T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/176
KARAR NO: 2023/1926
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09.11.2021
NUMARASI: 2020/690 E. - 2021/1036 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Şirket yöneticisinin huzur hakkı alacağı kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin söz konusu davalı borçlu şirketin eski hissedarlarından olduğunu, 2015 yılında Genel Kurulda Yönetim kurulu üyelerine aylık net 20.000 TL huzur hakkı verilmesi hususunun kararlaştırıldığını, 22.10.2018 tarihine kadar devam ettiğini, 13 aylık huzur hakkının müvekkiline ödenmediğini, söz konusu huzur hakkı tutarının davalı borçlu şirket tarafından kabul edildiğini, huzur hakkı alacağının tahsili amacı ile icra takibi başlatıldığını ,davalı borçlunun icra takibine karşı haksız şekilde itiraz ettiğini iddia ederek Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına ,alacağın %20 'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; Davacı'nın iddaa ve taleplerini kabul etmediklerini, davacının 07.02.2019 tarihinde pay devir sözleşmesiyle hisselerini devrettiğini, söz konusu alacak talebinin geçersiz olduğunu, bu nedenle davanın reddi ile %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili 06.09.2021 tarihli dilekçesiyle savunmasını ıslah yoluyla genişleterek, huzurdaki uyuşmazlığın tipik bir huzur hakkı alacağından ziyade müvekkili şirketin hisselerinin devrinden kaynaklı olduğunu, çözümün bu devrin esaslarını düzenleyen 15.01.2019 tarihli sözleşme olduğunu, sözleşmenin davacı ve diğer tarafların serbest iradeleriyle tanzim ve imza edildiğini, sözleşmenin 10.maddesi gereğince müvekkili şirketin sözleşme borç ve risklerinin toplamının 67.000,00 USD aşması halinde bu ödemelerin davacı ve sahip olduğu şirketlere ait olacağını, öncelikle davacıya yapılacak ödemelerinde mahsup edilmesi gerektiğini, aşan kısmın varlığı halinde davacı ve şirketlere ödeneceğini, ancak aksi kanaatte olunması halinde ise kabul anlamına gelmemek üzere şirketin borç ve risklerinin toplamının içinde iyi derece hukuk İngilizcesini de bilen borçlar ve sözleşme hukuku uzmanı bir öğretim üyesinin bulunduğu yeni bir heyet vasıtasıyla rapor alınmasını ,aşan kısmın hüküm altına alınacak miktardan takas ve mahsubuna karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davalı şirketin 06/09/2016 tarihinde gerçekleştirilen Olağan Genel Kurul 2. Toplantısında yönetim kurulu üyelerine aylık 20.000,00 TL huzur hakkı ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacının 06/09/2016 - 31/08/2018 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olduğu ve Ağustos 2017-Eylül 2018 tarihleri arasındaki döneme ilişkin davacının huzur hakkının ödenmediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı vekili tarafından yargılama sırasında cevap dilekçesi ıslah edilerek takas ve mahsup talebinde bulunulmuştur. Her ne kadar ıslah dilekçesi ile cevap dilekçesinin ıslah edilerek takas mahsup talebinde bulunulması mümkünse de davalı vekilinin takas ve mahsup talebinin dayanağını oluşturan 15/01/2019 tarihli belgenin incelenmesinde söz konusu belgenin 10. maddesinde davalı şirketin toplam borç miktarının belirtildiği, 20. maddesinde ise öngörülemeyen risklerin davacıya ait olduğunun taraflarca kabul edildiğinin anlaşıldığı, belge metninde davacının huzur hakkı alacağına ilişkin açıkça bir düzenlemenin bulunmadığı, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacının dava konusu yaptığı huzur hakkı alacağının davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edildiğinden dava konusu huzur hakkı alacağının öngörülemeyen risk kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmaması; 15/01/2019 tarihli belgenin dava dışı ... ile davacı arasında imzalanmış olması, hisse devrinin ise farklı bir şirkete yapılmış olması ve hisse devrinin yapıldığı 07/02/2019 tarihli hisse devir sözleşmesinde davacının riskleri üstlendiğine dair bir ifadenin yer almaması bir arada değerlendirilerek mahkememizce davalının takas ve mahsup talebi yerinde görülmeyerek