T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1842
KARAR NO: 2023/1958
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/02/2020
NUMARASI: 2014/431 E. - 2020/127 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Rekabettin Kaynaklanan)
BİRLEŞEN İSTANBUL (KAPATILAN) 34.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2013/295 ESAS-2013/294 KARAR SAYILI DOSYASI
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Rekabettin Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti ve tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın reddine, birleşen davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sabun, ortam kokusu, hijyen malzemelerinin ithalat ve satışı konusunda faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin faaliyetlerini hizmet içi eğitim verdiği personeli ile sahada bire bir müşteri gidilerek tanıtım ve satış yaparak sürdürdüğünü, satış sonrası teknik personelin alıcıya yönlendirilerek alınan ürünlerin montajının yapıldığını, daha sonra peryodik olarak araçlar içindeki sıvıların bitip bitmediğinin kontrol edildiğini, müvekkilinin müşterilerine mal sattığı gibi hizmet de verdiğini, bu nedenle ticari ilişkinin bir seferlik olmayıp, teçhizattaki likidin bitmesi ile devam eden tedarik ilişkisi olduğunu, bu nedenle müşterilere ilişkin her türlü bilginin ticari sır niteliğinde olduğunu, davalı ...'ın ise müvekkili şirketin eski çalışanı olduğunu, şirkette uzun yıllardır müşteri temsilcisi olarak çalıştığını, iş akdinin sona ermesinden sonra davalının haksız rekabet oluşturacak eylemler yaparak müvekkilinin müşterilerine ait sırları kullandığını, şirkete ait en az iki işçiyi ayartarak kendi kurduğu işletmede istihdam ettiğini, davalının 20.11.2007 ile istifa ettiği 01.12.2012 tarihine kadar davacı şirkette çalıştığını, çalıştığı pozisyon itibariyle müvekkilinin tüm müşterilerini tanıdığını, davalının kendi rızası ile işten ayrıldıktan sonra benzer alanda faaliyet gösteren iş yeri kurarak müvekkilinin uzun uğraşlar sonucu elde ettiği müşterilerine cihaz ve ürün sattığı bununla birlikte müvekkili şirketin eski teknik müdürü ve çalışanı ...nun da ikale sözleşmesi imzalayarak işten ayrılarak davalının yanında çalışmaya başladığını, ayrıca ...'nin de aynı şekilde işten ayrılarak davalının yanında çalışmaya başladığını, iki eski personel ile davalının birlikte hareket ederek TTK'nın 55/1-b maddesinde düzenlenen işçiler, vekilleri ya da diğer yardımcı kişilerin iş sırlarını ele geçirmeye yönelterek haksız rekabet oluşturduğunu, ayrıca davacının müşteri portföyünün eski çalışanlarca bilinmesi nedeniyle ele geçirildiğini, bu nedenle bir çok müşterinin müvekkili ile ticari ilişkisini kestiğini, müvekkilinin teklif verdiği şirketlere ulaşan teklifleri gizlice ele geçirerek ve/veya ürünlerin içeriğinin kötülenerek, iş teklifi aldığı firmalara teklif vererek haksız rekabet yapıldığını, müvekkilinin müşterilerine karşı haksız rekabet oluşturacak şekilde büyük iskontolar yapılmak suretiyle müşterilerin ele geçirildiğini, her iki firmanın ürünlerinin aynı olduğunu, yapılan eylemlerle müvekkilinin yaklaşık 70.000 TL kaybı bulunduğunu ileri sürerek, davalının elde ettiği bütün menfaatleri faiziyle birlikte iadesine aksi takdirde şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte tahsiline, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile hükmün ilamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asıl davada davalı ... vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin uzun yıllar davalı şirkette çalıştığını, alınan ücretlerin resmi kurumlara doğru bildirilmemesi, şirket yöneticisinin ağır hakaretleri ve çalışma şartlarının katlanmaz hale gelmesi üzerine iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, taraflar arasında rekabet yasağı sözleşmesinin bulunmadığını, davalının dürüst şekilde rekabet ederek piyasa şartlarında çalışmasının haksız rekabet niteliğinde olmadığını, haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin