T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/12
KARAR NO: 2024/269
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 20.10.2023
NUMARASI: 2023/623 Esas
DAVA: Ariyet olarak verilen malzemelerin teslimi- aksi halde bedelinin tahsili
Taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalıya ariyet olarak verilen malzemelerin teslimi- aksi halde bedelinin tahsili davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili şirket arasında Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi, Otogaz Bayilik Sözleşmesi, Akaryakıt ve LPG/Otogaz Bayilik Protokolü ve sair ekleri akdedilerek davalıya; Bursa ili İnegöl ilçesi ... Köyü ... ada ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt ve otogaz/LPG istasyonunda; akaryakıt ve otogaz/LPG bayiliği, Bursa ili Yenişehir ilçesi ... Köyü ... pafta ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunda akaryakıt bayiliği ve işletmecilik hakkı tesis edildiğini, bu kapsamda, her iki istasyon için de taraflar arasında kurulan ticari ilişkiler süresince müvekkili şirket tarafından davalı şirkete uygun ticari koşullar sağlandığını, davalı şirket lehine yatırımlar yapıldığını ve sözleşme süresince kullanılmak üzere davalıya ariyet menkuller verildiğini, davalı tarafından Bursa ... Noterliği'nden keşide edilen 06.06.2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile, Bursa ili İnegöl ilçesi ... Köyü ... ada ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde yer alan istasyona ilişkin Akaryakıt ve LPG/Otogaz Bayilik Sözleşmesi ve eki niteliğindeki sözleşmelerin süresinin 08.06.2023 tarihinde sona ereceğini, bundan bahisle sözleşmenin yenilenmeyeceğini ve uzatılmayacağını ve yeni bir sözleşme akdedilmeyeceği bildirildiğini, Bayilik Sözleşmesi'nin, süresinin sonunda sona ermesiyle beraber müvekkili şirket tarafından davalıya ariyet olarak bırakılan bir kısım menkullerin sökülerek iade alındığını, söküm ve nakliye masrafları Bayilik Sözleşmeleri ve Protokol hükümlerine uygun olarak davalıya fatura edildiğini, söz konusu söküm ve nakliye masrafları ile birlikte davalının cari hesaptan kaynaklanan toplam 58.349,48-TL borcu bulunduğunun tespit edildiğini, davalı tarafından keşide edilen 06.06.2023 tarih ve 5185 keşide numaralı ihtarnamede uhdesinde yer alan ariyet ve ekipmanları müvekkili şirkete teslim etmeye hazır olduğunu bildirmesine karşın, bir kısım ariyetlerin teslim edilmediğini, bununla birlikte davalı tarafından keşide edilen Kartal ... Noterliği'nin 15.07.2023 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile söküm faturalarına itiraz edildiğini, söz konusu itiraza konu faturalara ilişkin olarak davalı tarafından düzenlenen iade faturalarının da müvekkili şirketçe kabul edilmeyerek iade edildiğini, müvekkili şirket tarafından Üsküdar .... Noterliği'nden keşide edilen 07.08.2023 tarih ve ... keşide numaralı ihtarname ile, bazı ariyetlerin sökümü ve cari hesaptan kaynaklanan 58.349,48-TL cari hesap borcu bulunduğunu, teslim edilmeyen ariyetlerin söküm ve nakliye masrafı davalıya ait olmak üzere müvekkili şirkete iade edilmesi gerektiğini, davalı firma tarafından söz konusu ariyetler iade edilmeyecek ise LPG TANK Hamle 2018 için 350.000,00-TL + KDV, LPG PLC ... için 27.000,00-TL + KDV, LPG Tesisat için 180.000,00-TL + KDV ve LPG DİSPENCER 1 adet tb 2A 2018 için 55.000,00-TL + KDV olmak üzere müvekkili şirkete toplam 612.000,00-TL + KDV tutarında ariyetlerin rayiç bedelinin ödenmesi gerektiği tüm hakları saklı kalmak kaydı ile ihtaren