bu konuda bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek duyulmamıştır. Ayrıca 15/01/2019 tarihli belgeye dayalı olarak yapılan 07/02/2019 tarihli Pay Devri Sözleşmesi'nin 4.3. maddesinde de davacının gerek davalıdan gerek üçüncü şahıslardan hisse devir tarihine kadar her türlü alacak hakkının devam edeceği düzenlenmiştir. Davalı tarafından talep edilen huzur hakkının fahiş olduğuna dair herhangi bir itirazda bulunulmadığından ve huzur hakkı ödenmesine karar verilen genel kurul kararının iptali talep edilmediğinden bu yönde herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Yukarıda belirtilen Yargıtay ve İstanbul Bam kararları doğrultusunda aylık ödenmesine karar verilen huzur hakkı alacağının her ayın huzur hakkının o ayın son günü muaccel olacağı nazara alınarak her ay için huzur hakkının ödenmesi gereken tarihten takip tarihine kadar faiz alacağının hesaplanması gerektiğinden davacının takip öncesi faiz talebinin de kabulüne karar verilmiştir. Mahkememizce davacı tarafından yasal faiz talep edildiğinden taleple bağlı kalınarak her aya ilişkin olarak takip tarihi olan 20/07/2020 tarihine kadar faiz hesabı yapılmıştır. Bu kapsamda (Gün*Faiz Oranı*Para Miktarı/36500) faiz formülü ile mahkememizce her aya yönelik olarak yıllık %9 yasal faiz uygulanarak aşağıdaki şekilde faiz hesaplanmıştır. Mahkememizce takip öncesi toplam talep edilebilecek toplam faiz 53.866,57 TL olarak hesaplanmış olup taleple bağlı kalınarak davacının takip öncesi faiz talebi, 53.245,49 TL olarak kabul edilmiştir. Yine yukarıda belirtilen Yargıtay kararları doğrultusunda genel kurulca karara bağlanan ücret alacağının önceden bilinebilir, belirlenebilir ve likit bir alacak olduğundan, karar verilen asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğinden davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile şartları oluşmayan davalının kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 260.000,00 TL asıl alacak, 53.245,49 TL faiz olmak üzere toplam 313.245,49 TL yönünden iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, alacağın likit olması nedeniyle davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne, 62.649,10 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şartları oluşmayan davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacıya borcu varmışcasına hatalı hüküm tesis edildiğini, davacının müvekkili şirketten bir alacağının olması halinde dahi bu alacağını 15.01.2019 tarihli belge ile dava dışı ... devrettiği hususunda dosyada yeterli delil var iken mahkemenin göz ardı ederek tarafların gerçek iradelerini hiçe saydığını, ıslah dilekçesi uyarınca takas mahsup talepleri varken mahkemenin bu talepleri yokmuş gibi hiçbir surette bilirkişi incelemesi yapılmaksızın hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, icra dosyasında huzur hakkı alacağına takip tarihinden önce faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, itirazlarının mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, davacı iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirket nezdinde doğan tüm haklarını 15.01.2019 tarihli sözleşme ile dava dışı şirkete devrettiğini, sözleşmenin ilk derece mahkemesi tarafından göz ardı edildiğini, davacının müvekkilinden herhangi bir alacak veya hak talep etme yetkisi bulunmadığını, müvekkili şirket nezdinde doğan haklarını devrettiğini, mahkeme tarafından söz konusu belge ve hükümlere hiçbir şekilde itibar edilmediğini, davacı iddialarının kabulü anlamına gelmemekle beraber davacının huzur hakkını 3.kişilere devretmesiyle müvekkili şirketin carisinde görülen alacak tutarının 3.kişi ... adına virmanlandığını, bu hususun bilirkişi raporu ile sabit iken göz ardı edildiğini, alacağın devri işleminin ve 15.01.2019 tarihli belgenin geçerliliği uyarınca söz konusu işlemin gerçekleştirildiğini, taraflar arasındaki anlaşmaların detaylı incelenmesi halinde müvekkili şirketin gerçekleştirdiği virman işleminin tutarlılığı ve geçerliliğinin ve ayrıca davacıya borcu olmadığının anlaşılacağını, ayrıca