T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/2069
KARAR NO: 2023/1969
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/09/2020
NUMARASI: 2019/603 E. - 2020/518 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/668 Esas sayılı dosyasında 10.02.2017 tarihinde iflasına karar verildiğini, iflas işlemlerinin İstanbul Anadolu ... İcra ve İflas Müdürlüğünün ... iflas dosyasında devam ettiğini, tasfiyenin basit tasfiye usulünde yapıldığını, müflis şirketin ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde davalı şirketin 217.451,94 TL borçlu olduğunun tespit edildiğini, davalıya borcun ödenmesi için muhtıra gönderildiğini, ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline ve davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müflisin müvekkili ile müvekkiline ait Avrasya Barter sistemine üyelik koşullarını tanzim eden ... sayılı, 25.02.2013 tarihli barter sözleşmesi imzaladığını, barter sisteminin sadece üye firmaların alışveriş yapabildikleri bir pazarda, üye firmaların satın aldığı mal veya hizmet bedelinin yine sisteme üye diğer firmalara mal veya hizmet satarak ödediği, aynı şekilde üye firmalara sattığı mal veya hizmetin bedelinin yine üye firmalardan mal veya hizmet satın alarak tahsil ettikleri bir sistem olduğunu, müvekkilinin üye firmaların barter firmaları ile çalışmalarını organize eden aracı kuruluş olduğunu, barter sisteminde nakit para değil, barter çeki kullanıldığını, barter çekinin üyeler arasında gerçekleşen alım-satım işlemlerinde bir ödeme ve tahsilat aracı olarak kullanılan, üzerinde yapılan işleminin USD cinsinden tutarının yazılı olduğu, mal veya hizmeti alan tarafından imzalanıp kaşelenen Avrasya Barter sisteminin kıymetli evrakı olduğunu, müvekkili ile müflis arasındaki ticari ilişkinin barter olarak gerçekleştiğini, müvekkilinin müflis şirkete nakit olarak borçlanmadığını, davacının alacaklı olduğunu iddia etse de, müvekkilinin ticari defterlerinde davacı şirkete borçlu olmadığını, aksine müflisin, müvekkiline borçlu olduğunu, müflisin iflasından önce şirket yetkilisinin müvekkili şirketi ibra ettiğini savunarak, davanın reddine ve davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, davacının, davalıya satıp teslim ettiğini iddia ettiği ürünler ve hizmetler karşılığında cari hesap ilişkisi nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin barter sistemi şeklinde olup olmadığı, buna göre davacının, davalıdan nakdi olarak alacak talep etmesinin mümkün olup olmadığı ve miktarı hususlarında olduğunun tespitine ilişkindir.Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, taraflara ait ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dosya bilirkişiye gönderilmiş olup bilirkişi raporunda özetle; davacı yanın İstanbul Anadolu .... İcra iflas Müdürlüğü ... nolu iflas dosyasında bulanan ticari defterleri ile davalı tarafından ibraz edilen ticari defter ve belgeler ile dosya münderecatının incelenmesi neticesinde; dava konusu somut olayda yanlar arasında Barter denilen mal-hizmet takası alışverişi şeklinde ticari ilişki kurulduğunun çekişmesiz olduğunu, davacı müflisin ticari defterlerinde iflas tarihinde davalıdan 217.451,94 TL alacaklı olduğunu, davalı ticari defterlerinin incelenmesinde iflas tarihinde davalının da davacı müflise 217.453,18 TL borçlu olduğunu, iflas tarihinden sonra 31.12.2017 tarihinde davalının delil olarak ibranameye istinaden davacı borcunu sıfırladığı ve inceleme gününde davalının davacıya herhangi bir borcu olmadığını, neticede esasen iflas tarihinde yanlar arasında borçlar hususunda herhangi bir ihtilaf olmadığını ve davacı müflisin davalıdan 217.451,94 TL alacaklı olduğunu, uyuşmazlığın çözümünün ise davalının ibraz ettiği ibranamenin geçerli olup olmadığı noktasında toplandığını, mahkemece ibranamenin geçersiz olduğuna kanaat edilmesi halinde iflas tarihinde davacının davalıdan 217.451,94 TL alacaklı olacağını, yanlar Barter usulü çalıştığından davacının bu alacağı nakden talep edip edemeyeceğinin mahkeme takdirinde olduğunu, mahkemece ibranamenin geçerli olduğuna kanaat etmesi halinde ise davacı müflisin davalıdan herhangi bir alacağı