T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/831
KARAR NO: 2024/772
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/02/2021
NUMARASI: 2018/549 E. - 2021/77 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin perakende satacağı ayakkabıların temini için davalıdan toptan ayakkabı sipariş edildiğini, siparişler karşılığında 12 adet çek verildiğini, çeklere ilişkin 8.12.2016 tarih ... ve 29.03.2017 tarih ... nolu makbuzlar düzenlediğini, satım sözleşmesinin avansı olarak davalıya ... Bankası AŞ. Trabzon Şubesinin ... seri no 31.01.2018 tarihli 11.000 TL bedelli, ... seri nolu 30.04.2018 tarihli 11.000 TL bedelli, ... seri nolu 31.05.2018 tarihli 12.000 TL bedelli, ... seri nolu 30.06.2018 tarihli 12.000 TL bedelli, ... seri nolu 31.07.2018 tarihli 12.000 TL bedelli, ... seri no 30.08.2018 tarihli 12.000 TL bedelli çekleri ile ... Bankası A.Ş Atapark Şubesinin ... seri nolu 30.06.2017 tarihli 10.500 TL bedelli, ... seri nolu 30.07.2017 tarihli 10.500 TL bedelli, ... seri nolu 30.08.2017 tarihli 10.500 TL bedelli, ... seri nolu 30.09.2017 tarihli 10.500 TL bedelli, ... seri nolu 30.10.2017 tarihli 10.500 TL bedelli, ... seri nolu 30.11.2017 tarihli 10.500 TL bedelli çeklerin verilmesine ve bir kaçının ödenmesine rağmen, siparişe konu emtianın teslim edilmediğini, ayakkabı alımı için verilen bu çeklerin bedelsiz kaldığını, taraflar arasında hukuki ilişki kalmadığını, buna rağmen bir kısım çeklerin tahsili için takip başlatıldığını ileri sürerek, çekler nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile iptaline, 30.08.2017 tarih ve 10.500 TL tutarlı çek için İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyanda başlatılan takibin durdurulmasına, vadesi gelmemiş çekler için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle %20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın haksız ve alacağının tahsilini engellemek amacıyla açıldığını, çeklerin tamamının ödeme amacıyla verildiğini, 30.08.2017 tarihli ve 10.500,00 TL bedelli çekin ödenmemesi üzerine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, önceki tarihlere ait başka çeklerin bulunmasına karşın icra takibinden sonra dava açılmasının kötü niyeti kanıtladığını, taraflar arasında ayakkabı siparişine veya avansa ilişkin bir anlaşma bulunmadığını, buna ilişkin yazılı belge sunulmamasının da bu hususu doğruladığını, tedbir kararı verilmesi halinde müvekkilinin alacağına kavuşmasının engelleneceğinden İİK'nın 72/4.maddesi uyarınca tazminata karar verilmesi gerektiğini, savunarak, davanın reddi ile %20 oranında tazminata hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...davaya konu olan çeklerde davacı keşideci, davalı taraf ise lehtar olup TBK’nın 207. maddesinin ikinci fıkrasında asıl olanın peşin satış olduğu düzenlenmekle çeklerin ödeme vasıtası olup mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verildiğinin kabulü gerekmektedir. Hal böyle olunca, bu karinenin aksini yani çekin verilip karşılığında mal alınmadığı iddiasını yazılı delille ispatla yükümlü olan tarafın davacı olduğu anlaşılmaktadır. Yargılamaya konu somut olayda davaya konu çeklerin betimlendiği 2 adet tahsilat makbuzu davalı tarafa isticvap mahiyetinde tebliğ edilmiş olup davalı tarafın isticvap edileceği duruşmada hazır olduğu gibi tahsilat makbuzu ve içeriklerini kabul ettiği anlaşılmıştır. Ayrıca ispat yükü altında olan davacı tarafın yazılı delil olarak münhasıran davalı yanın ticari defterlerine dayandığı görülmüş olup davalı ticari defterleri ibraz edilmekle kök ve ek rapor temin edilmiştir. Kök rapor tespitleri ve banka cevabi yazıları ile