T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2156 Esas
KARAR NO : 2026/966 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2022/447 Esas - 2023/487 Karar
TARİHİ: 22/06/2023
DAVA: Genel Kurul Kararının İptali İstemli
KARAR TARİHİ: 07/05/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin 17/03/2022 2021 yılı olağan genel kurul toplantısını yapmak için 23/02/2022 tarihinde TTSG’de çağrı yaptığını, toplantının yapılması durumunda ihlal edilecek Kanun ve yönetmeliğe ilişkin hususların şirket müdürüne iletildiğini, TTK m 420 hükmünde ön görülen “finansal tabloların ve buna bağlı konuların görüşülmesinin ertelenmesini talep hakkının” kullanıldığını, bu kapsamda toplantının ertelendiğini, ertelenen 2021 yılı olağan genel kurul toplantısının 22/04/2022 tarihinde yapıldığını ve TTSG’de ilan edildiğini, toplantı yapılmasının asıl sebebinin davacının genel kurul kararı ile ortaklıktan çıkarılması olduğunu, müvekkilinin 2005 yılında şirket ortağı olduğunu, kendisinin de diğer ortaklar gibi hekim olduğunu, müvekkilinin işçilik alacaklarını alamadığını, çalışma ortamındaki huzurunun bozulduğunu ve işten ayrıldığını, ancak ortaklık payının devam ettiğini, davalı şirket müdürü ve çoğunluk pay sahibi ... tarafından müvekkilinin ortaklıktan çıkarılması için alelacele usul ve yasaya aykırı olarak genel kurul toplantısı yapıldığını, toplantıda TTK ve ilgili mevzuata aykırı genel kurul kararı alındığını, 2021 yılı Olağan Genel Kurulu toplantısı yapıldığını, şirketin 2021 yılı öncesindeki faaliyetleri, bilançoları, kar-zarar vb. konularda müvekkili davacı ortağın bilgi alma ve inceleme hakkı ile denetim hakkının engellendiğini, genel kurul toplantısının yapılmasının TTK m 20’ye aykırı olduğunu, TTK ve Genel Kurul Yönetmeliği’ne aykırı olduğunu, 22/04/2022 tarihli olağan genel kurul toplantısının gündem maddelerinin kanuna ve ilgili yönetmeliğe uygun olmadığını, Genel Kurul toplantısının TTK ve Sicil yönetmeliğine aykırı olduğunu, önceki yıllara ait genel kurullar yapılmadan 2021 yılı genel kurul toplantısının yapıldığını, müvekkilinin bilgi alma ve inceleme hakkı kullandırılmadığını, faaliyet raporunun, bilanço ve kar/zarar tablolarının oylanmasının hukuka aykırı olduğunu, ibra kararının hukuka aykırı olduğunu, iptalinin gerektiğini, yönetimin ibra edilmediğini, müvekkili hakkında ortaklıktan çıkarılma kararı verilmesinin hukuksuz olduğunu, genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılması gerektiğini, şirketin borca batık halde olduğunu, şirket müdürünün azledilmesi ve şirkete kayyım atanması gerektiğini, 2021 yılı olağan genel kurul toplantı kararının iptal edilmesi gerektiğini, şirkete kayyım atanarak önceki yılların genel kurul toplantıları ile 2021 yılı olağan genel kurul toplantısının tekrar yapılması gerektiğini, şirket yönetiminin yetkilerinin sınırlandırılması gerektiğini beyanlarla öncelikle TTK ve ilgili mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle, 22/04/2022 tarihinde yapılan 2021 olağan 2. genel kurul toplantısında alınan tüm kararların TTK md.449 düzenlemesi gereğince yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini, şirketin faaliyet raporları, bilançoları ve ticari kayıtları gerçeği yansıtmadığı, gayri resmi satışların mevcudiyeti ve şirketin borca batık hale getirilerek, şirket müdürü ve eşi tarafından örtülü sermaye aktarımına dikkat edilmeden şirketi kendilerine borçlandırdıkları ve yukarıda belirttiğimiz bir çok hukuka aykırı eylemleri sebebiyle Şirket müdürünün azlini, bu kabul görmezse şirket yönetiminin taşınır ve taşınmaz satışı ile şirket adına borçlanma yetkilerinin kısıtlanmasını, davalı şirkete tedbiren temsil ve yönetim kayyımı atanmasını, bu talebimiz reddedilirse, şirketi mali ve idari yönden inceleme yapabilecek kabiliyette donatılmış bir denetim kayyımı atanmasını, bu da mümkün değilse şirketin önceki faaliyet dönemine ait genel kurul toplantılarını gerçekleştirmek üzere kayyım atanmasını, TTK m. 420 ve Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik hükümlerine aykırı yapılan Genel kurul toplantısında alınan kararların tümünün iptalini, mahkeme aksi kanaatte ise Genel Kurul Toplantı Tutanağı'nda yer alan 3 nolu Faaliyet raporunun onaylanması kararı, 4 nolu Bilanço ve kar/zarar tablolarının onaylanması kararı, 5 nolu yöneticilerin sorumluluğunun oylanması, 6 Nolu yöneticilerin ibrası, 8 nolu Şirket ortağı ...'