T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/17
KARAR NO: 2024/117
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07.10.2020
NUMARASI: 2015/54 E. - 2020/537 K.
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)|
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ; Davalı şirket ile davacı şirket arasında ... Mah. ... No;... Gediz-Kütahya adresinde bulunan ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt ve LPG satış ve servis istasyonunun işletilmesi için 08.11.2012 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi düzenlendiğini, söz konusu bayilik sözleşmesi yürürlükte iken davalı ile 2014 yılı içerisinde yeni bir 5 yıllık bayilik sözleşmesi akdedilmesi için görüşmeler başlandığını, bu kapsamda davalı tarafın imzaladığı bayilik sözleşmesini müvekkiline gönderdiğini, ancak akabinde Gediz Noterliğinin 30.04.2014 tarih ve ... nolu ihtarı ile kendisi tarafından imzalanan bayilik sözleşmesini feshettiğini davacıya bildirdiğini, davalının bu ihtarı ile yeni bayilik sözleşmesine ilişkin icabından vazgeçmiş olduğundan taraflar arasında düzenlenen 08.11.2012 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesinin mevcut şartlar ile yürürlükte olduğunu, davalı tarafın daha sonrasında ise keşide ettiği Ankara ...Noterliğinin 15.07.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ile ihtarı ile davacı ile davalı arasında düzenlenen ve yürürlükte olan bayilik sözleşmelerini de feshettiğini artık davacı şirketten ürün alamayacağını bildirdiğini, davalının bu ihtarın sonrasında başka bir dağıtım şirketinin bayiliğini üstlendiğini, davalı yanın ihtarnamesinde bayilik sözleşmesinin varılan mutabakat ile karşılıklı olarak mutabakat ile feshedildiği iddia edilmişse de davacı ile davalı arasında yürürlükte bulunan bayilik sözleşmesinin mutabakat dahilinde sona erdirilmesi gibi bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığını, taraflar arasında düzenlenen 08.11.2012 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesinin, davalı tarafından, tek yanlı süresinden önce feshi ve sonlandırılması nedeni ile davacının hak kaybına uğradığını, davacı şirketin sözleşme süresi sonuna kadar hesaplanacak kar kaybının davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiğini, davacının alacağının değerinin tam ve kesin belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere davacı şirketin hesaplanacak kâr kaybı alacağının şimdilik 10.000,00 TL'nin fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; Davalı taraf olarak yetki itirazında bulunduklarını, davanın Gediz Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davacının yasal sürede davayı açmadığını, zaman aşımı itirazında bulunduklarını, davanın belirsiz alacak davası olduğunu, davacının bu davayı açamayacağını belirterek davanın reddi gerektiğini, davacı ile davalı arasında 2012 yılında imzalanan sözleşme devam ederken davacı tarafın 320.000 USD+ KDV yatırım bedeli ile sözleşmenin 5 yıl için yenilenmesi önerisinin davalı tarafından kabul edilerek sözleşme metni ve bağlı belgelerin kendileri tarafından imzalanarak 06.03.2014 tarihinde diğer belgelerle davacı şirkete gönderildiğini, davacı tarafın davalının gönderdiği öneriyi 07.04.2014'de tek taraflı olarak imzalanmak üzere gönderdiği taahhütname ile tek taraflı olarak değiştirdiğini, değiştirilen önerinin müvekkili şirket tarafından ret edildiğini, müvekkili şirketin önceki öneri doğrultusunda 7 gün içinde sözleşmenin imzalanarak tarafına gönderilmesini talep etmişse de davacı tarafın sözleşmeyi imzalayıp göndermediği gibi aralarındaki mevcut ilişkinin geleceği hususunda sessiz kaldığını, bunun üzerine müvekkilinin kendi önerisi olan sözleşme metni içindeki kabullerini geri aldığını ve bunu Gediz Not. 30.04.2014 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile bildirdiğini, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklayamadıklarından ve esaslı noktalarda uyuşamadıklarından sözleşmenin kurulamadığını, davacının sessiz kalması nedeni ile taraflar arasında yeni bir sözleşme kurulamadığını ve davacının eski sözleşmeleri devam ettirme iradesinin olmadığının anlaşıldığını, bu nedenle müvekkilinin kendini bu belirsiz süreçten kurtarmak adına Ankara ... Not. ... yevmiye numaralı fesih ihbarnamesi ile daha önceki tüm anlaşmaların karşılıklı mutabakat ile fesih edildiğinin bildirildiğini, müvekkili şirketin bu süreçte hiçbir kusurunun bulunmadığını, davacı tarafın kusurlu davranışları sonucunda taraflar arasındaki sözleşmelerin feshedildiğini, davacının 08/11/2012 tarihinde taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmeye dayanarak kar kaybı talebinde bulunduğunu, sözleşme incelendiğinde davacı tarafın akaryakıt istasyonu üzerinde intifası olmadığını, sözleşmeye dayanarak davalı şirketin davacıdan yatırım bedeli veya başka adla bir bedel almadığını, müvekkili şirketin işbu sözleşme ile asgari satış taahhüdünde bulunmadığını, davacının kar kaybı talebinde bulunması için sözleşmeye göre davacının davalıya herhangi bir adla bir bedel vermesi veya asgari satış taahhüdünde bulunması gerektiğini, davacı tarafın aynı bölgede iki akaryakıt bayisinin mevcut olup, müvekkili şirketten kaynaklanan kar kaybının bulunmadığını, davacı şirketin müvekkili şirketin 90.000TL.lik teminat mektubunu nakde çevirdiğini, davacı tarafın henüz doğmamış alacaklarına ilişkin faiz ve avans faiz oranına itiraz ettiklerini, öncelikle yetki itirazlarının kabulü ile yetkisizlik kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise esasa ilişkin itirazların kabulü ile usul, yasa ve hakkaniyete aykırı açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...taraflar arasında ... Mah. ... No:... Gediz-Kütahya adresinde bulunan ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt ve LPG satış ve servis istasyonunun işletilmesi için 08/11/2012 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesinin imzalandığı, 2014 yılı içerisinde taraflar arasında yeni bir 5 yıllık sözleşme imzalanması için görüşmelerin başladığı, bu süreçte davalı tarafın Ankara ... Noterliğinin 15/07/2014 tarih ... nolu ihtarnamesi ile taraflar arasında yürürlükte olan bayilik sözleşmesini feshettiğini, artık davacı şirketten ürün almayacağını bildirdiği, davalı tarafın bayilik sözleşmesini tek taraflı olarak, haklı bir nedene dayanmaksızın süresinden önce feshetmesi nedeniyle davacı şirketin sözleşme sonuna kadar hesaplanacak kar kaybını talep hakkının bulunduğu, Yargıtay'ın yerleşik kararlarında kar mahrumiyeti talebinin değerlendirilmesinde; mahrum kalınan karın aynı bölgede, aynı mahalde yeniden bayilik kurulabilmesi için geçecek makul süre için talep edilebileceğinin kabulü dikkate alındığında; dava konusu kar mahrumiyeti hesabı için aynı bölgede yeniden bayilik kurulabilmesi, istasyonun işletmeye açılabilmesi için geçecek makul sürenin ortalama 6 ay olarak değerlendirilmesi ile davacı yanın davalı yandan işbu 6 aylık süreye tekabül eden kar mahrumiyeti tutarını talep edebilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır. Dosyamız içerisine alınan; tarafları aynı olan; İstanbul 15.