ara karara uygun inceleme içeren ek bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, ayrıntılı ve gerekçeli olarak hazırlamakla hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ibraz edilen davalı ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, ibraz edilen ticari defterlerin delil vasfını haiz olduğu, taraflar arasındaki mal alım/satım ilişkisine dayalı çek ve faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olan belgeleri ışığında 2017 yılına ait çeklerden dolayı ( 6 adet , toplam bedeli 63.000 TL) davacının davalıya borçlu olarak göründüğü, ancak 2018 yılına ait ( 6 adet, toplam bedeli 70.000 TL) ... Bankası Trabzon Şubesi ... numaralı 31/01/2018 tarihli 11.000TL bedelli, ... Bankası Trabzon Şubesi ... numaralı 30/04/2018 tarihli 11.000TL bedelli, ... Bankası Trabzon Şubesi ... numaralı 31/05/2018 tarihli 12.000TL bedelli, ... Bankası Trabzon Şubesi ... numaralı 30/06/2018 tarihli 12.000TL bedelli, ... Bankası Trabzon Şubesi ... numaralı 31/07/2018 tarihli 12.000TL bedelli, ... Bankası Trabzon Şubesi ... numaralı 30/08/2018 tarihli 12.000TL bedelli çekler yönünden davacının 69.088,23-TL yönünden borçlu olmadığı, 2018 yılına ait 6 adet çekin kanuni sorumluluk bedellerinin banka tarafından davalıya ödenmesi nedeni ile 1.600x 6= 9.600-TL ile 2017 yılından kalan davacı borcu 911,77-TL'nin mahsubu ile bakiye 8.688,23-TL'nin istirdadının gerektiği anlaşılmakla; davanın kısmen kabulüne, kötüniyetin sübut bulmadığı görülmekle koşulları oluşmayan tazminat isteminin reddine.." gerekçesiyle kısmen kabulü ile belirtilen çekler yönünden davacının davalıya 69.088,23 TL borçlu olmadığının tespitine, tahsil edilen 8.688,23 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, koşulları oluşmayan tazminat isteminin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece ... Bankası AŞ'ye ait çekler nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilerek, ... Bankasına ait 6 adet çeke yönelik talebin reddedildiğini, ... Bankasına ait çeklerin toplamının 70.000 TL olmasına rağmen mahkemece 69.088 TL üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkeme sadece 8.688,23 TL'nın istirdatına karar verildiğini, oysa alınan banka karşılıklarının daha fazla olduğunu, müvekkilinin bu çeklerden önce başka siparişleri olmadığını, taraflar arasında önceye dayalı bir ticari ilişki bulunmadığını, bu hususun davalı ticari defterlerindeki faturalardan da anlaşıldığını, faturaların çek tarihlerinden sonrasına ait olduğunu, davalının defterindeki faturaların tamamının müvekkiline tebliğ edilmediğini, ancak davalının defterlerine dayanıldığı için bu kayıtların kendileri açısından bağlayıcı olduğunu, faturaların tamamı kadar mal satıldığı ve teslim edildiğini kabul edilse dahi müvekkilinin aşağıda belirtilecek nedenlerle borçlu olmadığını, Çeklerin tacir çeki olduğunun dikkate alınmadığını, bu durumlarda çek karşılığı alım satıma ilişkin belge ve faturaların ticari defterlere kaydı gerektiğini, müvekkilinin gerçekte borcu bulunmadığını, ancak davalının ... Bankasına ait 10.500 TL tutarlı 30.06.2017 tarihli çeki tahsil ettiğini, ödeme sonrası çekin bankaya iade edildiğini, buna göre toplam 21.000 TL tahsil edildiğini, karşılıksız çekler için alınan banka teminat tutarları toplamının da ... Bankasına ait 6 çek karşılığı olarak 1.410 TL, 1.410 TL, 1.410 TL, 1.600 TL, 1.600 TL, 1.600 TL olmak üzere toplam 9.030 TL olduğunu, ... Bankasına ait 6 çek karşılığı banka teminmat tutarı olan 9.600 TL'nin de davacı tarafça tahsil edildiğini, davalının defterindeki fatura miktarı 9 adet için 43.858,84 TL olduğunu, iade fatura bedeli