T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/56
KARAR NO: 2024/212
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11.11.2020
NUMARASI: 2019/337 E. - 2020/292 K.
DAVANIN KONUSU: Yabancı hakem kararının tanınması ve tenfizi
Taraflar arasındaki yabancı hakem kararının tanınması ve tenfizi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine London Maritime Arbitrators Association (LMAA)'de tahkim yargılaması süreci başlattığını, tahkim yargılaması sonucunda hakem ... tarafından 27/02/2019 tarihinde müvekkili şirket lehine hüküm tesis edildiğini, bu karara ek olarak da müvekkili davacı şirkete 13.760,79 İngiliz Sterlini ödeme yapılmasına karar verildiğini, sözkonusu hakem kararlarına karşı süresinde iptal davası açılmadığından her iki kararın da kesinleştiğini, hakem kararlarının Türkiye'de hüküm doğurabilmesi için tanıma ve tenfizinin talep edilmesi zarureti hasıl olduğunu, taraflararasında imzalanan liner ön anlaşma uyarınca müvekkili şirket ile davalı arasında imzalanan anlaşmaya göre müvekkilinin konteyner yükünü sağlamayı üstlendiğini, davalının ise taşıyanın acentesi sıfatıyla hareket ettiğini, ön anlaşmanın 4.maddesinde herhangi bir uyuşmazlık halinde Londra'da İngiliz Hukukunun ve Londra Deniz Hakemleri Birliğinin tahkim şartı olarak öngörüldüğünü, tahkim yargılamasına konu uyuşmazlığın deniz taşıma işinden kaynaklanan detention/demuraj yani geminin alıkonulması iddiasına dayandığını, bu nedenle hakem kararlarının tanınması ve tenfizi davasında İstanbul 17 ATM'nin yetkili ve görevli olduğunu ileri sürerek Londra Deniz Hakemleri Birliği [London Maritime Arbitrators Association (LMAA)] tahkim yargılaması usullerine göre hakem ... tarafından karara bağlanan 27/02/2019 tarihli ... 27 Nisan 2018 tarihli liner ön anlaşma tahkim kararı ile 05/08/2019 tarihli ... 27 Nisan 2018 tarihli liner ön anlaşma giderlere ilişkin tahkim kararının aynen tanınması ve aynen tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; dava konusu hakem kararlarından masraflara ilişkin kararın ihtiyati haciz kararı alındıktan sonra İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında tahsile konulduğunu, bu aşamadan sonra taraflararasında 17/10/2019 tarihinde sulh ve ibra sözleşmesi düzenlenerek hakem kararında yer alan 13.760,79 İngiliz Sterlin tutarındaki meblağın davacıya ödenmesinden sonra müvekkili şirketin ibra edildiğini, bu nedenle sözkonusu hakem kararına ilişkin dava açılmasında hukuki yararın bulunmadığını, aynı taraflararasında İstanbul 17 ATM'nin 2018/314 esas sayılı dosyasında menfi tespit davası görüldüğünü, davacı tarafın her iki dosyadaki taleplerinin birbiri ile çeliştiğini, öte yandan 27/02/2019 tarihli hakem kararında davacı tarafın iddia ettiği gibi davacı lehine hüküm kurulmadığını, hakemin görevlendirmesinin geçersiz olduğu ile davacı ile davalı arasındaki ihtilafı karara bağlama yetkisinin bulunmadığına karar verildiğini, kısacası İngiliz Hakemin davayı görmekte yetkisiz olduğuna hükmettiğini savunarak, davanın hukuki yarar bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle, aksi halde ise esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Türk Hukukunda yabancı hakem kararlarının tenfizine ilişkin yasal düzenlemelerden birincisi 5718 sayılı MÖHUK olup, MÖHUK 60-63.maddeleri arasında yabancı hakem kararlarının tenfizi düzenlenmiştir. İkincisi ise Türkiye tarafından 1991 yılında onaylanan yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkındaki New York Konvansiyonudur. Bunların dışında yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi Türkiye