hiç birinin daha önce iş akdi ile çalışan bir kişinin ticari hayata atılmasını engelleyecek nitelikte olmadığını, müvekkilinin davacının müşteri çevresini kullanmadığını, davacının beyanına göre 5.000 müşterisi bulunmasına rağmen davalının küçük ölçekli yaklaşık 50-60 müşterisi bulunduğunu, bu nedenle davalının ürün bedelinin belirlenmesi ve iskonto oranları konusunda davacı ile yarışacak güçte olmadığını, tarafların aynı pazar çevresine hitap etmesinin davalının bu pazar çevresinden men edilmesini gerektirmediğini, eski çalışan olması nedeniyle piyasadaki müşterilerin davacı ile çalışmalarının devam ettiğini veya sonlandırdığını takip yükümlülüğünü müvekkiline yüklemeyeceğini, müşteri pazarının herkesçe bilinmesi nedeniyle davacının sırrı olarak değerlendirilemeyeceğini, piyasada taraflar dışında kişilerin de bulunması nedeniyle yapılacak fiyat tekliflerinde sadece davacının düşünülerek fiyat teklif edilmesinin bir etkisinin bulunamayacağını, diğer şirketlerin fiyatlarının da dikkate alınarak teklif verildiğini, müvekkilinin davalının iki çalışanının iş akdini sona erdirilmesine neden olmadığını, bu kişilerin iş akdinin hangi nedenle sona erdirildiğinin davalı tarafından bilinmediğini, davacı işçilerinden ...'in 04.10.2012 tarihinde, ...'nin ise 23.10.2012 tarihinde işten ayrıldıklarını, davalının bu süreçte hamile olması nedeniyle ayrılan kişileri kısa süre işe aldıklarını 31.01.2013 tarihinde bu kişilerin işten ayrılarak kendi işlerini kurduklarını, esasen müvekkilinin de bu işlemde bir basamak olarak kullandırıldığını, bu işçilerle davacı arasında düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinde müvekkilinin sorumlu olmadığını, müvekkilinin yaklaşık 8 yıl davacı şirketin ürünlerini pazarladığını, şimdi bu ürünlerin kötülenmesini kendisinden beklenemeyeceğini, şirketin know-how teşkil edecek bilgisi bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirkette 17.12.2009 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, müvekkilinin diğer çalışanları gibi davalı ile 11.04.2012 tarihli Rekabet Yasağı, Bilgi Koruma ve Gizlilik Sözleşmesi akdedildiğini, buna göre sözleşmeye aykırı davranan çalışanın en son brüt ücretinin, 12 katı tutarında cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının 23.10.2012 tarihinde ...'nun işten ayrılmasıyla birlikte planlı hareket ederek istifa ettiğini, istifa sonrası elde edilen bilgilrein müvekkili aleyhine kullanıldığını, davalının şirkette çalışırken dahi başka şirketlerle görüşmeler yaptığını, ayrıldıktan sonrada ...'e ait iş yerinde çalıştığını, davalının rakip şirketlerle görüşmeler ve pazarlıklar yapmasından ve bu hususun müvekkili şirketin yetkisili tarafından öğrenilmesinden sonra ihtarname gönderildiğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı, cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Birleşen dava; 18/10/2018 tarihinde davacının hazır bulunmaması nedeniyle H.M.K'nun 150. maddesi gereğince birinci kez işlemden kaldırılmıştır. Yenileme istemi üzerine dosya duruşmaya alınmış, ancak 14/03/2019 tarihli duruşmada da davacı vekilinin davayı takip etmemiş ve H.M.K'nun 150.maddesi gereğince dosya ikinci kez işlemden kaldırılmıştır. Davacı vekilinin yenileme talebi kabul edilmiş ise de; 06/02/2020 tarihli duruşmada taraflardan gelen olmadığından H.M.K'nun 150/6 maddesine göre ilk yenilemeden sonra açılan bu davanın ikinci kez takipsiz bırakıldığı anlaşılmakla, birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir. Asıl dava yönünden toplanan deliller, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamına göre; davalının 2017-2012 yılları arasında, ... markası altında hijyen ürünleri, ortam kokusu ve köpük sabun satışı davacı şirkette müşteri ilişkileri sorumlusu olarak çalıştığı, iş yerinden ayrıldıktan sonra yaklaşık altı ay sonra spring air markası altında hijyen malzemesi ve ortam kokusu satan bir firma kurduğu, her ne kadar davacı yanca, davalının davacı çalışanları ... ve ...'yu ayartarak