müvekkilinin herhangi bir ödeme güçlüğü içerisinde olmadığını, şirketin ülkenin ileri gelen ve öncü ağır sanayi üretim kuruluşlarından biri olduğunu, ayrıca ihracat hacmi ve yıllık cirosununda yüksek olduğunu, müvekkilinin davacıya herhangi bir ödeme yapmadığını, zira tarafların ortak anlaşmalarının davacının bu haklarını devrettiğine yönelik olduğunu, ayrıca davacının müvekkili şirketin öngörülemeyen tüm borçlarından da sorumlu olduğunu kabul ettiğini, sözleşme uyarınca davacının müvekkili şirketin devir tarihi itibariyle bilinen, bilinmeyen veya öngörülemeyen her türlü risk ve borcundan münhasıran sorumlu olduğunu, sözleşmenin 10.maddesi uyarınca müvekkili şirketin sözleşme borç ve risklerinin toplamının 67.000,00 USD aşması halinde bu tutarın öncelikle davacıya yapılacak ödemelerden mahsup edileceğini, tüm bu itirazların daha önceden dosyaya sunulduğunu ve takas mahsup edildiğini, mahkemenin bu taleplerini dikkate almadığını, ıslah dilekçesinin değerlendirilmemesi sonucunda mahkemenin dosyayı aydınlatma yükümlülüğünü tamamlamadığını, emsal yargı kararlarında bu hususun yer aldığını, bilirkişi incelemesi marifetiyle müvekkili şirketin hisse devir tarihindeki risk ve yükümlülüklerinin tespit edilerek 67.000,00 USD'yi aşan kısmın hüküm altına alınacak miktardan takas ve mahsup edilmesi gerektiğini, davacının sözleşmenin 10.maddesinde, şirketin toplam borçlarının 67.000,00 USD olduğunu taahhüt ettiğini, müvekkili tarafından davacıya ödeme yapılması halinde mükerrer ödemeye sebebiyet vereceğini, ayrıca icra takibinde takip tarihinden önceye ilişkin faiz talep edildiğini, bu hususun hukuka aykırı olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödemesi yapılacağına ilişkin müvekkili şirket genel kurul kararında da herhangi bir vade tarihine yer verilmediğini, takip tarihinden itibaren ödeme yapılması gerekirken takip tarihinden önceki döneme ilişkin faiz talebinin hüküm altına alındığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine kara verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, 06.01.2022 havale tarihli ek istinaf dilekçesinde; davacı ve dava dışı ... Ltd şirketi arasında düzenlendiği anlaşılan yabancı dilde yazılı belgeyi ibraz etmiştir. Dilekçe ekinde söz konusu belgenin Türkçe tercümesi bulunmamaktadır. Davalı şirket tarafından söz konusu ek istinaf dilekçesinde, her ne kadar mahkeme gerekçesinde 15.01.2019 tarihli sözleşmenin dava dışı şirket ile davacı arasında yapılmış olduğu hisse devrinin ise dava dışı ... yapılmış olması sebebiyle müvekkili şirketin takas mahsup talebinin yerinde görülmediği belirtilmiş ise de bu hususun tarafların gerçek iradelerine ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, davacı ve davacının sahibi ve tek yetkilisi olduğu ... Şirketinin hem müvekkili şirketten hem de dava dışı ... şirketinden sayısız talebi olduğunu, defalarca dile getirdiklerini, davacı tarafından müvekkili şirkete gönderilen 28.04.2021 tarihli ihtarnameyi sunduklarını, belgelerin davacı tarafça müvekkili şirket hisselerini 15.01.2019 tarihli belge ile ... devrettiğini ispatlar nitelikte olduğunu, ayrıca davacının 15.11.2021 tarihli sözleşme ile şirket hisselerini ... devrettiğinin kabul edildiğini, davacının milletler arası tahkim yargılamasında yapılan başvuruda hem ... hem de dava dışı ... Şirketini müteselsil sorunlu olarak davalı gösterdiğini, mahkemenin takas mahsup talepleri değerlendirilmeksizin karar vermesinin bozma nedeni olduğunu, mahkeme tarafından gerekçeli kararda huzur hakkı alacağının öngörülemeyen risk olamayacağı belirtilmiş ise de davacının huzur hakkı alacağını dava dışı ... hisse devrinin ardından böyle bir alacak iddiası ile müvekkili şirket aleyhine dava ikame etmesinin öngörülemeyen riskin ta kendisi olduğunu, davacının bu alacağının ... Şirketine virmanlandığını, mahkeme tarafından 17.02.2019 tarihli hisse devir sözleşmesi yeterince incelemeden, sözleşme hükümlerinin sadece davacı lehine düzenlemeleri göz önünde bulundurularak hüküm tesisinin hukuka aykırı olduğunu belirterek