ın ortaklıktan çıkarılması kararının iptaline karar verilmesini, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ...’nin kurulduğu 1996 yılından bu yana İstanbul Kağıthane bölgesinde hizmet veren bir Tıp Merkezi olduğunu, işbu dava kapsamında 22/04/2022 tarihli olağan genel kurul toplantı sırasında alınan genel kurul kararının iptali talep edilirken dava yanca bir çok şirket müdürünün azledilmesi, yönetim yetkilerinin kısıtlanması, yönetim ve denetim kayyımları atanması ile şirketin önceki faaliyet dönemine ilişkin genel kurul toplantısının gerçekleştirilmek üzere kayyım atanması talep edildiğini, bu taleplerin her birinin nitelikleri gereği farklı davalara konu olabilecek hususlar olduğunu, işbu davada tüm taleplerin bir arada incelenmesinin usule ve yasaya aykırı olacağını, davacı yanın müvekkili şirkette %10 oranında ortak olduğunu 2020 yılına ilişkin genel kurul toplantısının yapılmasını bizzat kendisinin talep edebilecek olup buna rağmen hiçbir şekilde yazılı ya da sözlü bir talepte bulunmadığını, müvekkili şirketin uzun yıllardır şeffaflık ilkesin uygun biçimde yönetildiğini, şirketin ticari defter ve kayıtlarının genel muhasebe ilke ve esaslarına uygun biçimde tutulduğunu, genel kurul toplantısında müvekkili şirket tarafından genel kurul toplantısında bulundurulması gereken her türlü evrak ve belgenin toplantı sırasında hazır edildiğini, davacı tarafın iddialarının aksine usule uygun olarak bilgi alma ve inceleme hakkını kullandığını, tüm ticari defter ve kayıtlarının toplantıdan 15 gün öncesinden itibaren şirket merkezinde hazır bulundurulduğunu, davacı tarafça toplantının 2.kez ertelenmesine ilişkin taleplerinin sözde haklı gerekçelere dayandığından bahisle TTK m 420 ‘ye aykırı olduğunun öne sürüldüğünü, bu iddialarının mesnetsiz olup kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bilgi alma ve inceleme hakkının kullanıldığını, müvekkili şirketten usulüne uygun şekilde talep edilmediğini, şirketin tüm faaliyet raporları ve sair kayıtlarının genel muhasebe ilke ve esaslarına uygun olduğunu, gayri resmi satışların söz konusu olmadığını ve şirketin kesinlikle borca batık olmadığını, davacının tüm iddialarının mesnetsiz olduğunu beyan ederek açık kanun ve yerleşik Yargıtay içtihatları da göz önüne alındığında müvekkili şirketin organlarından yoksun kalmış halde olması gibi bir durum söz konusu olmayıp şirkete yönetim ve denetim kayyımı atanmasını gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığı davacı tarafın buna ilişkin taleplerinin yerinde olmadığını, haksız ve hukuki mesnetten uzak biçimde açılan davanın öncelikle usulden, her halükarda davacı tarafın tüm talepleri bakımından esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 22/06/2023 tarih ve 2022/447 Esas - 2023/487 Karar sayılı kararında;
".......Mahkememizce yapılan yargılama, taraf iddiaları, dosya kapsamı deliller ile uyumlu olup objektif bilimsel verilere dayanması nedeniyle içeriğine itibar edilen bilirkişi rapoları ve tüm dosya içeriğine göre; Dava, 22.04.2022 tarihli olağan 2. genel kurul toplantısında alınan kararların iptali ile şirket müdürünün azli, bu kabul görmezse şirket yönetiminin taşınır ve taşınmaz satışı ile şirket adına borçlanma yetkilerinin kısıtlanması, yönetim kurulunun yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılarak (azli) şirkete kayyım atanması ile denetim kayyımı atanması istemlerine ilişkindir.