olmayacağını bildirmiştir.HMK 222 madde gereğince ;mahkeme ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.Kanuni şartlara uygun olarak tutulan ticari defter ve kayıtların sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabulü gerekmektedir.Zira kanuni şartlara uygun tutulduğu anlaşılan tarafın ticari defter ve kayıtları ancak karşı tarafın kanuna uygun tutulduğu anlaşılan ticari defter ve kayıtlarının incelenmek suretiyle hükümden düşürülebilir. Tarafların usulüne uygun ve alacağın kaynağını oluşturan kayıtları içeren ticari defterlerinin lehine kati delil teşkil ettiği, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre iflas tarihi itibariyle davalıdan 217.451,94 TL alacaklı olduğu, davalının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre 2017 tarihi itibariyle davacıya 217.453,18 TL borçlu olduğu, 31/12/2017 tarihi itibariyle ibranameye istinaden 217.453,18 TL borç bakiyesinin kapatıldığı anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta çözümlenmesi gereken husus ibranamenin geçerli olup olmadığı ve davacının, davalıdan olan alacağını nakden talep edip edemeyeceğidir.Dosya kapsamında bulunan "İBRANAMEDİR" başlıklı, 31/12/2017 tarihli belgeye göre ibra edenin davacı müflis şirket, ibra edilenlerin ise ...Tic. Ltd. Şti.(davalı) ile ...Tic. AŞ olduğu, ibra edenin, ibra edilenlerden herhangi bir nam adı altında herhangi bir alacağı olmadığının kararlaştırıldığı, bu şekilde tarafların birbirleri ile ibralaştığı, davacı müflis şirketin İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/688 Esas sayılı dosyasında 10/02/2017 tarihinde saat 15:12'den itibaren iflasına karar verildiği, İİK 184 maddesi uyarınca iflas açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün mallarının hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil edeceği, müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflasın açılması ile kısıtlanarak artık iflas masasının kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu dikkate alınarak Mahkememizce yapılan değerlendirme neticesinde 10/02/2017 tarihinde saat 15:12'den itibaren müflis şirketin iflasına karar verildiği, dosya kapsamında bulunan "İBRANAMEDİR" başlıklı belgenin ise iflas kararının verilerek iflasın açılmasından sonra 31/12/2017 tarihinde düzenlendiği, iflas masasının kanuni temsilcisi olan iflas idaresi dışında artık temsil yetkisi olmayan müflis şirket ile yapılan ibranamenin geçerli olmadığı anlaşılmakla Mahkememizce itibar edilmemiştir. Taraflar arasında Barter şeklinde bir ticari ilişkinin bulunduğu, her ne kadar Barter sisteminde nakit para alışverişi şeklinde işleyen bir ilişki olmasa da davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre iflas tarihi itibariyle davalıdan 217.451,94 TL alacaklı olduğu, davalının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre 2017 tarihi itibariyle davacıya 217.453,18 TL borçlu olduğu, 31/12/2017 tarihi itibariyle Mahkememizce geçerli olmadığı değerlendirmesiyle itibar edilmeyen ibranameye istinaden 217.453,18 TL borç bakiyesinin kapatıldığı dikkate alındığında her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre davacının, davalıdan alacaklı olduğunun sabit olduğu, taraflar arasında artık Barter şeklinde işleyen bir ilişkinin bulunmadığı, bu durumda davacının, davalıdan olan alacağını nakit olarak talep edebilmesine de bir engel bulunmadığı Mahkememizce değerlendirilmiştir.Böylelikle yukarıda yapılan açıklamalar ışığında icra takibine konu alacağın tarafların usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtları ile ispatlandığı, hüküm vermeye elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi tarafından sunulan rapor da dikkate alınarak davanın kabulü ile, davalının Bakırköy ... İcra Müdülrüğü'nün ... esas sayılı dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin 217.451,94 TL asıl alacak üzerinden devamına, alacak likit olmakla icra inkar tazminatına ilişkin talebin kabulüne dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulü ile, Bakırköy .... İcra Müdülrüğünün ... Esas sayılı dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin 217.451,94 