T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/150
KARAR NO: 2024/40
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/10/2020
NUMARASI: 2020/22 Esas - 2020/447 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın dava dışı ... Ltd. Şti.'ye yönelik İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ...E. numaralı dosyası ile takip başlattığını, yapılan icra takibinde müvekkilinin alacağının yaklaşık yüz bin lirasını icra yoluyla tahsil ettiğini ancak alacağın büyük bir bölümünü tahsil edemediğini, ... yetkilisi ...'un ... davalıya gönderilen birinci haciz ihbarnamesine borçlu tarafından verilen cevapta; davalının şirketten 07.05.2014 tarihinde 80.000,00.- TL, 13.06.2014 Tarihinde 55.000,00.- TL, 19.06.2014 Tarihinde 120.000,00.- TL olmak üzere toplam 255.000.TL para çektiğini, böylelikle davacı şirketin alacağını tahsil etmesine engel olduğunu, dava dışı şirketin hacze kabil malı bulunmadığını, Bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 10.000,00.-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle;müvekkilinin icra takibinden usulüne uygun haberdar olmadığını, Takibe konu ödeme emrinin 14.04.2014 tarihli olduğunu, müdürlüğün aynı tarihte İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı adres bilgisinin bildirilmesi için müzekkere yazdığını, müzekkereye cevap gelmeden 16.04.2014 tarihinde alacaklının belirttiği adreste kimse bulunmadığından muhtara tebliğ edildiğini, yapılan tebligatın ve tebliğ tarihinin hatalı ve usule aykırı olduğunu, müvekkilinin takipten haberdar olmadığından alacaklıyı zarara uğratma kastının olamayacağını, ... hesaplarından çekilen 255.000.TL tutarındaki paranın şirketin borçlarını ödemek amacıyla çekildiğini, Müvekkilinin bu hususu birinci haciz ihbarnamesine yanıtında da belirttiğini, müvekkilinin davacı şirketin hissedarı olmasına rağmen şirkete girişine hiçbir haklı neden olmadan izin verilmediğini, ... ve ... Kemerburgaz İki Kemer Mevkii'nde ofisinin yer aldığını, İcra takibiyle ilgili tebligatın da aynı adrese çıkarıldığını, Müvekkilinin şirkete defalarca gelmesine rağmen içeri alınmadığını, bu yüzden müvekkilinin icra takibinden haberdar olduğunun ileri sürülmesinin kötü niyetli olduğunu, tüm bu nedenlerden dolayı fazlaya ilişkin tüm talep ve dava haklarının saklı tutulması kaydıyla Davacı yanın tüm haksız, hukuka aykırı iddialarının ve davanın reddine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı, dava dışı şirket ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı alacağın tahsili için dava dışı borçlu şirket aleyhine icra takibine girişildiğini, takip konusu alacağın bir bölümünün tahsil edildiğini, kalan kısmın ise borçlu şirketin haczi kabil malı olmadığından tahsil edilemediğini, icra takip aşamasında borçlu şirketin ortağı ve müdürü olan davalının şirket hesaplarından şahsi hesaplarına para transfer ettiğini, böylece şirketin müdürü olan davalının, davacı şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı olarak tazminat isteminde bulunmuştur.Davalı müdürün, şirket hesaplarından şahsi hesaplarına para geçirmesi nedeniyle alacağın tahsil edilememesine sebebiyet verdiği ileri sürülmüş olup, dava hukuki niteliği itibariyle, dava dışı limited şirketin müdürü olan davalının, yöneticisi olduğu şirketi ve dolayısıyla davacı şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir... 6102 sayılı TTK'nın 644/1- a maddesi göndermesi ile 553. ve 556. maddeleri uyarınca yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen limited şirket müdürleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumlu olup, müdür aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı, ortaklığa aittir. Ayrıca, yukarıda açıklandığı üzere, zarar gören alacaklıların da müdür aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Zira, müdürün ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, alacaklıların dolaylı zararı olarak sonuç doğuracağından alacaklı dolaylı zarar nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatın kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. Somut uyuşmazlıkta, davalının kusurlu davranışları nedeniyle alacağın dava dışı şirketten tahsil edilememesi sureti ile davacı şirketi zarara uğrattıkları ileri sürüldüğüne göre, dava konusu edilen zararın davacı yönünden dolaylı zarar niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Böyle bir davanın ancak