T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/437
KARAR NO: 2024/19
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/12/2020
NUMARASI: 2019/128 E. - 2020/868 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında karayolu nakliye taşıma sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye göre müvekkilinin davalıya ait malların taşınması işlemini gerçekleştirdiğini, bu taşıma hizmeti karşılığında davalının Euro para cinsinden ödeme yapmasının kararlaştırıldığını, taraflar arasında sözleşme ve ticari ilişki kapsamında müvekkili davacı tarafından davalı adına taşıma işleminin gerçekleştirildiğini, ancak davalıya kesilen ... Seri nolu 02.1 1.2018 tarihli 1.800,00 Euro ve ... Seri nolu 09.11.2018 tarihli 1.800,00 Euro bedelli faturaların karşılığının ödemediğini, üstelik taraflar arasında akdedilen 09.11.2018 tarihli muhabakat mektubunda davalının müvekkiline 3.600,00 Euro borçlu olduğunu kabul ettiğini, müvekkilinin verdiği hizmetlerin karşılığının ödenmesini davalı firmadan istemesine rağmen davalı yanca ödeme yapılmadığını, bunun üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davalı hakkında ilamsız icra takibinin başlatıldığını, davalı tarafın süresinde icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu, itirazın haksız olduğunu, ... başvuru numarası ile İstanbul Arabuluculuk Bürosuna başvurulduğunu, yapılan arabuluculuk toplantısı sonunda anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 den az olmamak koşuluyla icra ve inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak olan inceleme ile davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığının tespit edilebileceğini, davacı yanın taşıma sözleşmesini gereği gibi ifa etmemesi ve sözleşmeye aykırı hareket etmesi sebebiyle müvekkili şirketin zarara uğradığından iş bu haksız davanın reddi gerektiğini, zira dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.firması tarafından Polonya'da bulunan dava dışı ... firmasından alınan emtiaların Türkiye'ye getirilmesi hususunda müvekkili ile ... Yalıtım arasında anlaşma sağlandığını, müvekkili ile davacı arasında da işbu emtiaların taşınması için taşıma sözleşmesi imzalandığını, davacı tarafından Polonya'dan Türkiye'ye taşınmakta olan emtiaların gümrük işlemleri hatalı yapılarak satıcı firma onayı olan ATR belgesi olmadan gerçeğe aykırı ... belgesi düzenlemek suretiyle ile geçiş yapmış olduğunu, satıcı firma nezdinde emtiaların satışına ilişkin ihracat beyannamesi verilemediğinden satıcı firmanın 1.219,54 Euro zarara uğradığını, satıcı firmanın da uğramış olduğu zararı dava dışı ... Yalıtım'a rücu ettiğini, ... Yalıtımın da 04.02.2019 tarihli fatura ile müvekkilin şirkete rücu ettiğini, dava dışı ... ile müvekkili arasında olan taşıma ilişkisinden kaynaklı olarak müvekkilinin alacağından 1.219,54 Euro mahsup edildiğini, bu hususun dava dışı ... Yalıtım firması ile müvekkili ticari defterleri birlikte incelendiğinde açıkça tespit edileceğini, alıcı firmanın müvekkilinden n tahsil ettiği işbu bedelden taşıyıcı firma olarak davacının sorumlu olduğunu, davacı ile davalı arasında akdedilen 09.11.2018 tarihli mutabakatname ile 3.600,00 Euro alacağın varlığının müvekkili şirketin kabul ettiğini beyan ve iddia edilmekte ise de müvekkilinin ... tarafından 04.02.2019 tarihinde 1.219,54 Euro zarar talep edildiğini, dolayısı ile müvekkilinin alıcı ve satıcının uğradığı zarardan 04.02.2019 tarihinde haberdar olduğunu, dolayısıyla alıcı ve satıcının uğramış olduğu ve müvekkili şirkete rücu ettiği zararın sorumlusunun davacı olması ve işbu zarardan davacı ile varılan 09.11.2018 tarihli mutabakat sonrası 04.02.2019 tarihinde haberdar olunması sebebiyle davacıyla yapılan mutabakatın hüküm ifade etmediğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının müvekkilinden alacağının bulunduğunun tespit edilmesi halinde işbu 1.219,54 Eoru zararın da mahsup edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesi istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Mahkememizce davaya konu edilen İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosyası celp edilip incelenmiştir. Mahkememizin 19/11/2019 tarihli celse dört nolu ara karar gereğince iddia, savunma, toplanan deliller ve tarafların ilişki dönemine ait ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, bilirkişiler olarak konusunda uzman SMMM bilirkişisi ... ile Finans Uzmanı bilirkişi ... seçilmiş, adı geçen bilirkişi heyetince sunulan 30/06/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunun dosya içerisinde olduğu görülmüştür. Bilirkişi heyet raporunun tetkikinde; davalının hizmetin ayıplı ifa edildiği, oluşan zararların davacıdan mahsup edilmesi gerektiği yönündeki itirazının yerinde olmadığı, davalının düzenlenen faturalara süresi içinde itiraz etmemesi, uzun süre sessiz kalması ve en önemlisi de mutabakat metni imzalayarak borcu kabul etmesi hususları dikkate alındığında, davalının davacının ticari defterlerinde yer aldığı şekliyle davacıya borçlu olduğunun kabulünün gerektiğini, davacının ticari defterlerinin TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, takip