T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/778
KARAR NO: 2024/1137
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 23.10.2020
NUMARASI: 2019/937 Esas - 2020/702
DAVA: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı şirketten 112.146,14 TL cari hesap alacağının bulunduğunu, işbu alacağın tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün .. Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız takibe girişildiğini,davalının haksız itirazı nedeni ile takibin durduğunu beyanla, itirazın iptalini, davalı tarafın % 20 oranından az olmamak üzere icra/inkar tazminatı ile mahkumiyetini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/ 11/2015 tarihli ve 2015/2903 D. İş sayılı kararı mucibince, müvekkil şirketin de aralarında bulunduğu ... Holding A.Ş ve Holding bünyesindeki firmalara ve iştiraklere, söz konusu şirketlerin FETÖ/ PDY kapsamında ve bu şirketlerin söz konusu örgütün kontrolü altında yönetildiği şüphesiyle yönetim kurulu organın yerine geçecek şekilde kayyım ataması yapıldığını, kayyım atama kararı ile yeni yönetim kurulu üyeleri müvekkil şirket lehine olan ve şirketin lehine olacak olan her türlü elzem iş ve işlemleri yapmaya yetkili olup bu hususta soruşturma kapsamına uygun ve şirketlerin lehine olan kararları uygulamaya koyduklarını, bu süreçte davacının şirkette olağan hayat akışına uygun olmayan işlemleri ile karşılaşmış iseler de, kayyım atama kararından sonraki tüm iş ve işlemleri hukuka uygun yönetip yürüttüklerini, bundan dolayı da müvekkil şirket söz konusu kayyım atama kararından itibaren piyasadaki kişilerle ticari alım-satım ilişkilerini sürdürdüğünü, bununla birlikte, OHAL Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkındaki 680 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK), Resmi Gazete'- nin 07/01/2017 tarihli sayısında yayımlandığını, Resmi Gazete’de yayımlanan 680 sayılı KHK’nin 81. maddesiyle terör örgütleriyle ilişkisi, irtibatı nedeniyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilen şirketlerin satışına, tasfiyesine ilgili bakanlık karar vereceğini , bu tarihten itibaren şirket yöneticilerinin yeniden bakanlık tarafından belirlenmesinin gündeme geleceğini, hal böyle iken 20/ 07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazine'ye devredilen şirketler hariç olmak üzere; birinci ve ikinci fıkra kap- samındaki şirketlerin, soruşturma ve kovuşturma sonuna kadar, TMSF'nin gözetiminde, TMSF'nin ilişkili olduğu bakanın atadığı yöneticiler tarafından ticari teamüllere uygun olarak, "basiretli tüccar" gibi yönetileceğini müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Takip ve dava konusu alacağın dayanağı olan cari hesap ekstresi, ticaret sicili kayıtları, taraf- larca dayanılan diğer yazılı deliller celp edilmiş, dava konusu alacağın varlığı ve miktarın tespiti hususunda rapor aldırılmak üzere tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde bilirkişi ince- lemesine karar verilmiştir. SMMM ... tarafından dosya ve davacı tarafın ticari defteleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 13/02/2018 tarihli raporda; 'Davacı tarafça ibraz edilen ve usule uygun tutulmakla sahibi lehine delil teşkil eden yasal defter ka- yıtlarına göre 30/06/2016 takip tarihi itibari ile davacının davalı taraftan cari hesaba dayalı asıl alacağının 112.146,14 TL olduğu, davalı tarafın inceleme gün ve saatini bildirir ihtaratlı davetiye tebliğine rağmen def- ter ve belgelerini ibraz etmediği,davacının takip konusu yaptığı faturanın dayanağı ile ilgili bakiyenin dosyaya ibraz edilen mutabakat mektubunda kabul edildiği, yani davacı tarafın takip konusu fatura içeriği hizmeti sunduğunu ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığını ispat ettiği, davalının takip konusu fatura içeriği mal ve/veya hizmetleri aldığına dair kabulünün bulunduğu,davalının aldığı hizmetlerin bir kısmını iade ettiği ve/ veya kalan kısmını ödediğine dair ispata yarar delil sunmadığı, ayrıca davalının inceleme gününde herhangi bir defter ve belge ibraz etmediği gibi herhangi bir mazeret sunmadığı dikkate alındığında 30/06/2016 takip tarihi itibari ile davalı taraftan 112.146,14 TL' asıl alacaklı olduğu' belirtilmiştir. SMMM ... tarafından dosya ve davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 15/09/2020 tarihli raporda ise, 'Davalı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin usulüne uygun bir şekilde açılış kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, ticari defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, taraflar arasında davacı tarafından da- valıya bilgi işlem hizmeti, bilgisayar malzemesi satışı yapılması şeklinde ticari ilişki kurulduğu,dosyada mübrez davacı ticari defter incelemelerine ilişkin alınan raporda, icra takip tarihinde davacının davalıdan 112.146,14 TL alacaklı gözüktüğünün tespit edildiği, işbu rapor