T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/364
KARAR NO: 2023/466
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27.05.2022 tarihli ara karar.
NUMARASI: 2022/217 Esas
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)
Taraflar arasındaki rucüen tazminata dair derdest dava dosyasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair verilen ara karara davalıların itirazı üzerine ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına dair verilen ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili talep dilekçesinde özetle; davalı ... AŞ ile dava dışı şirketin Çin'den Bursa'ya akredetif karşılığı ithalat yapılması için anlaştığını, davalı şirketin yabancı şirkete üretmiş olduğu polyester iplikleri dava dışı şirkete satışı ve satış bedelinin akreditif aracılığıyla ödenmesi konusunda anlaştıklarını ,davalı şirket yetkililerinin müvekilli şirkete ulaşarak uzak doğudan Türkiye'ye deniz yolu ile taşınacak yüklerle ilgili Navlun Teklifi yapmalarını talep ettiğini, davalı şirketin müvekkili şirketin taşıma şirketi olması nedeniyle taşıma görevini müvekkili şirkete Swıttchl BL şartıyla verdiğini, davalı şirketin talimatı üzerine konşimentonun ve navlun faturalarının müvekkili şirket tarafından İsviçre'de mukim şirket adına düzenlendiğini, ancak taşıma anlaşmasının davalı ile kurulduğunu, davalıların müvekkili şirket aleyhine haksız kazanç elde etmek amacıyla hareket ettiklerini, bu nedenle tüzel kişilik perdesinin kaldırılması gerektiğini, malın alıcısı tarafından malların alınmadığını, davalıların malı göndermemelerine rağmen mal bedelini kırdırılan akredifler nedeniyle ödemek zorunda kaldığını söyleyerek müvekkili şirkete ihtarname gönderdiğini ve mal bedelini talep ettiğini, bugüne kadar sözleşme kapsamında 503.900,00 USD'nin müvekkili şirket tarafından ödendiğini, ödenen bedel için ibraname ve temlikname alındığını, halen tasdiklerinin ödendiğini, davalılar arasında organik bağ olduğunu, müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalınan akreditif miktarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, suç duyurusunda bulunulduğunu iddia ederek, öncelikle alacaklarının dava sonunda imkansız hale gelmemesi için dava miktarı kadar davalıların banka hesaplarına, gayrimenkul ve araçları üzerine teminatlı veya teminatsız tedbir/haciz konulmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500.900,00 USD nin ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işletilecek dövizli mevzuata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebininin değerlendirdiği 27.05.2022 tarihli ara kararında; "...HMK.389/1.maddesi gereğince mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncasının yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Talep eden vekilince dosyaya sunulan dilekçenin incelenmesi neticesinde davanın mahiyeti ve mevcut delil durumu dikkate alınarak davacı talebinin kısmen kabulü ile HMK 389.maddesi gereğince dava miktarı olan 7.800.372,00 'nin %15'i olan 1.170.055,8 TL teminat yatırılması halinde davalıların gayrimenkul ve araçları üzerine 3.kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına, banka hesaplarına tedbir konulması talebinin reddine karar verilmiştir. 1-İhtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile dava konusu alacak miktarı olan 7.800.372,00 TL'nin %15'i olan 1.170.055,8 TL teminatın yatırılması halinde kabulü ile davalıların üzerine kayıtlı olan gayrimenkul ve araçları üzerine 3.kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına, banka hesaplarına tedbir konulması talebinin reddine dair... " karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen davalılar vekili tarafından itiraz edilmiştir. İlk derece mahkemesinin istinafa konu 02.12.2022 ara kararında; İhtiyati tedbir kararına itiraz nedeniyle 02/12/2022 tarihinde yapılan mürafa duruşmasında itiraz eden vekili; dilekçelerindeki itirazlarını aynen tekrarladıklarını, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep ettiklerini beyan etmiş olup, ihtiyati tedbir talep eden vekili; yazılı beyanlarımızı tekrarladıklarını, ihtiyati tedbir kararının kendilerine tebliğ edilmediğini, Uyap'tan görür görmez karşı tarafa tebliğini talep edip süresi içerisinde teminatı yatırdıklarını, bu nedenle teminat süresinde yatırıldığını, bu yönüyle usule aykırılık olmadığını, tedbir taleplerinin yargılama sonucunda ortaya çıkacak tazminat alacağının teminat altına alınması amacına yönelik olduğunu, delilleri dosyaya sunduklarını, davalılar borca batık durumda olduğunu, dava sonunda alacaklarını tahsil etme imkanını ortadan kalkabileceğini, bu nedenle itirazın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı taraf iddialarında, taşınması taahhüt edilen, alıcısı ... olan mallar henüz davacı taşıyana teslim edilmeden switch B/L konişimentoların düzenlendiği ve taşıma gerçekleşmeden sözkonusu