Azınlığın finansal tablolarla ilgili müzakereleri erteleme hakkı yönünden; davalı şirketin 2021 yılı olağan genel kurulu 17.03.2022 tarihinde toplandığı, davacı temsilcisinin TTK.m.420'de düzenlenen erteleme hakkını kullanmasıyla toplantı başkanı tarafından toplantının tümüyle ertelendiği, ertelenen toplantının 22.04.2022 tarihinde yapıldığı, toplantının TTK.m.420'ye göre tekrar ertelenmesinin talep edildiği, bu defa genel kurulda oylama yapılarak erteleme teklifinin reddedildiği, davacı temsilcisi Av....' un bu defa Yönetmelik m.15 gereği toplantı mahallinde bulunması gereken belgelerin mevcut olmadığından bahisle ve 2020 yılı olağan toplantısı yapılmadan 2021 yılı toplantısının yapılamayacağı gerekçeleriyle toplantının ertelenmesini talep ettiği görülmüştür. TTK.m.420/2 gereğince, azlığın istemiyle bir defa ertelendikten sonra finansal tabloların müzakeresinin tekrar geri bırakılmasının istenebilmesi için, finansal tabloların itiraza uğrayan ve tutanağa geçmiş bulunan noktaları hakkında, ilgililer tarafından, dürüst hesap verme ölçüsü ilkeleri uyarınca cevap verilmemiş olması şarttır. Davacı temsilcisi Av. ... ilk toplantıda TTK.m.420'ye göre erteleme hakkını gerekçesiz kullanmış olup, finansal tablolara yönelik itirazda bulunmadığı ve bunları tutanağa da geçirtmediğinden finansal tablolara ilişkin gündem maddelerinin ikinci kez ertelenmesi talebinin reddinde kanuna aykırılık olmadığı kanaatine varılmıştır.
2020 yılı olağan toplantısı yapılıp o yılın finansal tabloları genel kurulca tasdik edilmeden 2021 yılı genel kurul toplantısının yapılması ve bu yılın finansal tablolarının müzakeresine açık bir kanuni yasak bulunmadığı, ancak Anonim Şirket Genel Kurul Toplantıları Hakkında Yönetmelik m.15'de sayılan belgelerin toplantı yerinde fiziken veya dijital ortamda hazır bulundurulmasının gerektiği, davacı temsilcisi olarak toplantıya katılan Av. ... özellikle pay defterinin toplantı mekanında hazır bulunmadığını belirterek erteleme talep etmiş ise de gündem maddeleri incelendiğinde toplantıya katılabilecek pay sahiplerinin ortaklığı ile pay ve oy miktarları konusunda bir tartışma yoktur. Pay defteri ve Yönetmelikte sayılan diğer belgelerin fiziken veya dijital ortamda toplantı yerinde hazır bulundurulmaması sebebiyle toplantının sakatlamayacağı kanaatine varılmıştır.
Faaliyet raporunun kabulü kararı yönünden, mali bilirkişinin inceleme ve tespitlerine göre iptali gerektirecek husus tespit edilmemiştir.
Bilançonun tasdiki kararı yönünden, mali bilirkişinin inceleme ve tespitlerine göre şirketin borca batık olmadığı, şirketin kendi yarattığı marka değerinin ve ruhsatının değerinin finansal tablolarda gösterilmesinin gerekli olmadığı, son 3 yılın bilanço ve gelir tablolarına göre şirketin kötü yönetildiğinin söylenemeyeceği tespit edildiğinden genel kurul kararının iptalini gerektirecek bir husus bulunmadığı gibi müdür hakkında sorumluluk davası açılmaması ve özel denetim talebinin reddi hakkındaki genel kurul kararları yönünden iptali gerektirecek bir husus da bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı vekilinin talebiyle gündeme eklenen özel denetim talebi oy çokluğuyla reddedilmiştir. TTK.m.597 atfıyla davacının TTK.m.439 gereğince özel denetçi atanması talebiyle mahkemeye başvurması mümkündür. Azınlığın veya pay sahiplerinin özel denetim talebinin genel kurulca kabulü zorunlu değildir. Nitekim bu sebeple TTK.m.438 ve m.439'da özel denetim talebinin genel kurulca kabulü halinde ve reddi halinde izlenecek farklı usuller düzenlenmiştir.