önceki iddialarını tekrarla kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, şirket yöneticisinin huzur hakkı alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacının davalı şirketin eski hissedarlarından olduğu, genel kurul kararı ile huzur hakkına dair karar alındığı, yine davacının dava dışı şirket hisselerini yine dava dışı ... Şirketine devrine dair pay devri sözleşmesi yapmış olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının dava dışı şirketlerle yapmış olduğu görüşme ile pay devrine dair sözleşme kapsamında, davalının takas mahsup hakkının bulunup bulunmadığı, takipteki faiz talebinin ve mahkemenin bu konudaki kabulünün, bilirkişi raporunun ve kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirketin 04.08.2016 tarihinde yapılacağı duyurulan 2015 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısının bir kısım ortaklar tarafından TTK 420/1 maddesi uyarınca ertelenmesi talep edilmiş olduğundan toplantının 06.09.2016 tarihinde gerçekleştirildiği, toplantı başkanlığına ... oy çokluğu ile seçildiği, gündemin 8.maddesinde, maddeye ilişkin verilen bir önerge ile yönetim kurulu üyelerine aylık net 20.000,00 TL huzur hakkı verilmesi hususunun önerildiği, başkaca önerge olmadığından verilen önerge uyarınca yönetim kurulu üyelerine aylık net 20.000,00 TL huzur hakkı verilmesi hususunun ... vekillerinin toplan 17.770.790,00 TL sermayeyi temsil eden olumsuz oylara karşılık 46.829.660,00 TL olumlu oyu ile oy çokluğu ile kabul edildiğine dair karar alındığı, genel kurul kapsamında karar gereğince davacının banka hesabına 31.08.2017 tarihine kadar huzur hakkı ödemelerinin gerçekleştirildiği, şirketin 2017 yılına ait olağan genel kurul toplantısının TTK'nın 420/1 maddesi kapsamında ertelenmesi neticesinde toplantının 19.10.2018 tarihinde gerçekleştirildiği, 22.10.2018 tarihli 2017 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında gündemin 6.maddesinin şirketin yönetim kurulu üyeliklerine davacı ...'ün 3 yıl süre ile görev yapmak üzere seçilmesine ilişkin önerge verilmesine dair olduğu, ...'ün tek yönetim kurulu üyesi olmasına dair verilen önergenin oy çokluğu ile kabul edildiği, şirket antetli kağıdı ile davacı adına düzenlenen 19.09.2019 tarihli mutabakat belgesinde 19 Eylül 2019 tarihinde 326.271,43 TL alacağın bulunduğunun belirtildiği, belgenin altında şirket kaşesi ve imzanın mevcut olduğu, 15.01.2019 tarihli adi yazılı şekilde düzenlenen sözleşme ile dava dışı ... Distribütörler için kaliteli alimunyum tarafından davacıya ... Alüminyum Genel Müdürü olarak düzenlenen sözleşmede, sözleşme hükümleri uyarınca ... ile hisse senetlerinin %100 almak için görüşüldüğü belirtildikten sonra 15 madde halinde ilgili hususlara yer verildiği, 1.maddede, mevcut kredilerin yeniden yapılandırılacağı, 2.maddede, azınlık hissedarlara yapılacak ödeme ve süresine yer verildiği, 8.maddede, ... isminin karşısına açıklama olarak 5.000,00 ABD doları borçlara karşılık verilen teminatlara bağlı olarak 2 yıllık mühlet+5 yıl içinde yıllık 1.000,00 ödeneceği, 10.maddede, toplam borcun 67.000,00 Dolar toplam sorumluluk miktarının 67.000,00 Doları geçmeyeceği, ek ödemelerin İ.K. yapılacak ödemelerden mahsup edileceği, 11.maddede, hisselerin %100 tüm hissedarların tüm hisselerini ve kendilerini ve şirketlerini bunlardan kaynaklanan haklarını devretmeyi kabul edecekleri ,tüm davaların sulh yoluyla karara bağlanacağı hususuna yer verildiği, 12.maddede, mahkeme koruması olarak sözleşmenin 29 Ocak'tan önce tamamlanması halinde yalnızca kapanış tarihi 29 Ocak'tan sonra olduğu takdirde ek süre alınmasının gerekeceği, 13.maddede, riskin İ.K. Üzerinde, İ.K tarafından banka teminatı ve/veya hisse bedeli ve/veya mal varlığı olarak teminat garantisinin ibraz edileceğinin belirtildiği, 07.02.2019 tarihinde adi yazılı sözleşme şeklinde pay devri sözleşmesinin gerçekleştirildiği, sözleşmede devir alan şirketin dava dışı ... şirketi olduğu, devreden şirketin ise dava dışı ... Ltd şirketi olduğu, şirket adı altında ... isminin yer aldığı, sözleşme