T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2080 Esas
KARAR NO : 2026/964 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
NUMARASI : 2021/19 Esas - 2023/225 Karar
TARİHİ: 24/05/2023
DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 07/05/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... A.Ş. tarafından 200940379 numaralı ... ... ile sigortalanan sigortalı .... A.Ş. firmasının, ...San. Tic. A.Ş firmasından 19.11.2018 tarih ve ... nolu Emtia Faturası muhteviyatı 1 set / 2 kap, brüt 5.100,00 kg hidrolik çeneli ... kontrollü universal çekme basma eğilme test cihazı satın aldığını, emtia 01.01.2019 tarihinde ... no.lu konteynere yüklenerek İzmit'den ..., Irak limanına ... isimli gemi ile sevk edildiğini, konteyner 20.04.2019 tarihinde varma limanından alıcının deposuna taşınmak üzere tıra yüklendiğini ve emtia 22.04.2019 tarihinde konteynerden alıcıya teslim edildiğini, teslimat sonrası tahliye esnasında emtia üzerinde ıslaklık, yoğun pas ve ahşap kasaların üzerinde küf tespit edildiğini, tahliye esnasında tespit edilen hasar ile ilgili alıcı firma survey raporu'nda emtiaların ıslanma nedeniyle paslandığı, ekipman duvarında, açık deliklerde ve makinenin yan duvarında ıslaklık ile korozyon bulgusu olduğu, elektronik cihazların kontrol ünitesinde bulunan ıslaklıktan etkilendiği ve bu nedenle kullanılamaz hale geldiği tespit edildiğini, fatura ve yapılan tespitler gereğince sovtaj durumu da dikkate alınarak toplam 98.000,00 USD sigortalı zararı, müvekkili şirket tarafından ödenmek suretiyle tazmin edilmiş olup TTK ve poliçe hükümleri, banka ödeme dekontu ve ibraname mutabakatname ve tazminat makbuzu, halefiyet kuralları ve sigortalının temlik talebi gereğince TBK ilgili hükümleri temlik esasına göre sigortalısının haklarını devralan müvekkilin TTK madde 1472 ve ilgili konvansiyon hükümleri ile davalılara rücu hakkı doğduğunu, dava dışı sigortalının ibraname mutabakatname ve tazminat makbuzu ile toplam 98.000,00 USD zararını müvekkilinden tazmin ettiğini ve bu miktar için tüm haklarını temlik ettiğini beyan ettiğini, müvekkili davacı sigorta şirketinin ödediği riziko bedelini, halefiyet ilkesi dışında alacağın temliki hükümlerine göre davalılardan rücuen talep hakkı bulunduğunu, dava konusu ... ...'de görüldüğü gibi taşıma davalı ... ... Ltd. Şti. sorumluluğunda gerçekleştirildiğini, davalı ... ... Ltd. Şti.'ye ... ... ve navlun faturasını düzenleyen taşıyan/... sıfatıyla tüzel kişilik olarak dava açıldığını, konteyner, varma limanından alıcının deposuna taşınmak üzere dahili nakliye aracına yüklendiğini ve alıcıya teslim edildiğini, dava dilekçesindeki 2, 3 ve 4 No.lu davalılara ... ... ve ... Teslimat Belgesi'ne istinaden taşıyan sıfatıyla tüzel kişilik olarak dava açıldığını, hasarın tespitine müteakip, davalı ... ... Şirketine karşı 24.04.2019 tarihinde İhtarname gönderildiğini, yükleme sırasında emtianın tam ve sağlam durumda yüklendiğini, taşıyanın, sözleşmeden doğan taşıma borcunu hiç veya gereği gibi ifa etmezse meydana gelen zararlardan sorumlu olduğunu, davalıların tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermeyerek emtianın paslanmasına neden olduğunu, dava konusu taşımaya ilişkin emtialar konteynerlere tam ve sağlam yüklendiğini fakat taşıma esnasında emtialarda hasar meydana geldiğini, somut olayda ise dosyaya sunulan belgeler ve ekspertiz raporundaki tespitler dolayısıyla hasarın, mevzuatta taşıyanın sorumlu olduğu belirtilen zaman dilimi içerisinde meydana geldiğinin taraflarınca ispatlanmış durumda olduğunu, dava konusu taşımalara ilişkin meydana gelen sigortalı zararının rücuen tahsili amacıyla icra takibinin Beykoz İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyası ile 29.07.2019 tarihinde başlatıldığını, davalı ... ... Şirketinin 29.09.2020, diğer davalıların