Müdürün ibrasının davacı vekilinin teklifiyle gündeme alındığı ve davacının oylarının muhalif kalarak oy çokluğuyla müdürün ibrasına karar verildiği anlaşılmıştır.
TTK.m.619/1'e göre herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar, müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar. Şirkette 140.000 TL sermayesi ve 5600 oyu/payı olan ... şirket müdürü olduğu halde kendisinin ibrasında oy kullanmıştır. Şirket müdürü kendisinin ibrasında oydan yoksun olduğundan, alınan karar, davacının 800 red oyuna karşı 1600 oyla ibra kararı alınmıştır. Limited şirketler yönünden müdürlerin ibrasında eşlerinin oy kullanamayacağına dair açık bir düzenleme yoktur. Muhalefet şerhinde, TTK.m.644 atfıyla TTK.m.436/1'in olaya uygulanacağından söz edilmiş ise de hem m.644'de m.436'ya atıf yoktur, hem de m.436'daki hususlar ibrayı kapsamamaktadır. Ayrıca ibranın özel olarak düzenlendiği m.436/2'de açıkça yönetim kurulu üyelerinin kendilerine ait paylardan doğan oy haklarının kullanılamayacağından söz edilmiştir. Dolayısıyla 5600 pay sahibi müdürün kendisinin ibrasında oy kullanamayacağı dikkate alınarak onun oylarının yok sayılması halinde ibra kararı 800 red oyuna karşılık 1600 kabul oyuyla alınmış olduğundan yetersayılar yönünden kararın yokluğunu, butlanını veya iptalini gerektiren bir kanuna aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Mali müşavir bilirkişi tarafından 2019, 2020, 2021 bilançoları üzerinden davalı şirketin aktif ve borçları toplamı karşılaştırılarak özvarlıkları yıllar itibariyle tespit edilmiş ve yıllık bilançolara göre şirketin borca batık olmadığı görülmüştür. Mali müşavir bilirkişinin görüşüne göre, davalı şirketin 2019, 2020, 2021 yıllık bilançoları üzerinden yapılan borca batıklık hesabı TTK.m.376/3 anlamında gerçek bir borca batıklık tespiti değildir. TTK.m.376/3 ve İİK.m.179 gereğince şirketin borca batık olup olmadığı, aktiflerin muhtemel satış fiyatları esas alınarak bir ara bilanço çıkarılarak tespit edilebilir. TTK.m.376/3 gereğince şirketin borca batık olduğuna dair önemli emareler olmadıkça aktiflerin muhtemel satış fiyatları esas alınarak bir borca batıklık bilançosu çıkarılması gerekmez. Söz konusu emareler şirketin vadesi gelmiş kredi ve piyasa borçlarını ödeyememesi, hakkında çok sayıda icra takibinin olması gibi hususlar olabilir. Dosyada davalı şirketin bu durumda olduğuna dair bir bilgi ve belge bulunmadığından borca batıklık bilançosu çıkarılmasını ve bu vesileyle şirketin kendisinin zamanla oluşturduğu marka değerinin ve hastane ruhsatının değerlemesinin yapılmasını gerektiren bir durumun da bu aşamada bulunmadığı yönündeki bilirkişi heyeti görüşüne mahkememizce de itibar olunmuştur.
Muhalefet şerhlerinde hem şirketin borca batık olduğu iddia edilmiş hem de şirketin hastane ruhsatı ve marka değerinin hesaba katılmadığı ve finansal tablolarda gösterilmediği iddia edilmiştir. Mali bilirkişi söz konusu marka değeri ve ruhsatın şirket tarafından oluşturulması halinde yıllık bilançoda bunların değerine yer verilmesinin gerekmediği sonucuna varmış olmakla birlikte, borca batıklık hesabı yapılması halinde aktifler arasında ilaveten bunlar da hesaba katılacak olduğundan, şirketin öz sermayenin daha yüksek çıkması beklenecek olup yıllık bilançolara göre dahi borca batık olmayan şirketin, aktiflerin satış fiyatı üzerinde hazırlanacak ara bilançoya göre de borca batık olmayacağı bilirkişi heyetince öngörülmektedir.