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1182Esas, 2018/496Karar sayılı davasında alınan 07/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda davalı ...'in davacı ...'e 19/06/2015 tarihi itibariyle borcunun bulunmadığı tespit edilmiş, davalının davacıya 90.000TL bedelli teminat mektubu vermiş olması, davacının teminat mektubunu paraya çevirdiğini cevap dilekçesinde dile getirmiş olmasına karşın davacının bu hususta açıklama yapmamış olması, davacının 14/10/2014 tarihinde ... Bankasına talepte bulunarak; 24/11/2010 tarihli ... nolu 90.000TL bedelli teminat mektubunun paraya çevrilmesini istemesi karşısında; mahkememizce karara dayanak alınan karar vermeye elverişli ve yeterli görülen 13/02/2020 tarihli bilirkişi 2.ek raporu ile tespit edilen davacının 6 aylık makul süre için kar mahrumiyetinin 44.354,39 TL olduğunun kabul edilerek, 90.000TL teminat mektubu bedeli mahsup edildiğinde davalının davacıdan 45.645,60TL alacaklı olduğu anlaşıldığından; davacının davasının reddine karar verilerek... " gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili arasında Gediz/Kütahya adresinde bulunan ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt ve LPG istasyonunun davalı tarafından işletilmesi için 08.11.2012 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafın sözleşmeyi yürürlükte iken 15.07.2014 tarihli ihtar ile haksız şekilde feshettiğini, müvekkilinin bu sebeple kar kaybına uğradığını, kar kaybı alacağı nedeni ile dava ikame edildiğini, mahkemenin davayı reddettiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme tarafından yargılama konusu farklı olan İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1182 Esas sayılı dosyasında hazırlanan raporun esas alındığını, rapora karşı itirazların değerlendirilmediğini, her ne kadar müvekkili şirketin defter kayıtlarında yapılan incelemede cari hesap tablosunda davalıya 79.662,32 TL borçlu gözüktüğü tespit edilmiş ise de 14.10.2014 tarihinde paraya çevrilen davalıya ait teminat mektubunun sebebiyet verdiğini, 5 yıl süreli sözleşmenin süresinden önce haksız şekilde feshedildiğini, bu sebeple kar kaybı alacağının doğduğunu, alacağın fesih tarihi itibariyle muaccel hale geldiğini, dolayısıyla nakde çevrilen teminat mektubunun bu kar kaybı alacağının tahsiline yönelik olduğunu, ayrıca 259.541,11 TL'lik alacağın ancak 90.000,00 TL teminat mektubu vesilesiyle tahsil edilebildiğini, bu bakımdan davanın konusunu oluşturan pompa tank otomasyon söküm yansıtma bedeli alacağının takip tarihi itibariyle talep edilebilir bir alacak olduğunu, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1182 Esas sayılı dosyasında, 11.05.2018 tarihli kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın reddine karar verildiğini, kararın kesin olarak verildiğini, bu yargılamada aleyhe delil olarak kullanılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin aynı bölgede yeni bir bayilik tesis edilmediğini, kar kaybı talebinin altı ay ile sınırlandırılmasının hukuka uyarlılığının bulunmadığını, herhangi bir taşınmazla akaryakıt otogaz istasyonu tesis edilebilmesi için anılan taşınmazın gerek 1/5000'lik ... İmar Planında gerekse 1/1000'lik uygulama imar planında akaryakıt otogaz istasyonu olarak işaretlenmiş olması gerektiğini, gerek mevcut imar planı gerekse imar planına uygun olarak hazırlanan ve çeşitli bölgelerin uygulama imar planında akaryakıt otogaz istasyonu işaretli değil ise de ya bir imar planı yapılması veya imar planlarında değişiklik yapılması gerektiğini, her türlü izin, ruhsat, lisans ve belgeleri alarak faaliyete başlayabilmesi için bilirkişiler tarafından belirlenen 6 aylık süreden çok daha uzun bir zaman gerektiğini, 6 aylık bir süre içerisinde yeni bir bayilik tesis edilemeyeceğini, mahkeme tarafından söz konusu hususların hiçbirinin araştırılmadığını, bilirkişilerin hiçbir objektif veriye dayandırmadan tamamen şahsi kanaatlerine itibar edilerek kar kaybı zararının altı ay ile sınırlandırıldığını, objektif bir veriye dayanılmaksızın hazırlanan rapora göre davanın reddine dair verilen ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, bayilik sözleşmesinin erken feshi nedeniyle uğranılan kâr kaybı alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında bayilik sözleşmesinin varlığı, bayilik sözleşmesinin davalı bayi tarafından