konusu alacağına ilişkin, 15/01/2019 takip tarihi itibari ile incelemeye sunulan cari hesap kayıtlarında 3.600,00 Euro alacaklı göründüğü, icra inkar tazminatı talep etme şartlarının da oluştuğu kanatiyle rapor alınmıştır. Dava, faturaya dayalı olarak başlatılan İstanbul ... İcra dairesi'nin ... takip sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 2004 sayılı İİK ' nun 67 maddesinde takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği düzenlenmiştir.Somut olayda davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul ... İcra dairesi'nin ... takip sayılı dosyası ile 3.600,00 EUR tutarlı 14.01.2019 tarihli fatura açıklaması ile aynı miktar itibariyle icra takibine girişildiği, davalı tarafından yapılan itirazla takibin durduğu ve eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.Taraflar arasında, kara yolu ile yurt dışından mal taşıma konusunda anlaşma sağlandığı, davacı tarafından verilen hizmet nedeni ile fatura kesilip davalıya gönderildiği, davalının itiraz etmediği, taraflar arasında mutabakat metni imzalandığı tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporlarından anlaşılmaktadır.Davalı, davacının taşıma işini ayıplı ifa ettiğini iddia etmişse de bu konuda ve taşıma işinden sonra yasal süre de davacıya ayıp ihbarında bulunduğuna dair delil sunmuş değildir. Davalı ayıplı ifa iddiasını ispat edebilmiş değildir.Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu ve taraf beyanları dikkate alınarak davacının davalıdan takip talebinde belirtilen miktar itibariyle alacaklı olduğu ve davalının itirazında haksız olduğu anlaşılmış, davanın kabulüne itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması , borçlunun itirazında haksız olması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur(Y3HD'nin 09/10/2019tarih 2019/4054E-2019/7659K sayılı ilamı) Davacının talebi fatura nedeni ile alacak istemine ilişkin olduğu, alacağın likit olduğu , davalı yanın takibe itiraz da haksız olduğu anlaşıldığından, icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı tarafından İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, 4.492,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı yana ödenmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak olan inceleme ile davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığının tespit edilebileceğini, tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli olmadığını, davacı tarafından gönderilen faturanın müvekkil tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, davacı ile davalı arasındaki akdi ilişkinin var olduğuna karine teşkil edebileceğini, ancak eğer fatura, davalının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, davacının alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmesi gerektiğini, davacı yanın taşıma sözleşmesini gereği gibi ifa etmemesi ve sözleşmeye aykırı hareket etmesi sebebiyle müvekkili şirketin zarara uğradığından iş bu haksız davanın reddi gerektiğini, zira dava dışı .... Tic. Ltd. Şti.firması tarafından Polonya'da bulunan dava dışı ... firmasından alınan emtiaların Türkiye'ye getirilmesi hususunda müvekkili ile ... arasında anlaşma sağlandığını, müvekkili ile davacı arasında da işbu emtiaların taşınması için taşıma sözleşmesi imzalandığını, davacı tarafından Polonya'dan Türkiye'ye taşınmakta olan emtiaların gümrük işlemleri hatalı yapılarak satıcı firma onayı olan ATR belgesi olmadan gerçeğe aykırı ... belgesi düzenlemek suretiyle ile geçiş yapmış olduğunu, satıcı firma nezdinde emtiaların satışına ilişkin ihracat beyannamesi verilemediğinden satıcı firmanın 1.219,54 Euro zarara uğradığını, satıcı firmanın da uğramış olduğu zararı dava dışı ... rücu ettiğini, ... da 04.02.2019 tarihli fatura ile müvekkilin şirkete rücu ettiğini, dava dışı ... ile müvekkili arasında olan taşıma ilişkisinden kaynaklı olarak müvekkilinin alacağından 1.219,54 Euro mahsup edildiğini, bu hususun dava dışı ... firmasi ile müvekkili ticari defterleri birlikte incelendiğinde açıkça tespit edileceğini, alıcı firmanın müvekkilinden n tahsil ettiği işbu bedelden taşıyıcı firma olarak davacının sorumlu olduğunu, davacı ile davalı arasında akdedilen 09.11.2018 tarihli mutabakatname ile 3.600,00 Euro alacağın varlığının müvekkili şirketin kabul ettiğini beyan ve iddia edilmekte ise de müvekkilinin ... tarafından 04.02.2019 tarihinde 1.219,54 Euro zarar talep edildiğini, dolayısı ile müvekkilinin alıcı ve satıcının uğradığı zarardan 04.02.2019 tarihinde haberdar olduğunu, dolayısıyla alıcı ve satıcının uğramış olduğu ve müvekkili şirkete rücu ettiği zararın sorumlusunun davacı olması ve işbu zarardan davacı ile varılan 09.11.2018 tarihli mutabakat sonrası 04.02.2019 tarihinde haberdar olunması sebebiyle davacıyla yapılan mutabakatın hüküm ifade etmediğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının müvekkilinden alacağının bulunduğunun tespit edilmesi halinde işbu 1.219,54 Eoru zararın da mahsup edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, fatura alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalıya ait emtianın taşıma