olarak 5.646,35 TL'nin mahsubu gerektiğini, çeklerin ise 133.000 TL olduğunu, tahsil edilen çek tutarı ile 12 çekin banka garanti ödemesinin düzenlenen faturalardan mahsubu halinde 43.858,84 - ( 21.000TL + 9.600+ 9.030 TL +5.646 TL ) = 1.418,00 TL müvekkilinin alacaklı hale geleceğini, başkaca mal satış faturası bulunmaması nedeniyle müvekkilinin davasının kabulü gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının keşide ettiği toplam 133.000,00 TL bedelli 12 adet çek yönünden, çeklerin bedelsiz kaldığı iddiasıyla menfi tespit talep edildiğini, çeklerin ayakkabı siparişine ilişkin avans olarak verildiğinin ileri sürüldüğünü, çeklerin teslimine ilişkin 08.12.2016 ve 29.03.2017 tarihli iki adet tahsilat makbuzu sunulduğunu, mahkemece hatalı değerlendirme ile 69.088,23 TL bedelli çekler yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine, 8.688,23 TL'nin istirdadına, diğer çekler yününden ise davanın reddine karar verildiğini, oysa gerekçede çekin ödeme aracı oluğu, davacının çeklerin avans olarak verildiği iddiasını yazılı delillerle ispatlaması gerektiğinin belirtildiğini, bu gerekçeye göre verilen kısmen kabul kararının hatalı olduğunu, Çekin kanunen bir ödeme aracı olarak illetten mücerret olduğunu, aksini iddia eden tarafın iddiasını yazılı delillerle ispatlaması gerektiğini, çeklerin tamamının ödeme amacıyla keşide edildiğini, bilirkişi raporunda da çeklerin avans hesabında yer almadığı, ödeme olarak alındığının tespit edildiğini, çekin ödeme dışında başka bir amaçla keşide edildiği iddiasına ilişkin olarak Yargıtay’ın istikrar kazanmış içtihatlar gereğince ispat yükünün davacıda olduğunu, çeklerin ayakkabı siparişine ilişkin avans olarak verdiği iddiasının gerçek dışı olup kanıtlanamadığını, taraflar arasında bu yönde herhangi bir anlaşma veya sipariş bulunmadığını, hükme esas alınan tahsilat makbuzlarında da “ ….Ltd.Şti.den almış olduğu mal karşılığında aşağıda belirtilen vade ve bedeller ile çekler/senetler imzalanarak alıcıya verilmiştir” ibareleri bulunduğundan, çeklerin avans olarak değil teslimi yapılmış mal karşılığında verildiğinin kabulü gerektiğini, avans iddiası kanıtlanmamasına rağmen ticari defterlerin incelenerek karar verildiğini ve müvekkilinin defterlerini ibraz ettiğini, yapılan incelemede, çeklerin avans hesabında yer almadığı, 2017 yılında verilen toplam 70.000 TL bedelli çek yönünden davacıya herhangi bir fatura düzenlenmediği bu suretle de davacının 2016 yılından gelen 911,77-TL lik borç bakiyesi düşüldükten sonra 69.088,23 TL kısmından borçlu olmadığı yönüne görüş bildirildiğini, oysa ispat yükünün davacıda olduğunu, tüm çekler yönünden düzenlenen teslim makbuzunda çekin ödeme aracı olduğunun yazıldığını, çekin ödeme aracı olması karşısında ticari defterlerde bu çekler yönünden davacıya fatura düzenlenmemiş olmasının tek başına davacının borçlu olmadığı anlamına gelmeyeceğini, aynı gerekçe ile 8.688,23 TL'nin istirdadına ilişkin kararın da hatalı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki satım sözleşmesi ilişkisinde avans olarak verildiği ileri sürülen çeklerin karşılığında mal teslim edilmemesi nedeniyle bedelsiz kaldığı ileri sürülen çekler nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti ve yapılan ödemelerin istirdadı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında ayakkabı satımına ilişkin bir sözleşme ilişkisi bulunduğu sabittir. Uyuşmazlık, davacının keşidecisi olduğu ve davalı emrine düzenlenen 12 adet çekin satım sözleşmesinin avansı olarak verilip verilmediği ve avans olarak verilmiş ise sözleşme konusu emtianın teslim edilip edilmediği