T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2019/1354
KARAR NO: 2021/1149
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/03/2019
NUMARASI: 2017/119 E. - 2019/168 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Deniz Yoluyla Yük Taşımadan Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen hükme karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemize gönderilmiş dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin deniz taşımacılığı alanında faaliyet gösterdiğini, davalıya verilen taşıma hizmeti karşılığı düzenlenen fatura borcunun ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, para alacakları yönünden alacaklının yerleşim yeri icra dairesi ve mahkemesinin yetkili olduğunu, taşıma alacağının belirsiz olmadığını ve hangi faturadan kaynaklandığının ayrıntılı şekilde bildirildiğini, davalının itirazında zararın tespiti halinde ödemeye hazır olduğunu belirterek borcu inkar etmediğini, buna rağmen borca ve icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin Gaziantep mahkemeleri olduğunu, davacı şirketin müvekkiline karşı olan edimini yerine getirmediğini, taraflar arasındaki 23.08.2016 tarihli sözleşme ile konteynerlerin taşınması için toplamda 3.660 USD karşılığında anlaşıldığını ve müvekkiline ait malların 20-23 gün içerisinde Pakistan Karaçhi Limanına Hanjin hattı, ... gemisi ile teslim edileceği konusunda mutabık kalındığını, konteynerlerin anlaşmaya ugun şekilde müvekkilince yüklendiğini, davacı tarafından emtianın teslimi gereken tarihten sonra 19.09.2016 tarihinde Hanjin hattının yaşadığı ekonomik sıkıntıdan dolayı yükün Yunanistan'ın Pire Limanı'na tahliye edildiğinin bildirildiğini, yapılan görüşmelerde emtianın öncelikle Türkiye'ye getirilmesi ardından hedef liman olan Karaçi Limanı'na gönderilmesi maliyetinin daha düşük olacağının belirlenmesi nedeniyle bu şekilde işlemlerin yapıldığını, müvekkili şirketin söz konusu malların yeniden hedef limana gönderilmesi için yaptığı işlemlerden dolayı ortaya çıkan maliyet konusunda davacı tarafı defaten uyarmasına rağmen davacının olumlu yaklaşım sergilemediğini, yaşanan gecikmeden dolayı malların tesliminin 60 günü bulduğunu ve müvekkilinin Pakistan'daki alıcılar nezdinde itibarını kaybetttiğini, akabinde de mevcut siparişlerin iptal edildiğini, ikinci taşıma işleminin maliyet tutarının toplamının 9.368,83 USD olduğunu, müvekkili şirket tarafından ortaya çıkan maliyetten ötürü davacıya 02.12.2016 tarihinde yansıtma faturası düzenlendiğini, ancak faturanın davacı tarafından kabul edilmeyerek iade edildiğini, davacının TTK'nın 857 ve 879. maddelerine aykırı şekilde talepte bulunduğunu, müvekkili ile hiç bir bağlantısı veya sözleşmesi bulunmayan Hanjan hattında meydana gelen sıkıntının taşıyıcı ile fiili taşıyıcı arasında çözülmesi gerektiğini, yapılan itirazda da zararın tespitinden sonra kalan bakiyenin ödeneceğinin bildirildiğini savunarak, 5.781,93 USD + 975,65 TL'lik ödeme dışındaki taleplerin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosya içerisinde bulunan ..., ..., ...,..., ..., ... numaralı konşimentolar ve İskenderun Gümrük Müdürlüğü yazı cevabı ile davacı tarafın taliplerine dayanak deniz taşımalarının yapıldığı sabittir. Her ne kadar davalı taraf 'Hanjin hattının yaşadığı ekonomik sıkıntıdan dolayı Yunanistan Pire Limanına tahliye edildiğinin bildirildiğini, müvekkili şirketin söz konusu malların hedef limanı gönderilmesi için yaptığı işlemlerden dolayı ortaya çıkan maliyet konusunda davacı tarafı defaten uyardığını' beyan etmiş ve delilleri içerisinde mail yazışmalarından bahsetmiş ise de buna ilişkin dosyaya herhangi bir yazışma, anlaşma, çekince kaydı yahut borcu kabul etmediklerine ilişkin bir delil sunmamıştır. Kadı ki davacı tarafça düzenlenen faturaların davalı ticari defterlerine kayıt edildiği ve borcun benimsendiği, faturalara itiraz edilmediği mahkemece davalı taraf ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla alınan bilirkişi raporu ile de sabittir. Ayrıca davacı tarafça ifa edilen taşıma işlemlerine davalı tarafça itiraz edilmemiş, kendi talimatları dışında malın taşındığı iddiasında bulunulmamış ve emtialarının taşınması sağlanmış olup, buna ilişkin faturalara itiraz etmemiş ve bu faturaları defterlerine kaydetmiş olan davalı tarafın bu yöndeki itiraz ve beyanlarına anılan gerekçeler ile mahkemece itibar edilmemiştir. Yine aynı şekilde davalı yanın malın geç teslim edilmiş olması nedeniyle borcu kabul etmediğine yönelik itirazları bakımından; bu hususun borcun ödenmemesi için