T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/514
KARAR NO: 2024/379
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/11/2020
NUMARASI: 2018/179 E. - 2020/729 K.
DAVANIN KONUSU: Ceza koşulunun tahsili- Tazminat
Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile arasında rekabet yasağı ve ticari sır saklama taahhüdü bulunan davalı ...'ın müvekkili nezdinde "müşteri ilişkileri lideri" pozisyonunda çalışmakta iken 19.12.2017 tarihinde istifa ettiğini, çalıştığı dönem süresince görevinin mahiyeti gereği şirket ticari sırlarına vakıf olan ve müvekkilinin tüm müşterilerini ve fiyatlarını öğrenmiş olan davalının 14.07.2016 tarihinde akdetmiş olduğu rekabet yasağı ve ticari sır saklama taahhütnamesine aykırı olarak diğer davalı şirkette aynı görev alanında çalışmaya başladığını, müvekkili şirket ile davalı işçi arasında hukuken geçerli ve hür iradesi ile imzalanmış bir rekabet yasağı sözleşmesi bulunmakta iken bu sözleşmeye aykırı davranmak suretiyle müvekkilinin zarara uğradığını, şu an rakip bir şirkette davalı tarafından yürütülen işin anılan taahhütname ile Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağı hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, davalı şirketin diğer davalı haricinde müvekkilinin eski çalışanlarından bir kısmını da işe aldığını, çalışanları iş yerlerinden ayrılmaya teşvik eden davalı şirketin haksız fiillerinden dolayı müşterek sorumluluğunun olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 40.000,00 TL'sının ihlal tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin rekabet yasağının, iş akdini haklı nedenle feshetmesi nedeniyle TBK’nın 447/2 maddesi gereğince sona erdiğini, müvekkilinin dava dilekçesinde belirtildiği gibi 19.12.2017 tarihinde işinden istifa ederek ayrılmadığını, müvekkilinin sigortasının aldığı gerçek ücret üzerinden yapılmaması, hak etmiş olduğu fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, prim alacağı ile 2017 yılına ait 10 günlük bakiye yıllık izin ücretinin kendisine ödenmemesi nedeniyle iş akdini Beyoğlu ... Noterliğinin 18.12.2017 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarıyla haklı nedenle feshettiğini, müvekkilinin iş akdini haklı nedenle feshettikten sonra işçilik alacaklarının tahsili için İstanbul 30. İş Mahkemesinin 2017/627 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını, müvekkilinin imzaladığı rekabet yasağını düzenleyen sözleşmenin yasal şartları taşımadığından dolayı geçersiz olduğunu, dava konusu rekabet yasağı sözleşmesinde kara ve hava nakliyesi, depolama, lojistik, gümrükleme ve nakliye ve lojistik hizmetlerine bağlı hizmetleri yürüten şirketler ile bu şirketlerin benzer sektörlerde görülmese organik bağı olan şirketlerin Marmara ve Ege Bölgelerinde yer alan şirketlerde doğrudan veya dolaylı ortaklık, hizmet ya da danışmanlık ilişkisi kuramayacağının belirtildiğini, rekabet yasağına dair sözleşmeyle öngörülen yer sınırlamasının geniş bir alan olması nedeniyle müvekkilinin ekonomik geleceğini tehlikeye soktuğunu, rekabet yasağına konu 2 bölgenin taşımacılık, lojistik ve nakliye faaliyetleri bakımından çok yoğun olan bölgeler olduğunu, bu bölgelerin tamamı için getirilen rekabet yasağı müvekkilin ekonomik geleceğinin mahvına neden olduğu gibi çalışma ve sözleşme özgürlüğünü de aşırı bir şekilde sınırladığını, müvekkilinin mevcut rekabet yasağıyla mesleğini icra etmesinin imkansız hale geldiğini, müvekkilinin tüm çalışma hayatını boyunca aynı sektörde ve benzer pozisyonlarda çalıştığını, bu zamandan sonra başka bir sektörde ya da işte çalışmasının mümkün olmadığını, dava konusu rekabet sözleşmesinin müvekkiline adeta meslek yasağı oluşturacak şekilde yükümlülük getirdiğini, bu durumun Anayasa’nın 48. maddesiyle güvence altına olan çalışma hürriyetine aykırı olduğunu, müvekkilinin mesleki tecrübesi, yaşı, oturduğu yeri değiştirme olasılığı, ailevi şartları, maddi durumu dikkate alındığında başka bir iş yapabilme olasılığının da bulunmadığını, mevcut rekabet yasağının sıhhatli bir irade ürünü olmadığını, işten çıkartılma baskısıyla imzalandığını, rekabet yasağına dair taahhütname tek taraflı yükümlülük getiren ve davacı şirket çalışanlarının tamamına imzalatılan Yargıtay ifadesiyle kelepçeleme niteliğinde bir sözleşme olduğunu, davacı yan uğradığını belirttiği zararın ne olduğu konusunda açıklama yapmadığını, davacı yanın, özel olarak müvekkilinin hangi ticari sırrını bildiğini belirtmediğini ve genel bir açıklamada bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Tic. AŞ vekili, savunmasında özetle; husumet itirazlarının bulunduğunu, davanın dayanağını teşkil eden rekabet yasağı ve ticari sır saklama