T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/36
KARAR NO: 2024/101
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15.10.2020
NUMARASI: 2019/711 E. - 2020/701 K.
DAVANIN KONUSU İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında yüzey seramik yapı malzemeleri alımı konusunda anlaşma yapıldığını, ancak müvekkili şirket tarafından seçilen birinci sınıf ürünler fatura edilmesine rağmen gönderilen ürünlerin ayıplı mallar olduğunu, gizli ayıplı malın değiştirilerek uğranılan zararın tazmini için davalıya ihtarname gönderildiğini, ürünlerin kullanıldıkça kararma yaptığını, bu durumun davalıya bildirildiğini, davalının durumu düzelteceğini beyan ederek müvekkilini oyaladığını, ayıplı ifa nedeniyle uğranılan zararın tahsili amacıyla davalı şirkete karşı Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun dosya borcuna itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına davalının %20 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; davalının bahsetmiş olduğu ayıbın malzemeden değil uygulamadan kaynaklı bir problem olduğunu ve malzemenin zemine yanlış ve kötü uygulanmasına bağlı eksik ve ayıptan müvekkilinin sorumlu olmadığını, tespit bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, ayıp ihbarı bulunmadığını, müvekilinin ayıplı olduğu iddia edilen ürünleri üretmediğini, bu ürünlerin .... Tic. A.Ş.'nden satın aldığını, ayıplardan bu firmanın sorumlu olduğunu, davacının göndermiş olduğu ihtarnameye 24/04/2019 tarihinde cevap verildiğini ve davaya konu ürünlerin satın alındığı ... ihtarname gönderildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " ..Taraflar arasında yüzey seramik yapı malzemeleri alımıyla ilgili ticari bir ilişki olduğu, davacı tarafça davalıdan 02/02/2019 ve 02/03/2019 tarihli faturalara istinaden seramik yapı malzemesi alındığı, daha sonra davacı tarafça 02/03/2019 tarihli faturanın dava dışı ... işçilik bedeli olarak ödendiği hususları dosya kapsamıyla sabit olup, bu konuda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Davacı, davalıdan satın alınan ürünlerin ayıplı olduğu iddiasıyla 19/04/2019 tarihli ihtarnameyi davalıya göndermiş, aynı zamanda da İstanbul 16. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/55 Değişik İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırmıştır.Gerek dosyamızın eki sayılan delil tespiti dosyasında, gerekse de mahkememize yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde davalı tarafça satılan ürünlerin gizli ayıplı olduğu tespit edilmiş olup, davacı tarafça davalıya süresi içerisinde ayıp ihbarının yapıldığı ve ayıplı malzeme nedeniyle davacının toplam zararının 12.901,80 TL olduğu anlaşılmış olup, davalı bunu gidermekle yükümlü olduğundan, davanın kabulüne karar verilmiş, dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi faturadan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek... " gerekçesiyle davanın kabulü ile 12.901,08 TL asıl alacak yönünden davalının Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin asıl alacak yönünden devamına; Asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı kanunun 2/2. Maddesi gereğince Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için ön gördüğü değişen oranlarda avans faiz oranı uygulanmasına, asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 2.580,21 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyaya sunulan delillerin dikkate alınmadığını, kararın eksik ve hatalı olduğunu, rapora yaptıkları itirazın dikkate alınmadığını, ek rapor alınması gerekirken hükme elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, icra inkar tazminat kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı alacağının ancak yargılama ile belirlendiğini, alacağın ve miktarının tartışmalı olduğunu, alacakta sadece malzeme bedelinin bulunmadığını, ayrıca işçilik bedelinin de bulunduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin fatura konusu ayıplı mal bedeli ile ayıplı malın yüzeye uygulanması için ödenen işçilik bedelinin tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının takip konusu fatura alacağının sübuta erip ermediği, bilirkişi raporunun hükme yeterli olup olmadığı ile icra inkar tazminatı ve mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirketten ticari satıma konu mallar alındığı, davacı alıcı firma tarafından davalı şirkete İstanbul ... Noterliğinde düzenlenen 17.04.2019 tarihli ihtarname keşide edilererk, söz konusu defolu ürünlerin yerine defosuz ürünlerle birlikte zararlarının giderilmesini ya da defolu malzemeden dolayı zararın tazmini olmak üzere toplam 12.901,80 TL'nin iade edilmesini, aksi takdirde yasal yollara başvurulacağının belirtildiği, davalı şirket tarafından Zeytinburnu .... Noterliğinde düzenlenen 24.04.2019 tarihli cevabı ihtarname ile yasal süreler içinde ayıp ihbarında bulunulmadığından ihbarı reddediklerini ,söz konusu malların ayıplı olmadığını, gizli bir ayıp var ise ayıbın gizli olup olmadığı hususunda bir üniversiteden veya akredite bir laboratuardan rapor alıp malın ayıplı olup olmadığının tespit ettirilmesi gerektiğinin belirtildiği, ayrıca ayıp ihbarının şirketlerinin mal aldığı, .... AŞ firmasına ve üretici firmaya bulunulması gerektiğinin belirtildiği, davacı vekili tarafından cevabı ihtarnameden sonra İstanbul 16. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/55 Değişik İş sayılı dosyasında 09.05.2019 tarihli dilekçe ile tespit talebinde bulunulduğu, ilgili dosyada düzenlenen 01.07.2019 tarihli bilirkişi tespit raporunda, sonuç olarak, söz konusu iş yeri olarak kullanılan taşınmaz içerisindeki bodrum katta, hasta bekleme koridoru ve görüntüleme odasında kullanılmış olan bozuk ve hatalı malzeme ile sonrasında döşenen ve ilgilisince başka bir satıcıdan alındığı belirtilen 11 adet aynı cins temiz malzemenin taban döşemesinin birlikte incelenerek kıyaslandığında aradaki farkın yerinde ve fotoğraflardan da açık bir şekilde anlaşıldığı, dolayısıyla hasta bekleme koridorundaki 11 adet standart temiz malzeme haricindeki malzeme dışındaki döşeme malzemesinin ve görüntüleme odasındaki zemine döşenen malzemenin tamamının bozuk ve hatalı olduğu, faturalardan da anlaşılacağı üzere 30,24 m2 ve 50,40 m.2'lik bozuk seramik malzemenin ayıplı mal olarak kabul edilmesi gerektiğinin belirtildiği, davalı tarafça tespit bilirkişi raporuna itiraz edildiği, davacı şirket tarafından ayıplı mallara dair fatura bedellerinin ve işlemiş faizlerin her bir faturadan itibaren olmak üzere toplam 14.640,90 TL alacağın tahsili amacıyla Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 09.07.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı , davalı şirket tarafından icra takibine karşı itiraz edildiği, davacı tarafça İİK 67 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasının açılmış olduğu,takip konusu faturaların 02,03.2019 tarihli 7.327,80 Tl bedelli işçilik faturası ile aynı tarihli davalı şirket tarafından davalı adına düzenlenen ,2.574,00 TL,3.000,00 TL tutarlı malzeme faturaları olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafça faturalar toplamı üzerinden dava açılmıştır.16.03.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; 20.01.2020 tarihinde, ....Tic.Ltd.Şti.nin ... Mahallesi ... Caddesi ... 130 B Fatih/İstanbul adresinde görevlendirme doğrultusunda, yerinde inceleme amacıyla keşif yapıldığı, yapılan keşifte seramiklerin incelendiği, fotoğrafların çekildiği ve incelemek üzere fayans numunesi alındığı, yerinde yapılan inceleme ve alınan numune üzerinden gerçekleştirilen laboratuvar mikroskobik incelemesi neticesinde; söz konusu seramiklerin özellikle kenar ve köşe kısımlarında lekelenmelerin bulunduğu, bu lekelenmelerin uygulamadan kaynaklı olarak değil kullanıma başlandıktan sonra oluştuğu, kullanımı arttıkça lekelenmelerin arttığının davacı tarafından belirtmiş olması nedeniyle uygun yerden alınan seramik parçasının dosya içeriğine eklendiği, mikroskop altında yüzey değerlendirmesinin yapılması neticesinde, ek resimlerde de görüldüğü üzere yüzeyinde siyah noktaların bulunduğu, bu siyah noktaların daha detaylı incelenmesi ile yüzeyin gözenekli bir yapıya sahip olduğu açıkça tespit edildiği, bu gözenekli yapının kullanıma bağlı olarak dolması (kirlenmesi) ile siyah noktalar şeklini aldığı, yüzeyde çok fazla olan bu siyah noktaların kullanıcı gözüyle lekelenmeler şekilde göründüğü, bu lekelenmelerin uygulama ile oluşamayacağının tespit edildiği, yüzeyde olmaması gereken ve istenmeyen bu gözenekli yapının uygulama öncesi veya uygulama sonrası (kullanım olmaksızın) görülmesi veya tespit edilmesinin son kullanıcı tarafından mümkün olmamakla birlikte, oluşan bu yüzey hatasının üretim kaynaklı olduğu, dolayısıyla yüzeyin uygun sırlanmaması veya uygun üretim prosesi koşullarının yerine getirilmemesi kaynaklı olabileceği, yapılan inceleme neticesinde kullanılan malzemenin özellikle ayakkabı ile temas eden bölgelerinde yoğunlukla istenmeyen yüzey lekelenmelerinin görüldüğü ve ürünün üretimden kaynaklı gizli ayıplı olduğunun değerlendirildiği, fatura tarihi üzerinden bu gizli ayıplı malzemelerin toplam değerinin 2.574,00 TL (KDV Dahil) + 3.000,00 TL (KDV Dahil)= 5.574,00 TL olarak belirlendiği, ayrıca bu ayıplı malzemelerin yerine döşenmesi için harcanan malzeme ve işçilik bedelinin de fatura