Limited şirket ortağının şirketten çıkarılması TTK.m.640'da düzenlenmiştir. Davalı şirketin sözleşmesinde haklı sebeple çıkarmaya dair bir hüküm bulunmadığından TTK.m.642/1-2 hükümleri işletilerek davacının şirket sözleşmesinde belirtilen haklı sebeplerle genel kurul kararıyla şirketten çıkarılması mümkün değildir. Dava konusu karar incelendiğinde; davacının şirketten çıkarılması kararı 7200 kabul oyuna karşı davacının 800 red oyuyla alınmıştır. Bir ortağın şirketten haklı sebeple çıkarılmasına dair genel kurul kararı, TTK.m.616/1-h hükmü gereğince genel kurulun devredilmez yetkilerindendir ve TTK.m.621/1-h hükmü gereğince önemli kararlar arasında sayılmış olup, en az 1/2 sermayenin temsil edildiği genel kurulda temsil edilen oyların 2/3'ü ile alınabilir. Dava konusu karar için söz konusu yetersayılar sağlanmış olduğundan, ağırlaştırılmış toplantı ve karar yeter sayıları yönünden kanuna aykırılık söz konusu değildir. Bu bakımda kararın yokluğunu veya butlanını gerektiren bir husus tespit edilmemiştir.
Çıkarma kararının esası ve iptal koşulları yönünden incelendiğinde, TTK.m.640/3'e göre bir ortağın şirketten çıkarılması, çıkarılan ortağın şirketteki pay sahipliğini sonlandırmaya yönelik bir karar olduğundan, bunun için haklı sebeplerin varlığı aranır. Şirket sözleşmesinde çıkarma sebepleri belirtilmediğinden, genel kurul kararıyla ortağın şirketten çıkarılması için genel kurul kararı alınması ve buna dayanarak şirket tarafından çıkarma davası açılması gerekmektedir. Dava konusu gündemin 4. sırasında görüşülen davacının şirketten çıkarılması kararında davacının hangi haklı sebeplerle şirketten çıkarıldığı belirtilmemiştir. İptali istenen çıkarma kararında haklı sebepler gösterilmemekle birlikte, davalı şirketin davadaki savunmalarında haklı sebep olarak; davacının şirkette hekim olarak çalışmakta iken 2018 yılından itibaren davalı şirketle benzer hasta profiline sahip ve yakın konumda yer alan başka bir klinikte çalışması ve şirketle hiç ilgilenmemesi gösterilmiştir. Yine davacının TTK.m.420'ye göre genel kurul toplantısını ertelemesi, finansal tablolar ve şirketin mali durumu hakkında eleştirilerde bulunması ve genel kurul kararlarına karşı oy kullanıp muhalefet şerhi yazdırmasının etkili olduğu anlaşılmaktadır. Çıkarma kararının haklı sebepleri gösterecek şekilde gerekçeli olması gerektiği, sonradan ileri sürülecek haklı sebeplerin dikkate alınmayacağı kabul edilmektedir. Davacının müdür sıfatı olmadığından genel bağlılık yükümü ve rekabet yasağına tabidir. Davacının yaklaşık 5 yıldan beri rakip sayılabilecek başka bir şirkette çalıştığı davalı şirket tarafından bilindiği halde bu konuda rekabet yasağına aykırılık sebebiyle bir ihtar çekildiğine ve rekabet yasağına aykırı davranışlardan kaynaklı talepte bulunulduğuna dair bir bilgi yoktur. Yaklaşık 5 yıl süreyle davacının şirkette çalışmayı bırakıp başka bir şirkette çalışmaya başladığı bilindiği halde buna sessiz kalındıktan sonra, bu defa çıkarma sebebi olarak ileri sürülmesi çelişkili davranış yasağı kapsamında hakkın kötüye kullanılması olduğu kanaatine varılmıştır. Netice olarak, davacının şirketten çıkarılmasına dair genel kurul kararı haklı sebepleri gösterecek şekilde gerekçeli olmadığından ve dava aşamasında ileri sürülen çıkarma sebepleri de davacı şirket ortağının şirketten çıkarılması haklı sebep sayılmayacağı değerlendirildiğinden, kanuna aykırılık ve dürüstlük kuralına aykırılık yönünden iptal koşullarının bulunduğu kanaatine varılmıştır." gerekçesi ile,
''Davacının davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE,