yeterli bir sebep olmaması ayrı bir dava ya da karşı dava konusu olması, davalı tarafın bu yönde bir tazminat talebi olmadığı gibi usule göre yöneltilmiş bir mahsup talebinin de olmaması nedeniyle bu yöndeki itiraz ve beyanları da mahkemece kararda dikkate alınmamıştır. Kaldı ki davalı taraf, malın geç teslim edildiğine, taraflar arasında malın teslimine ilişkin bir anlaşma bulunduğuna ve bu anlaşmaya uyulmadığına ilişkin olarak da herhangi bir delil sunmamıştır. Davalı taraf dava tarihi sonrası uyuşmazlık konusu olan ve ikinci taşıma olarak bahsi geçen Yunanistan - Türkiye, İskenderun - Karaçi deniz navlunu ve İskenderun Limak Limanı ödemesi olan toplam 9.368,83 USD cari hesap borcu dışındaki 5.781,93 USD ile 975,65 TL tutarındaki borcu dava tarihi sonrasında 08/08/2017 tarihinde ödemiştir. Açıklanan tüm nedenlerle ve davalının icra dosyasına kısmi ödemeleri dava tarihi sonrası yapması nedeniyle bu miktar kapak hesabında dikkate alınmak üzere aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş; alacak faturaya dayanmakla likit ve belirlenebilir olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilmiştir." gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının İstanbul .. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, 15.150,76 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince faiz uygulanmasına, dava sonrası yapılan ödemenin icra müdürlüğünce infazda dikkate alınmasına, alacağın %20'si oranında 11.450,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekili tarafnıdan istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın TTK ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu, mahkememe gerekçesinde uygulanması gereken TTK hükümlerinden hiç bahsedilmemesinin de hükmün ne kadar hatalı olduğunun göstergesi olduğunu, TTK'nın 875. maddesinde taşıyıcının sorumluluğunun düzenlendiğini, buna göre taşıyıcının geç teslim nedeniyle uğranılan zarardan sorumlu olduğunu, mahkemece bu hüküm ile TTK'nın 879. maddesinin değerlendirilmediğini, anılan maddede taşıyıcının kendi fiili yanında yardımcılarının fiillerinden de sorumlu olduğunun düzenlendiğini, taşıyıcının emtiayı zamanında teslim ederek edimini yerine getirmediğini, kusurlu fiiliyle müvekkilinin zararına neden olduğunu, 23.08.2016 tarihli sözleşme ile ... konteynerin taşınması için toplamda 3.660,00 USD bedel kararlaştırıldığını, sözleşmenin açık hükmüne göre yükün 20-23 gün içerisinde Pakistan Karaçhi Limanı'na Hanjin hattı üzerinden ... gemisi ile teslim edilmesi gerektiğini, müvekkilince konteynerin zamanında yüklendiğini, davacının basiretli bir tacir gibi davranmayarak sürekli olarak sevkiyat yaptığı hattın durumunu bilmeden veya bilmediğini iddia ederek müvekkiline ait yükü Hanjin hattının yaşadığı ekonomik sıkıntıdan dolayı Yunanistan'ın Pire Limanı'na tahliye edildiği bilgisini teslimi gereken tarihten sonra bildirdiğini, müvekkilince malların yeniden Türkiye'ye getirtilerek varış limanına sevk edildiğini, belirtilen süreç nedeniyle emtianın 60 gün geç teslim edilmesi nedeniyle müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, bir kısım siparişlerinin iptal edilmesi nedeniyle zarara uğradığını, yapılan ikinci taşıma (Yunanistan -Türkiye, Türkiye- Pakistan) işleminin maliyetinin 9.368,83 USD olduğunu, müvekkilinin bu zarar nedeniyle davacıya 02.12.2016 tarihinde (Arkas tarafından depozito iadesi yapılmamışken) yansıtma faturası düzenlendiğini, ancak faturanın iade edildiğini, müvekkilince bunlara ilişkin belge bilgi ve mail çıktılarının göz ardı edilerek mahkemece belge ve bilgi sunulmaması nedeniyle taleplerinin dikkate alınmadığını, müvekkilinin gerekçesini belirterek haklı şekilde takibe yönelik itirazda bulunduğunu, dava sonrasında da davacı ile anlaşılan 5.781,93USD + 975,65 TL'lik ödemenin yapıldığını, oysa davacının ilk taşıma edimini yerine getirmediğini, edimin yerine getirilmemesi nedeniyle ortaya çıkan yeni giderlere davacının katlanması gerektiğini davacının edimini yerine getirememesinden ötürü yapılan ikinci taşıma işleminin maliyetinin 9.368,83 USD olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, deniz yoluyla yük taşımasından kaynaklanan taşıma alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekili tarafından, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi ilişkisinde davacıya ait üç adet konteynerin İskenderun-Karaçhi limanları arasında Hanjin Shipping tarafından 3.660 USD bedelle taşınması konusunda sözleşme yapıldığı, taşıma için davacının belirtilen miktarda navlun faturası düzenlendiği, ancak