bildirilerek davalının temerrüde düşürüldüğünü, sözleşmeler ve protokol tarafların birbirine uygun irade beyanları ile imza altına alındığını ve söz konusu sözleşmeler ve protokol gereğince davalının müvekkiline ait ariyetleri söküm ve nakliye masraflarına katlanarak teslim edeceği kararlaştırıldığını, Sözleşme'nin "Süresinin Dolması ile Sona Ermesi" başlıklı 23. maddesinde ise açıkça sözleşmenin sona ermesi halinde davalı şirketin sorumluluğunun belirlendiğini, davalı tarafından bir kısım ariyetler iade edilmediğini, hâlâ davalı tarafından kullanıldığını, teslim edilen ariyetlere ilişkin söküm ve nakliye masrafları sözleşme ve protokolde aksi kararlaştırılmış olmasına rağmen davalı tarafından ödenmediğini, taraflar arasında akdedilen Sözleşme ve Protokol'e ek olarak, 08.06.2018 tarihli Ariyet Sözleşmesi akdedildiğini ve bu kapsamda davalının kullanması ve akaryakıt işletmeciliği yapması için müvekkil şirket tarafından davalının uhdesine ariyet olarak menkuller verildiğini, Ariyet Sözleşmesi kapsamında verilen menkullerin mülkiyeti müvekkili şirkete ait olmakla birlikte davalı bayiye, bu bayilik ilişkisi süresi ile sınırlı olmak üzere temin edildiğini, müvekkili şirketin, bayilik ilişkisinin bir gereği olarak, söz konusu ariyetleri davalı şirkete gereği gibi teslim ettiğini ve ariyetlerin bayilik ilişkisi son bulana dek bayi tarafından sorunsuz şekilde kullanıldığını, sözleşme sona ermesine karşın müvekkili şirkete ait LPG TANK hamle 2018, LPG PLC ..., LPG tank üstü tesisat ve LPG dispencer teslim alınamadığını, söz konusu ariyetlerin haksız şekilde davalı tarafından kullanıldığını, istasyonda kalan diğer ariyetlerin ise müvekkili şirket tarafından sökülerek davalı şirketten teslim alındığını, davalı şirketin her ne kadar 15 gün içerisinde ariyetleri teslim etmekle yükümlü ise de bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ariyetlerin söküm işlemlerine yönelik masrafların da müvekkili şirket tarafından karşılandığını, davalı firma tarafından İnegöl ... Noterliği'nden keşide edilen 14.06.2023 tarih ve ... keşide numaralı ihtarname ile Bursa ili Yenişehir ilçesi ... Köyü ... pafta ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde yer alan istasyona ilişkin Bayilik Sözleşmesi ve eki niteliğindeki sözleşmelerin süresinin 30.05.2023 tarihinde sona ereceği, bundan bahisle sözleşmenin yenilenmeyeceğini ve uzatılmayacağını ve yeni bir sözleşme akdedilmeyeceği bildirildiğini, Bayilik Sözleşmenin, süresinin sonunda sona ermesiyle beraber müvekkili şirketin kayıtları tetkik edildiğinde davalının cari hesaptan kaynaklanan toplam 3.540,00-TL borcu bulunduğu tespit edildiğini, taraflar arasında akdedilen Sözleşme ve Protokol'e ek olarak, 31.05.2018 tarihli Ariyet Sözleşmesi akdedildiğini bu kapsamda davalının kullanması ve akaryakıt işletmeciliği yapması için müvekkili şirket tarafından davalının uhdesine ariyet olarak menkuller verildiğini, Ariyet Sözleşmesi kapsamında verilen menkullerin mülkiyetinin müvekkili şirkete ait olmakla birlikte davalı bayiye, bayilik ilişkisi süresi ile sınırlı olmak üzere temin edildiğini, müvekkili şirketin, bayilik ilişkisinin bir gereği olarak, söz konusu ariyetleri davalı şirkete gereği gibi teslim ettiğini, ariyetlerin bayilik ilişkisi son bulana dek bayi tarafından sorunsuz şekilde kullanıldığını, davalı tarafından bayilik ilişkisi kapsamında teslim alınan ariyetlerin sözleşmesinin süresinin sona ermesiyle beraber müvekkili şirkete iade edilmesi gerektiğini ve istasyonda