1-22/04/2022 tarihli genel kurulun 4 numaralı şirket ortağı davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin kararın iptaline, diğer taleplerin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili (katılma yoluyla) ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili katılma yolu ile istinaf dilekçesinde özetle;toplantının birçok yönden hukuka, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, 2020 yılı olağan Genel kurul toplantısı yapılmadan doğrudan 2021 yılı olağan genel kurul toplantısı yapıldığını, şirketin 2021 yılı öncesindeki faaliyetleri, bilançoları, kar- zararı vb. konularda müvekkil davacının ortağın bilgi alma ve inceleme hakkı ile denetim hakkının engellendiğini, Genel kurul gündeminin TTK ve Yönetmeliğe aykırı hazırlandığını, toplantı gündeminde olması gerekli başlıkların çağrıda yer almadığını, müvekkil şirketin faaliyetleri konusunda yeterince bilgilendirilmediğini, TTK ve Yönetmeliğe göre toplantıda hazır bulunması gereken belgelerin salonda hazır bulundurulmadığını, haklı gerekçelerle talep ettikleri toplantının 2. kez ertelenmesi tekliflerinin reddedildiğini, oysa TTK m. 420 ve Yönetmelik m.23'ün bu tür durumlarda toplantının ertelenmesinin zorunlu olduğunu hüküm altına aldığını, Faaliyet Raporunun gerçeği yansıtmadığını, şirkete nakit kaynak sağlandığının iddia edildiğini, ancak faaliyet Raporunu teyit eden bir belge ve bilginin ortaklara sunulmadığını, Faaliyet Raporunun Bilanço ile uyumlu olmadığını, Faaliyet Raporu'nda subjektif değerlendirmeler yapıldığını, Bilançonun kanuna ve ilgili mevzuata göre düzenlenmediğini, Bilançoda yer alması gereken bilgi ve verilerin eksik olduğunu, gayri resmi satışların mevcut olduğunu, şirketin maddi değeri olan hastane ruhsatının bilançoda yer almadığını, şirketin finansal tabloları bilançoları ile mizanları faaliyet raporlarının uyumlu olmadığını, toplantı öncesinde müdürler kurulunca kar / zarar tablosu hazırlanmadığını, toplantıda bu yönde bir karar alınmadığını, ortağın kar payı alma hakkının ihlal edildiğini, esas sözleşmede hüküm olmamasına rağmen, haklı sebepler ortaya konulmadan, haksız ve hukuksuz yere davacı müvekkilin ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini, şirket kayıtlarının müvekkilden gizlendiğini, davacı ortağın bilgi alma ve inceleme hakkının etkin kullandırılmadığını, müvekkilin özel denetim talebinin reddedildiğini, ibra kararı, faaliyet raporu ve finansal tabloların onaylanmasında oy hakkı bulunmayan şirket müdürü ve eşinin oy kullandığını, sorumluluk davası açılmasına karar verilmesi taleplerinin oy hakkı bulunmayan şirket müdürü ve eşinin oylarıyla reddedildiğini, şirketin borca batık olduğunu, işçilik haklarının dahi ödenmediğini, Faaliyet Raporunda belirtilen ifadelere göre sermaye artırımı yapılması gerekirken, ortakların şirkete borç para verdiğini, iddialar doğru ise şirkete aktarılan nakitler hakkında örtülü sermaye aktarımı yasağının ihlal edilmiş olduğunu, şirketin kötü yönetildiğini, toplantının TTK m.420'ye göre ertelenmesi gerekirken, finansal tablolarla ilgili bir çok karar da alındığını, yerel mahkeme kararının aksine toplantıda erteleme talebinin gerekçelerinin açıklandığını ve şerh düşüldüğünü,
Olağan genel kurul toplantısı gündeminde bulunması zorunlu gündem maddelerine yer verilmediğini, ibra kararı alınmaması gerekirken, bu yönde karar alındığını, şirketin finansal tablolarının gerçeği yansıtmadığını, bir kere hastanenin en kıymetli ticari değerlerinden biri olan hastane ruhsatının bilançoda olmadığını ve marka değerine de bilançoda yer verilmediğini,
