(AİHS m. 6) (2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 231, 279, 289) (5237 S. K. m. 62)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK'nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, gerekçe, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek, CMK'nın 280 maddesi gereğince Dairemizin görev ve yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi, yasa yolunun açıklığı, başvurunun kapsamına göre istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Cezanın belirlenmesindeki kriterlerin (şartlar) gerekçede belirtilmesi ve somut fiil için verilmiş olan cezanın nasıl belirlendiğini ortaya koyan olaydaki gerçeklik ve değerlendirmelerin açıklanması gerekir. Cezanın tespitinde gösterilecek gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini ortaya koyacak biçimde geçerli, yasal ve yeterli olması konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Mahkumiyet hükmünün gerekçesi, hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklanmasıdır. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfîliğe yol açar. Gerekçenin bu özelliği ilgilileri aydınlatma, keyfiliği önleme, tarafların tatminini sağlama amacını da taşımaktadır.
Bu itibarla hükmün gerekçesinde kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenlerinin açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Kanuni düzenlemenin hakim kararına yansıtılması aşamasında belirliliğin olması gerekir. Bu şekliyle esas konu kanunilik değil gerekçelendirmeyle ilgilidir. Kanun koyucunun kanunları anlaşılır açık ve belirli yapması kadar hakimin kararını denetime olanak tanıyacak açıklıkta yazması ve kanunu da bu şekilde uygulaması önemlidir. Hakimlerin somut cezanın tespit edilmesinde objektif davranmaları ve kanunda gösterilen esaslara uymaları cezanın belirlenmesindeki her bir işlem için gerekçe gösterme yükümlülüğü ile sağlanmaktadır. AİHS m.6, Anayasa 141 ve CMK m. 34 e göre hakim her türlü kararında gerekçe göstermek zorundadır.
Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gereken noktalar sırayla;
a)İddia ve savunma, bunların dayandırıldığı ve mahkemece toplanan kanıtların neler olduğu,
b)Kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenleri,
c)Tüm bunların ışığında ulaşılan kanı; sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi,
d)Cezayı ağırlatan ve hafifleten yasal ve değerlendirmeye bağlı nedenlerle cezayı kaldıran yasal nedenlerin bulunup bulunmadığı, bunlara ilişkin istemlerin kabul veya reddiyle temel cezanın belirlenmesine ilişkin nedenler,
e)Cezanın ertelenmesine, tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirinin uygulanmasına yönelik veya bu konulardaki istemlerin kabul veya reddine ilişkin dayanaklar gösterilecektir.
Cezanın belirlenmesinde temel ceza üzerinden arttırım ya da indirimi gerektiren bir durum varsa ve kesin oranlı bir rakam gösterilmemiş ise bu oranın belirlenmesi işleminde de gerekçe gösterilmelidir. Belirli oranlarda cezanın arttırılmasını veya indirilmesini gerektiren bir maddenin uygulanması sırasında gerekçe gösterilmesi zorunlu olup hakim cezanın belirlenmesi sırasında mahkemenin takdirine bırakılmış her durumda yaptığı uygulamanın gerekçesini göstermek mecburiyetindedir.
Cezanın bireyselleştirilmesi (TCK m.62) sırasında da hakim mutlaka sanığın kişiliğini dikkate alacak ve bunun için sanığın kişiliğini tespit edecektir. Takdiri indirim nedenini uygulamak bakımından kullanabilecek kanuni gerekçeler TCK 62. maddesinde gösterilmiştir. Ancak her somut olayda sanık bakımından bunlardan hangilerinin gerçekleştiğinin hakim tarafından belirlenmesi gerekir. Bu bağlamda mahkumiyet hükmü kurulurken yukarıda belirtilen hususların ve de 5237 sayılı TCK'nun 62 maddesinin uygulanmaması gerekçelerinin belirlenmesi gerektiği noktasında tereddüt bulunmamaktadır.
Yukarıda yapılan tüm bu açıklamalar bağlamında somut olaya gelindiğinde;
Sanıklar müdafiilerinin esas hakkındaki savunmalarında sanıklar hakkında lehe olan tüm yasa maddelerinin uygulanmasını talep etmelerine karşın hüküm kısmında genel olarak sanıklar hakkında TCK 62. maddesinin uygulanmamasına ilişkin gerekçenin karar yerinde gösterilip izah edilmeden,
CMK 34, 230, 231 ve 289/1-g maddelerine aykırı olarak hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık ve sanıklar müdafiilernin istinaf iddiaları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün 5271 sayılı Kanunun 280/1-b maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine İADESİNE,
CMK.nın 286/2-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 20/02/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)