tutarının 7.327,80 TL (KDV Dahil) olduğunun görüldüğü, dolayısıyla ayıplı malzeme kullanılması sonucu toplam davacı zararının 12.901,80 TL olduğu, yukarıda yapılan açıklamalar, yapılan keşif ve dava dosyasında mevcut tüm bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda; davalı tarafından davacıya verilen malzemenin gizli ayıplı olduğu, bu gizli ayıbın kullanıma bağlı olarak arttığı ve gizli ayıbın malzemelerin tümü için geçerli olması nedeniyle faturalara göre gizli ayıplı malzemenin toplam değerinni 5.574,00 TE (KDV dahil) ve yapılan uygulama bedeli de 7.327.80 TL (KDV dahil) olup davacının toplam zararı 12.901,80 TL (KDV dahil) olarak belirlendiği belirtilmiştir. Davalı vekili, bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde, söz konusu ayıbın malzemeden değil uygulamadan kaynaklı bir problem olduğunu, malzemenin zemine yanlış ve kötü uygulanmasına bağlı oluşan eksiklik ve ayıplardan müvekkilinin sorumlu olmadığını, bilirkişi raporunun ayıbın gizli ayıp olduğuna dair değerlendirilmesinin yerinde olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek ,ek rapor alınmasını talep etmiştir. İhbar olunan ... AŞ tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; söz konusu ürünlerin müvekkili firma tarafından üretilmediğini, üretimden kaynaklı gizli ayıplı defolu olduğu iddia edilen ve özellikleri belirtilen bir ürünün müvekkili şirketinin üretiminde yer almadığını, müvekkili firma tarafından verilen ürünlerin dava dışı ... Ltd şirketi tarafından üretilmiş olduğundan dava dışı şirkete davanın ihbarının doğru olacağını belirterek ,davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporuna göre davanın harca esas değeri dikkate alınmak suretiyle asıl alacak kabulüne ve %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde, davalı taraftan fatura karşılığında satın alınan dava konusu ürünlerin ayıplı olduğu ve bu ayıbın gizli nitelikte olduğu, bilirkişiler tarafından yerinde ve laboratuvarda yapılan teknik incelemeler sonucunda tespit edilmiştir. Davacı alıcı firma tarafından söz konusu ürünlerin iş yerinde uygulanması ve kullanılması sonrasında ayıbın ortaya çıkması ile birlikte davalı şirkete ayıbın ihbar edildiği ve devamında tespit bilirkişi raporu alındığı, rapor doğrultusunda, ürünlerin ayıplı olduğunun tespiti üzerine faturalarla ilgili alacağın tahsili amacıyla iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemenin buna dair kabulünde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Şöyle ki, tacirler arası satım sözleşmelerinde TTK’nın 23. maddesi ile bu madde yollamasıyla TBK’nın satış sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Dava konusu malzemelerde açık ayıp veya olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılabilecek bir ayıp mevcut değildir. Bilirkişi raporu ile kullanımla ortaya çıkan gizli bir ayıbın söz konusu olduğu anlaşılmıştır. TBK'nın 227. maddesinde alıcının seçimlik hakları düzenlenmiştir. Satıcının, satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde ,alıcının, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılananın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabileceği, ayrıca alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu, alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde durumun bunu haklı göstermesi halinde hakimin satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebileceği, satılanın değerindeki eksikliğin satış bedeline çok yakın ise alıcının ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesine isteme haklarından birini kullanabileceği belirtilmiştir. Dönmenin sonuçları ise aynı Yasa'nın 229 maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin 2. fıkrasında, satılanın tamamen zaptında olduğu gibi yargılama giderleri ile yapılan giderlerin ödenmesini, 3.fıkrada, ayıplı maldan doğrudan zararının giderilmesini isteyebileceği ile birlikte satıcının kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlü olduğuna yer verilmiştir. Somut olayda, davacı tarafça ,gizli ayıplı malzemelerin toplam değeri ile ayıplı mallarla iş yeri yüzeyi yapılması için ödenen işçilik bedeli toplamının tahsili talep edilmiş ve mahkemece buna ilişkin hüküm tesis edilmiştir. Bu kapsamda, mahkemenin bilirkişi raporuna göre kabulünde hukuka aykırılık görülmemiştir. Diğer taraftan, takip konusu alacak kalemleri faturaya ilişkin olup taraflarca bilinebilir ve likit olduğundan davacı yararına İİK'nın 67. maddesi gereğince kabul edilen asıl alacak üzerinden icra inkâr tazminatına hükmedilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 660,27 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.01.02.2024