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda faaliyet raporunun incelenmediğini ve subjektif değerlendirmeler yapılmadığını, işbu raporun itirazlarını karşılamadığını, itirazlarının yerel mahkemece gerekçesiz olarak reddedildiğini, mali bilirkişinin tespitlerinin kabul edilemeyeceğini, çünkü şirketin faaliyet raporunun işbu davada inceleme konusu yapılmadığını, sadece şirket defter ve kayıtlarının incelendiğini, şirkete ait hastane ruhsatı ve marka değerinin bilançoda gösterilmemesinin, şirketin bilançolarının düzgün tutulmadığını gösterdiğini,
Şirketin önceki yıllara ait finansal durumu ortakların bilgisinden kaçırılmak istendiği için, Şirketin 2020 yılı olağan genel kurulunun yapılmadığını ve 2020 yılına ait finansal tabloların müvekkile sunulmadığını, bu nedenle 2020 ve 2021 yıllarına ait finansal tabloların denetiminin de mümkün olmadığını, şirketin faaliyet raporunda müdürün, eşinin ve bu kişilerin aile efradından borçlandığının yazdığını, bu konudaki özel denetim taleplerinin genel kurulda reddedildiğini,
Müvekkilin işçilik alacaklarının da ödenmediğini, çalıştığı döneme ait işçilik alacaklarını tahsil edemediğini, bu sorunu gündeme getirdiğinde ortaklıktan çıkarılmakla tehdit edildiğini, bilirkişi heyetinin de bu yönde bir araştırma yapmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; davacı tarafın ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin alınan kararın da diğer kararlar gibi hukuka uygun olduğunu ve iptalini gerektirecek bir sebep bulunmadığını, 2015 yılında müvekkil şirkete %10 hisse ile ortak olan ve 2018 yılına kadar sorunsuz biçimde müvekkil şirketin diğer ortakları ile de birlikte şirkete ait ...Tıp Merkezi'nde İç Hastalıkları Uzmanı olarak hekimlik faaliyetlerinde bulunan davacı tarafın, 2018 yılından itibaren bizzat kendi davranışları nedeniyle müvekkil şirketin cerrahi tıp merkezindeki çalışma ortamının huzurunun bozulmasına neden olduğunu, şirket çalışanları ve hastaları da müvekkil şirketin diğer ortaklarına karşı kışkırtarak, müvekkil şirketi sürekli bir huzursuzluk ve kaos ortamına sürüklediğini, bu yaşananlardan sonra davacı tarafın ...Tıp Merkezi bünyesinde hekimlik faaliyetlerini sürdürmeyi kendi isteği ile bırakarak, müvekkil şirket ile benzer hasta profiline sahip ve yakın konumda yer alan başkaca bir klinikte çalışmalarını sürdürmeye devam ettiğini, müvekkil şirketten ayrıldığı 2018 yılından sonra hiçbir şekilde şirket ile ilgilenmediğini, ayrıca bu süreç boyunca da gerek şirket çalışanlarına gerekse de hastalara müvekkil şirketin diğer ortakları hakkında asılsız ithamlarda bulunarak kötü niyetli hareket ettiğini, ayrıca müvekkil şirketten ayrıldıktan sonra işe başladığı hastaneye müvekkil şirket hastalarını çekebilmek için hastaların büyük çoğunluğu ile doğrudan görüşmeler gerçekleştirdiğini, yine müvekkil şirketin iş mahkemelerinde görülmekte olan eski çalışanları ile arasındaki davalarda, müvekkil şirket aleyhine tanıklıkta bulunarak, açıkça müvekkil şirket zararına hareket ettiğini, davacı tarafın tüm bu davranışlarının açıkça 6102 sayılı TTK'nın "Bağlılık Yükümlülüğü Ve Rekabet Yasağı" başlıklı 613. maddesinde düzenlenen limited şirket ortaklarının şirkete bağlılık yükümlülüğüne aykırı nitelikte olduğunu, yerel mahkeme kararında tüm bu hususlar göz ardı edilerek, davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin genel kurul kararında iptal koşullarının bulunduğuna yönelik değerlendirme yapılmasının açıkça hatalı olduğunu, kaldı ki davaya konu genel kurul kararının İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından tescil edilmediğini, bu sebeple de aslında ortada iptal edilecek herhangi bir karar da bulunmadığını, davacı tarafın taleplerinin tümü yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda hukuki değerlendirmeler yapılırken, bu