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak olan 217.451,94 TL'nin %20'si üzerinden hesaplanan 43.490,38 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı şirket yetkilisi tarafından 31.12.2017 tarihinde imzalanan ibranamenin geçerli olduğunu ve davalının davacıya borcu olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, TBK m. 132’de göre; “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir.” denildiğini, ibranamenin 31.12.2017 tarihli davacı şirket yetkilisi tarafından imzalanmış olmakla geçerli bir ibraname olduğunu, müvekkilinin davacıya olan borcunu ortadan kaldıran bir belge olduğunu, bu hususun Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 05.10.2015 tarihli, 2015/601 Esas ve 2015/12037 Karar sayılı kararında da açıkça belirtildiğini, mahkemece nakit alacağa hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, davacı ile müvekkiline ait Avrasya Barter Sistemine üyelik ve işleyiş koşullarını tanzim eden 341241 sayılı 25.02.2013 tarihli Barter Sözleşmesi imzalandığını, müvekkilimiz şirket ile ticari ilişkiye başladığını, barter sisteminin sadece üye firmaların alışveriş yapabildikleri bir pazarda, üye firmaların; satın aldığı mal veya hizmetin bedelini yine sisteme üye diğer firmalara mal veya hizmet satarak ödediği, aynı şekilde üye firmalara sattığı mal veya hizmetin bedelini yine üye firmalardan mal veya hizmet satın alarak tahsil ettiği bir sistem olduğunu, davalının barter şirketi olmakla, üye firmaların barter firmaları ile çalışmalarını organize eden aracı kuruluş olduğunu, barter sisteminde nakit para kullanılmadığını, bunun yerine barter çeki kullanıldığını, barter çeki, üyeler arasında gerçekleşen alım-satım işlemlerinde bir ödeme ve tahsilat aracı olarak kullanılan, üzerinde yapılan işlemin Amerikan Doları cinsinden tutarının yazılı olduğu, mal veya hizmeti alan tarafından imzalanıp kaşelenen Avrasya Barter sisteminin kıymetli evrakı olduğunu, müvekkili şirketin de barter şirketi olmakla, aynı zamanda barter sistemide dahil olan bir şirket olduğunu, barter sistemine müflis şirketin üye olmasıyla birlikte, taraflar arasındaki ticari ilişkinin başladığını, müvekkili şirket ile müflis şirket arasındaki ticari ilişkinin temelinde barter sistemi olduğundan taraflar arasında alacak borç ilişkisinin barter alacağı olarak gerçekleştiğini, müvekkilinin müflis şirkete nakdi olarak borçlanmadığını, bilirkişi raporunda da bunun tespit edildiğini, taraflar arasında akdedilen 25.02.2013 tarihli barter sözleşmesinin "Sözleşme Süresi ve Sona Ermesine İlişkin Hükümler" başlıklı kısmın 3.maddesi gereğince "...ÜYE'nin alacağı varsa tahsilatını ancak alacak mikytarı kadar mal veya hizmeti, Barter ile tahsil eder. ÜYE, AVRASYA BARTER'dan hiçbir zaman nakit ödeme talebinde bulunamaz..." maddesi bulunduğunu, davacının müvekkilinden nakit alacak talebinde bulunamayacağının açıkça düzenlendiğini, Yargıtay uygulaması gereğince de taraflar arasında barter sözleşmesinin bulunması halinde alacağın barter olarak ödenmesi gerektiği kabulü olduğunu, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 12.10.2015 tarihli 2014/10871 Esas ve 2015/6467 Karar, 05.06.2017 tarihli 2015/9115 Esas ve 2017/1666 Karar, 09.12.2013 tarih 2014/3224 Esas ve 2014/7546 Karar sayılı kararlarında da aynı noktaya değinildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tüm talepler yönünden reddine, karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, ek istinaf dilekçesinde özetle; muhasebesel cari hesap mutabakat işlemlerinin yıl sonlarında yapıldığını, buradan yola çıkarak müvekkili şirket muhasebesinin de davacı ile olan cari hesap mutabakatını 31.12.2017 tarihinde yaptığını, taraflar arasında herhangi bir alacak borç ilişkisi bulunmadığından davacı şirket yetkilisi tarafından ibraname imzalanarak müvekkiline teslim edildiğini, mahkeme tarafından, ibranamenin imza tarihinin iflas tarihinden sonra olduğu gerekçesiyle ibraname geçerli kabul edilmemiş olsa da bu durumun hatalı olduğunu, zira taraflar arasındaki cari hesap işleminin müflis şirketin iflas tarihinden evvel olduğunu, her ne kadar müflis şirketin iflas tarihi 10.02.2017 tarihi olsa da taraflar arasındaki son cari ilişki 10.02.2017 tarihinden önce olduğunu, bunun tarafların ticari defterleriyle sabit olduğunu, 31.12.2017 tarihli ibraname iflas tarihinden sonra alındığından geçersiz kabul edilse de ibra edilen tutara ilişkin cari hesap hareketliliğinin iflas tarihinden önce olduğundan ibranamenin geçerli sayılması gerektiğini ileri sürmüştür.