kendi iş yerinde çalışmalarını sağladığını iddia etmiş ise de, tanık olarak dinlenen ... ve ...'nun, işten ayrılmalarına sebep olan olayların doğrudan davacıdan kaynakladığını, davalının kendilerine bu yönde telkinlerinin olmadığını açıkça beyan ettikleri, yine her ne kadar davacı yan davalı tarafından, davacının sattığı ürünlerin karalandığını iddia etmiş ise de; dosyaya bu yönde hiçbir delil sunamadığı, davalının davacı ile aynı iş kolunda çalışmasının, benzer ürünler satmasının ve davacının müşterilerinden bazılarına satış yapmasının ise TTK'nun 55 maddesi kapsamında tek başlına haksız rekabet teşkil etmeyeceği, bu haliyle davacının davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğunu ispat edemedeği..." gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın açılmamış sayılmasına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl davada davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin temizlik ürünlerinin satım ve pazarlanması konusunda faaliyet gösterdiğini, ticari faaliyetini hizmet içi eğitim verdiği satış personeli ile sahada, birebir müşteriye giderek tanıtım ve satış şeklinde devam ettiğini, satış işleminden sonra teknik ekipçe satışı yapılan hijyen ürününün kullanılabilmesi için gerekli teçhizatın montajının yapılarak kullanılmaya başlandığını, akabinde ürünlerin peryodik olarak kontrol edildiğini, monte edilen makinelerdeki likitlerin bitip bitmediği kontrol edilerek yeni likit satışı yapıldığını, bu nedenle müşteri ile olan ilişkilerin bir kezlik satım ilişkisi olmayıp tedarik ilişkisi olduğunu, asıl davada davalının 20.11.2007 tarihinden istifa ettiği 01.06.2012 tarihine kadar davacı şirkette müşteri ilişkileri sorumlusu olarak çalıştığını, şirketteki pozisyonu sebebiyle müşterilerin tamamını bizzat tanıdığını, akabinde istifa ile aynı ticari faaliyetleri kendi nam ve hesabına yaptığını, müvekkilinin uzun süre emek sarf ederek kazandığı müşterilerine satış yaptığını, bu işte uzun süren müşteri ilişkileri sorumluluğundaki sırları kullandığını, ayrıca davalının şirkette çalışan ... ve ...'yu etkileyerek kendi iş yerinde çalışmalarını sağlayarak haksız rekabet oluşturacak eylemlerde bulunduğunu, bu kişilerin işten ayrıldıktan hemen sonra davalının yanında çalışmaya başladıklarını, müvekkili ile bu işçiler arasında rekabet yasağı ve gizlilik sözleşmesi bulunhduğunu ve bu sözleşmeye uymaları için bu işçilere ihtarname gönderildiğini, davalı ve iki işçinin müvekkilinin müşterilerini iyi tanımaları nedeniyle iş ilişkisi kurduklarını, bu nedenle müvekkilinin birçok müşterisini kaybettiğini, tarafların defterleri incelendiğinde bu hususların belirleneceğini, davalının müşteriye verdiği fiyat bilgisini gizlice, kasten ve haksız olarak elde ederek kullanıp, daha yüksek oranda iskonto sağladığını, satılan ürünlerin içeriğini kötüleyerek müvekkilinin müşterilerinin çoğunu geri dönülemez şekilde kaybına neden olduğunu, müvekkilimin iş teklifi aldığı firmalara teklif vermek suretiyle müvekkilinin iş teklifinin bozulmasına yol açtığını, müvekkilinin sattığı türden ürün satılarak haksız rekabet yapıldığını, müşterilere, müvekkilin sattığı ürünlerin içeriği hakkında yanlış ve yanıltıcı bilgiler verildiğini, bu hususun duruşmada dinlenen tanık ... tarafından ifade edildiğini, tanık ...'ın da benzer beyanlarda bulunduğunu, davalı tanığı ...'nun da davalının, müvekkil şirketin müşterilerini çalarak ticari faaliyet yaptığının anlaşıldığını, tanık olarak dinlenen ... ve ...'nun işten ayrılmalarına sebep olan olayların doğrudan davacıdan kaynakladığı, davalının kendilerine bu yönde telkinlerinin olmadığı yönündeki beyanlarının hükme esas alınmasının hukuka ve yasalara aykırı olduğunu, bu kişilerin işten ayrılma sebepleri belirttikleri gibi olmayıp, tamamen davalının bünyesinde çalışmak için ayrıldıklarını, TTK'da dürüst ticareti bozucu davranışların haksız rekabet olarak nitelendirildiğini, davalı ...'