T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1938
KARAR NO: 2023/1912
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 16.09.2020
NUMARASI: 2019/398 Esas - 2020/548 Karar
DAVA: İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, taraflar vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında konsinye usulü ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili şirketçe, davalıdan konsinye malların satışı yapılmışsa bedelini, yapılmamışsa malların iadesinin talep edildiğini, davalı tarafça çelişkili cevaplar verildiğini, davalının bu malların bedelini ödemekten kaçındığının tespit edildiğini, buna istinaden fatura düzenlendiğini, davalı tarafça malları teslim almadığından bahisle ihtarname ile cevap verdiğini, müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla davalıya karşı Çatalca İcra Müdürlüğü’nün .. esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun dosya borcuna itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına davalının %20 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin dava konusu faturaya ilişkin ürünleri teslim almadığını, irsaliye üzerinde bulunan kaşe üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, taraflar arasında konsinye usulü bir ticaret ve buna ilişkin herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davalı tarafça sunulan malzeme teslim tutanağında belirtilen ürünün demo olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İncelenen tüm dosya kapsamına, tarafların iddia ve savunmalarına, bilirkişi raporu içeriğine göre; taraflar arasında öncesine dayalı bir ticari ilişki bulunduğu, davacı 24/12/2018 tarihli iki adet fatura alacağının tahsili talebiyle takip başlatmış olup, davalının isteği üzerine konsinye olarak satılmak üzere kendilerine pulluk gönderildiğini ve daha sonra yapılan görüşmelerde pullukların satılmadıysa iadesi, satıldıysa ücretlerinin istendiğinin, konsinye usulü satışta faturanın satıştan sonra düzenlendiğini belirterek davacıdan alacaklı olduğunu iddia etmiş ise de, taraflar arasında faturaya konu ürünün konsinye olarak davalıya teslim edileceğine ilişkin herhangi bir sözleşme bulunmadığı, taraflar arasındaki 05/07/2013 tarihli malzeme teslim tutanağında ürünün demo olduğunun belirtildiği, davacının iddiasına konu ürünlerin teslim tarihlerinin 05/07/2013 ve 11/10/2013 tarihli olduğu, davalının, davacıya göndermiş olduğu 13/01/2015 tarihli mutabakat mektubunda davacının kaşe ve imzasının bulunduğu anlaşılmıştır. Dava konusu ürünlerin teslimine ilişkin 05/07/2013 tarihli irsaliyedeki ürünler için düzenlenen fatura bedelinin biri hariç diğerlerinin davacı şirkete ödendiği, 5'li pullukla ilgili, 5'li pulun demo olarak gönderildiğinin malzeme teslim tutanağında belirtildiği, teslim tarihinden sonra taraflar arasında mutabakat yapıldığı ve davacının, davalı ile konsinye usulü olarak mal teslim ettiğine ilişkin iddiasını ispat edemediği..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, taraflar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalının ... sıra nolu faturaya ve ona ait 11.10.2013 tarihli sevk irsaliyesi ve aynı tarihli malzeme teslim tutanağındaki (4’lü pulluk) imzanın kendisine ait olmadığını belirterek imza itirazında bulunduğunu, bunun üzerine davalıya ait imza örnekleri taraflarınca mahkemeye sunulduğunu, davalının hem borca hem imzaya yönelik itirazda bulunduğunu, ancak mahkemenin imza konusunda delil toplamadığını, her hangi bir işlem yapmadığını, imza incelemesinde bulunmadığını, bu yönüyle usule aykırılık ve noksan inceleme söz konusu olduğunu, akabinde mahkemece imza incelemesi yapılmadan dosya iki kez bilirkişi incelemesine gönderildiğini, ilk bilirkişi raporuyla müvekkilinin haklılığının ispat olunduğunu, ilk bilirkişi raporunda açıkça “malların Davacı yan tarafından Davalıya teslim edilmiş olduğu ve Davacının Davalıdan 53.978,51 TL asıl alacağının olduğu” saptamasında bulunulduğunu, mahkemenin ise ikinci bilirkişi raporuna göre hüküm oluşturduğunu, dava dosyasındaki iki rapor da esasında hem imza incelemesi yapılmadan alındığı için eksik hem de birbirleriyle tamamen çelişki içerisinde olduğunu, taraflarınca yapılan itiraza rağmen mahkemece bu çelişki giderilmediğini, mahkemece bu raporlar