feshedilmiş olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalının feshi nedeniyle davacının yeni bir bayilik tesis edebilmesi için gerekli sürenin 6 ay olacağına dair mahkemenin kabulü ile hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 08.11.2012 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığı ve ek sözleşmenin imzalandığı, sözleşmede davalı şirketin bayi olarak yer aldığı, sözleşmenin 2.maddesinde, bayinin Gediz/Kütahya adresinde mukim ... nolu parsel numarasında kayıtlı mahaldeki inşa edeceği veya etmekte olduğu istasyon ile ilgili tüm resmi ruhsat ve müsaadeleri aldığını veya alacağını taahhüt ettiğinin belirtildiği, 5.maddede, bayinin sattığı veya istasyonda bulundurduğu petrol ürünlerinin fiyatlarını, yıkama ve yağlama servis ücretlerini yürürlükte bulunan yasal düzenlemeye göre tayin ve tespit etmeye yetkili olduğu, bayinin ...'in talebi üzerine cezai şartlar dahil doğmuş veya doğacak borçlarının teminatı olarak ...'ce kabul edilecek teminat mektuplarını vereceği, bayinin sözleşmenin süresinin sona ermesi veya herhangi bir sebeple süresinden önce feshi halinde binaları, tesisleri ...'e teslim edeceği, 27.1maddede, bayinin sözleşmede yer alan hususlardan birine uymaması halinde ...'in mal teslimatını bir süre durduracağı, zarar, ziyan, satış kaybından dolayı maruz kaldığı kar kaybını talep edeceği, sözleşmeyi derhal ve süresinden önce feshetmek yaptırımlarından herhangi birini, birkaçını veya hepsini bayiye uygulamak hakkına veya hem bunları uygulayıp hem de bayiden akdin ifasına devam edilmesini talep etmeye yetkili olduğu, 27.2 maddede, akdin feshi halinde bayinin vadeli veya vadesiz bütün borçlarının fesih tarihi itibariyle muaccel olacağını, bütün teminatlarının paraya çevrileceğini ve borçları için her türlü yasal takiplerin yapılabileceğini kabul ettiğine yer verildiği, 31.maddede, sözleşmenin 5 yıl olduğunun belirtildiği, davalı bayi tarafından dava dışı ... Bankası AŞ Kütahya/Gediz şubesinde düzenlenen 90.000,00 TL tutarlı 24.11.2000 tarihli teminat mektubunun davacı tarafa verilmiş olduğu, davalı bayi tarafından 30.04.2014 tarihli ihtarname ile taahhütnamenin kabul edilmediğine dair cevap ve bayilik sözleşmesinin feshedildiğinin bildirildiği, ihtarnamenin içeriğinde ise taraflar arasındaki sözleşme ve yatırım katılım bedelinin anlaşması ile ilgili olarak taahhütnamenin gönderildiği ve imzalanmasının talep edildiği, bayilik sözleşmesinin 05.03.2014 tarihinde akdedildiği, gönderilen taahhütnameyi kabul etmediklerini, ayrıca 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu gereğince akaryakıt kar bedeli nedeniyle şirketin zarar gördüğü, şirketin kar oranının düştüğü, kurul kararı gereğince ön planda tutularak katılım iade bedeli talebinin ticari örf ve adete uygun olmadığı, ayrıca mailde, 05.03.2014 tarihinde imzalanan ve halen sözleşmenin taraflarına teslim edilmediği belirtilerek sözleşmenin tek taraflı olarak fesih edileceği hususunun ihbar edildiği, davalı bayi tarafından 15.07.2014 tarihli Ankara ... Noterliğinde düzenlenen ihtarname ile davalı ve dava dışı şirkete fesih ihbarında bulunduğu, ihtarname içeriğinde sözleşmeler devam ederken muhatabın 320.000,00 USD + KDV bedeli ile sözleşmelerin 5 yıl için yenilenmesi önerisinin müvekkili tarafından kabul edilerek metinlerin hazırlandığını, belgelerin müvekkili tarafından 05.03.2014 tarihinde imzalanarak gönderilmiş olmasına karşın muhatabın müvekkilinin kabul ettiği öneriyi 07.04.2014 tarihinde müvekkili tarafından tek taraflı olarak imzalanarak gönderilen taahhütnamenin tek taraflı olarak değiştirildiğini, değiştirilen önerinin 16.04.2014 tarihinde müvekkili tarafından reddedildiğini, öneri doğrultusunda sözleşmenin gönderilmesinin talep edilmesine rağmen sükut edildiğini, verilen süreye rağmen sözleşmenin