hususun atlanmasının açıkça hatalı ve eksik değerlendirme teşkil ettiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, davalı şirketin ertelenen 22/04/2022 tarihinde yapılan 2021 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların TTK m. 420 ve Yönetmelik hükümlerine aykırı yapılan Genel kurul toplantısında alınan kararların tümünün iptaline, mahkeme aksi kanaatte ise 3 nolu Faaliyet raporunun onaylanması kararı, 4 nolu Bilanço ve kar/zarar tablolarının onaylanması kararı, 5 nolu yöneticilerin sorumluluğunun oylanması, 6 Nolu yöneticilerin ibrası, 8 nolu Şirket ortağı ...'ın ortaklıktan çıkarılması kararının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili (katılma yoluyla) ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
TTK 446.maddesine göre toplantıda hazır bulunup karara olumsuz oy veren ve muhalefetini tutanağa geçirten pay sahipleri aynı yasanın 445.maddesi gereği kanun ve esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararlarına karşı karar tarihinden itibaren 3 ay içinde şirket merkezinin bulunduğu Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabilirler. İptali istenen genel kurul tutanağı ve ekli belgelerden davacının genel kurulda vekaleten temsil edildiği, davanın 3 ay içerisinde 21/07/2022 tarihinde açıldığı tespit edilmiştir.
Davalı şirketin ortaklarından ...'ın 5.600 adet hisse ile %70, ...'ın 1600 adet hisse ile %20, davacının ise 800 adet hisse ile %10 pay sahibi olduğu anlaşılmıştır.
TTK 420.maddesi gereği finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular sermayenin 1/10'una, halka açık şirketlerde 1/20'ine sahip pay sahiplerinin istemi üzerine genel kurulun bir karar almasına gerek olmadan toplantı başkanının kararıyla 1 ay sonraya bırakılır. Davacı davalı şirkette %10 pay sahibi olduğu, davalı şirketin 2021 yılı olağan genel kurulu 17.03.2022 tarihinde toplandığı, davacı temsilcisinin TTK.m.420'de düzenlenen erteleme hakkını kullanmasıyla toplantı başkanı tarafından toplantının tümüyle ertelendiği, ertelenen toplantının 22.04.2022 tarihinde yapıldığı, 22/04/2022 tarihinde yapılan 2021 yılı olağan genel kurul toplantısında davacı temsilcisi toplantının TTK. 420 madde uyarınca 2. Kez ertelenmesini talep etmiştir. Talebin oylamaya sunulduğu, talep oy çokluğu ile reddedilerek genel kurul toplantısı gerçekleştirilmiştir.
TTK'nun 420/2.maddesi gereği azınlığın istemiyle bir defa ertelendikten sonra finansal tabloların müzakeresinin tekrar geri bırakılmasının istenebilmesi için finansal tabloların itiraza uğrayan ve tutanağa geçmiş bulunan noktaları hakkında ilgililer tarafından dürüst hesap verme ölçüsü ilkeleri uyarınca hesap vermemiş olması gerekir. Dosya kapsamına göre davacı temsilcisi Av. ...'un ilk toplantıda TTK.m.420'ye göre erteleme hakkını gerekçesiz kullanmış olup, finansal tablolara yönelik itirazda bulunmadığı ve erteleme gerekçesini tutanağa geçirtmediğinden finansal tablolara ilişkin gündem maddelerinin ikinci kez ertelenmesi talebinin reddine karar verilmesinde kanuna, usul ve yasaya aykırılık olmadığı anlaşılmıştır.
HMK 282 maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı vekili ve davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında verilen dava ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden alınan raporda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir.
İlk derece mahkemesine sunulan deliller, bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında, Mahkemece davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı ve davalının istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 07/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.