ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder." şeklinde ve 6.8. maddesinin ise; " bayinin yıllara göre satın alma taahhüdünü yerine getirmemesi Seçpet'e sözleşmeyi haklı nedenle tek taraflı olarak fesih hakkı verir." şeklinde düzenlendiği, davacı tarafından ilk olarak davalıya 02/06/2016 tarihli Noter ihtarnamesinin gönderildiği ve bu ihtarname ile; sözleşmede yer alan alım taahhüdüne uyulmadığı bildirilerek, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde eksik alım miktarının tamamlanması, aksi halde cezai şart bedelinin talep edileceğinin ihtar edildiği, davalı tarafından bu ihtarnameye 17/06/2016 tarihli Noter ihtarnamesi ile verilen cevapta; taraflar arasındaki 30/09/2015 tarihli sözleşmenin 6. maddesi uyarınca, serviste kullanılan yağların %80'inin davacıdan alındığı ve sözleşme hükümlerine riayet edildiği, davacının destek primini ödemediğinin beyan edildiği, davacı tarafından davalıya bu kez 09/05/2017 tarihli Noter ihtarnamesi gönderilmek suretiyle, sözleşmede yer alan satın alma taahhüdüne uyulmadığından bahisle sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği ve 10.000 TL cezai şart bedelinin tebliğden itibaren 7 günlük süre içerisinde ödenmesinin ihtar edildiği, davalının bu ihtara cevaben göndermiş olduğu 23/05/2017 tarihli Noter ihtarnamesinde ise, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, tarafların şifai olarak anlaştıklarını, bu anlaşma uyarınca davacının 10.000 TL'lik destek primi ödemesini yapmadığını ve davacıya herhangi bir borcunun olmadığını beyan ettiği, dosyada mübrez cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde de taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığını, sözlü olarak anlaşma sağlandığını ve davacının vermeyi taahhüt ettiği destek primini ödemediğini savunduğu, davacı tarafça sözleşmenin bizzat davalı tarafından değil, vermiş olduğu vekaletnamelere istinaden vekili tarafından imzalanmış olduğu ancak hangi vekilin sözleşmeyi imzaladığının bilinmediği beyan edilerek, vekaletnamelerde adı geçen vekillerin isticvap edilmelerinin talep edildiği, Mahkemece, dosyaya ... adına verilmiş bir vekaletnamenin sunulmadığı ve taraflar arasında yazılı bir sözleşme olduğunun ispat edilemediği, ayrıca davacının sözlü anlaşma gereği destek primini ödemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemenin kabulünün aksine, davacı vekilince, davalı tarafından dava dışı ... ve ... adlarına verilmiş vekaletnamelerin dosyaya sunulduğu, bu vekaletnamelerde davalı adına bayilik sözleşmesi imzalanması yönünde verilmiş bir yetki olmadığı ve çıplak gözle bakıldığında vekaletnamelerde yer alan davalı imzası ile bayilik sözleşmesinde davalı adına atılan imzanın benzer olmadığının anlaşıldığı, bununla birlikte her ne kadar davalı taraf sözleşmedeki imzasını inkar etmiş ve adına atılan imzanın kendi imzası olmadığı anlaşılmakta ise de, Mahkemece, sözleşmenin davalı adına düzenlenen vekaletnamelerde yer alan temsilciler tarafından imzalanıp imzalanmadığı, yetkisiz temsilci tarafından yapılan işleme davalının onay verip vermediği araştırılmadığı gibi, buna dahi gerek olmaksızın, davalının, 17/06/2016 tarihli Noter ihtarnamesinde açık bir şekilde sözleşmeyi kabul ettiğine dair beyanı, aşamalardaki sözlü sözleşme yapıldığına dair savunmaları ve bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki ticari ilişkinin sözleşmeden hemen sonra 01/10/2015 tarihinde başladığına dair yapılan tespit karşısında, sözleşmenin yetkisiz temsilci tarafından imzalanmış olmasına rağmen davalı tarafça kabul edildiği ve uygulandığı, bundan sonra davalının, sözleşmede yer alan imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmesinin açık bir şekilde dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunun gözetilmediği, yine sözleşmede açık bir şekilde 10.000 TL'lik destek priminin, davalının işyerinde devreden tarafından yapılmış bulunan tadilat ve mevcut yapıların davalıya bırakılması suretiyle gerçekleştirildiği kabul edilmiş iken, tarafların anayasası kabul edilen sözleşme hükmü yok sayılarak, tanık beyanına göre aksinin kabul edildiği, kaldı ki davacının, cezai şart bedelini talep edebilmesi için destek primini ödemiş olmasının bir şart olarak kabul edilmediğinin de gözetilmediği ve davalı tarafından yıllara göre satın alınan ürün miktarının (faturalara göre) tespiti için bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle, eksik alım olup olmadığı ve davalının, 17/06/2016 tarihli ihtarnamesinde belirttiği üzere, işyerinde kullandığı ürünlerin %80'ini davacıdan aldığını ispat edip edemediği ve sonuç olarak davacının cezai şart talebinin haklı olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile davanın reddine dair verilen kararı usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/03/2022 tarihli, 2017/1205 Esas ve 2022/243 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 14/05/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.