Cumhuriyetinin bazı devletlerle yaptığı iki taraflı Adli Yardımlaşma anlaşmalarıyla da düzenlenmiştir. Anayasamızın 90/5.maddesine göre usulüne uygun olarak onaylanan milletlerarası anlaşmalar kanun hükmünde sayıldığından MÖHUK kapsamına giren konularla ilgili Türkiye'nin taraf olduğu milletlerarası anlaşma bulunması halinde öncelikle bu anlaşma şartının uygulanması gerekmektedir. New York Konvansiyonun VII.maddesinde bu konvansiyonun yanında Türkiye'nin taraf olduğu ikili veya çok taraflı anlaşmalar ile iç hukuk düzenlemelerinin tenfiz talep edenin daha lehine hükümler içermesi halinde konvansiyon yerine daha lehe hükümler getiren düzenlemenin uygulanacağı hükmü sevkedilmiştir. Ancak, 5718 sayılı MÖHUK 'ün hakem kararlarının tenfizine ilişkin maddeleri New York Konvansiyonundan iktibas edilmiş olup, söz konusu hükümler içerik olarak konvansiyon hükümleri ile hemen hemen aynıdır. Bu nedenle, dava konusu hakem kararlarının Türk Mahkemeleri tarafından tenfizinin mümkün olup olmadığının TC ile kararın verildiği İngiltere'nin taraf olduğu New York Konvansiyonu hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir. New York Konvansiyonunda hakem kararlarının tenfizinde mahkemece resen dikkate alınacak hususlar ile davalı tarafından ileri sürülebilecek tenfiz engelleri ayrı ayrı düzenlenmiştir. Buna göre mahkeme tarafından, hakem kararının tenfiz devletinin hukukuna göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olup olmadığı ile kamu düzenine aykırı olup olmadığının öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir. Eldeki dosyada, tahkim kararına konu uyuşmazlık çarter partiden kaynaklandığından Türk Hukukuna göre tahkime gidilmesi mümkün olup, sözkonusu kararlarda kamu düzenine aykırı bir durum görülmemiştir. Davalı vekili, İngiliz Hakem tarafından "kendisi ile ilgili görevlendirmenin geçersiz olduğu davacı ile davalı arasındaki ihtilafı karara bağlama yetkisi bulunmadığından sonuçta yetkisiz olduğuna" karar verildiğini, dolayısıyla davacı şirket lehine kurulmuş bir hüküm bulunmadığını, öte yandan, tahkim yargılaması ile ilgili masraflar da sonradan ödenmiş olduğundan tahkim yargılamasındaki masraflarla ilgili hakem kararının tenfizinde hukuki yarar bulunmadığı ileri sürülmüş olduğundan dava konusu hakem kararları yönünden tenfiz engeli bulunup bulunmadığı konusunda düzenlenen 11/09/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ... bünyesinde gerçekleştirilen tahkim yargılamasında ... 27 Nisan 2018 tarihli liner ön anlaşmasına ilişkin iki ayrı hakem kararından birincisinin yetkisizlik sebebiyle reddedilmiş olmasından dolayı davacının bu kararın tenfizinde hukuki yararının bulunmadığı, ... 27 Nisan 2018 tarihli liner ön anlaşması yargılama giderlerine ilişkin hakem kararına konu olan borcun davalı tarafından ödenmiş olması nedeniyle bu kararın tenfizinin kamu düzenine aykırı olacağı, ayrıca hukuki yarar şartının da ödeme ile birlikte ortadan kalkmış olduğundan sonuç itibariyle her iki hakem kararının da Türkiye'de tenfiz edilemeyeceği yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Dava dosyasında, davacı tarafça ... 