konusunun 2.maddede ... Ltd'nin davacı şirket olan ... AŞ'de bulunan paylarının tamamının ABD adresinde mukim ... veya göstereceği, 3.bir şahsa devredilmesi şartlarının belirlenmesine ilişkin olduğu, 3.maddede, tarafların ... Şirketinin ... AŞ'deki toplam 11.190,921 adet payının ... şirketine veya 3.bir şahsa veya şirkete devri hususunda anlaşılmış olduğu hususlarına yer verildiği, davacı tarafça davalı şirketin mutabakat mektubuyla birlikte 2017 yılının 9.ayı dahil olmak üzere 2018 yılı 9.ayı dahil olarak 20.000,00 TL huzur hakkı ve işleyen faizleri ile birlikte toplam 313.245,49 TL tutarındaki huzur hakkının tahsili amacıyla 09.07.2020 tarihinde davalı şirket hakkında Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığı, icra takip talebinde her bir aylık huzur hakkına ayrı ayrı faiz işletilmiş olduğu, takip talebinde asıl alacak olan 260.000,00 TL yıllık %9 oranında yasal faiz işletilmesinin talep edildiği, alacağın sebebi olarak davalı şirketin 06.09.2016 tarihli 2015 yılına ilişkin olağan genel kurul 2.toplantı tutanağının 6.maddesi hükümleri ve 22.10.2018 tarihli 2017 yılına ilişkin genel kurul toplantı tutanağına istinaden huzur hakkı alacağı ekstresi ve 19.09.2019 cari hesap mutabakatının gösterildiği, davalı şirketin icra takibine karşı faiz ve ferilerinin tamamına itiraz ettiği, davacının ise İİK 67.maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. 18.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davalı şirket'in 06/09/2016 tarihli 2015 yılına ait Genel kurul toplantı tutanağında ilgili genel kurulun 8.maddesinde Yönetim Kurulu üyelerine aylık net 20.000,00 TL huzur hakkı verilmesi hususunun oy çokluğu ile kabul edildiğinin görüldüğü, davacınında ilgili dönemden davalı şirkette yönetim kurulu üyesi olmasından dolayı 20.000,00 TL net üzerinden huzur hakkı almasının kararlaştırıldığının tespit edildiği, davacının ilgili defterleri incelendiğinde ilglli 335.001.007 hesap muavinin detaylarını incelediğinde davacıya huzur hakkı ödemeleri yapıldığı, ancak Ağustos 2017 Eylül 2018 arası davacı adına huzur hakkı tahakkukları yaptığı, ticari defterterinde davacının huzur hakkı alacağı olduğu, 13 ay huzur hakkı aylık bazda 20.000,00 TL, toplam 260.000,00 TL tahakkuk eden huzur hakkının ödenmediğinin tespit edildiği, davalı şirketin 2018 yevmiye kayıtlarında da davacıya ait huzur hakkı alacağını resmi defterlerinde tuttuğu, şirketin 2018 kayıtlarında da davalının huzur hakkı bulunduğunun tespit edildiği, davalı 2020 ticari defter kayıtlarında davacı'nın ilgili huzur hakkı alacağını 12.06.2020 tarihinde yapmış olduğu muhasebe kaydıyla davacının huzur hakkı alacağını, 331.001.016 ... hesabıyla 336.001.001 ... arasında virman kaydı yaparak, davacının alacağı olan 260.000,00 TL tutarı virman yaparak muhasebesel olarak hesabı kapattığı tespit edildiği, 12.06.2020 tarihinde yapılan virman kaydının yapılmasının 15.01.2019 tarihinde imzalanan sözleşmeden kaynaklı olarak yapıldığı düşünüldüğü, dosyada yer alan sözleşmede doğrudan huzur hakkı alacağı ile ilgili bir maddeye rastlanılmadığı, davacının davalı şirketin 2015 yılı 06.09.2016 tarihinde yapılan Genel Kurul tarihinden, 22.10.2018 tarihinde yapılan 2017 olağan Genel kurul toplantısına kadar ilgili arada dönemde aylık net 20.000,00TL huzur hakkı almaya hakkı olduğu, davacıya 31/08/2017 tarihine kadar huzur hakkı ödemesi yapıldığı, daha sonra 13 ay tahakkuk eden huzur hakkı ödemesinin yapılmadığı, davacının aylık 20.000,00 TL net, 13 ay toplamda 260.000,00 TI huzur' hakkı alacağının olduğu, davalının defter kayıtlarında 12.06.2020 tarihinde kadar gözüktüğü, davacının davalıdan huzur hakkı ile ilgili alacak rakamının toplamda 260.000,00 TL olduğu ve ilgili tutarın davalının defter kayıtlarında olduğu, davalının defter kayıtlarında olan 260.000,00 TL lik huzur hakkı alacağını 15.01.2019 tarihli sözleşmeye göre12.06.2020 tarihinde atmış olduğu virman kaydı İle kapattığı ancak ilgili virman kaydının sözleşmedeki yorumlamasıyla yaptığı, davacı ile davalı arasında akdedilen 15.01.2019 