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari ilişki nedeniyle düzenlenen fatura ve cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamında bulunan Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine toplam 217.451,94 TL alacak yönünden 20.07.2018 tarihinde icra takibi başlattığı, takip dayanağı olarak İstanbul Anadolu ... İcra ve İflas Müdürlüğünün 20.06.2018 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilen ve ödenmeyen 217.451,94 TL müflis şirket alacağının ve cari hesap alacağının gösterildiği, ödeme emrinin 21.12.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 21.12.2018 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Davacı, cari hesap alacağı olduğunu iddia etmiş, alacağın kaynağına ilişkin bir açıklama yapmamıştır. Davalı ise barter sözleşmesi gereğince nakit alacak talep edilemeyeceğini ayrıca davacı şirketin 31.12.2017 tarihli ibraname ile kendisini ibra ettiğini savunmuştur. HMK'nın 190. maddesinde ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. HMK'nın 222. maddesine göre ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulması, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması gerekmektedir. Bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesinin ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. HMK 222/3 maddesi "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü haizdir.Her iki tarafın da ticari defterlerine delil olarak dayandıkları, defterlerini dosyaya sunmuş oldukları görülmektedir. Mahkemece taraf defterleri bilirkişi aracılığı ile incelenmiş ve bilirkişi raporu dosya kapsamına dahil edilmiştir. Buna göre somut olayda, tarafların usulüne uygun ve alacağın kaynağını oluşturan kayıtları içeren ticari defterlerinin lehlerine kati delil teşkil ettiği, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre iflas tarihi itibariyle davalıdan 217.451,94 TL alacaklı olduğu, davalının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre 2017 tarihi itibariyle davacıya 217.453,18 TL borçlu olduğu, davalı defterlerinde 31/12/2017 tarihi itibariyle ibranameye istinaden 217.453,18 TL borç bakiyesinin kapatıldığı anlaşılmıştır. Tarafların usulüne uygun tutulmuş karşıklı kayıtları birbiri ile uyumlu ticari defter kayıtlarına göre karşılıklı olarak alacaklı borçlu oldukları, davalının aleyhine delil teşkil eden ticari defter kayıtlarının aksini HMK 222/3 maddesi uyarınca senet veya diğer kesin delillerle ispatlayamadığı, sunulan ibranamenin iflas tarihinden sonra olduğu ve davacıyı bağlamayacağı nazara alındığında davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı taraf her ne kadar 25.03.2018 tarihli sözleşmeye dayanmış ise de; bu sözleşmenin tarafının davalı şirket olmadığı, davalının dayandığı barter sözleşmesinin dava dışı ... AŞ ile davacı arasında imzalanmış olduğu anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Öte yandan, davacı müflis şirketin İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/688 Esas sayılı dosyasında 10/02/2017 tarihinde saat 15:12'den itibaren iflasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmektedir. İİK 184 maddesi uyarınca iflas açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün mallarının hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflasın açılması ile kısıtlanarak artık iflas masasının kanuni mümessili iflas idaresine geçer. Bu nedenle, müflis şirketin tasarruf yetkisi iflas ile kısıtlanan yetkilisi tarafından 31.12.2017 tarihli ibraname başlıklı belge ile davalıyı ibra ettiği kabul edilemeyeceğinden mahkemece bu ibranameye değer verilmemesi ve davanın kabulüne karar verilmesi de yerinde olmuştur.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 11.140,61 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.07.12.2023