ın da öğrendiği ticari sırları haksız ve kötü niyetli olarak kendisine çıkar sağlamak üzere kullandığını, müvekkilinin satışını yaptığı ürünlerin aynısını bir şekilde ithal ederek satmaya başladığını, müvekkilinin müşterilerini ayarttığını, müşterilere müvekkili şirketin ürünlerini kötülediğini, müvekkilinin çalışanlarından ... ve ...'yu etkileyerek kendi iş yerinde çalışmalarını sağladığını, bu iki eski personelin de müşterilere hem müvekkil şirketin ürünlerini kötülediklerini, hem de davalıya ticari sırları taşıdıklarını, buna rağmen davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne , karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, dava haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın reddine, birleşen davanın açılmamış sayılmasına, karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davada davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İlk derece mahkemesince birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik somut bir istinaf başvuru nedeni bulunmamaktadır. Davacının istinaf başvurusu TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız rekabetin asıl davada davalı tarafından işlendiğine ilişkindir. Birleşen davadaki davalının eylemleri de asıl davadaki vakıalar şeklinde ileri sürülmüş olup, istinaf aşamasında birleşen dava yönünden bir inceleme yapılmamıştır. Haksız rekabet TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup 54/2. maddede, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olarak nitelendirilmiştir. TTK'nın 55. maddesinde sayılanlarla sınırlı olmamak üzere başlıca haksız rekabet halleri düzenlenmiştir. Davacının iddiası TTK'nın 55/1.a.1, 1.a.5 ve 1.a.6 ve 55/1.b.2 ve 3. maddeleri kapsamında ileri sürülmüştür. Anılan maddelerde dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; başkalarını veya onların mallarını, işlerin, ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini, yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek; kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetleri, fiyatlarını, gerçeğe aykırı yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak yada üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek; seçilmiş bazı malları, iş ürünleri veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerinin kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerini veya faaliyetlerini benzer hacimde uygulanan tedarik fiyatının altında olması halinde yanıltmanın varlığını karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlemeye esas olur, filleri haksız rekabet olarak düzenlenmiştir.TTK'nın 55/1.b maddesinde ise; sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yönelik bir kısım haller haksız rekabet arasında sayılmıştır. Bu kapsamda; müşterilerin sözleşmeyi bozmaya yöneltilmesi üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine veya diğer yardımcı kişilere hak etmedikleri veya işleri ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltmek halleri de haksız rekabet olarak değerlendirilmiştir. Dava dilekçesinde özellikle asıl davada davalının, birleşen davada davalı işçi ... Sarıyerli ile dava dışı ...'yu ayartarak kendi yanında çalışmaya ikna ettiği belirtilerek 55/1.b.3 maddesindeki işçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri veya müvekkillerin veya iş sırlarının ifşa etmeye veya ele geçirmeye yönelterek haksız rekabet oluşturduğu ileri sürülmüştür. Ayrıca, davalıların yardımcıları olan ... ile ...'nun da yukarıda belirtilen maddedeki haksız rekabet eylemlerini yaptığı ileri sürülerek TTK'nın 57.maddesi kapsamında talepte bulunulmuştur. Haksız rekabetin bulunması halinde açılacak davalar anılan Kanun'un 56. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik faaliyetleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse fiilin haksız olup olmadığının tespitini ve haksız rekabetin men'ini talep edebilir. Somut olayda davacı tazminat talebiyle birlikte haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve kararın ilanını talep etmiştir. Eldeki uyuşmazlıkta asıl davadaki talep haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ilanı, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacının iddiaları genel olarak yukarıdaki maddedeki açıklamalara dayanmakla birlikte, kısaca, asıl davadaki davalının davacı şirketteki çalışmasını 01.06.2012 tarihinde istifa ile sonlandırdıktan sonra davacı şirketle aynı alanda faaliyet göstererek ithal edilen ürünleri sattığı, bu satış sırasında davacının bilgi ve müşteri portföyünün kullanılarak davacı müşterilerinin haksız şekilde ayartıldığı, davacının iş emtiasının kötülendiği, davalının çalışırken vakıf olduğu davacıya ait müşteri bilgilerini kullandığı, davacının tekliflerine önceden ulaşarak sunulan tekliflerin altında fiyat kırdığı, davacının özellikle iki çalışanını ayartarak işten ayrılmalarına ve kendi yanında çalışmasına sebep olduğu, bu kişilerin de şirkete ait bilgileri müşteri portföyünü davacıya verdikleri belirtilerek haksız rekabetin varlığı iddia edilmiştir. Öncelikle davalının 2007 yılından 01.06.2012 tarihine kadar davacı şirkette çalıştığı, bu tarihten sonra da kendi nam ve hesabına şahıs işletmesi açarak benzer nitelikteki ürünleri yurt dışından ithal ederek sattığı sabittir. Diğer yandan, davacıya ait işletmede çalışan ... ve ...'nun da uzun süre davacı şirkette çalıştıkları ve kişilerin 2012 yılının Ekim ayında davacı şirketteki işlerinden ayrıldıkları, kısa bir süre sonra davalıya ait işletmede çalışmaya başladıkları ve işe başladıktan yaklaşık iki ay sonra 31.01.2013 tarihinde davalının yanından yanından ayrılarak kendi namlarına ticari faaliyette bulundukları dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır. Haksız rekabet hukuki bir fiil olmakla, buna ilişkin iddiaların ispatı bakımından tanık delili dahil her türlü delille haksız rekabetin kanıtlanması mümkündür. İstinaf başvurusunda esas olarak tanıklar olarak dinlenen ..., ... ve ...'nun beyanları ile haksız rekabetin bulunduğunun tespit edildiği belirlenmiştir. Tanık ...'nun beyanında; davalı ile birlikte şirkette çalıştığını, davalının kendisinden üç dört ay önce işten ayrıldığını, şirket yetkilisinin hakaretleri nedeniyle davalının işten ayrıldığını, kendisine de hakaret edilmesi nedeniyle kendisi ve nişanlısı ...'nin işten ayrıldığını, davalının işten ayrıldıktan yaklaşık altı ay sonra ticari işletme kurarak ... markası ile hijyen malzemesi ve ortam kokusu satmaya başladığını, davacı şirketten farklı olarak köpük sabun satışı yapmadığını, davacının kendisi ve nişanlısını işten çıkma konusunda ikna etmediğini, kendilerinin işten ayrıldıktan bir süre sonra davalının yanında işe başladıklarını, davalının şirketinde davacı veya başka müşterilerine ilişkin dataların bulunmadığını, kendisinin veya davalının, davacının ürünlerini kötülemediğini beyan ettiği görülmüştür. Davacı tanığı ... ise 2012 ile 2013 yılları arasında davacı şirkette idari işler koordinatörlüğü yaptığını, davalının 2005 yılından beri şirkette çalıştığını, kendisinin işe başlamasından kısa süre önce ayrıldığını, davalı ile birlikte davacı şirkette çalışmadığını, davalının ayrıldıktan sonra benzer alanda faaliyet gösterdiğini ve ayrılan iki işçiyi çalıştırdığını duyduğunu, davacı şirketin faaliyet gösterdiği alanda sınırlı sayıda portföy bulunduğunu, her gün yeni bir şirketin piyasaya giremeyeceğini dolayısıyla davalının mecburen davacı şirketin müşteri çevresiyle görüştüğünü, bunun haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının hukuki bir konu olduğunu, işçilerin ayartılıp ayartılmadığının bilmediğini beyan etmiştir. Görüldüğü gibi her iki tanık beyanında, davalının, davacının çalışanlarını ayarttığı, müşteri datalarının veya know how'ını haksız şekilde elde ettiği, davacının emtiasını haksız yere kötülediği, davacının tekliflerine ulaşarak daha düşük teklif sunduğu, rekabet ortamını bozduğuna ilişkin herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Davacı şirketin daha önce bir piyasada işe başlamış olması, bu piyasada artık münhasıran davacının faaliyet göstereceği anlamına gelmez. TTK'da düzenlenen haksız rekabet kurallarına dikkat etmek koşulu ile herkesin Anayasa ile güvence altına alınan çalışma hakkı ve bu kapsamda kendi nam ve hesabına faaliyette bulunma hakkı mevcuttur. Bu faaliyetin yapıldığı sırada gerek taraflar arasındaki bir sözleşme nedeniyle gerekse de TTK'nın 54 vd maddelerindeki eylemlerin işlenerek rekabet ortamının bozulduğunun davacı tarafından usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir. Davacı tanığı ... 