arasındaki mubayemetin halli yoluna gidilmediğini, üç kişilik üçüncü bir rapor alınmayarak eksik incelemelerle hatalı bir hüküm kurulduğunu, bu yönüyle de hükmün usul yönünden bozulması gerektiğini, Mahkeme gerekçeli kararında konsinye sözleşmesi bulunmayışı sebebiyle davacının konsinye satışı ispat edemediğinden bahsettiğini, oysa mahkeme kararında açıkça taraflar arasında öncesine dayalı bir ticari ilişkinin bulunduğu saptamasında da bulunduğunu, görüldüğü üzere mahkeme kendi içinde çeliştiğini, tarafların yıllardır güvene dayalı bir ticari ilişkisi bulunduğuna göre üzerinde açıkça konsinye yazan teslim tesellüm ve sevk irsaliyelerinin imza ve kaşe edilerek davalı tarafından teslim alınmasının; konsinye sözleşmesine gerek bırakmamakta ve konsinye satışın varlığını ispatladığını, davalı tarafça henüz satışının yapılmadığı belirtilen konsinye iki ürünün, bu muhteviyatları sebebiyle mutabakat mektubuna dahil edilmediğini, konsinye satışlar yasal zorunluluk gereği satıştan sonra faturalandırıldığını, davalı tarafça bu yasal zorunluluğun sahtecilik olarak nitelendirildiğini, ancak müvekkili şirketin böyle bir eylemi asla söz konusu olmadığını, konsinyelerin teslimi Mutabakattan önce, fatura kesim tarihi ise mutabakattan sonra olduğunu, yetkili kişiler tarafından imzalandığı dahi belgelendirilmeyen mutabakatta konsinye ürünlerin henüz faturalandırılmamış olmaları sebebiyle bulunmamalarının doğal olduğunu, bu nedenle mahkemenin kararı esas yönüyle de değerlendirildiğinde yerinde olmadığını, davalının da ürünün konsinye olduğunu bilmiyor ve demo olduğunu kabul ediyor olsaydı ürünün neden fatura edilmediğini sorma ihtiyacı duyması gerekirdi ya da ürünü 5 yıldan fazla bir süre boyunca elinde tutmaz tanıtımı tamamlandığında iade etme yoluna gideceğini, anlaşılacağı üzere faturaya konu ürünün demo olarak kabul edilmesi hayatın olağan akışına uymadığını, davanın bu yönden de bozulması gerektiğini, ayrıca davaya konu ikinci ürüne(4’lü pulluk) ait ... sıra nolu diğer faturaya ve ona ait 11.10.2013 tarihli sevk irsaliyesi ve aynı tarihli malzeme teslim tutanağında ise açıkça ve hatasız şekilde her sayfada ürünün konsinye olduğu belirtilerek iki tarafça kaşe ve imza altına alındığını, Davalı tarafça karar kötü niyet yönünden istinaf edildiğini, oysa müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, mal tesliminin yapılmış olduğunun açık olduğunu, konsinye ürünlerin bedelinin ödenmediğinin açık olduğunu, müvekkilinin alacağına kavuşmak amacıyla açtığı davada kötü niyet sözkonusu olmadığını ve mahkemece de reddedildiğini, bu nedenle söz konusu kötü niyet tazminatı talebinin de bu husustaki istinaf talebinin de yerinde olmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı yanca haksız şekilde 24/12/2018 tarihli .. seri ... sıra nolu... irsaliye nolu konsinye faturası, 24/12/2018 tarihli ...seri ... sıra nolu ... irsaliye nolu konsinye faturasını tanzim ederek, 11/01/2019 tarihinde müvekkiline ulaştığını, taraflarınca Beyoğlu ... Noterliği'nin 16/01/2019 tarih ve ... Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile süresi içerisinde iade edildiğini, davacı yanca müvekkil aleyhine Çatalca İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı ilamsız takibi yapıldığını ve takip süresinde itirazları sebebiyle durduğunu ve huzurda görülen itirazın iptali davasının ikame edildiğini, davacı tarafça dosyaya ibraz edilen 11/10/2013 tarihli irsaliyede bir imza olmakla birlikte kime tesliminin yapıldığı belirli olmadığını, bunun eki mahiyetinde olan 11/10/2013 tarihli ... İsimli şahıs teslim eden görünmesine rağmen ... Ticaret kaşesi olarak görünen kaşe üzerindeki imza müvekkiline ait olmadığının belirlendiğini, müvekkilinin bu şekilde bir teslim alma işlemi yapmadığını, ancak buna ilişkin müvekkiline 24/12/2018 tarihli ... seri ... sıra nolu ... irsaliye nolu "konsinye faturası" düzenlendiğini, Davacının bilinçli ve kötü niyetli bir biçimde hareket ettiğini, aynı zamanda vergisel anlamda sıkıntı yaşamamak için faturaları "konsinye" olarak adlandırdığını, yukarıda belirtilen ve belgelenen ve ... tarafından da dikkate alınan tüm hususların davacının bilinçli bir şekilde kötüniyetli hareket ettiğinin kanıtı olduğunu, zaten cevap