hükmedilecek tazminatın, dava dışı şirket lehine hüküm altına alınması istemli olarak açılabileceği, davacı tarafça tazminatın bizzat kendisine ödenmesinin talep edilmesi karşısında işbu davanın dinlenemeyeceği, yargılama sırasında zarara uğratıldığı belirtilen şirketin iflas etmesi halinin de sonuca etkisinin bulunmadığı, nitekim TTK 556/1 maddesinde belirtildiği üzere şirketin iflası halinde , iflas idaresi tarafından dava açılmadığı takdirde zarar gören alacaklının dava hakkının gündeme gelebileceği, somut olayda bu koşulların da sağlanmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili firma tarafından dava dışı .... Ltd. Şti.’den olan alacağını tahsil etmek amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, yapılan icra takibinde müvekkilinin alacağının yaklaşık yüz bin lirası icra yoluyla tahsil edildiğini, ancak alacağının büyük bir bölümünü tahsil edemediğini, Şirket yetkilisi olan davalıya gönderilen birinci haciz ihbarnamesine borçlu tarafından verilen cevapta davalının şirketten 07.05.2014 tarihinde 80.000,00.- TL, 13.06.2014 Tarihinde 55.000,00.- TL, 19.06.2014 Tarihinde 120.000,00.- TL olmak üzere toplam 255.000,00.- TL çektiğini belirttiğini, yani davalı kendi beyanıyla yaptıkları icra takibinden sonra şirket hesaplarından yüklü miktarda para çektiğini ikrar ettiğini, davalı bu hareketiyle müvekkili şirketin alacağını tahsil etmesine engel olduğunu, Dava dışı borçlu şirketin hacze kabil malı bulunmadığını, bu nedenle alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla hareket eden davalıdan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00.-TL tazminat alınarak müvekkili davacıya verilmesine karar verilmesi talepli mahkeme huzurunda görülen iş bu davanın açıldığını, Mahkeme dosyasına banka kayıtları da celp edilmiş ve dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile de davalının kendi hesabına dava dışı şirket hesaplarından 255.000,00.-TL para transfer ettiğinin açık bir şekilde tespit edildiğini, ancak, mahkeme tarafından hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, alacaklılardan mal kaçırma eğiliminde olan davalı aleyhine tazminat talepli dava açmakta müvekkilinin nasıl hukuki yararının olmadığı tarafımızca anlaşılamadığını, zira, hukuki yarar davacının sübjektif hakkına hukukî korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hâli hazırda hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması olduğunu, müvekkili şirketin işbu davayı açmakta hukuken korunmaya değer yararının bulunduğunun tartışmasız olduğunu, Müvekkilinin dava konusu zararının doğrudan zarar olduğunu, bu yönde emsal yargıtay kararları bulunduğunu, bu nedenle hukuki yararın bulunduğunu, Asıl borçlu şirketin davadan sonra iflas ettiği dikkate alındığında, iş bu dava konusu zararın ödenmesi için dava açmadan önce iflas idaresine başvurulmasının da beklenemeyeceğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 644/1.a maddesi atfıyla aynı Kanun'un 553.maddesi uyarınca, dava dışı şirket alacaklısı tarafından açılan limited şirket müdürünün sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, şirket alacaklısı tarafından açılan limited şirket müdürünün sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir. TTK'nın 644/1-a atfı ile uygulanması gereken TTK m. 553 uyarınca, kanun veya anasözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ederek zarara yol açan yöneticiler şirkete, şirket alacaklılarına ve ortaklara karşı sorumludurlar. Somut olayda, davacı, dava dışı borçlu şirketten alacaklı olduğunu, davalı şirket müdürünün şirket hesaplarından kendi hesabına yaptığı para transferi nedeniyle dava dışı şirketin borçlarını ödeyemeyecek hâle geldiğini ve alacağını tahsil edemediğini iddia ederek, tahsil edemediği alacağını davalıdan tahsilini talep etmektedir. Davaya konu zarar, dava dışı şirket yönünden doğrudan, davacı yönünden ise dolaylı zarar niteliğinde olup, böyle bir zararın ancak şirkete verilmesi istemiyle dava açabilir. Davacının, tazminatın kendisine verilmesi istemiyle dava açtığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararı isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekili istinafı yerinde görülmemiştir ( Emsal Yargıtay 11. HD 2017/786 E 2018/6284 K 15.10.2018 T.)Davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 373,20 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. 24.01.2024