T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2018/1
KARAR NO : 2018/78
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/09/2017
NUMARASI: 2016/997 Esas
DAVANIN KONUSU: Tazminat
TALEP KONUSU:İhtiyati Haciz/İhtiyati Tedbir
Taraflar arasındaki şirket yöneticilerinin sorumluluk davasında talep edilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde talep eden davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLAR İDDİA VE SAVUNMA ÖZETİ
Davacılar vekili, müvekkillerinden ...’in T.... A.Ş’nin kurucu ortağı olduğunu, diğer müvekkili ...'nin adı geçen şirkette ortak olarak yer aldığını, müvekkili ...’in şirketin idaresini oğlu davalı ...’e bıraktığını, diğer müvekkilin de babasının ısrarı üzerine şirketin tüm işler ve idaresinin davalı ...'e bırakılmasına katlanmak zorunda kaldığını, davalı ...'in 2014 yılında şirketin zararda olduğunu, ödenecek kredilerinin bulunduğunu ancak şirkete ortak olmak isteyen merkezi yurt dışında bulunan ... unvanlı şirketin ortağı olan davalı ...'ün olduğunu, ortaklık halinde şirkete sermaye koymakla yetinmeyip ayrıca emisyon primi de ödeyerek şirketin zor durumdan kurtulacağını konusunda müvekkillerini ikna ettiğini, akabinde şirketin 28/09/2015 ve 16/10/2014 tarihlerinde sermaye arttırımlarına giderek sonuç itibariyle sermayenin 64.600.450,00 TL’ye çıkartıldığını, ancak buna rağmen şirketin kredi geri ödemelerinde sıkıntı yaşandığının ve zararda olduğunun ortaya çıkması sonucunda durumu sorguladıklarında, davalı ...'ün ortağı olduğu ....Ltd şirketi tarafından şirkete tek bir kuruş sokulmadığını, şirket kayıtları üzerinde oynanmak suretiyle şirkete para getirilmiş gibi gösterildiğini, olmayan meblağların kağıt üzerinde iç kaynak adı altında sermayeye eklenerek çıkarılan tüm hisselerin ..... Ltd. Şirketin verildiğinin tespit edildiğini, bu şekilde hiçbir sermaye konulmadan şirketin neredeyse %60 hissesine sahip olduğunu, bu eylemde davalı ... ile birlikte hareket edildiğini, her iki sermaye arttırımına ilişkin kararın butlanının tespiti için Bakırköy .. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... esas sayılı dosyasıyla dava açtıklarını, bu davanın açılmasından öncede 04/08/2016 tarihinde yapılan genel kurul toplantısının 10.maddesi ile aynı yöntemle sermaye arttırımı yapma girişiminin itirazları üzerine toplantının ertelendiği, ikinci toplantıdan da sonuç alamamaları üzerine sermaye arttırımına gitmediklerini, tutanağa geçen itirazlarının da halen tescil ve ilan edilmediğini, müvekkili ...'in garantör olup, aynı zamanda her iki müvekkilinin de şirket hisselerini rehnettiği ....A.Ş'ye kredi sağlayan konsorsiyuma olan kredi geri ödemelerini durdurduklarını, bu şekilde hem şirkete hemde müvekkillerine zarar verdiklerini öğrendiklerini, bu hususta konsorsiyum bankaların ..... AŞ'ne ihtarname çektiklerini, davalı ...'ün ortağı ve yöneticisi olduğu diğer şirketler üzerinden hileli ve muvazaalı işlemler gerçekleştirdiğini, bu bağlamda .... Ltd şirketinin şirkete ortak olmasından sonra bu şirketin kendisinin veya müşterilerinden aldığı olağanüstü miktarlardaki çekleri .....AŞ’ne ciro ederek kendisini veya şirketlerini yahut ...'ü alacaklandırdığını, yine muhtemelen ilişkisi bulunan faktoring şirketlerine bu çekleri vererek düşük bedelle nakde dönüştürdüğünü, bu nakdi kendi şirketlerine aktardığını, bundan başka davalı ...’ün .... Ltd şirketi ve grup şirketi olan .... A.Ş’den .. San.AŞ mal almış gibi gösterilerek şirketin fahiş miktarda borçlandırıldığını, şirket bilançosunun gerçeği yansıtmadığını, gerçekte şirketin iflas durumuna geldiğini, davalı ...'ün bir yandan hakim ortağı görünmesinden yararlanarak hakim konumunu kötüye kullanmak suretiyle kendi grup şirketlerine usulsüz faturalar, faktoring işlemleriyle zarar verdiği gibi transfer fiyatlandırması, örtülü kazanç dağıtımı gibi vergi mevzuatına aykırı davrandığını, zarar veren grup şirketlerin yönetiminde davalılardan ... ve ...'ün bulunduğunu, temsilcinin şirket aleyhine kendi kendisiyle işlem yapması hükümleri çerçevesinde davalıların sorumluluklarının bulunduklarını, verilen zararlar nedeniyle müvekkillerinin hisselerinin neredeyse değersiz ve kâr payı dağıtılamaz duruma geldiğini, zarar miktarının tam olarak yargılama sonucunda ortaya çıkacağını ileri sürerek ..... AŞ’nin ve müvekkillerin, keza sair ortaklar ve alacaklıların daha fazla geri dönülmesi imkansız zararlara uğramasının önüne geçilmesi için şirkete yönetim kayyımı tayinine, ihtiyati haciz koşulları gerçekleştiğinden davalıların tüm mal varlığı üzerinde ihtiyati haciz konulmasına ve zararın belirsiz alacak davası kapsamında Euro veya USD olarak verilenlerin aynı para cinsinden ve Türk Lirası olarak verilenlerin TL üzerinden tespit edilmesine, şimdilik alacağın 100.000 TL’sinin zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., aile şirketi olan ve ortağı bulunduğu ... A.