müvekkiline ulaşmadığını ve sözleşmenin kurulamadığını, sözleşmenin yenilenmemiş olmasına karşın muhatabın göndermiş olduğu ihtarname ile fesih protokolü çerçevesinde eski sözleşmeleri devam ettirme iradesinin de olmadığının anlaşıldığını, bu durumda müvekkili ile muhataplar arasındaki bayilik ilişkisinin bu koşullarda yürütülme olanağının olmadığının anlaşıldığını, taraflar arasındaki fesih protokolü çerçevesinde daha önce akdedilen tüm anlaşmaların karşılıklı mutabakat dahilinde feshedildiğinin belirtildiğini, davacı tarafça teminat mektubu bedelinin 14.10.2014 tarihinde tahsil edildiği, davacı şirket tarafından sözleşmenin erken feshi nedeniyle zarara uğranıldığı iddia edilerek iş bu davanın açılmış olduğu, davacı şirket tarafından davalı şirket hakkında İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1082 Esas sayılı dosyasında, 02.12.2016 tarihinde sözleşme kapsamında masrafların tahsili için davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, başlatmış olduğu takibe davalının itirazı üzerine itirazın iptali davasını açtığı, mahkemenin 2018/496 Karar ve 09.05.2018 tarihli kararı ile; taraflar arasında 08.11.2012 tarihli bayilik sözleşmesi ile ariyet sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin davalının davacıya keşide etmiş olduğu, Ankara ... Noterliğinin 15.07.2014 tarihli ihtarname ile feshedildiği, süresinden önce tek taraflı olarak feshedildiği, davacının davalı adına düzenlediği, 2.478,47 TL bedelli faturanın davacının kesin delil niteliğindeki ticari defter ve kayıtlarında olduğu, davacının söküm ve demontaj bedeli tutarı olan 2.478,47 TL'ye takibe konu fatura ile davalıya yansıtmış olduğu, cari hesap kayıtlarına göre 31.03.2015 tarihi itibariyle davacının davalıya cari hesap ilişkisi içinde 82.140,79 TL borçlu gözüktüğü, davacının cari hesap kayıtlarında takip dayanağı faturanın davacının davalıya olan 82.140,79 TL tutarındaki cari hesap borcundan düşülmek suretiyle takibe dayanak faturanın cari hesap ilişkisi içinde ödenmiş olduğu, 19.06.2015 takip tarihi itibariyle davalının davacıdan 79.662,32 TL cari hesap alacağının kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, söz konusu dosyada alınan 07.03.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda, mahkemenin kabul ettiği hususlara yer verilmiş olduğu anlaşılmıştır. 07.12.2016 tarihli talimat bilirkişi raporunda; davalının 2013-2014 yıllarında kullanmış olduğu ticari defterlerin incelendiği, sonuç olarak davalı şirketin ticari defterlerinin ve muhasebe kayıtlarının incelenmesi sonucunda davacı şirketle sözleşmede belirtilen kar marjı tespitinin mümkün olmadığı, bu tespitin yapılabilmesi için davalı şirketin defter ve muhasebe kayıtlarının incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. 30.05.2017 tarihli talimat ek bilirkişi raporunda; davalının 2012 yıllarında davacı firmadan almış olduğu akaryakıt miktarlarının çizelge şeklinde gösterildiği, davalı şirketin ticari defterlerinin ve muhasebe kayıtlarının incelenmesi sonucunda, davacı şirketle sözleşmede belirtilen kar marjı tespitinin mümkün olmadığı, bu tespitin yapılabilmesi için davacı şirketin defter ve muhasebe kayıtlarını incelenmesinin gerektiği belirtilmiştir. 05.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda; dosya mevcudu, davacı tarafın 2012-2013-2014 yılları ticari defterleri, dava dosyası ile yine bu kayıtların dayanağı belgelerin tetkiki sonucunda ve rapor içinde açıklanan nedenlerle incelenen davacı yana ait 2012-2013-2014 yılları ticari defterlerinin açılış noter tasdiklerinin yapıldığı, yine 2012-2013-2014 yılına ait yevmiye defteri kapanış noter tasdikinin süresi içerisinde yapıldığı, 2012-2013-2014 yılları Ticari Defterlerinin T.T.K, V.U.K ve tekdüzen hesap planına uygun tutulduğu, davacı şirketin 2012-2013-2014 yılları