2008 ile 2014 yılları arasında davacı şirketin muhasebe sorumlusu olarak görev yaptığını, davalının ise satış müdürü olduğunu ve 2012 yılı Haziran ayında ayrılarak farklı bir firmaya ait hijyen malzemelerini kendi namına sattığını, birleşen davadaki ...'nin 2012 yılları sonunda ayrılarak diğer davalının yanında çalışmaya başladığını, bu kişilerin ayrılmasından sonra davacı müşterisi olan Taksim ve Beyoğlu'ndaki kafelerin sahiplerinin, şirketin eski çalışanlarının şirket ürünlerini kötülediklerini bu nedenle davalı ile çalışmaya başlayacaklarını ancak bu firmaların isimlerini hatırlamadığını, şirketlerin cari hesap kayıtlarının incelenmesinde firmaların belirlenebileceğini, davacının yaptığı tekliflerin bir örneğinin davalı ve iki işçinin elinde olması nedeniyle davacı şirketin sunduğu tekliften daha düşük teklifler sunulduğunu, ... ve ...'in davalı ...'ın yanında kısa süre çalıştıktan sonra ayrılarak kendi nam ve hesaplarına çalıştıklarını, ayrıldıktan sonra da davacının müşterileri ile çalışmaya devam ettiklerini beyan etmiştir. Diğer tanıkların haksız rekabete ilişkin bir beyanlarının bulunmadığı anlaşılmıştır. Tanığın, davalıların, davacı şirketin emtiasını kötülediği belirlenmesine karşı somut olarak bu beyanları kimden duyduğunu hatırlayamadığı, davacının fiyat tekliflerinin ne şekilde davalı ve iki eski çalışanının eline geçtiği hakkında bir açıklama yapmadığı görülmüştür. Şirkette muhasebe müdürü olarak çalışan tanığın şirketin iş emtialarının kötülenmesine rağmen, bu beyanları aktaran kişileri hatırlayamaması hayatın olağan akışına uygun değildir. Davacı ve davalının aynı alanda faaliyet göstermesi nedeniyle bir takım müşterilerinde çakışma bulunması tabi olup, bu durum her halükarda haksız rekabet yaparak bu müşteri çevresinin elde edildiği şekilde yorumlanamaz. Mahkemece, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporunda, davalının 2012 ve 2013 yılında işletme defteri, 2014 yılında ise yevmiye defteri tuttuğu belirlenmiştir. Davalının 2012 yılına ilişkin kayıtlarında 11.944 TL, 2013 yılı kayıtlarında ise 54.330 TL'lik kaydın davacının eski müşterilerine ait olduğu belirlenmiştir. Ancak, belirtilen yıllarda özellikle 2013 yılında davacının çalıştığı müşterilerden yaklaşık 20 müşteri ile davalının çalışmaya başladığı anlaşılmıştır. Dava dilekçesindeki açıklamalara göre davacının 5000 civarında müşterisi bulunduğu dikkate alındığında bu miktarda bir müşterinin davalıya geçmiş olması başlı başına müşterilerin ayartıldığı şekilde yorumlanamaz. Yukarıda da belirtildiği üzere gerek tanık beyanları gerek diğer delillerle davalının davacıya ait özellikle iki işçiyi ayarttığı, davacının müşteri portföyünü, ticari sırlarını, konw howunu ele geçirdiği, davacının emtiasını kötülediği, haksız şekilde ve rekabeti bozacak tarzda davacının fiyat tekliflerine ulaşarak teklifler sunduğu kanıtlanmamıştır. Davalının ayrıldıktan sonra kendi nam ve hesabına çalışması ve piyasa büyüklüğü dikkate alındığında, rekabeti bozucu herhangi bir eyleme girişmeden iş yapması karşısında, bir kısım müşterilerinin geçmişte davacı ile çalışmış olması haksız rekabet olarak nitelendirilemez. Davacı ile asıl davada davalı arasında rekabet yasağına ilişkin bir sözleşme bulunmadığı gibi TBK'nın 444 vd.maddelerinden kaynaklı bir talebin bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,5-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 30.11.2023 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.