fiili taşıyıcı olan Hanjin firmasının iflası üzerine konteynerlerin Yunanistan'da indirildiği, emtianın tarafların mutabakatıyla davalı tarafından tekrar İskenderun Limanı'na getirildiği, Karaçhi Limanı'na taşınmak üzere başka bir gemiyle davalı tarafından taşındığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından Yunanistan'dan Türkiye'ye ve Türkiye'den Karaçiye yapılan taşıma için iade edilen depozito tutarı mahsup edildikten sonra 9.368,83 USD fatura düzenlendiği sabittir. Mahkemece tarafların ticari defterlerinin bilirkişi eşliğinde yapılan incelemesi sonucu anılan raporda, faturaların her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, takip tarihi itibariyle davalı defterlerine göre davalının 14.090,76 USD ve 975,65 TL borçlu olduğu anlaşılmıştır. Dava tarihinden sonra davacı, ilk taşıma için anlaşılan 5.781,93 USD ve 975,65 TL'yi 08.08.2017 tarihinde ödemiş ve bu miktar mahkemece infaz sırasında dikkate alınmasına karar verilmiştir. Taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinde, davalıya ait yükün taşınarak teslim edildiği sabittir. Uyuşmazlık, ilk taşıma sırasında Hanjin hattının iflas etmesi nedeniyle emtianın Yunanistan'daki Pire limanına indirilip, daha sonra tarafların mutabakatıyla İskenderun limanına getirtilip buradan Karaçi limanına sevk edilmesinde gecikme bulunup bulunmadığı, diğer bir anlatımla tarafların sözleşmede kararlaştırdıkları teslim süresinin aşılıp aşılmadığı, aşılmış ise taşıyıcının sorumlu olup olmadığı noktasındadır. Davalı yan yargılama sırasında taşıma sürecinde davacı ile olan e-mail yazışmalarına dayanmasına rağmen bu belgelerin dikkate alınmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Fiziki dosya ve UYAP kaydında yapılan incelemede, cevap dilekçesinde davalının e-mail yazışmalarına delil olarak dayandığı, ancak bu belgelerin yargılama sırasında ibraz edildiğine ilişkin dosyada belge bulunmadığı, bilirkişi raporuna yönelik itirazda da e-mail yazışmalarının değerlendirilmediğinden söz edilmediği görülmüştür. Ancak fiziki dosya içerisinde ne zaman teslim edildiği belirlenemeyen 44 sayfa e-mail çıktısının bulunduğu görülmekle, belgeler savunma hakkının kısıtlanmaması açısından Dairemizce değerlendirilmiştir. Tarafların taşıma süreci, navlun tutarı, limandaki bekleme ücreti, demuraj ile ilgili sorunlar, taşımada aracı olarak kullanılan şirketler tarafından istenilen depozito ve mahsuplar konusunda yazışmalar yapıldığı görülmüştür. İncelenen belgelerde taşımanın belli bir sürede yapılması veya belirtilen süre içerisinde gerçekleşmemesi nedeniyle davalının somut bir zararının bulunduğu açıklanmamıştır. Nitekim davalı soyut olarak taşımanın 20-23 günde tamamlanması konusunda tarafların anlaştığı, teslimdeki gecikme nedeniyle davalının zarara uğradığı ve bir kısım siparişlerini kaybettiğini beyan etmesine rağmen, gerek dosya kapsamındaki belgelerden gerekse davalı ticari defterlerinden taşımanın gecikmesine veya gecikme nedeniyle bir zarar meydana geldiğine ilişkin her hangi bir delil bulunmamıştır. TTK'nın 1178/2. maddesi gereğince taşıyan, eşyanın ziyaı veya hasarından yahut geç tesliminden doğan zararlardan ziya, hasar veya teslimde gecikmenin, eşyanın taşıyanın hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartıyla sorumludur. İncelenen konşimentolarda yükün belirli bir tarihte teslimine ilişkin bir kayıt bulunmadığı gibi emtianın belirli bir tarihte teslim edileceğine ilişkin yazılı bir sözleşmenin de bulunmadığı görülmüştür. Somut olayda emtianın doğrudan varma limanına teslim edilmemesi davalıdan kaynaklanan bir kusurdan meydana gelmediği anlaşılmaktadır. Nitekim taraflar fiili taşıyıcının iflası nedeniyle yükün yeniden ne şekilde taşınacağı konusunda serbest iradeleriyle sözleşme yaparak, yükün Pire Limanından İskenderun'a, buradan da Karaçhi limanına taşınması konusunda anlaşmışlardır. Bu taşımaya ilişkin faturalarda davalı tarafından kabul edilmiştir. Bu durumda ihtirazi kayıt olmaksızın ikinci taşıma sözleşmesinin yapılması nedeniyle artık ilk sözleşmenin kusurlu ifa edildiğinden bahisle bir zararın doğduğundan söz edilemeyeceğinden davalının tüm istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Alınması gereken 3.818,64 TL istinaf nispi karar harcından, başvuru sırasında yatırılan 955,0 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 2.863,64 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 4-Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 6-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 30.09.2021