ise 23.09.2020 tarihinde borca itiraz ettiklerini, davalıların itirazına müteakip, 12.11.2020 tarihinde icra dosyası ve tüm fer'ileri için arabuluculuk başvurusu yapıldığını ve 09.12.2020 tarihinde anlaşmama ile sonuçlandığını beyanla fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile davanın kabulüne, müvekkilinin davalılardan olan 99.176,00 USD alacağına ilişkin Beykoz İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına vaki itirazların iptali ile takibin USD üzerinden devamına, dava dışı sigortalıya ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek kamu banka USD faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan %20 den az olmayan oranda icra inkar tazminatı, yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı taraf vekalet ücretinin lehe hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... Ltd. Şti ve ... ... ... ve ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde sigortalı ... A.Ş.'nin, ... firması olduğu, ...'nin tedarikçi firma olduğu açıklandığını, gerek davacı tarafından dosyaya sunulan delillerde, gerekse müvekkili şirketin elindeki belgelerde ... A.Ş.'nin bu taşıma ile herhangi bir ilgisi görülmediğini, müvekkili şirketle navlun sözleşmesi yapan taraf ... A.Ş olduğunu, ihracat beyannamesinde satıcı ... A.Ş., alıcı ... olduğunu, ne taşıma belgelerinde ne de satım sözleşmesi ile ilgili belgelerde ... A.Ş.'nin adı geçmediğini, ödeme sigortalı dışında bir firmaya yapıldığı için halefiyet koşulları oluşmadığından davacının bu yönden de aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, ... ... ... Ve ... A.Ş yönünden müvekkilinin ne taşıyan sıfatı ile asaleten; ne de ... ...'ya izafeten dava konusu taşıma ile hiç bir ilgisi olmadığını, ...'ın bu taşıma sözleşmesinin hiç bir aşamasında kendi adına rol almadığı gibi, ... ... firmasının ne acentesi, ne de temsilcisi olmadığı için bu firma adına da rol almadığını, ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddini talep ettiklerini, dava konusu malların yüklendiği konteynır İzmit Limanında fiili taşıyıcı ...e ait ... gemisine 01.01.2019 tarihinde yüklendiğini, gemi 25.01.2019 tarihinde ...Limanına ulaştığını ve tahliye edildiğini, ancak alıcı malları yaklaşık üç ay limanda beklettikten sonra 20.04.2019 tarihinde gümrük işlemlerini yapmayı üstlenen ... Firması aracılığı ile ordinoyu teslim aldığını, 24.04.2019 tarihinde malların hasarlı olduğunu satıcı ... A.Ş aracılığıyla müvekkili ...'a ihbar ettiğini, ekspertiz raporunda tahta sandık ambalajın yoğun ıslaklık nedeniyle renginin değiştiği ve küflenmeye başlamış olduğu, emtianın dış yüzeyinde paslanma olduğu, ıslaklığın deniz suyu olmadığı tespit edildiğini, bu bulgular hasarın taşıma sırasında değil, taşıma tamamlandıktan sonra meydana geldiğini gösterdiğini, hasarın taşıyıcının kusuru ile değil, gönderici ve alıcının kusuru ile meydana geldiğini, müvekkili şirketin denizyolu taşımasını makul sürede, 25 günde tamamladığını, tahta sandıkların ıslaklık sebebiyle kararacak kadar çürümesi ve ambalaj içerisindeki test cihazının yoğun şekilde paslanması 25 günde gerçekleşmiş olamayacağını, ekspertiz raporunda taşıyıcının kusurunu gösteren hiç bir bulgu olmadığını, ekspertiz raporunda da yükün geç teslim alınmasına dikkat çekildiğini, davayı kabul etmemek kaydıyla dava dilekçesinde sınırlı sorumluluk hükümleri dikkate alınmadığını, müvekkili şirketin teklif yazılarında taşımanın ... kuralları kapsamında yapılacağı belirtildiğini, ayrıca müvekkili ... tarafından ... ( ... Konşimentosu) düzenlendiğini, ... Kurallarının 8.1.1. maddesinde taşıyıcının hiçbir halde kayıp veya hasarlı emtianın brüt ağırlığının kg başına 2 SDR’yi aşan bir bedelden sorumlu olmayacağı düzenlendiğini, dava konusu yükün brüt ağırlığı 5.100 kg olup, taşıyıcının azami sorumluluğu: 5.100 kg x 2 SDR= 10.200 .