taahhüdüne müvekkilinin taraf olmadığını, talep konusu “Belirli” olduğundan, davacının kısmi dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın iş mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davacı tarafından dava dilekçesinde diğer davalının sözleşmesinin ikale ile sonlandırıldığını ve diğer davalının rekabet yasağını taahhüdünü ihlal ettiği iddiaları dışında müvekkiline karşı yöneltilmiş bir iddia bulunmadığı gibi davacının müvekkilden hangi gerekçe ile cezai şart talep etmesinin anlaşılamadığını, rekabet yasağı taahhüdünün taraflarının davacı ile diğer davalı olduğunu, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağını, kesinlikle kabul manasına gelmemek ve davacının HMK uyarınca usulen böyle bir talepte bulunmamasına rağmen diğer davalının rekabet yasağı taahhüdüne aykırı davranmasının haksız rekabet teşkil ettiğini iddia etmekte ise bu hususu farklı bir davada talep konusu yapması gerektiğini, haksız rekabetin oluştuğunu gösteren delilleri sunması, diğer davalının hangi ticari sırlara vakıf olmak suretiyle müvekkili şirketin menfaatine yarar sağladığını açıklamak zorunda olduğunu, rekabet yasağı taahhüdünde cezai şart hükmü bulunmasının doğrudan haksız rekabet şartlarının oluştuğu manasına gelmeyeceğini, diğer davalının işten ayrıldıktan sonra bir takım ticari sırları müvekkili firmaya taşıdığı ve müvekkilinin de bundan haksız yarar sağladığının açıkça belirlenmesinin, müvekkilinin somut olarak hangi bilgiye ulaştığının ve davacının hangi ticari yararını engellediğinin ortaya konulması gerektiğini, Yargıtay kararında da belirtildiği üzere haksız rekabetin varlığının ispatlanması gerektiğini, soyut olarak her çalışanın işten ayrıldıktan sonra aynı sektörde başka bir firmada işe girmesinin haksız rekabet tehlikesi doğurmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 447. maddesinde sözleşmenin, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona ereceği düzenleşmiştir.Bakırköy 15. İş Mahkemesi'nin 26/12/2019 tarih ve E.2018/325 K.2019/771 sayılı kararında davalı ...'ın davacı ile arasında olan iş akdini haklı nedenle sona erdirdiği hüküm altına alınmıştır. Bakırköy 15. İş Mahkemesi'nin 26/12/2019 tarih ve E.2018/325 K.2019/771 sayılı kararı ile davalı ...'ın iş akdini haklı nedenle sona erdirdiğinin hüküm altına alınması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 447/2. maddesinde yer alan ve yukarıda belirtilen hükmü gereği rekabet yasağının sona erdiği, diğer davalı ...Tic. A.Ş.'nin davacı ile davalı ... arasındaki sözleşmenin tarafı olmaması ve davacıyı zarara uğratma kastı ile hareket ettiği iddialarının davacı tarafından ispatlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davalı ... hakkında açılan davanın reddine, davalı ...Tic. AŞ hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece her ne kadar 14.07.2016 tarihli rekabet yasağı hükümlerinin yasaya uygun olmadığı belirtilmiş ise de, hâkimin aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlama imkanı olduğunu, hakimin süreyi kısaltabileceği ve taahhütname de bulunan diğer şartları uyarlayabileceğini belirtilmiş iken hakimin bu hakkını kullanmadan taahhütnameyi tamamen hükümsüz saymasının kabul edilemez olduğunu, zarara uğratma kastının ispatlanamadığı tespitinin de yerinde olmadığını, taahhütnamede istenen tazminatın ''cezai şart '' olduğunu, TBK'nın 186.maddesindeki ''Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası gerekir.Alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez.'' hükmü mevcutken mahkeme tarafından zararın ispatlanamadığından bahisle davanın reddinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin müşteri ilişkileri lideri olan davalının eriştiği müşteri portföyünü daha sonradan davalı şirkette satış müdürlüğü görevini yaparken müvekkili şirkete zarar gelme ihtimalinin yüksek olduğunu ve zarar görme ihtimalinin varlığının çok açık bir şekilde görülmesine rağmen mahkeme tarafından böyle bir ihtimalin varlığı göz ardı edilerek isabetsiz bir karar verildiğini, davalı şirketin müvekkil şirketin birden fazla çalışanını ayartarak kendi bünyesine aldığını ve bu haksız davranışından dolayı halen derdest olan İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/926 Esas sayılı dosyası nazara alındığında, davalı firmanın yaptığı ayartma işleminin tek bir işçiye değil müvekkili şirketin üst düzey çalışan birden fazla işçisine yapılmış olduğunun anlaşılacağını, davalı şirketin TBK'nın 49/2 maddesi gereği bu fiilinden sorumlu olduğunu, bu nedenle ilk derece mahkemesinin verdiği kararın isabetli olmadığını, davalı firmanın da davalı işçi ile birlikte yaptığı haksız fiil neticesinde müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davalı şirketin son bir yılda müvekkilinden 15'e yakın üst düzey yöneticiyi ayartarak işe aldığını, davalı haksız eylem içerisinde olduğundan müştereken sorumlu olduğunu, işbu nedenle davalı firmaya karşı husumet yöneltilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığını, davalının iş akdinin haklı nedenle sona erdirdiği belirtilse de, işbu ilamın kesinleşmediğini, dolayısıyla kesinleşmemiş ilam uyarınca, iş akdinin haklı nedenle sona erdiğine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, dosyanın kesinleşene kadar bekletici mesele yapılması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra, aynı iş kolunda faaliyet gösteren davalı şirkette işe başlayan davalı işçinin rekabet yasağını ihlal ettiği iddiasına dayalı TBK'nın 444 ve devamı maddeleri uyarınca ceza koşulu alacağının ve maddi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı ile davalı işçi arasında 13.08.2003 tarihinde hizmet akdi yapıldığı, davalının 12.06.2009 tarihinde istifa ettiği, daha sonra taraflar arasında yeniden hizmet akdi yapıldığı ve davalının 18.12.2017 tarihinde iş akdini sona erdirdiği, davalının davacı şirkette müşteri ilişkileri lideri olarak görev yaptığı, yine taraflar arasında 14.07.2016 tarihinde ticari sır ve bilgi saklama ve rekabet yasağı taahhütnamesi imzalandığı, iş bu taahhütnamenin 11. maddesinde rekabet yasağı düzenlemesi getirildiği, aynı taahhütnamenin 19. maddesinde "İşbu taahhüt kapsamında taahhütlerime aykırılık gerçekleştirdiğim takdirde Sertrans'ın zararına yönelik fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla son bürüt maaşımın 25 katı cezai şart ödemesini tarafıma yapılacak ilk talep ile birlikte nakden ve defaten ödeyeceğimi kabul ederim" şeklinde düzenlenmenin bulunduğu anlaşılmaktadır.Taraflar arasındaki iş akdinin davalı işçi tarafından 12.12.2017 tarihinde sona erdirildiği davalının daha sonra davalı şirket bünyesinde çalışmaya başladığı görülmekte olup iş akdinin feshi tarihi ile rekabet yasağı sözleşmesi tarihi itibariyle somut olayda 6098 sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Davacı eldeki davada, davalı ...'ın davacı şirket bünyesinde müşteri ilişkileri lideri olarak çalıştığını, hizmet sözleşmesinin davalı işçi tarafından sonra erdirildiğini, taahhütnameye aykırı olarak diğer davalı şirkette aynı görev alanında çalışmaya başladığını, bu surette rekabet yasağının ihlal edildiğini, diğer davalı şirketin ise müvekkili şirketin elemanları ile görüşüşüp onları kendi bünyesinde çalışmaya ikna ettiğini, bu eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğunu ve kendisine zarar verdiğini, bu sebeple davalı şirketin de sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesince, iş akdinin haklı nedenle davalı işçi tarafından feshedildiği, bu sebeple rekabet yasağının son bulduğu, davalı şirketin de zarar kastı ile hareket ettiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle her iki davalı yönünden de davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede: davalı ... tarafından Bakırköy 15.İş Mahkemesinin 2018/172 Esas sayılı dosyası ile iş akdini haklı nedenle feshedildiği iddiasıyla eldeki davanın davacısı Sertrans şirketi aleyhine işçilik alacaklarının tahsili talepli dava açıldığı, mahkemenin 26.12.2019 tarih ve 2018/325 Esas, 2019/771 Karar sayılı kararı ile mahkemece ... iş akdinin haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesinin 14.12.2023 tarihli, 2020/1452 Esas, 2023/2222 Karar sayılı ilamıyla istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. TBK'nın 447/2.maddesi uyarınca iş akdinin işçi tarafından haklı nedenle feshi halinde rekabet yasağı sona erer. Somut olayda iş mahkemesince yapılan yargılamada iş akdinin davalı işçi tarafından haklı nedenlerle feshedildiği kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatının yanı sıra diğer işçilik alacaklarının hüküm altına alınmış olması nedeniyle iş akdinin davalı işçi tarafından haklı nedenle feshedildiği kabul edilerek, rekabet yasağının sona erdiği anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekili davalı şirketin de haksız eylemi sebebiyle müvekkilinin zararından sorumlu olduğunu, davalı şirketin, davacının çalışanlarını ikna suretiyle işten ayrılmalarını sağlayarak kendi bünyesinde işe aldığını ve müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürmüş ise de, dosya kapsamında bu yönde bir delilin bulunmadığı, davacının davalı şirket yönünden iddiasını ispat edemediği anlaşıldığından mahkemece bu davalı yönünde de davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davcı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.07.03.2024