27 Nisan 2018 tarihli liner ön anlaşmasına ilişkin olarak Londra'da ... bünyesinde gerçekleştirilen tahkim yargılaması sonucunda verilen iki ayrı hakem kararının tanınması ve tenfizi talep edilmiş olup, İngiliz Hakem ... tarafından verilen birinci hakem kararında sonuç olarak "davacının hakemi olarak görevlendirildiğim ve sonradan tek hakem olarak atandığım işbu yargılamadaki görevlendirilmemin geçersiz olduğu, davacı ve davalı arasındaki ihtilafı karara bağlama yetkimin bulunmadığı" yönünde karar verildiği görülmektedir. Tanıma, bir mahkeme kararının kesin hüküm kuvvetinin yabancı ülkede kabulü, tenfiz ise bir mahkeme kararının sahip olduğu kesin hüküm kuvvetinin sonucu olarak, maddi icra muamelelerini gerekli kılan kamu gücünü harekete geçiren vasfıdır. Bu kapsamda, tespit kararları ile yenilik doğurucu (inşai) kararların Türkiye'de yalnızca tanınması mümkün olup, bu tür kararlara tanıma şartlarının uygulanması gerekmektedir. Eda kararlarının ise hem tanınmaları hem de tenfizleri mümkündür. Tanımada amaç sadece kararın maddi anlamda kesinliğinden yararlanılmasıdır (Yargıtay HGK'nun 30/11/2011 tarihli 2011/2-593 esas, 2011/726 karar sayılı kararı). Eldeki dosyada, tanınması istenilen "davacının hakemi olarak görevlendirildiğim ve sonradan tek hakem olarak atandığım işbu yargılamadaki görevlendirilmemin geçersiz olduğu, davacı ve davalı arasındaki ihtilafı karara bağlama yetkimin bulunmadığı" şeklindeki hakem kararı maddi anlamda kesin hüküm kuvvetine haiz bir karar niteliğinde olmadığından bu kararın tanınması sözkonusu olamayacaktır. Ayrıca, bahse konu hakem kararı icra edilebilir bir karar da olmadığından yani eda hükmü taşımadığından tenfiz edilmesi de mümkün değildir. Tanınması ve tenfizi istenilen ikinci hakem kararı ise yukarıda bahsedilen tahkim yargılamasındaki masraflara ilişkin olup, İngiliz hakem tarafından tahkim masraflarının davalıdan tahsiline karar verildiği görülmektedir. Davalı tarafın beyanları ve dosyaya sunulan karar örneklerinden tahkim masraflarına ilişkin olarak davacı ... Ltd'nin talebi üzerine İstanbul 10 ATM'nin 2019/654 D İş sayılı dosyası üzerinden ... Ltd'nin borca yeter miktarda taşınır ve taşınmaz mallarının ihtiyaten haczine karar verildiği, daha sonra ihtiyati hacze konu hakem masraflarının taraflararasında imzalanan 17/10/2019 tarihli sulh ve ibra sözleşmesi ile haricen tahsil edildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. New York Konvansiyonunda düzenlenmeyen usule ilişkin konularda MÖHUK hükümleri ile diğer usule ilişkin hükümler uygulanmalıdır. New York Konvansiyonunun 3.maddesinde açıkça tenfiz devletinin usul hukukuna atıf yapılmış olup MÖHUK 55.maddesi tenfizin usulüne ilişkin olduğundan hakem kararına konu borcun ödenmiş olmasının hukuki sonucunun MÖHUK 55.maddesine göre belirlenmesi gerekmektedir. MÖHUK 55/2.maddesinde yabancı hakem kararının kısmen veya tamamen yerine getirilmesi veya yerine getirilmesine engel bir sebebin ortaya çıkması durumunda, yabancı hakem kararının tenfizinin reddi sonucunu doğuracağı düzenlenmiş olduğundan anılan yasa maddesine göre yargılama giderlerine ilişkin hakem kararının tenfizi talebinin de reddi gerektiği kanaatine varılarak, açıklanan tüm bu nedenlerle her iki hakem kararı yönünden açılan davanın reddine..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin birinci kararında hakem kararının maddi anlamda kesin hüküm kuvvetini haiz bir karar olmadığından tanınmasının söz konusu olmayacağı, ayrıca ikinci kararın ise MÖHÜK m.55/2'ye göre yargılama giderlerine ilişkin hakem kararlarının tenfiz talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle tanıma ve tenfiz davasının reddine karar verildiğini, ortada tanınması ve tenfizi talep edilen iki farklı kararın olmadığını, ikinci karar diye mahkemenin ele aldığı kararın asıl tahkim kararının eki mahiyetinde olduğunu, bunun tamamen yargılama usulünden kaynaklanan giderler için ayrı bir karar olduğunu, bu giderlere ilişkin kararın ayrı bir karar haline getirmeyeceğini, mahkemece ihtiyati haczin alındığı