-SDR olduğunu, icra takibinin açıldığı 16.09.2020 tarihindeki TCMB kurlarına göre 1 SDR=1,41609 USD olduğunu, buna göre davacının taşıyıcıdan talep edebileceği azami tazminat miktarın 10.200.-SDR x 1,41609= 14.444,12 USD olduğunu, icra takibinde ... A.Ş tarafından müvekkili taşıyıcıya imza karşılığı teslim edilen 24.04.2019 tarihli rücu yazısından itibaren faiz talep edildiğini, söz konusu yazıda sadece hasar bildirimi yapıldığını, belirli bir miktarın ödenmesi talep edilmediğini, herhangi bir bedel içermediği için bu yazının ödeme ihtarı olarak kabul edilmesi mümkün olmayacağını, bu nedenle rücu ihbarının yapıldığı tarihten itibaren faiz talep edilmesi yasaya aykırı olup, davacı sigortanın işlemiş faiz talebinin de reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla davanın reddine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere uygun bir tazminatın davacıdan tahsiline, yargılama giderleri ve lehe hükmedilecek vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 24/05/2023 tarih ve 2021/19 Esas - 2023/225 Karar sayılı kararında;
".......Tüm bu bilgiler çerçevesinde dosya münderecatındaki deliller ile bilirkişi raporuna göre, uyuşmazlık konusu eşyalar bakımından mutat taşıma süresinin aşılmadığı, eşyanın boşaltma limanından gönderilen tarafından geç teslim alınmasına ve boşaltma limanında konteyner içinde dolu olarak beklemesine taşıyanın kusurunun scbebiyet vermediği kanaatine varılmaktadır. Bu husus TTK m. 1182 f. 1 b. (e) gereğince emteanın konteynere yüklenirken, neme/yoğuşmaya karşı korunması bakımından gereken önlemi almayan yükletenin kusuruna delalet ettiği, bunun aksinin davacı tarafından ispatlanamadığı kanaatine varılmış olduğundan, bu kanaat ışığında davanın reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile,
''1-Davalı ... ... hakkında ki davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile REDDİNE,
2-Davalı ... ... hakkında ki davanın esastan REDDİNE,
-Koşulları oluşmadığından davalı yanın kötü niyet tazminatı taleplerinin REDDİNE,
'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşımanın multimodal taşıma olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın konteyner taşımasından kaynaklandığını, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, ... Konvansiyonu 2. maddesinden hareketle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, dava konusu taşımanın ... Konvansiyonu kapsamına girmediği kanaatinde olunması halinde dahi, bu kez karma taşımalara ilişkin TTK 4. kitap hükümlerinin uygulanması gerektiğini, dava konusu taşımanın deniz ve kara yolu taşımalarından oluşan karma taşıma olması ve bu konuda uyuşmazlık bulunmaması nedeniyle ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi gerekirken esasa yönelik hüküm kurmasının hatalı olduğunu,
Dava konusu taşımanın multimodal bir taşıma olduğu hususu bilirkişilerce de tespit edilmesine rağmen kara taşıma ayağı bakımından inceleme yapılmadığının ifade edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, incelemenin tüm taşıma bakımından yapılması gerektiğini, bilirkişi kurulu tarafından TTK m. 1182 ve 1186'ya dayalı ve sadece deniz konteyner taşıması bakımından yapılan tespitlerin tamamen hatalı olduğunu, dava konusu uyuşmazlık bakımından TTK'nın deniz ticaretine ilişkin hükümleri değil, ... Konvansiyonu hükümleri uygulanacağından aksi yöndeki bilirkişi tespitlerinin hatalı olduğunu, heyette görevli bilirkişilerin multimodal taşımalar bakımından uzmanlığı olmadığını, buna ilişkin itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, hatalı rapora itibar edilerek kurulan yerel mahkeme hükmünün de hatalı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini,