dilekçesinde belirttikleri tüm hususların davacının kötüniyetinin varlığına ispata yeterli seviyede olduğunu, davacının icra takibini kötüniyetli şekilde ve menfaat sağlamak üzere yaptığı tartışmasız şekilde ortadayken tazminat isteminin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kötü niyet tazminatının reddi yönünden kaldırılmasına ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturaya dayalı alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde: Davacı yanca 24/12/2018 tarihli toplam 53.978,51 TL iki adet fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu iddia etmiştir. İlk derece mahkemesince davacının satıma konu alacağına dayanak 05.07.2013 ve 11.10.2013 sevk irsaliyelerine dayanıldığı, taraflar arasında konsinye satışa dair delil bulunmadığı, 05.07.2013 tarihli sevk irsaliyesi ile teslim edildiği iddia edilen malzemelerden 5'li Tohs pulluğun 06.07.2013 tarihli malzeme teslim tutanağında demo ürün olarak belirtildiği, kaldı ki davacının alacağına dayanak teslim ettiği ürünlerin teslim tarihlerinden sonraki tarihli olan 13.01.2015 tarihli hesap mutabakatı dikkate alarak kanıtlanmayan davanın reddine karar verildiği anlaşılmakla, davacı vekilinin mal teslim belgelerindeki davalı imzası yönünden inceleme yapılmaksızın karar verilmesinin eksik inceleme olduğu yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir.HMK'nın 282. maddesi uyarınca hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendirir. Buna göre, bilirkişi raporları takdiri delil niteliğinde olup mahkemece diğer delillerle birlikte serbestçe hükme esas alınır. Mahkemece sunulu deliller ile taraf ticari defter ve kayıtları inceletilmek suretiyle bilirkişi raporları alınmış, yine delil olarak sunulan faturalar, teslim evrakları ve özellikle davacının da karşı çıkmadığı mutabakat belgesi değerlendirilerek ve gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulmuştur. Buna göre davacı vekilinin alınan birinci ve ikinci bilirkişi raporlarının eksik inceleme ile alındığı ile alınan bilirkişi raporlarının farklı olduğu, eksik ve yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğu yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. İlk derce mahkemesince alacağa dayanak gösterilen fatura tarihleri ile dayanağı olarak gösterilen teslim tutanakları tarihleri ve içerikleri dışında, taraflar arasındaki hesap mutabakat belgesi dikkate alınıp değerlendirilerek hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı vekilinin taraflar arasında konsinye satış ilişkisi bulunmadığının kabulü ile hüküm kurulduğu yönündeki istinafı da yerinde değildir. 05.07.2013 tarihli sevk irsaliyesi ile 06.07.2013 tarihli teslim belgesinde 5' li pulluk ürünün faturalandırılmadığı ve konsinye teslim edilen ürün olduğu iddia edilmiş ise de, davacı vekilinin istinaf dilekçesi içeriğinde de işaret ettiği üzere ürünün teslim belgesinde " demo" olduğunun belirtildiği dikkate alındığında, davacı vekilinin demo ürün şerhinin sehven yazılı olduğunun kabulü gerektiği yönündeki iddiası da yerinde değildir. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde: Yukarıda davacı vekili istinaf başvurusunun incelenmesinde belirtildiği üzere, ilk derece mahkemesince davacının satıma konu alacağına dayanak 05.07.2013 ve 11.10.2013 sevk irsaliyelerine dayanıldığı, taraflar arasında konsinye satışa dair delil bulunmadığı, 05.07.2013 tarihli sevk irsaliyesi ile teslim edildiği iddia edilen malzemelerden 5 li Tohs pulluğun 06.07.2013 tarihli malzeme teslim tutanağında demo ürün olarak belirtildiği, kaldı ki davacının alacağına dayanak teslim ettiği ürünlerin teslim tarihlerinden sonraki tarihli olan 13.01.2015 tarihli hesap mutabakatı dikkate alarak kanıtlanmayan davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesi gerekçesi de gözetildiğinde, davacının takipte kötü niyeti sabit olmadığından, davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi isabetli olup, aksi yöndeki davalı vekili istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına; bakiye 215,45 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının hazineye irat kaydına; bakiye 215,45 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oy çokluğuyla ve kesin olarak karar verildi. 23.11.2023