tarih, ihtiyati haczi tamamlayan merasim olarak tanıma ve tenfiz davasının açıldığı tarihi ve borcun ödendiği tarihi dikkate almaksızın hatalı olarak davanın reddine karar verildiğini, bu kararın HMK'nın 331 ve 332. maddelerine aykırı olduğunu, davanın açılış tarihi itibariyle dava şartlarının tam olduğunu, dava açmakta hukuki yararlarının bulunduğunu, davacı ile davalı arasında Londra Deniz Hakemler Birliği (...) bünyesinde yapılan tahkim yargılaması sonunda verilen hakem kararlarında masraflara ilişkin lehe karar için İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret mahkemesinin 2019/654 D. İş sayılı dosyasında ihtiyati haciz başvurusu üzerine davalının borca yeter miktarda taşınır veya taşınmaz mallarının haczine karar verildiğini, ihtiyati haciz kararının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icraya konulduğunu, bunun üzerine davalı ile sulh olunduğunu, ihtiyati haciz dosyasına borcun kabulüne ilişkin beyanda bulunmaları ve borcu ödemeleri üzerine sulh ve ibra sözleşmesinin imzalandığını, somut uyuşmazlıkta ihtiyati haciz talebinin tarihinin 30.09.2019 tanıma ve tenfiz davasının açılış tarihinin 16.10.2019, borcun ödendiği tarihin 17.10.2019 olduğunu, açıldığı tarih itibariyle MÖHUK'un 55/2. maddesi uyarınca tenfize engel bir hususun olmadığını, HMK'nın 114. maddesindeki dava şartlarının tam olduğunu, dava açıldıktan sonra borcun haricen ödenmiş olmasının tanıma ve tenfiz davasındaki hukuki yararı ortadan kaldırmayacağını, davalının icra tehdidi altında borcu ödediğini, yabancı hakem kararının aynen tanınmasında hukuki yararlarının bulunduğunun kabulü gerektiğini, ihtiyati haciz kararının asıl alacağa ilişkin olduğunu, faiz talep edilmediğini, faiz talebinden de açıkça feragat edilmediğini, bu nedenle davacının hukuki yararının devam ettiğinin kabulü gerektiğini, bu kapsamda yargılama giderlerine ilişkin hakem kararı hakkında ilk derece mahkemesinin kararın tanınmasına ilişkin bir hüküm tesis etmeksizin sadece tenfize ilişkin verilen ret kararının eksik ve hatalı olduğunu, kaldırılması gerektiğini, davanın devamı sırasında borcun ödenmesinin hukuki yararı ortadan kaldırmayacağını, ancak davayı konusuz bırakacağını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, sonuç kararın kaldırılmasına, esas hakkında yeniden karar tesis edilmesine, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde ise davanın devamı sırasında borcun ödenmesi nedeniyle davanın konusuz kaldığının tespiti ile karar verilmesine yer olmadığına ve davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu nazara alınarak yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, yabancı hakem kararının tenfizine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamından, taraflar arasında gerçekleşen ... 27 Nisan 2018 tarihli Liner Ön Anlaşma Tahkim Kararının mevcut olduğu, söz konusu kararda, davalının taşıyan, davacının ise iş bu dosyadaki davalı şirket olduğu , hakem tarafından, davacı tarafın hakemi olarak görevlendirildiği, sonradan tek hakem olarak atandığı, yargılamadaki görevlendirmenin geçersiz olduğu ve davacı ve davalı arasındaki ihtilafı karara bağlama yetkisinin bulunmadığı yönünde hüküm vererek kendisine ve davalıya ait tahkim masraflarının davacıya yükletilmesine ,bu masraflar üzerinde tarafların anlaşamaması halinde davalıya ödenecek tutarın tarafınca ayrı bir karar vasıtasıyla davalı ve vekili arasında kararlaştırılan vekalet ücretine göre belirleneceği, tahkim süresince ücreti olan 7.400,00 İngiliz Sterlin tutarındaki masrafın davacı tarafından karşılanmasına, bu tutarın daha önceden davalı tarafından ödenmesi durumunda davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödenmeyen masraflara karar tarihinden itibaren 3 aylık dönemler halinde bileşik olarak yıllık % 5 faiz işletilmesine dair 27 Şubat 2019 tarihinde Londra'da karar verildiği, 05.08.2019 tarihli ... 