... ... yükümlülükleri ve fiata kurallarının değerlendirilmediğini, yanlış kurallar uygulanarak karar verildiğini, davalının ... ... sıfatı olduğu, bu sıfatla ... düzenlediği, bu nedenle uyuşmazlığın çözümü bakımından dosyaya sundukları uluslararası kural niteliğindeki ...Kitabı - ... kuralları bakımından uzman bilirkişinin incelemesine ihtiyaç duyulduğu ifade edilmişse de, bu taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını, ... sorumluluğu ve karma taşıma bakımından eksik inceleme yapıldığını,
... Deniz Limanı / Irak'tan, ...Basra'daki alıcı depolarına kamyonla teslimin davalı ...'un sorumluluğunda olduğunu, o halde emtia teslim edilene kadar risklerin taşıyıcı üzerinde kalacağını, ... ile üstlenilen nakliye şartlarının açık bir şekilde Basra'daki depolara kadar kamyonla teslimi; yani Irak'taki kara taşımasını kapsadığını, gemi + tır olmak üzere tüm taşıma sürecinin davalı tarafından üstlenildiğini, davalı tarafından bunun aksini gösterir nitelikte herhangi bir delil sunulmadığını, ... üzerinde yer alan bu kayıtlara rağmen, sadece deniz taşıması bakımından karar verilmesinin eksik ve hatalı olduğunu, bu kararın davalının gemi + tır şeklindeki taşıma taahhüdü ile çeliştiği gibi, ... kurallarına da açıkça aykırılık teşkil ettiğini, Basra'daki depoya kadar ...'un sorumluluğu bitmeyeceğinden, geç teslim olsa bile bunun sorumlusunun davalı olacağını, ayrıca 24 günlük bir nakliye süresi taahhüt edilmesine rağmen, 01.01.2019 tarihinde gemiye yüklenen emtianın neden 22.04.2019 tarihinde alıcısına teslim edilebildiği konusunda hiçbir açıklama getirilmediğini, konteynerin 3 ay boyunca limanda bekletilmiş olması ihtimalinde, ... firma olarak ...'un meydana gelen hasarı kabul ederek, demuraja ve limanda beklemeye ilişkin hiçbir itirazı ve açıklaması olmaması hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğunu, limanda bekleme de davalının idaresi altındaki süreçte meydana gelmiş olacağından, bekleme sonucu meydana gelen zararlardan da davalının sorumluluğunun söz konusu olduğunu, kusurlu hareketleriyle zarara sebebiyet verdiğini,
Emtiaların konteynere tam ve sağlam bir biçimde, taşıma koşullarına uygun olarak yüklendiğini, nem önleyici bir materyal koymanın ekstra bir önlem olduğunu, yükleten firmanın taşımanın olağan sürede yapılacağına güvendiğini, olağan dışı uzun süren bir taşımayı öngörerek nem önleyici koymadığı için yükleteni sorumlu tutmanın bu kişiye hukuk dışı bir sorumluluk yüklemek olduğunu, kararın bu yönden de hukuka aykırı olduğunu, hasarın varlığı ve taşıyandan kaynaklanan sebeplerle oluştuğunu kanıtlayan ekspertiz raporunda navlun faturası düzenleyen ... ... Ltd. Şti.'nin sağlam olarak teslim almış olduğu emtiayı hasarlı olarak teslim etmiş olması sebebiyle açık ve net bir şekilde hasardan sorumlu olduğunun ifade edildiğini, buna rağmen davalıların sorumluluğunun yerel mahkemece hiçbir şekilde irdelenmediğini, sigortalıya hukuk dışı bir sorumluluk yüklenmeye çalışıldığını, yükletenin taşımanın her riskini değil, olağan taşıma risklerini gözeterek ambalaj ve istif yapması gerektiğini, taşımanın 3 ay gibi uzun bir süre devam edeceğini yükletenin öngöremeyeceğini, yerel mahkemenin yükletene olağanüstü yükümlülükler yüklemek yerine, davalıların sorumlu olup olmadığını incelemesi gerektiğini,
Davalının sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanma imkanı bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte; uygulansa dahi 8.33 SDR üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini,
Yerel mahkeme tarafından husumete yönelik olarak yapılan değerlendirmelerin hatalı olduğunu, ayrıca tefrik dosyasının tarafı ile gerekçeli kararda ifade edilen dosyanın davalı taraflarında farklılık bulunduğunu, yerel mahkemece ... ... ve ... A.Ş açısından herhangi bir tefrik kararı söz konusu olmamasına rağmen gerekçeli kararda her iki davalının da tefrik dosyasının tarafı olarak gösterildiğini, yerel mahkemenin gerekçeli kararının bu yönüyle de bozulması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, nakliyat sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
