(AİHS. m. 6) (2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Cezanın belirlenmesindeki kriterlerin (şartlar) gerekçede belirtilmesi ve somut fiil için verilmiş olan cezanın nasıl belirlendiğini ortaya koyan olaydaki gerçeklik ve değerlendirmelerin açıklanması gerekir. Cezanın tespitinde gösterilecek gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini ortaya koyacak biçimde geçerli, yasal ve yeterli olması konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Mahkumiyet hükmünün gerekçesi, hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklanmasıdır. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfiliğe yol açar. Gerekçenin bu özelliği ilgilileri aydınlatma, keyfiliği önleme, tarafların tatminini sağlama amacını da taşımaktadır.
Bu itibarla hükmün gerekçesinde kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenlerinin açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Kanuni düzenlemenin hakim kararına yansıtılması aşamasında belirliliğin olması gerekir. Bu şekliyle esas konu kanunilik değil gerekçelendirmeyle ilgilidir. Kanun koyucunun kanunları anlaşılır açık ve belirli yapması kadar hakimin kararını denetime olanak tanıyacak açıklıkta yazması ve kanunu da bu şekilde uygulaması önemlidir. Hakimlerin somut cezanın tespit edilmesinde objektif davranmaları ve kanunda gösterilen esaslara uymaları cezanın belirlenmesindeki her bir işlem için gerekçe gösterme yükümlülüğü ile sağlanmaktadır. AİHS m.6, Anayasa 141 ve CMK m. 34’e göre hakim her türlü kararında gerekçe göstermek zorundadır.
Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gereken noktalar ise 5271 sayılı CMY.nın 230. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre sırayla;
a) İddia ve savunma, bunların dayandırıldığı ve mahkemece toplanan kanıtların neler olduğu,
b) Kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenleri,
c) Tüm bunların ışığında ulaşılan kanı; sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi,
d) Cezayı ağırlatan ve hafifleten yasal ve değerlendirmeye bağlı nedenlerle cezayı kaldıran yasal nedenlerin bulunup bulunmadığı, bunlara ilişkin istemlerin kabul veya reddiyle temel cezanın belirlenmesine ilişkin nedenler,
e) Cezanın ertelenmesine, tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirinin uygulanmasına yönelik veya bu konulardaki istemlerin kabul veya reddine ilişkin dayanaklar gösterilecektir.
Cezanın belirlenmesinde temel ceza üzerinden arttırım ya da indirimi gerektiren bir durum varsa ve kesin oranlı bir rakam gösterilmemiş ise bu oranın belirlenmesi işleminde de gerekçe gösterilmelidir. Belirli oranlarda cezanın arttırılmasını veya indirilmesini gerektiren bir maddenin uygulanması sırasında gerekçe gösterilmesi zorunlu olup hakim cezanın belirlenmesi sırasında mahkemenin takdirine bırakılmış her durumda yaptığı uygulamanın gerekçesini göstermek mecburiyetindedir.
Yukarıda yapılan tüm bu açıklamalar bağlamında somut olaya gelindiğinde;
Mağdur ve katılanın tüm aşamalarda olayı benzer şekilde anlatmaları, sanık M.'ın soruşturma aşamasında "bütün gün ofisteydim, şahısları hiç görmedim" şeklinde beyanına mukabil sanık İ. A.'ın katılan ve mağduru iş yerine götürdüğüne dair beyanı, polis merkezine iki kişinin bir garajda zorla tutuldukları ihbarı üzerine olay yerine giden ve 11/01/2016 tarihli tutanağı düzenleyen kolluk görevlilerine olayın anlatıldığı, davanın teşebbüs aşamasında kalan suç nedeni ile açılması dolayısıyla belge imzalatılmasının zaten söz konusu olamayacağı, katılanın iş yeri ile ilgili sigortasız işçi çalıştırıldığına dair şikayet başvurusu üzerine iş yerinde inceleme yapıldığı ve katılan S. A. yönünden işveren tarafından eksik işlemlerin bulunduğu,
İhbar üzerine polis ekibinin olay yerine gittiği sırada mağdurların alıkonuldukları yerden kaçarak ekip otosuna sığındıkları, bu durumun ve katılan ile mağdurun alıkonuldukların yönündeki beyanlarının polis memurları tarafından tutanak tanzim edilmek suretiyle tespit edildiği,
Anlaşılmasına karşın,
Tutanağı düzenleyen polis memurlarının katılan ve mağdurun kendilerinin alıkonuldukları yönündeki iddialarına ilişkin olarak tanıklıklarına başvurulmadan, tutanak muhtevasına ve mağdur ile katılanın aşamalarda değişmeyen, birbirini teyit eden beyanlarına neden itibar edilmediğine dair karar yerinde herhangi bir değerlendirme, delil tartışması ve izahat yapılmadan " belge imzalanmasına yönelik olarak herhangi bir olayın olmadığı, mağdurun ve katılanın belirttiği şekilde herhangi bir belgenin imzalanmayışı, olay yerine kendi rızaları ile olayı konuşmak için geldikleri, katılan S.'in çalıştığı, iş yerine sigorta müfettişlerinin geldiği sırada vermiş olduğu beyanlar nedeniyle sanık arasında bir hukuki uyuşmazlığın bulunduğu, olayın bu hukuki uyuşmazlıktan kaynaklandığı"nın belirtilmesiyle yetinilerek yeterli gerekçe gösterilmeden beraat kararı verilmesi,
Yasaya aykırı görüldüğünden CMKnın 280/1-b ve 289/1-g maddeleri gereğince HÜKMÜN BOZULMASINA,
Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Cumhuriyet Başsavcılığına ve istinaf talebinde bulunan katılan S. A. ve vekiline TEBLİĞİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
CMK.nın 286/1 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 23.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)