27 Nisan 2018 tarihli Liner Ön Anlaşma Tahkim Kararına dair tek hakem tarafından verilen karara ilişkin olarak 27.02.2019 tarihli tahkim kararında, taşıyanın hakemi olarak görevlendirildiği ve sonradan tek hakem olarak atandığı uyuşmazlığa ilişkin görevlendirilmenin geçersiz olduğunu ve taşıyan ile tacir arasındaki ihtilafın karara bağlama yetkisi bulunmadığının hüküm altına alındığını, bu sebeple hüküm tesis edildiğini, 12.07.2019 tarihinde tacir tarafın avukatının İstanbul'da yer alan hukuk bürosunun giderler hakkında kendisinin giderleri ve İngiliz noterlik giderleri ile birlikte toplam 11.510,79 EURO tutarlı meblağ için başvuru yaptığı hususlarına yer verilerek sonuç olarak, taşıyan tacirin hukuki giderleri toplamı 11.510,79 Sterlin 27.02.2019 tarihinden itibaren tacire ödeme gününe kadar 3 aylık dönemler halinde bileşik olarak işletilmek üzere yıllık %5 faizi ile birlikte tacire ödemek zorunda olduğu ve kendisine ait giderlere ilişkin toplam 2.250 Sterlin bedelli masrafın 01.08.2019 tarihinden itibaren ödeme gününe kadar 3 aylık dönemler halinde bileşik olarak işletilmek üzere yıllık %5 faizi ile birlikte tacire ödemek zorunda olduğuna dair tek hakem tarafından karar verildiği, davacı tarafça 30.09.2019 tarihli dilekçe ile davalı hakkında İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesine başvurarak 05.09.2019 tarihli 1996 Tahkim Kanunu ve Tahkim Yargılamasına ilişkin karardan kaynaklanan 13.760,79 İngiliz Sterlini tutarındaki yargılama giderlerine ilişkin alacağa dair İİK'nın 257 maddesi gereğince değişik sayılı dosyasında ihtiyati haciz talebinde bulunulduğu, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/654 Değişik İş sayılı dosyasında 04.10.2019 tarihinde ihtiyati haciz kararının verildiği, ihtiyati haciz talep eden davacı tarafça 17.10.2019 tarihli dilekçeyle davalı ile sulh ve ibra sözleşmesi uyarınca haricen alacağın tahsil edildiği, ihtiyati haciz konusunun kalmadığı belirtilerek ihtiyati haczin kaldırılması ve kaldırıldığına dair kararın İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına bildirilmesinin talep edildiği, davacı talebi üzerine İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/654 Değişik İş sayılı dosyasında 17.10.2019 tarihinde ek karar verildiği, ek kararda, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, teminatın iadesine dair hüküm tesis edildiği, davacının iş bu tanıma ve tenfiz davasını ise 17.10.2019 tarihli sulh ve ibra sözleşmesinden bir gün önce16.10.2019 tarihinde açmış olduğu, davalı tarafın cevap dilekçesinde, MÖHUK 55/2 fıkrası gereğince karşı tarafın ancak bu bölüm hükümlerine göre tenfiz şartlarının bulunmadığına veya mahkeme ilamının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebileceği hükmüne haiz olduğu, davacının müvekkili aleyhine ihtiyati haciz kararı ile birlikte icra takibi ile tüm banka hesaplarına bloke koydurduğunu, bunun üzerine 17.10.2019 tarihinde sulh ve ibra sözleşmesinin akdedildiğini, 13.760,79 İngiliz Sterlini meblağı nakden ve defaten teslim aldığını ve müvekkili şirketi ibra ettiğini, davacının hakem kararına ilişkin tüm borcunu tahsil ettiğinden davanın açılmasında hukuki yararının bulunmadığını belirterek davanın usul ve esastan reddine karar verilmesinin talep ettiği anlaşılmıştır. 21.