Mahkemece; 1-Davalı ... ... hakkında ki davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, 2-Davalı ... ... hakkında ki davanın esastan reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
6100 sayılı HMK’nın 297 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Anılan Yasa'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir. Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. Dolayısıyla gerekçe, bir hükmün olmazsa olmaz unsurudur. Taraflar, ancak kararlara konulması gereken gerekçeler sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını anlayabilirler.(Yargıtay 11. HD 2019/3137 Esas 2020/3699 Karar) Ayrıca, karar aleyhine yasa yollarına başvurulduğunda da kanun yolu incelemesi sırasında gerekçe sayesinde kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı denetlenebilir.
Somut olaya döndüğümüzde; mahkemece verilen hüküm gerekçesinde, karar başlığında gözüken 3 ve 4 nolu davalılar hakkındaki davanın tefrik edildiği belirtilmiş ise de 15/09/2021 tarihli duruşma ara kararı ile sadece Davalı ... İth A.Ş. hakkında ki davanın bu dosyadan tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydının yapılmasına karar verildiği, davalılardan ...... ... Ve ... A.Ş. (karar başlığındaki 3 nolu davalı ) hakkında verilmiş herhangi bir tefrik kararı olmamasına rağmen bu davalı hakkında karar verilmemiş olması yerinde olmayıp davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.
Mahkemece verilen hükümde, Davalı ... ... hakkında ki davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verildiği halde gerekçesinin yazılmadığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itirazlarını içerir verdiği beyan dilekçesinde; Davalı ... ...'in ... ... sıfatı olduğu, bu sıfatla ... düzenlediği, ...'un düzenlediği ... belgesinin üzerinde yazılı şartlara uymak ve bu şartları yerine getirmekle yükümlü olduğunu, ...'ın taşıma taahhüdünün taşımaya ilişkin tüm süreci kapsaması nedeniyle, gemi nakliyesinden sonra konteynerin tır ile Irak içi nakliyesi ve bu süreçte konteynere ilişkin aktarma, indirme ve kaldırmalar da taşıma taahhüdü içerisinde yer aldığını, bu nedenle uyuşmazlığın çözümü bakımından dosyaya sundukları uluslararası kural niteliğindeki ...Kitabı - ... kuralları bakımından uzman bilirkişinin incelemesine ihtiyaç duyulduğunu, ... sorumluluğu ve karma taşıma bakımından eksik inceleme yapıldığını ileri sürüp bu yönde yeni bir rapor alınmasını talep ettiği halde mahkemece bu talep konusunda olumlu/olumsuz karar verilmediği gibi hüküm gerekçesinde de davacı vekilinin bu itirazlarının tartışılıp değerlendirilmediği ve davacı vekilinin bu itirazları istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü anlaşılmıştır.
Ayrıca davacı vekili bilirkişi raporuna karşı verdiği beyan dilekçesinde; dava konusu taşımanın multimodal taşıma olduğu, bu nedenle genel ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu ileri sürüp itiraz ettiği halde bu yönde olumlu ve olumsuz karar verilmediği, bu yöndeki itirazını istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü görülmüştür.
HMK'nın 297. maddesine uygun olarak verilmeyen kararın istinaf aşamasında denetlenmesine imkan bulunmamaktadır.
Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 297, 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, yukarıda sözü edilen hususlarda inceleme yapılarak istinaf denetimine elverişli gerekçe yazılarak karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/05/2023 Tarih ve 2021/19 Esas - 2023/225 Karar sayılı kararının HMK'nın 297, 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07/05/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.