sözleşmesi uyarınca eksiksiz şekilde taşındığını, taşıma karşılığında davalıya 02.11.2018 tarihli, 1.800,00 Euro bedelli ve 09.11.2018 tarihli 1.800,00 Euro bedelli faturaların düzenlendiğini, 09.11.2018 tarihli mutabakat mektubunda davalının müvekkiline 3.600,00 Euro borçlu olduğunu da kabul ettiğini, buna rağmen fatura bedellerinin ödenmediğini ileri sürerek, takip başlatmış ve itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. Davalı ise, borcu bulunmadığını, davacının taşımayı gereği gibi ifa etmediğini, bu nedenle malın satıcısının zarara uğradığını, bu zararın da 04.02.2019 tarihli ve 1.219,54 Euro bedelli fatura ile kendisine yansıtıldığını, borcu bulunmadığını, bulunduğu kabul edilse bile bu miktarın mahsubu gerektiğini savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 22.464,00 TL asıl alacak (3.600,00 Euro) (1 Euro = 6,24 TL) yönünden 15.01.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 14.01.2019 tarihli, 3.600,00 Euro'nun gösterildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre taraflar arasında, davalıya ait malın Polonya'dan Türkiye’ye taşınmasına dair sözleşme bulunduğu, bu kapsamda davacı tarafından davalıya ait yükün taşımasının gerçekleştirildiği, bu kapsamda davacının iki adet 3.600 Euro bedelli fatura düzenlendiği, davalının fatura bedellerini ödemediği, taşımanın yapılmadığı yönünde davalının bir beyanının bulunmadığı, davalının taşımanın ayıplı ve eksik ifa edildiği yönünde itirazının bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, tarafların ticari defter kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş ancak 19.11.2019 tarihli duruşmada taraflara yapılan usulüne uygun ihtara rağmen davalının defterlerini sunmadığı görülmüştür. Bu nedenle davalı defterleri incelenememiş, sadece davacı defterleri incelenmiş olup mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacı defterlerinin tasdiklerinin yapıldığı, usulüne uyun tutulduğu, davacı lehine delil niteliğinde olduğu, takip konusu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, defter kayıtlarına göre davalıdan takip tutarı kadar alacaklı olduğu anlaşıldığından davalının borçlu olmadığı yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Kaldı ki, taraflar arasında imzalanan ve imzası davalı yanca inkar edilmeyen 09.11.2018 tarihli mutabakat mektubunda davalının davacıya 3.600 Euro borçlu olduğu da davalı yanca kabul edilmiştir. Davalı her ne kadar taşımanın eksik ve kusurlu ifa edildiğini, bu nedenle zarara uğradığını, dava dışı şirket tarafından zarar ilişkin kendisine fatura kesildiğini ileri sürmüş ise de, davalının, bu konuda bir ayıp ihbarına ve buna dair delile dosya kapsamında rastlanmamıştır. Bu nedenle usulüne uygun ihtara rağmen ticari defterlerini sunmayan ve sunmama gerekçesini dosyaya bildirmeyen davalının davacıya borçlu olduğu anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. İtirazın iptali davasında fatura konusu alacak likit ve belirlenebilir olduğundan mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi de yerinde olmuştur. Ancak, taraflarca İstanbul Arabuluculuk Bürosunun 2019/1752 büro numaralı dosyası ile zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş, taraflarca toplantıya katılınmış ancak anlaşma sağlanamamış olup, 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14. Bendi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26/2.maddesi uyarınca dava şartı olan arabuluculukta, tarafların anlaşmaması halinde Bakanlık bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin re'sen yargılama gideri olarak tahsil edilmesi gerektiği halde, mahkemece, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderlerinden sayılan arabuluculuk ücretine ilişkin hüküm kurulmaması doğru olmamıştır. Bu sebeple hükmün resen kaldırılarak Dairemizce, davanın kabulü ile 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınmasına dair yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.Yeniden hüküm kurulurken, resen hüküm kurulması sebebiyle davacı lehine ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücreti aynen muhafaza edilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın kabulü ile arabuluculuk ücretinin davalıdan alınmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davanın kabulü ile davalı tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına,2- 4.492,8 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 1.534,51 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin ödenen 383,63 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.150,88 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, davacı tarafından peşin ödenen 383,63 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4 Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT uyarınca takdir olunan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yatırılan 44.40 TL başvuru harcı ile 1.672,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine 6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 7-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,10-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.24.01.2023