tarihli inceleme bölümü madde7'de detayları bulunan sözleşmede), davalınında defter kayıtlarında bulunan 260.000,00 TL'lik davacıya ait olan huzur hakkı alacağı ile ilgili herhangi bir madde bulunmadığı, davacı ile davalı arasında ki 15.01.2019 tarihinde ki sözleşmeyle, davacının davalıdan 260.000,00 TL huzur hakkı alacağının ortadan kaldırabileceği yorumunun hukuki bir yorum olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde, müvekkili alacağının davalı şirket defter kayıtları ile sabit olduğunu, müvekkili aleyhine gerçekleştirilen virman kaydının raporda dayanıksız bulunduğunu, 15.01.2019 tarihli anlaşma metninin davalı şirket genel müdürü olan ... ile ... yetkilisi arasında, ... yetkilisinin ... Alüminyum hisselerinin %100 almasına yönelik olarak imzalanan bir anlaşma olduğunu, tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyen nihai bir belge niteliğinde olmadığını, bu anlaşmada davacının alacağını devrettiğine dair bir ibarenin mevcut olmadığını, alacağın devri sözleşmesinde yazılı geçerlilik koşulu olmasından hareketle bu hususu içeren yazılı belge de sunulmadığından virman kaydının kabulünün mümkün olmadığını belirterek ,davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 06.09.2021 havale tarihli dilekçeyle; savunmalarını ıslah yoluyla genişleterek yeni bir heyet tarafından bilirkişi incelemesi yaptırılmasını sözleşmedeki 67.000,00 Doları aşan kısmın hüküm altına alınacak miktardan takas ve mahsubunu talep ettiklerini belirterek, dosyaya hukuki mütala örneğini ibraz etmiştir. Mahkemece, davalı tarafın yeniden rapor alınmasına dair talebi reddedilerek yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Davalı şirketin eski hissedarı olan davacının davalı şirketten huzur hakkı alacağına olduğuna dair taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. TTK'nın 394. maddesinde, "Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilir." düzenlemesi mevcuttur. Huzur hakkı kararı davalı şirketin genel kurul toplantısında alınmış ve taraflarca genel kurul kararının iptal edildiğine dair bir savunmada bulunulmamıştır. Diğer taraftan, davalı vekili tarafından, davacının takip öncesinde müvekkili şirketin temerrüte düşürülmediği savunmasında bulunulmuştur. Huzur hakkı kararı alınan davalı şirketin 2015 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısının 8. maddesinde, yönetim kurulu üyelerine aylık net huzur hakkı verilmesi önerisinin kabulüne rağmen vade tarihiyle ilgili herhangi bir karara yer verilmemiştir. Mahkeme tarafından faize ilişkin talepler kabul edilerek ve resen faiz hesaplaması yapılmak suretiyle faiz alacaklarınında kabulüne karar verilmiştir. TBK'nın 90. maddesinde, ifa zamanı başlığı ile süreye bağlanmamış borcun ifa zamanının taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borcun doğumu anında muaccel olacağına yer verilmiştir. TBK m.117' de "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." düzenlemesi mevcuttur. Somut olayda, genel kurul kararı ile huzur hakkına dair alacağın TBK'nın 90. maddesi gereğince genel kurul tarihi itibariyle muaccel olduğu çekişmesizdir. Ancak TBK'nın 117. maddede ifade edildiği üzere, muaccel bir alacağın borçlusu ancak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Somut olayda, davacı tarafça huzur hakkı alacağının tahsiline yönelik olarak takip öncesinde davalı tarafın temerrüde düşüldüğüne dair dosya içerisinde herhangi bir ihtarname mevcut değildir. Huzur hakkı alacağı alınan karar ile birlikte muaccel hâle gelmekle birlikte, davacı tarafından ödenmeyen huzur hakkı alacakları yönünden davalının takipten önce ihtar ve ihbarla temerrüde düşürüldüğü kanıtlanmadığından, huzur hakkı alacaklarına ayrı ayrı faiz yürütülerek tahsil sonucu doğuracak şekilde davanın kabulü ile itirazın iptali ve takibin devamına dair hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. Bu nedenle davalı vekilinin faiz talebine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmüştür. Davalı vekili, davacı taraftan 15.01.2019 tarihli sözleşme kapsamında