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda; ... bünyesinde gerçekleştirilen tahkim yargılamasında verilen ve ... 27 Nisan 2018 tarihli Liner Ön Anlaşmasına ilişkin iki hakem kararından birincisinin yetkisizlik sebebiyle davanın reddedilmesine ilişkin olması sebebiyle tenfizinde davacının hukuki yararının bulunmadığı; ... 27 Nisan 2018 tarihli Liner Ön Anlaşması yargılama giderlerine ilişkin hakem kararına konu olan borcun davalı tarafından ödendiği bir Türk mahkemesi yani İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/654 D. İş sayılı dosyaya ilişkin 17.10.2019 tarihli kararıyla sabit olduğundan bu kararının tenfizinin Türk kamu düzenine aykırı olduğu; kamu düzenine ilişkin itirazın davalı tarafından yapılmamış olsa bile mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınabileceği; New York Konvansiyonu'nun IIl. maddesinde Konvansiyon'da düzenlenmeyen usule ilişkin konularda tenfiz devletinin usul hukukuna atıfta bulunulması sebebiyle New York Konvansiyonu'nda hüküm olmayan hallerde MÖHUK'un 60-63 maddeleri arasında düzenlenen yabancı hakem kararlarının tenfizine ilişkin hükümlerin uygulanabileceği, MÖHUK'un yabancı hakem kararlarının tenfizine ilişkin 61(2). maddesinde MÖHUK'un 55. maddesine atıf yapılması sebebiyle bu maddenin uygulanmasının mümkün olduğu; MÖHUK'un 55(2). maddesi uyarınca yabancı hakem kararının kismen veya tamamen yerine getirilmesi veya yerine getirilmesine engel bir sebebin ortaya çıkması yabancı hakem kararının tenfizinin reddi sonucunu doğuracağı; taraflar arasında yapılan Sulh ve İbra Sözleşmesi ve bu Sözleşme uyarınca yapılan ödeme ile yargılama giderlerine ilişkin ... hakem kararının tamamen yerine getirildiği, davalının da bu yönde itirazlarını yaptığı; bu hususun başlı başına tenfiz engeli olduğu; MÖHUK 'un 55(2). maddesinin yanı sıra New Yok Konvansiyonu'nda düzenlenmeyen usule ilişkin konularda HMK'da yer alan hükümlerin de uygulanabileceği, bu bağlamda HMK'nın basit yargılamaya ilişkin hükümleri, dava şartlarına ve ilk itirazlara ilişkin hükümleri; yargılama lisanına ilişkin hükümlerinin yabancı hakem kararlarının tenfizi davalarında da uygulanacağı, HMK'nın 114(1)(h) bendine göre, davacının dava açmakta hukuki yararının olması gerektiği; Prof. Dr. Baki Kuru tarafından da ifade edildiği üzere dava şartların dava açılmasından hükmün verilmesine kadar bulunmasının zorunlu olduğu; dava açıldıktan sonra hukuki yarar ortadan kalkarsa davanın reddedilmesi gerektiği; hukuki yararın 17.10.2019 tarihinde ortadan kalktığı; ... bünyesinde gerçekleşen yargılama sonucu verilen hakem kararlarının Türkiye'de tenfiz edilemeyeceği belirtilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporuna göre davanın reddine karar verilmiştir. Eldeki dava yabancı hakem kararının tenfizi talebine ilişkindir. Somut olayda, bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde yer verildiği üzere, 27 Nisan 2018 tarihli Liner Ön Anlaşmasına ilişkin hakem kararında, birincisinin yetkisizlik sebebiyle davanın reddedilmesine ilişkin olması nedeniyle tenfizinde davacının söz konusu davada davalı konumunda olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, hukuki yararının varlığından söz edilemeyecektir. Bu karar ilişkin tenfiz talebinin reddine karar verilmesi isabetli ise de hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirdi. Kararın bu yönüyle resen düzeltilmesi gerekmiştir.Tenfiz talebine konu ise tahkimdeki yargılama giderlerine ilişkindir. Davacı tarafça yargılama giderlerine ilişkin alacak istemi Türk Mahkemelerine başvurularak ihtiyati haciz talebi neticesinde