konişimentoların davalıların isteği üzerine kendilerine teslim edildiği, bu şekilde ele geçirilen konşimentolar kullanılmak suretiyle alıcısına teslim edilmeyen mal bedelinin bankadan tahsil edildiği, alıcı ...'nin de zararını davacıdan tahsil ettiğini ileri sürerek alıcıya ödenen tazminatın davalılara rücu edilmesi talep edilmekte olup, mallar teslim alınmadan ve taşıma gerçekleşmeden davalılara konişimentoların teslim edilmesi bu suretle mal bedelinin haksız şekilde tahsil edilmiş olmasında davacı ve davalı tarafların birlikte kusurlu olup olmadıkları yapılacak yargılama ve devam eden ceza soruşturması sonucunda ortaya çıkacak olduğundan, mevcut duruma göre dava konusu tazminat talebiyle ilgili olarak HMK'nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verme koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığından bu kanaat ışığında ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.1-İhtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, karar kesinleştiğinde yatırılan teminatın davacı tarafa iadesine, ..." karar verilmiştir.Ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalıların ihtiyati tedbir kararına karşı yapmış oldukları itirazların haksız ve mesnetsiz olduğunu, bu sebeple tedbir kararın kaldırılmasına dair kararın reddini talep ettiklerini, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karşılık kanun yoluna başvurunun açık olduğunu, ihtiyati tedbir kararının bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından imkansız hale geleceğinden verileceğini, davalıların borca batık olduğunu dava sonucunda müvekkilinin alacağını almasının imkansız hale geleceğini, davalıların birlikte hareket ederek Türkiye'nin önde gelen birçok lojistik şirketlerinden haksız kazanç elde ettiklerini, birçok dava bulunduğunu davaların bir çoğunun İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinde görüldüğünü, ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, davada ihtiyati tedbir şartlarının sağlandığını, karar gerekçesinin hukuki mesnedinin olmadığını, müvekkili şirketin karar ile hakkının elde edilmesinin zorlaşacağını, ya da tamamen imkansız hale geleceğinden zarar göreceğini, kanun gereği müvekkilinin bu talebinin kabulünü gerektiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olarak verildiğini iddia ederek, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına dair kararın kaldırılmasına, tedbir kararının devamına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Talep, rücuen tazminata dair derdest dava dosyasında HMK'nın 389 vd. maddeleri uyarınca verilen ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz üzerine itirazın kabulüne dair verilen ara kararın istinaf talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, ihtiyati tedbir kararına karşı yapılan itirazın kabulüne karar verilmiş; itirazın kabulüne dair verilen ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.HMK'nın 389/1.maddesi ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. '' hükmünü taşımaktadır. Yasada yer verilen uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir düzenlemesi emredici niteliktedir. Bu kapsamda öncelikle davacı talebinin dava dışı şirkete ödendiği iddia edilen bedelin davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu göz önünde bulundurulduğunda davanın konusu tazminattır. Dava dilekçesinde belirtilen ve ihtiyati tedbir kararına konu edilen davalılara ait gayrimenkul ve araçlar dava konusu değildir. Bu sebeple mahkeme tarafından 27.05.2022 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir kararın kabulüne dair hüküm tesis edilmiş ise de ara karardaki geçen ifadeler İİK'nın 257. maddede yer alan ifadeler olup, HMK'nın 389 ve devamında düzenleme bulan ihtiyati tedbire ilişkin oluşturulmuş bir karar değildir. Davacını talebi ihtiyati tedbir olup ihtiyati tedbir kararına karşı itiraz üzerine itirazın kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Dava dilekçesinde, ihtiyati tedbir/haciz konulmasına dair ifadelere yer verilerek talepte bulunulmuş ise de davacı vekili tarafından istinaf dilekçesinde açıkça yasa maddeleri de zikredilmek suretiyle HMK'nın 389 vd maddelerinde yer alan ihtiyati tedbire dair istinaf talebinde bulunulduğundan, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağından ve aynı yasanın 26. maddesi de dikkate alınarak davacının dava dilekçesindeki ihtiyati hacze dair ifadesi tartışma ve değerlendirme konusu yapılmamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 394/5 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve HMK'nın 394/5. maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irad kaydına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 394/5. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.23.03.2023
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f ve 394/5. maddeleri uyarınca karar kesindir.