yevmiye defteri kapanış tasdikinin süresinde yapılması nedeni ile davacı tarafın kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, taraflar arasında düzenlenen 08.11.2012 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi (08.12.2012-08.12.2017) yürürlükte iken 2014 yılı içinde sözleşmenin 5 yıl daha uzatılması konusunda karşılıklı görüşmeler devam ederken, davacı tarafın muhtemel zararlarını talep etmesinin yasaya ve usule aykırı olduğu ve kendilerine sözleşme ekinde gönderilen taahhütnameyi kabul etmediklerini belirterek davalı tarafın yeni sözleşmeyi imzalamadığı, bu koşullarda taraflar arasında yeni bir sözleşme ilişkisi kurulamadığı, eski sözleşmenin sürdürülmesi iradesinin olmadığı ve bu belirsiz süreçten kurtulmak amacı ile davalı tarafından 08.11.2012 tarihli sözleşmenin 15.07.2014 tarih ve ... yev. no'lu Ankara ...noterinden gönderdiği ihtarla sözleşmenin fesih edildiği, davalı tarafın 08.11.2012 tarihli sözleşme yürürlükte iken süre uzatımı görüşmeleri devam ederken süre uzatımına konu yeni sözleşme taslağı maddelerindeki anlaşmazlık nedeni ile 08.11.2012 tarihli tek taraflı olarak fesih edildiği, burada davalının mevcut sözleşmeyi sona erdirme nedeninin tek taraflı olduğu, fesih nedeninin soyut olduğu, bundan dolayı davacı şirketin sözleşmenin feshinden sonraki dönemde sözleşme sonuna kadar uğradığı kar kaybını talep etme hakkının bulunduğu, davacı tarafın 15.01.2015 tarihli dava dilekçesinde şimdilik 10.000 TL lik kar kaybı ve fesih tarihinden itibaren avans faizi talep ettiği, fakat bayilik sözleşmesinde dava konusu olayın gerçekleşmesi halinde uygulanacak faiz ve oranı hakkında hükmün bulunmadığı, davacı tarafın davalı tarafça sözleşmenin feshi olan 15.07.2014 tarihinden itibaren sözleşmenin bitim tarihi olan 08.12.2017 tarihine kadar yapıları hesaplama ile kıyaslama ile ortalama 2.313,55 ton alım yapabileceği ortalama toplam kar marjının ton başına 246 USD olduğu ana dağıtıcı kar payı » 20 pay ile ton başına 49,2 USD bulunduğu toplam 15.07.2014 sözleşme fesih tarihi ve 08.12.2017 sözleşme bitim tarihi arasında yapılan hesaplamaya göre oransal olarak 2.313,7 alım yapması olasılığı hesabı ile 2.313,7 alım ton başı 49,2 USD gelir: 113.834,04USD (dava açma tarihi 15.01.2015 itibari ile (USD kuru 2,28 TL ) 113.834,04 USD *2,28: 259.541,11 TL davacının kar kaybının olduğu belirtilmiştir. 22.04.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda; davacı tarafın 2012-2013-2014 yılları ticari defterleri, dava dosyası ile yine bu kayıtların dayanağı belgelerin tetkiki sonucunda ve rapor içinde açıklanan nedenlerle; incelenen davacı yana ait 2012-2013-2014 yılları ticari defterlerinin açılış noter tasdiklerinin yapıldığı, yine 2012-2013-2014 yılına ait yevmiye defteri kapaniş noter tasdikinin süresi içerisinde yapıldığı, 2012-2013-2014 yılları Ticari Defterlerinin T.T.K, V.U.K ve tekdüzen hesap planına uygun tutulduğu, davacı şirketin 2012-2013-2014 yılları yevmiye defteri kapanış tasdikinin süresinde yapılması nedeni ile davacı tarafın kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, taraflar arasında düzenlenen 08.11.2012 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi (08.12.2012-08.,12.2017) yürürlükte iken 2014 yılı içinde sözleşmenin 5 yıl daha uzatılması konusunda karşılıklı görüşmeler devam ederken, davacı tarafından muhtemel zararlarını talep etmesinin yasaya ve usule aykırı olduğu ve kendilerine sözleşme ekinde gönderilen taahhütnameyi kabul etmediklerini belirterek davalı tarafın yeni sözleşmeyi imzalamadığı, bu koşullarda taraflar arasında yeni bir sözleşme ilişkisi kurulamadığı, eski sözleşmenin sürdürülmesi iradesinin olmadığı ve bu belirsiz süreçten kurtulmak amacı ile davalı tarafından 08.11.2012 tarihli sözleşme 15.07.2014 tarih ve ... yev. no'lu Ankara ... noterinden gönderdiği ihtarname ile sözleşmenin fesh edildiği, davalı tarafça 08.11.2012 tarihli sözleşme yürürlükte iken süre uzatımı görüşmeleri devam ederken süre uzatımına konu yeni sözleşme taslağı maddelerindeki anlaşmazlık nedeni ile 08,11.2012 tarihli tek taraflı olarak fesih edildiği, burada davalının mevcut sözleşmeyi sona erdirme nedeninin tek taraflı olduğu, fesih nedeni soyut olduğu, bundan dolayı davacı şirket sözleşmenin feshinden sonraki dönemde sözleşme sonuna kadar uğradığı kar kaybını talep etme hakkı bulunduğu, davacı tarafın 15.01.2015 tarihli dava dilekçesinde şimdilik 10.000 TL lik kar kaybı ve fesih tarihinden itibaren avans faizi ile talep ettiği, fakat bayilik sözleşmesinde dava konusu olayın gerçekleşmesi halinde uygulanacak faiz ve oranı 15.07.2014 tarihinden itibaren sözleşmenin bitim tarihi olan 08,12.2017 tarihine kadar yapılan hesaplama ile kıyaslama ile ortalama 2.313,55 ton alım yapabileceği ortalama toplam kar marjının ton başına 246 USD olduğu ana dağıtıcı kar payı 20 pay ile ton başına 49,2 USD bulunduğu toplam 15.07.2014 sözleşme fesih tarihi ve 08.12.2017 sözleşme bitim tarihi arasında yapılan hesaplama göre oransal olarak 2.313,7 alım yapması olasılığı hesabı ile 2.313,7 alım ton başı 49,2 USD gelir: 113.834,04USD (dava açma tarihi 15.01.2015 itibari ile (USD kuru 2,28 TL 113.834,04 USD *2,28: 259.541,11 TL davacının kar kaybının olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili ek rapora beyan dilekçesinde, raporla haklılıklarının ortaya çıktığını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından ek bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde, bilirkişilerin ek raporda kök rapordaki beyanlarını tekrar ettiklerini, itirazları doğrultusunda inceleme yapılmadığını, menfi zarar hesabının sözleşme tarihi nazara alınarak yapıldığını, mahkeme kararlarında belirtilen makul süre kavramının uygulanmadığını, emsal Yargıtay kararları gereğince fesihten önceki dönem için ancak zarar talep edilebileceği, fesihten sonraki dönem için kar mahrumiyeti zararının hesaplanması gerektiği buna yönelik ise davacının aynı bölgede aynı şartlarla yeni bir bayilik ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul süre yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılarak bir karar verilmesi gerektiğinin belirtildiğini, sözleşmenin fesih sonrasında davacı tarafça teminat mektubunun bozdurulmasının nazara alınmadığını, hesaplanacak menfi zarardan 90.000,00 TL mahsup edilmesi gerektiğini, bilirkişilerin ek raporda kök rapordaki beyanlarını tekrar ettiğini, davacının sözleşmenin feshi ile birlikte müvekkili şirkete ait 90.000,00 TL teminat mektubunu hiçbir gerekçe göstermeksizin nakde çevirdiğini, oysa müvekkilinin davacı tarafa hiçbir borcunun bulunmadığını, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1182 Esas, 2018/496 Karar sayılı dosyasında, müvekkilinin davacıdan alacağının olduğu, davalıya herhangi bir borcunun olmadığının kesinleştiğini, kararda davacının davalıya cari hesap ilişkisi içinde takip tarihi itibariyle 79.662,32 TL borçlu gözüktüğünün ifade edildiğini belirterek , yeniden rapor alınmasını, teminat mektubu bedelinin davacı tarafça bozdurulması nedeniyle mahsup taleplerinin kabulüyle kar mahrumiyeti hesabında resen nazara alınmasını talep etmiştir. 