noktasındadır. Satım sözleşmesi HMK'nın 207.maddesine göre ani edimli sözleşmelerden olup, aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine adet bulunmadıkça satıcı ve alıcının edimlerini aynı anda ifa etmesi gerekmektedir. Diğer yandan, çek bir ödeme aracı olup, kural olarak muaccel bir borcun tasfiyesi için verilir. Çekin ödeme amacı dışında, avans olarak verildiğinin iddia eden davacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. İlk derece mahkemesince de bu husus kabul edilmiştir. Menfi tespit davasına konu somut uyuşmazlıkta, davalı yazılı belge niteliğinde olan çeke dayandığından, davacının aynı nitelikteki delillerle çekin ödeme aracı olmadığını ve avans olarak verildiğini, anlaşma uyarınca emtianın da teslim edilmediğini kanıtlaması gerekmektedir.Dava dilekçesindeki açıklamalarda, çekilerin avans olarak verildiği ve emtianın teslim edilmediği belirtilerek, menfi tespit talep edilmiş ve delil olarak banka kayıtları, çek teslim belgesi, ticari defterler ve belgeler, tanık, yemin ve her türlü delile dayanılmıştır. Görüldüğü gibi, ispat yükü HMK'nın 190 ve TMK'nın 6.maddesi uyarınca kendisine ait olan davacı, davasının ispatı için münhasıran davalının defterlerine dalanmamış ve tarafların ticari defterlerinin yanı sıra diğer delillere de dayanmıştır. Davalının cevabı üzerine sunulan 15.01.2018 tarihli cevaba cevap dilekçesinde de ibraz edilen iki adet 08.12.2016 tarihli ve ... nolu, 29.03.2017 tarihli,... nolu tahsilat makbuzlarının davalıya ait olduğu ve çeklerin sipariş amacıyla verildiğin bu makbuzlardan anlaşılacağı belirtilmiştir. Duruşmada isticvab edilen davalı şirket yetkilisi de çeklerin ödeme amacıyla alındığını belirtmiştir. Davacı vekili 08.11.2018 tarihli açıklama dilekçesi ile faturaları sunmuş ve davalının ticari defterlerinin incelenmesini istemiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi için ara karar oluşturmuş ve davacının ticari defterlerini ibrez etmemesi nedeniyle incelenen davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan faturalar dikkate alınarak, davacının belirlenen miktarda borçlu olmadığı tespit edilmiş, mahkemece bu raporlar esas alınarak karar verilmiştir. Uyuşmazlık davacı tarafından düzenlendiği açık olan çekler nedeniyle davacının borçlu olup olmadığı veya çeklerin avans olarak verilip verilmediğine ilişkindir. Bu nedenle, satım ve çeke ilişkin yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekir. Yukarıda yapılan açıklamalara göre davacının, münhasıran davalının ticari defterlerine dayanmadığı açıktır. Kaldı ki münhasıran davalının defterine dayanıldığı kabul edilse dahi, davalının defterinde çeklerin avans olarak alındığına ilişkin bir kayıt bulunmamaktadır. HMK'nın 222/5. maddesi gereğince, taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak karşı taraf defterini ibradan kaçınırsa ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Davacının, davalı defterlerine münhasır delil olarak dayanılmadığı dosya kapsamı itibariyle açıktır. Bu durumda, davacının münhasıran davalının ticari defterlerine dayandığının kabul edilerek inceleme yapılması ve karar verilmesi yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesince de kural olarak çeklerin, avans olarak verildiğinin davacı tarafından ispatlanması gerektiği kabul edilmiştir,Dava ve cevaba cevap dilekçesinde dayanılan 08.12.2016 tarihli ve ... nolu, 29.03.2017 tarihli, ... nolu tahsilat makbuzlarının davacı tarafından sunulduğu ve bu makbuzlarla dava konusu çeklerin davacı tarafından keşide edilerek davalıya verildiği sabittir. Belirtilen makbuzlarda, çeklerin avans olarak verildiğine ilişkin