müvekkili şirketin alacağının olduğunu iddia ederek, davacı alacağından takas mahsup talebinde bulunmuştur. Davalı vekilinin belirtmiş olduğu 15.01.2019 tarihli adi yazılı şekilde düzenlenen sözleşme yukarıda yer verildiği üzere, belgenin tarafları dava dışı ... ve davalı şirkettir. Davacı, söz konusu sözleşmede yer almamaktadır. TBK 139. maddesinde " İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir." şeklinde takas koşulları genel olarak düzenlenmiştir. Somut olayda ise yukarıda belirtildiği üzere, sözleşmede davacı gerçek kişi sözleşmenin taraflarından birisi değildir. Bu sebeple, davalının ticari defter ve kayıtlarında mevcut olan davacının huzur hakkı alacağını, davalı şirket tarafından şirketin tek pay sahibi hâline gelen dava dışı ... virman kaydı yapılarak muhasebesel olarak kapatılmış olması isabetli olmamıştır. Bu işlemle davalının, davacıya olan huzur hakkı borcunu sonlandırmış olduğunun kabulü mümkün görülmemektedir. Davalı vekili her ne kadar söz konusu sözleşmenin 10. maddesi uyarınca davacıya yapılacak ödemelerin mahsup edileceğine dair iddia da bulunulmuş ise de söz konusu sözleşme davacı ve davalı şirket arasında gerçekleştirilmediği gibi sözleşmenin hiçbir maddesinden davacının genel kurul kararı ile hak kazandığı huzur hakkı alacaklarının davalının alacağından dolayı mahsup edileceğine ilişkin bir düzenlemede mevcut değildir. Sözleşmenin tarafı bulunmayan kişi aleyhine yorumlanması ve sonuç çıkarılması TBK hükümleri kapsamında yerinde değildir. Bu sebeplerle, davalı vekilinin aksine iddiaları ve istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılar istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesini istinafa konu hükmünün işlemiş temerrüt faizi yönünden düzeltilmek üzere kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının işlemiş temerrüt faizi yönünden düzeltilmek üzere kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kısmen kabulü ile davalının Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 260.000,00 TL asıl alacak yönünden iptali ile bu asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren yasal temerrüt faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, davacının işlemiş faize ilişkin itirazın iptali talebinin reddine, 2-Hüküm altına alınan asıl alacağın likit olması nedenyle, İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca davacının icra inkâr tazminatı talebinin kabulü ile takdiren %20 oranında hesaplanan 52.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3- Yasal şartları oluşmadığnıdan, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,4-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ve tahsili gereken 17.760,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 3.783,22 TL nispi harcın mahsubu ile bakiye 13.977,40 TL harcın davalıdan tahsiline, Hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından sarf olunan (1000 TL bilirkişi ücreti + 583,50 TL posta/tebligat/ müzekkere/bilirkişi yol masrafından ibaret) 1.583,50 TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre takdiren 3/4 oranındaki 1.187,63 TL yargılama davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı ve 3.783,22 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Sarf olunmayan delil/gider avanslarının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,8-Kendisini vekil ile temsil ettiren davacı taraf lehine yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/1. maddesi gereğince takdir olunan 30.377,18 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine,9-Kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına davanın reddedilen miktarı üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,10-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 11-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri, 86,60 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 248,70 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,12-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 30.11.2023 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.