T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2018/26
KARAR NO: 2018/52
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/11/2017
NUMARASI: 2017/6247 D.İş- 2017/6247 D.İş karar.
DAVANIN KONUSU: İHTİYATİ TEDBİR
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili bankaya geçmişte muhtelif zamanlarda ibraz edilen ekli listede bilgileri bulunan başka bankalara ait olan bir kısım çeklerin takas bankası olarak müvekkili banka tarafından tahsil edildiğini, işlemleri tamamlanarak ve akabinde arşiv merkezine gönderildiğini, söz konusu çeklerin keşide tarihlerinde tahrifat yapılarak tekrar tedavüle sokulduğu ile ilgili çeklerin keşidecisi olan şirket/şahıslardan ve muhatap bankalardan bildirimler ulaştığını, konuyla ilgili olarak suç duyurusunda bulunulduğunu, görüntüleri olan çeklerin müvekkil bankaya işlem yapmak üzere sorulduğunun tespit edildiği, çeklerin zaten ödenmiş olması gibi hususlar dikkate alınarak teminatsız olarak anılan çeklerin tedbiren ödenmesinin yasaklanmasını talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi; davacının ihtiyati tedbir talebi ile ilgili olarak dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesi sonucunda, dosya içeriği ve sunulan deliller itibariyle, HMK 389. vd maddeleri gereğince tedbir kararı verilmesini gerektirecek şekilde yaklaşık ispat yükümlülüğünün yerine getirilmediği anlaşılmakla, koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde;
Yaklaşık ispat şartının yerine getirilmediği gerekçesinin doğru olmadığını, soruşturma dosyasının celp edilerek talebin tekrar değerlendirilmesi gerektiğini, tüm beyanlarını tekrarla yerel mahkeme ilamının kaldırılmasını ve talepleri gibi ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Talep, HMK'nın 389 vd. maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir yoluyla çekler hakkında ödeme yasağı verilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı bankaya geçmişte muhtelif zamanlarda ibraz edilen, başka bankalara ait olan bir kısım çeklerin, takas bankası olarak davacı banka tarafından tahsil edildiği, işlemleri tamamlanarak ve akabinde arşiv merkezine gönderilerek, söz konusu çeklerin keşide tarihlerinde tahrifat yapılarak tekrar tedavüle sokulduğu, buna dair, ilgili çeklerin keşidecisi olan şirket/şahıslardan ve muhatap bankalardan bildirimler ulaştığı, konuyla ilgili olarak olarak suç duyurusunda bulunulduğu, görüntüleri olan çeklerin davacı bankaya işlem yapmak üzere sorulduğu, çeklerin zaten ödenmiş olması gibi hususlar dikkate alınarak teminatsız olarak anılan çeklerin tedbiren ödenmesinin yasaklanmasının tedbiren talep edildiği anlaşılmıştır.
HMK'nın 389. Maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir. "
Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.
Kanun hükmü, tedbir talep edenin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğunu düzenlemiştir. Ayrıca, eğer tedbir alınmazsa hakkın kullanılmasının önemli ölçüde zorlaşması veya imkansız hale gelmesi ihtimalinin de bulunması gerekir.
Davacı bankanın çeklerin hamillerini hasım gösterilerek tedbir talebinde bulunması veya dava açması mümkündür. Çeklere ilişkin ödeme yasağı alınabilmesi içinse zayi nedeniyle çek iptali davası açılabilecektir. Ancak davacı bankanın buna ilişkin zayi talebi bulunmamaktadır. Hasım gösterilmeksizin yalnızca tedbir talebinde bulunulmuştur. Çekleri elinde bulunduranlara husumet yöneltilerek dava talepte bulunulması her zaman mümkündür.
Mevcut dosya kapsamı itibariyle, HMK 389 ve 390. maddeleri gereğince ihtiyati tedbirin şartları oluşmadığından, talebin reddine dair verilen ilk derece mahkemesi kararı sonucu itibariyle doğrudur.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, HMK 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK 353/1.b.1.maddesi uyarınca, istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irad kaydına,
3-Davacı istinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 18/01/2018 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
KANUN YOLU :HMK 362/1.f maddesi uyarınca karar kesindir.