infaz edilmiş ve sulh ve ibra sözleşmesi kapsamında davalı tarafça takip borcu, eldeki davadan sonra ödenmiştir. Ödemeyle birlikte taraflar arasında dava tarihinden bir gün sonra sulh ve ibra sözleşmesi düzenlenmiştir. Adi yazılı şekilde düzenlenen sözleşmenin 3. maddesinde, hüküm ve koşulları başlığı ile 3.1 bentte, tarafların sözleşmede belirtilen hakem kararından kaynaklanan borcun 13.760,79 GBP olduğu konusunda tam bir mutabakat içerisinde bulundukları, iş bu tutara ihtiyati haciz, vekalet ücreti icra harç ve masrafları ile dosyaya şamil olmak üzere avukatlık vekalet ücretinin dâhil olduğu, alacaklı tarafın İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/337 Esas numaralı tanıma tenfiz konulu dosyada herhangi bir yargılama gideri ve avukatlık vekalet ücreti talep etmeyeceğine yer verildiği, anlaşılmıştır. Sulh ve ibra sözleşmesi 16.10.2019 tarihli dava dilekçesinin mahkemeye ibrazından bir gün sonra 17.10.2019 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Davalı vekili tarafından söz konusu sulh ve ibra sözleşmesi dosyaya ibraz edilmiştir. Sulh ve ibra sözleşmesi dava tarihinden sonra gerçekleştirilmiş olması nedeniyle, yargılama giderleriyle ilgi hakem kararı bakımından davanın konusunun ortadan kalktığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, tahkimdeki yargılama giderlerine ilişkin hakem kararının tenfizi talebi bakımından davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, bu ayrım yapılmadan ve esasen olayda uygulanma yeri bulunmayan ve yabancı mahkeme kararlarının tenfizine ilişkin MÖHUK'un 55. maddesinden söz edilerek davanın tüm talepler bakımından reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunduğundan, hükmün bu yönden de düzeltilmesi gerekmiştir,. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1-Tenfiz talebine konu Londra Deniz Hakemleri Birliği [London Maritime Arbitrators Association (...)] tahkim yargılaması usullerine göre hakem ... tarafından karara bağlanan 27/02/2019 tarihli M/V Annamaria 27 Nisan 2018 tarihli liner ön anlaşma tahkim kararının tenfizine ilişkin davanın, hukuki yarara ilişkin dava şartı mevcut olmadığından, HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca usulden reddine, 2- Tenfiz talebine konu Londra Deniz Hakemleri Birliği [London Maritime Arbitrators Association (LMAA)] tahkim yargılaması usullerine göre verilen, 05/08/2019 tarihli ... 27 Nisan 2018 tarihli liner ön anlaşma giderlere ilişkin tahkim kararının tanınmasına ve tenfizine dair davanın, dava açıldıktan sonra gerçekleşen sulh ve ibra sözleşmesiyle konusuz kaldığı anlaşıldığından, talebin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince tayin olunan 427,60 TL karar harcından 44,40 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 382,80 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 4-Taraflar arasında gerçekleştirilen sulh ve ibra sözleşmesi gereğince taraflar yararına vekalet ücreti ve yargılama gideri tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyelerinin, yatıran taraflara iadesine,6-İstinaf aşamasındaki yargılama giderleri yönünden; a-Davacı tarafından sarf edilen 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydına; 54,40 TL istinaf karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından sarf edilen 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı gideri, 43,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 192,10 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 15.02.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, istinaf konusu vekalet ücreti değerine göre karar kesindir.