Ş’de 1989 yılında çalışmaya başladığını, şirket idaresine geçtikten sonra şirketi çok iyi noktalara getirdiğini, 2005 yılına gelindiğinde tesis tam kapasite çalışır vaziyetteyken, davacıların yani ailemin aldığı karar ile yatırım yapılarak şirketin büyütülmesine karar verildiğini, mali durumu eski haline göre çok güçlenmiş olmasına rağmen yatırımın planlananın çok üstünde gerçekleşmesi, 2008 yılında yaşanan Global Ekonomik krizi ve piyasa şartlarındaki dalgalanmalar sebebiyle şirketin zor duruma düştüğünü, kredi geri ödemelerinde sıkıntıya düşüldüğünü, bu durumdan çıkmak için her yolun denendiğini ancak sonuç alınmadığını, bu aşamada şahsi ilişkilerimden dolayı tanıdığım davalı ...'ü şirkete ortak olmaya ikna ettiğini, davacıların yani ailesinin de onayı doğrultusunda ortaklık sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme ve eklerini davacılar ve diğer ortaklar tarafından verilen vekaletname ve temsil yetkisine istinaden imzaladığını, akabinde gerçekleştirilen 16.10.2014 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısında oybirliği ile davalı ...'ün şirketi .... Ltd. şirketinin ..... A.Ş.'ye ortak olduğunu, davalı ...'ün sahibi olduğu ... Ltd.'in .... A.Ş.'ye ortak olmasından önce, tamamen güven esasına dayalı olarak, ortaklık gerçekleşirse sermaye payına sayılması, ortaklık gerçekleşmez ise kendisine iade edilmesi koşuluyla, ... A.Ş.'ye 15.000.000,00 USD verdiğini, tarafınca yürütülen işlemlere davacılar tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi, 16.10.2014 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısında hem de 16.10.2014 tarihinde imzalanan sözleşme ile kendilerini temsil ettiğini, şirketin devamı için sermaye artırımına gidilmesinin şart olduğunu, davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, davacıların iddiaları soyut olup, gerçek durumu yansıtmadığını, şirketin durumunun kötü olmasının nedeninin, 2007 yılında davacıların da içinde bulunduğu ... ailesinin almış olduğu yatırım kararındaki ve sonraki süreçte yapılan yanlışlıklar silsilesi olduğunu, davacıların talebi, bilgisi ve onayı dahilinde .... Ltd.’nin .... A.Ş.’ye ortak olduğunu, akabinde gerçekleşen sermaye artırımlarının da davacıların oyları ve oybirliğiyle karar altına alındığını, sermaye artırımının sadece müvekkil ... tarafından yerine getirilebildiğini, kaynak ihtiyacı problemine çözüm bulunabilmesi için şirketin sermayesinin artırılmasının zaruret olduğunu, müvekkili ... tarafından, şirkete sermaye konması ve bunun karşılığında da kendisine söz konusu taşınmazın devredilmesi 24.06.2016 ve 20.07.2016 tarihli sözleşmeler ile kararlaştırılmış olup, davacıların bilgisi ve onayı dâhilinde dava dışı ...San. A.Ş.’ ye ait taşınmaz’ın müvekkili ...’e devredildiğini, davacıların iddialarının dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
İlk derece mahkemesinin 21.09.2017 tarihli ara kararı ile, istemin, ..A.Ş'ye yönetim kayyımı atanarak şirkete zarar verildiği ve şirketin tazminat alacağının muaccel olduğu ve alacağın rehinle karşılanmadığı da dikkate alınarak davalılar aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin olduğu, ihtiyati haciz kararı verebilmek için; İİK m. 257'de belirtilen şartların ve yaklaşık ispatın karşılanması gerekmekte olup somut davada bu şartların karşılanamadığı anlaşıldığından, ihtiyati haciz ve aynı gerekçelerle kayyım atanması talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; davalı yöneticilerin müvekkillerin ortağı olduğu ....AŞ’nin içini boşaltmak suretiyle münfesih hale getirdiğini, bu bağlamda ....AŞ’nin, şirkete tek bir kuruş koymayan .... ... Ltd ve onun temsilcilerinin elinde olduğunu, şirketin tüm mal varlığının davalılar tarafından kendi şirketlerine veya şahsi mal varlıklarına aktarıldığını, hatta müvekkillerin kurucusu ve ortağı olduğu dava dışı ...AŞ’nin yegane malvarlığı olan taşınmazın genel kurul kararı olmaksızın davalı ... tarafından bedelsiz ve muvazaalı olarak davalı ...’e devrettiğini, 06.09.2016 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali davasının müvekkilleri lehine sonuçlandığını, tedbir ve ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve talebin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekilinin istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacıların iddialarının soyut ve dayanaksız olduğunu, bu iddialarına dayalı açılan başkaca davaların halen sürdüğünü, şirketin iflas durumunda olmadığı gibi sermaye artırımının şirketin güçlü bir şirket olması için elzem olduğunu, yönetim kayyımı atanması ve ihtiyati haciz verilmesi koşullarının oluşmadığını belirterek istinaf isteminin reddine karar verilmesini istemiştir.