13.02.2020 tarihli 2.bilirkişi ek raporunda; dosya mevcudu, davacı tarafın 2012-2013-2014 yılları ticari defterleri, dava dosyası ile yine bu kayıtların dayanağı belgelerin tetkiki sonucunda ve rapor içerisinde açıklanan nedenlerle; bilirkişi kurulu kök raporda ve 1 ek raporda makul süre dikkate alınmadan yapılan incelemede 15.07.2014 tarihinden itibaren sözleşmenin bitim tarihi olan 08.12.2017 tarihine kadar yapılan hesaplama ve kıyaslama ile ortalama 2.313,55 ton alım yapabileceği, ortalama toplam kar marjının ton başına 246 USD olduğu, ana dağıtıcı kar payının %20 pay ile ton başına 49,2 USD bulunduğu , 15.07.2014 sözleşme fesih tarihi ve 08.12.2017 sözleşme bitim tarihi arasında yapılan hesaplamaya göre oransal olarak 2.313,7 alım yapması olasılığı hesabı ile 2.313,7 alım * ton başı 49,2 USD gelir: 113.834,04USD (dava açma tarihi 15.01.2015 itibari ile (USD kuru 2,28 'TL ) 113.834,04 USD *2,28: 259.541,11 TL davacının kar kaybının olduğu davacı tarafın ... A.Ş'ye verdiği 90.000 TL teminat mektubu bedeli düşüldüğünde ise 169.541,61 TL davacı ...nin davalı ... Ltd. Şti 'den alacaklı olduğu, 2. ek raporda mahkemenin davalının bilirkişi kök ve ek raporuna itirazlarının dikkate alınarak davacı tarafın davalı tarafça sözleşmenin feshi olan 15.07.2014 tarihinden itibaren 6 aylık makul sürenin bitim tarihi olan 15.01.2015 tarihine kadar yapılan hesaplama ve kıyaslama ile ortalama 395,4 ton alım yapabileceği ortalama toplam kar marjının ton başına 246 USD olduğu ana dağıtıcı kar payı 46 20 pay ile ton başına 49,2 USD bulunduğu toplam 15.07.2014 sözleşme fesih tarihi ve makul süre sonu olan 15.01.2015 tarihi arasında yapılan hesaplamaya göre oransal olarak 395,4 ton alım yapması gerektiği * ton başına 49,2 USD gelir: (dava açma tarihi 15.01,2015 itibari ile (USD kuru 2,28 TL ) 19,453,68 USD *2,28:44.354,39 TL davacının 6 aylık makul süre için kar mahrumiyeti kaybının olduğu ... Lid'nin davacı ...ye verdiği 90.000 TL teminat bedeli düşüldüğünde 45.645,60 TL davalı ... Ltd. Şti 'nin davacı ... A.Ş'den alacaklı olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili rapora itiraz ederek ,davalının 78.000,00 TL'lik bir teminatı bulunduğu, başkaca bir alacağının olmadığını, bu teminatın alacaklarını mahsup etmek için tuttuklarını, davalarının 259.541,00 TL üzerinden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili raporuna karşı beyan dilekçesinde, bilirkişi raporunda 6 aylık makul süre olduğunun belirtildiğini, 259.000,00 TL rakamın sözleşmenin tümüyle ilgili olduğunu, makul zararın 45.000,00 TL olduğunu, 90.000,00 TL nakit teminatları olup mahsubunu talep ettiklerini, müvekkilinin alacaklı konumunda bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, 04.03.2020 tarihli ara kararın 1 nolu bendinde, davacı vekiline davayı ıslah etmek üzere 1 haftalık kesin süre verilmiştir. Dosya içerisinde ve sistem üzerinde yapılan incelemede davacının dava değerini ıslah ettiğine dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmamıştır. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin erken ve haksız şekilde feshedilmiş olduğu dosya kapsamı ve bilirkişi raporları neticesinde sübuta ermiştir. Sözleşmenin davalı tarafından haksız feshinin kabulü nedeniyle davacı tarafça ancak müspet zarar talebinde bulunabilecektir. Müspet zarar, kusursuz olan tarafın temerrüde düşen taraftan sözleşme yürürlükte kaldığı sürece isteyebileceği bir tazminat türüdür. Kâr yoksunluğu zararının mahkemece doğrudan araştırılması ve tespit edilmesi gerekecektir. Somut olayda, kâr mahrumiyet istemi müspet zarar kapsamında olduğundan hesaplamanın bu doğrultuda yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı şirketin yeni bir bayilik kurabileceği tarih baz alınarak süreç içerisindeki yoksun kalınan kâr hesabı yapılmıştır. Yargıtay emsal ilamları ve emsal kararlarda kabul edilen prensipler gereğince davacı şirketin sözleşmenin haksız feshi tarihinden itibaren altı aylık süre içerisinde yeniden bir bayi kurabileceği ve işletmeye başlayabileceği kanaati ile yapılan hesaplama sonucunda çıkan zararın kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 373,20 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.01.02.2024
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun değerine göre karar kesindir.