bulunan ariyet konusu menkullerden otomasyona ilişkin ariyetler teslim alınamadığını, mevcut durumda söz konusu bu menkullerin haksız zilyet olarak davalının uhdesinde bulunduğunu, müvekkili şirketin 24.07.2023 tarihinde, ariyet olarak verilen ve kendisine iade edilmesi gereken tüm menkullerin demontajı ve teslim alınabilmesi için davalı şirketin istasyonuna gittiğini, ancak davalı şirket yetkilisi otomasyon ariyetleri üzerinde söküm işlemine izin vermemesi sebebiyle müvekkil şirketin ariyetleri teslim alınamadığı şeklinde tutanak tutarak istasyondan ayrılmak durumunda kalındığını, davalı tarafından müvekkili şirketin malzemeleri ve ekipmanlarını kullanılmaya devam etmesi nedeniyle malzeme ve ekipmanlar yıpranarak hızla değer kaybına uğramakta olduğunu ve müvekkili şirketin gün geçtikçe zararının arttığını, tüm bu sebeplerle; müvekkili şirketin uğrayacağı maddi ve manevi zararların önlenmesi, mülkiyeti müvekkili şirkete ait ariyete konu malzeme ve ekipmanların davalı şirket istasyonunda yıpranmak suretiyle hızla meydana gelen değer kaybının önüne geçilmesi, dava konusu ariyet malzeme ve ekipmanların tedbiren kullanılmasının önlenmesini teminen, ariyete konu menkullerin davalıdan alınarak müvekkili şirkete ya da müvekkili şirketin muhafazası için göstereceği 3. kişiye teslim edilmesi konusunda öncelikle teminatsız, bunun kabul görmemesi halinde ise makul bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, 20.10.2023 tarihli ara kararla; "... 6100 sayılı HMK 389/1 fıkrası gereğince mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeni ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Bu şartların varlığı başlı başına ihtiyati tedbir kararı verilmesi sonucunu doğurmaz. Zira bu husus hakimin takdirine bırakılmıştır. Hakim, ispat kuralları çerçevesinde gerekli incelemeleri yaparak kanunda belirtilen olumsuz, sakıncalı, zararlı ihtimalin var olduğu kanaatine varırsa ihtiyati tedbir kararı verebilir. Tedbir talep eden, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır, tam ispat aranmaz ancak basit bir iddia da yeterli olmaz. Asıl uyuşmazlığı çözecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemez. Aksi halde ihtiyati tedbir davanın yerine geçmiş olur.Somut uyuşmazlıkta, ariyet malların iadesi istemi ile açılan davada talep edilen tedbir hüküm sonucuna yönelik olup, işin esasınını çözecek ve hüküm sonucunu elde edecek şekilde tedbir kararı verilemeyeceği..." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İhtiyati tedbir talep dilekçesindeki beyanlarını aynen tekrarla; sunulan tüm belgeler ışığında haklılıklarının ortaya çıktığını, davalının, müvekkili şirketin maliki olduğu ihtiyati tedbir talebine konu olan ariyetleri bayilik sözleşmesinin sona ermesi sonucunda müvekkili şirkete geri verme yükümlülüğünün doğmuş olması sebebiyle, haksız zilyet sıfatıyla yedinde bulundurması sonucu meydana gelecek zararları önleme adına ihtiyati tedbir talebinin kabulü gerektiğini, Müvekkil şirketin uğrayacağı maddi ve manevi zararların önlenmesi, mülkiyeti müvekkili şirkete ait her iki istasyon bakımından da ariyete konu malzeme ve ekipmanların davalı bayi istasyonlarında yıpranmak suretiyle hızla meydana gelen değer kaybının önlenmesi, davalının başka dağıtıcı firmalardan veya yasadışı yollardan temin ederek satışa sunacağı ürünlerden dolayı nihai kullanıcı konumundaki tüketicilerin hak ve menfaatlerinin EPDK mevzuatı çerçevesinde korunması, kamu sağlığı ve kamu güvenliğinin, davalı bayinin istasyonundaki