İSTİNAF GEREKÇESİ
Talep, yöneticilerin sorumluluk davasında tedbiren şirkete yönetim kayyumu atanması ve davalılar aleyhine ihtiyati hacze karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davacılar, ortağı olunan şirketin yöneticileri tarafından zarara uğratıldığını iddia ederek belirsiz alacak davası kapsamında tespit edilecek zarardan şimdilik 100.000 TL’sini davalılardan tahsilini istemiştir.
Davacıların ihtiyati haciz talebi yönünden; uyuşmazlık, ihtiyati haciz verme koşullarının oluşup oluşmadığı bu kapsamda ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararının dosya içeriğine uygun olup olmadığının değerlendirilmesi ile sınırlıdır.
İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için İİK'nın 257.maddesindeki şartların oluşması gerekir. İİK'nın 257/1.maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı... ihtiyati haciz talebinde bulunabilir.
İİK'nın 258/1. Maddesinin 2. Cümlesine göre: "İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur." Bu madde uyarınca İhtiyati haciz talep eden, İİK'nın 257/1. Maddesi kapsamında bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve borcun vadesinin gelmiş olduğunu yaklaşık olarak mahkemeye kanaat getirecek tarzda ispat etmek durumundadır. Salt talepte bulunulması alacağın varlığını kabul etmeye ve ihtiyati haciz kararı vermeye yeterli değildir. Mahkemenin, öncelikle ihtiyati haciz isteminin dayanağını oluşturan alacağın varlığına ilişkin yeterli bir kanaat edinmesi şarttır.
Bu durumda dosyanın geldiği aşama ve kapsamı itibariyle somut olayda ilk derece mahkemesinin yaklaşık ispatın gerçekleşmediği yolundaki takdirinin yerinde olduğundan bu yöndeki istinaf başvurusunun esastan reddi gerekmiştir.
Davacıların, yöneticilerin sorumluluk davasında tedbiren şirkete kayyım atanması talebi yönünden ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçeyle talebin reddine karar verilmiştir.
Anonim şirketlerde, şirketi yönetim ve temsil yetkisi yönetim kuruluna bırakılmıştır (TTK m.365).Yönetim kurulu üyeleri, esas sözleşmeyle atanmış olsalar dahi, gündemde ilgili bir maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir sebebin varlığı halinde, genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilirler. Yönetim kurulu üyesi olan tüzel kişi, kendi adına tescil edilmiş bulunan kişiyi her an değiştirebilir (TTK m.364/I). Limited şirketler yönünden TTK 630. maddesinde özel geçici hukuki koruma düzenlemesi getirildiği halde, anonim şirketler yönünden, geçici hukuki korumaya ilişkin özel düzenleme bulunmamaktadır. O halde işbu davada talebin, yöneticilerin sorumluluğundan kaynaklı tazminat isteminden ibaret olduğu ve dava tarihinden sonraki yönetim haklarının davaya konu edilmediği gözetildiğinde tedbiren kayyım atanması talebinin reddinde isabetsizlik görülmemiştir.
Bu gerekçelerle, HMK 353/1.b.1.maddesi uyarınca, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle
1-Davacılar vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1.maddesi uyarınca esastan reddine,
2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irad kaydına,
3-Davacılar tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerlerinde bırakılmasına,
4-Duruşma açılmadığından avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK.353/1.b.1.maddesi uyarınca, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 26/01/2018 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
KANUN YOLU : HMK.362/1f maddesi uyarınca karar kesindir.