(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 280) (5237 S. K. m. 149)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1) Sanık hakkında "Kamu Malına Zarar Verme ve 6136 Sayılı Yasaya Muhalefet" suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Sanık müdafinin yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının reddiyle, eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2 ) Sanık hakkında "Hırsızlık, Yağma ve İşyeri Dokunulmazlığını Bozma" suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde;
Cezanın belirlenmesindeki kriterlerin (şartlar) gerekçede belirtilmesi ve somut fiil için verilmiş olan cezanın nasıl belirlendiğini ortaya koyan olaydaki gerçeklik ve değerlendirmelerin açıklanması gerekir. Cezanın tespitinde gösterilecek gerekçenin dosyadaki bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini ortaya koyacak biçimde geçerli, yasal ve yeterli olması konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Mahkumiyet hükmünün gerekçesi, hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve maddi olaya uygun açıklanmasıdır.
Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi yasa koyucunun amacına uygun düşmez ve uygulamada keyfiliğe yol açar. Gerekçenin bu özelliği ilgilileri aydınlatma, keyfiliği önleme, tarafların tatminini sağlama amacını da taşımaktadır. Bu itibarla hükmün gerekçesinde kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenlerinin açıkça gösterilmesi gerekmektedir.
Mahkumiyet hükmünün gerekçesinde gösterilmesi gereken noktalar sırasıyla;
a) İddia ve savunma, bunların dayandırıldığı ve mahkemece toplanan kanıtların neler olduğu,
b) Kanıtların tartışılması, değerlendirilmesi ve reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan ve kabul edilen kanıtlar ve nedenleri,
c) Tüm bunların ışığında ulaşılan kanı; sanığın suç oluşturduğu kabul edilen eylemi, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi,
d) Cezayı ağırlatan ve hafifleten yasal ve değerlendirmeye bağlı nedenlerle cezayı kaldıran yasal nedenlerin bulunup bulunmadığı, bunlara ilişkin istemlerin kabul veya reddiyle temel cezanın belirlenmesine ilişkin nedenler,
e) Cezanın ertelenmesine, tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirinin uygulanmasına yönelik veya bu konulardaki istemlerin kabul veya reddine ilişkin dayanaklar gösterilecektir.
Kanuni düzenlemenin hakim kararına yansıtılması aşamasında ise belirliliğin olması gerekir. Bu şekliyle esas konu kanunilik değil gerekçelendirmeyle ilgilidir. Kanun koyucunun kanunları anlaşılır açık ve belirli yapması kadar hakimin kararını denetime olanak tanıyacak açıklıkta yazması ve kanunu da bu şekilde uygulaması önemlidir. Hakimlerin somut cezanın tespit edilmesinde objektif davranmaları ve kanunda gösterilen esaslara uymaları cezanın belirlenmesindeki her bir işlem için gerekçe gösterme yükümlülüğü ile sağlanmaktadır. AİHS 6, Anayasa'nın 141 ve CMK 34. Maddelerine göre hakim her türlü kararında gerekçe göstermek zorundadır.
Oluş ve kabule göre; olay tarihinde sanığın saat 14:08 sularında hırsızlık amacıyla Bahçelievler Mesleki Teknik Anadolu Lisesi'ne spor salonu camını kırarak girdiği, okul içerisinde kantine giderek tornavidayla zorlayarak penceresini açıp içeri girdiği, içeride çekmecede bulunan 600-700 TL parayı aldıktan sonra müdür yardımcısı odasındaki çekmecede bulunan bir adet tablet bilgisayar ile iki adet cep telefonunu aldığı daha sonra müdür yardımcısı odasının önünde okulda hizmetli olarak çalışan yakınan H. ile karşılaştığı, yakınanın hafta sonu dolayısıyla okulun kapalı olması sebebiyle sanığa kim olduğunu sorduğu, bunun üzerine sanığın cebinden çıkardığı falçatayı yakınanın göğsüne doğru salladığı, yakınanın geriye çekilmesi karşısında falçatanın sol el işaret parmağına gelerek, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına neden olduğu, akabinde sanığın yakınanı kolundan tutup boş bir sınıfa soktuğu, cüzdanını zorla çıkarttırıp içinde bulunan 40 TL'yi aldığı ve "ben buradan gidene kadar dışarı çıkmayacaksın, arkamdan gelmeyeceksin, belimde silah var seni bulur öldürürüm" şeklinde sözler sarf ederek uzaklaştığı olayda;
Sanığın hırsızlık amacıyla girdiği okul binasında müdür yardımcının odasından ve okul kantininden yaptığı hırsızlık eyleminin henüz tamamlanmadığı aşamada okulda hizmetli- memur olarak çalışan katılan Halil'e silahtan sayılan falçata çekmek suretiyle üzerinde bulunan parasını alması şeklindeki eylemin bütün olarak, 5237 sayılı TCK'nın 149/1-d maddesine göre suçun işyerinde veya konutta işlenmesi durumunun yağma suçunun ağırlaştırıcı nedeni olarak öngörülmüş olması karşısında; bu suçtan hüküm kurmak yerine yağma suçunun nitelikli hali olan TCK149/1-a,d maddesi yanında CMK 230 maddesinde belirtilen şekilde yeterli yasal gerekçe gösterilmeden ayrıca işyeri dokunulmazlığını bozma ve hırsızlık suçlarından hüküm kurulması,
Usule aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan Sanık müdafinin istinaf nedenleri yerinde görülmüş olduğundan sanık "Hırsızlık, Yağma ve İşyeri Dokunulmazlığını Bozma" suçlarından kurulan hükmün CMK'nın 289/1-g ve 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine İADESİNE ,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286. maddesi uyarınca KESİN olarak 09.06.2017 tarihin de oybirliği ile karar verildi. (¤¤)