olası kaçak akaryakıt satımı ve denetimsizlik nedeniyle tehlikeye düşürülmesinin önüne geçilmesi, tüketicilerin, piyasada müvekkili şirket markası adı altında satılan ürünlere duyduğu güvenin sarsılmaması, davalının müvekkili şirketin malzeme ve ekipmanlarını kullanarak elde ettiği haksız kazancın daha da artmasının önlenmesi ve sabitlenmesi, dava konusu ariyet malzeme ve ekipmanların tedbiren kullanılmasının önlenmesini teminen dilekçelerinde belirttikleri ariyete konu menkullerin davalıdan alınarak müvekkil şirkete ya da müvekkili şirketin muhafazası için göstereceği 3. kişiye teslim edilmesi konusunda öncelikle teminatsız, bunun kabul görmemesi halinde ise makul bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, Ekte sunulan emsal Yargıtay içtihatları doğrultusunda yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre başlangıçta hiçbir kanaatin oluşmadığı durumlarda bile muhtemel zarar görme tehlikesine dayalı olarak ihtiyati tedbire karar verilmesi gerektiği ifade edilmiş olup somut olayda müvekkili şirketin zarara uğradığı ve ileride muhtemel zararların ortaya çıkacağının aşikar olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ariyet konusu malların iadesi, bu kabul görmediği takdirde bedelinin tazmini istemine; istinaf, ariyet konusu mallar üzerine HMK'nın 389 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir konulması talebinin reddi ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. HMK'nın 389.maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ise, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünde kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda davacının, davalı ile arasındaki bayilik ilişkisinin sona erdiğini, aralarında imzalanan bayilik sözleşmeleri, protokol ve ariyet sözleşmeleri uyarınca davalıya verilen malzemelerin iadesi, olmadığı takdirde bedelinin tahsilini talep ettiği, ayrıca ariyet olarak verilen malzemelerin tedbiren davacıya veya göstereceği üçüncü kişiye verilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etiği, mahkemece, davanın aynen iade, mümükün olmazsa bedelin tazmini olduğu, uyuşmazlığın esasını çözer şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği ve yaklaşık ispatın sağlanamadığı gerekçeleri ile talebin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Dosyanın mevcut aşaması itibariyle ispat faaliyetinin devam ettiği, tedbirin koşullarının henüz bulunmadığı, kaldı ki ariyet olarak verildiği ileri sürülen malzemelerin dava sonucuna göre davalıdan teslim alınmasının mümkün olmaması halinde, davacının dava dilekçesindeki talebi doğrultusunda değerinin davalıdan tahsili de mümkün olabileceği dikkate alındığında, mahkemenin tedbir isteminin reddine ilişkin ara kararı isabetli olmuştur. Ayrıca yargılamanın ilerleyen aşamalarında toplanacak delil durumuna göre talep edilmesi ve tüm sözleşme örnekleri, protokoller ile ariyet konusu malları tek tek gösteren teslim tutanağının sunulması sonrasında şartların oluşması halinde her zaman ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olduğu da nazara alındığında bu aşamada dosyaya ibraz edilen bilgi ve belgeler yaklaşık ispat için yeterli kabul edilecek nitelikte olmayıp ilk derece mahkemesince verilen ara kararda usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddi kararı isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine ilişkin aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 22.02.2024 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.