bir açıklama bulunmamaktadır. Aksine her iki belgede de davacının, davalıdan satın aldığı emtia karşılığı çeklerin verildiği belirtilmiştir. Belirtilen ibare, çek ilişkin yasal düzenleme ile satım sözleşmesine ilişkin TBK'nın 207. maddesine uyundur. Bu belge ve açıklamalardan, davacının satın aldığı emtia karşılığı çekleri aldığı kabul edilmelidir. Dosyadaki teslime ilişkin makbuzlar, çek suretleri ve dosya kapsamındaki tüm delillere göre taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamında, davacı tarafından keşide edilerek davalıya verilen çeklerin bedelsiz kaldığı davacı tarafından kanıtlanamamıştır. Temel borç ilişkisinden soyut olarak düzenlenen ve taraflarca satım bedeli olarak verildiği açıklanan çeklerin, TBK'nın 207. maddesindeki düzenleme uyarınca, emtianın teslimi ile birlikte davalıya verildiği kabul edilmelidir. Nitekim davacı tarafından sunulan ve davalıya ait olan çek teslim bordrosu da bu hususu doğrulamaktadır. Çeklerin davalının ticari defterlerinde avans çeki olarak kayıtlı olmadığı da belirlenmiştir. Belirtilen bu hukuki olgular karşısında, davalının defterinde kayıtlı olan fatura miktarının belirlenerek, bu miktarın çek bedellerinden mahsubu ile karar verilmesi hatalıdır. Çek veya satım faturalarının davalının defterinde kayıtlı olmaması, satım ve çeke ilişkin yasal düzenlemelerin uygulanmasını engellenmez. Vergi sorumluğuna ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, ispat yükünün davalıya geçeceği şeklinde değerlendirilemez. Bu itibarla mahkemece, kanıtlanmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davalının ticari defterlerine münhasıran dayanılmadığı dikkate alınmaksızın, satım ve çeke ilişkin yasal düzenlemelere aykırı şekilde, çekin soyut olma özelliği ortadan kaldıracak şekilde, ispat yükünün davalıya yüklenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Bu hususun tespiti için yeniden yargılama yapılmasına ve delil toplanmasına gerek bulunmadığından, yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dairemizce yeniden uyuşmazlığın esası hakkında hüküm verilmesine ve davanın reddine karar verilmiştir.Yetkisizlik kararı veren Trabzon Ticaret Mahkemesince düzenlenen 28.11.2017 tarihli ara kararla ihtiyati tedbir kararı verilmiş, ancak teminatın yatırılarak bu ara kararların infaz edildiği taraflarca iddia edilmemiş, dosya kapsamındaki belgelerden de teminatın yatırılarak ara kararın gereklerinin yerine getirildiği anlaşılmadığından İİK'nın 72/4.maddesi uyarınca davalı yararına tazminata hükmedilmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın reddine,2-Alınması gerekli 427,60 TL harcın dava açılırken peşin olarak yatırılan 2.271,31 TL harçtan mahsubu ile artan 1.843,71 TL harcın, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,5-Karar tarihinde yürürlükteki AAÜT esasları uyarınca belirlenen 21.280,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,6-Artan gider avanslarının, yatıran tarafa iadesine,7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama yargılama giderleri yönünden;a)Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp yeniden hüküm verildiğinden, her iki tarafça yatırılmış olan istinaf peşin karar haçlarının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine,b)Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,c)Davalı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri, 35,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 197,10 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,9-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 09.05.2024 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.