kapsamında incelenen davalı ticari defterlerinde de, icra takip tarihinde davalının davacıya 112.146,13 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla yanlar arasında borç/alacak hususunda bir ihtilaf olmadığı,davacı alacağının kabulü halinde, takip tarihinde takip edilen % 10,50 faiz oranının 3095 Say. Kan. göre tacirler arasında uygulanan avans faiz oranı olduğu ve dolayısıyla uygun olduğu, değişen oranlarda uygulanması gerekeceği'' hususu belirtilmiştir. Davacının 112.146,14 TL alacağın tahsili talebiyle takibe giriştiği, yapılan yargılama sonunda davacının takip tarihi itibariyle tahsili gereken alacağının 112.146,14 TL olduğu, takip konusu alacak miktarında, takip sonrası talep edilen faiz tür ve miktarında vs fazlalık ve hukuka aykırılık bulun- madığı, davalının bu miktardaki likit alacağa vaki haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet verdiği..." gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı/ borçlunun Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibine girişilen 112.146,14 TL'lik borca vaki itirazlarının iptali ile takibin devamına, takip konusu asıl alacağa - davacının talebi aşılmamak üzere- takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4489 Sayılı Kanun ile değişik 2. md gereğince T.C. Merkez Bankası tarafından kısa vadeli avans kredilerine uygulanan faiz oranları dikkate alınarak % 10,50 ve değişen oranlarda basit usulde ( 3095 S.K. Md 3.) temerrüt faizi uygulanmasına, likit alacağa vaki haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet veren davalı/ borçlunun hüküm altına alınan alacağın % 20 'si oranında icra/inkar tazminatı ile mahkumiyetine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin şirket, halihazırda TMSF yönetiminde olup İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.11.15 tarihli ve 2015/2903 D. İş sayılı kararı mucibince, müvekkil şirketin de aralarında bulunduğu ... Holding A.Ş ve Holding bünyesindeki firmalara ve iştiraklere, söz konusu şirketlerin FETÖ/PDY kapsamında ve bu şirketlerin söz konusu örgütün kontrolü altında yönetildiği şüphesiyle yönetim kurulu organın yerine geçecek şekilde kayyım ataması yapılmış bir şirket olduğunu, ancak söz konusu atamanın yapılmasından itibaren şirketlerin milli bir bakış açısıyla terör örgütünün iç ve dış tüm bağlantılarını çökertmeye dönük tüm önlemlerin alındığını, gerekli iş ve işlemler yapıldığını, üretilen tüm malların da bu anlayış kapsamında üretildiğini, Davacının, davalı müvekkiline yönelik olarak başlatmış bulunduğu dava konusu olup Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan ve 112.146,14 TL tutarlı ilamsız icra takibine ve ferilerine, davacının müvekkili şirkete bu tutarda bir bilgi işlem hizmeti ve bilgisayar satışı olmadığı için itiraz ettiklerini, müvekkili şirketin halihazırda TMSF yönetimindeki bir şirket olduğunu, takip tarihi olan 2016 yılında da müvekkili şirketin yukarıda bilgileri yazılı mahkemece atanan kayyımlar tarafından tam olarak bu tür sebeplerden dolayı yönetildiğini, ortada herhangi bir hizmet yahut ürün alımı olmamasına ve bu hizmetlerin alındığına yahut malların teslim edildiğine yönelik hiçbir tutanak, yazışma, bilgi, belge bulunmamasına rağmen, müvekkiline yöneltilen ilamsız takip haksız ve mesnetsiz olduğunu, Tüm hususlar bir yana, ilk derece mahkemesi bozulan bir önceki karardaki gerekçeye dayalı bir hüküm oluşturduğunu, mahkemenin gerekçesine konu ettiği tek taraflı ve SMMM ... tarafından tutulan bilirkişi raporuna dayalı olarak vermiş olduğu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2018/1464 E.-2019/1371 K. Nolu hükmü uyarınca, rapor tek taraflı olarak düzenlenmiş bulunduğundan bozulduğunu, aynı gerekçeye, bozma sebebiyle yeniden yapılan yargılamada dayanarak karar verilmiş olmasının dahi iş bu mahkeme kararının bozulması için başlı başına bir usuli bir gereklilik olduğunu, dolayısıyla iş bu hususun bile ilk derece mahkemesi kararının bozulması yönünde karara varılması için yeterli bir sebep teşkil ettiğini, Öte yandan ilk derece mahkemesinin yargılamasının niteliğinin anlaşılması açısından; karar celsesi olan 23.10.2020 tarihli celse saati 09:38 olarak tayin edildiğini, taraflarına usulüne uygun şekilde bildirildiğini, ancak duruşma günü saat 09:38'de duruşma salonunun kapısına geldiğinde davanın karara çıkmış olduğunu öğrendiklerini, aynı tarih aynı dakikada duruşma salonunda oldukları halde dosyanın karara çıkmış olduğunun söylenmesi dahi yargılamanın sözlü yargılamanın mahiyetini ve hak arama özgürlüğüne verilen değerin ne kadar düşük olduğunu ortaya koyduğunu, mahkemenin, iş bu dosyaya konu davayı, dakikası geldiği anda saniyeler içinde karara çıkarmış olmasının dahi kararın önceden -zaten- belli olduğunu ortaya koyduğunu, davalı müvekkiline haksız olarak yöneltilmiş olup meblağı bu kadar yüksek olan, üstelik daha önce bir kere istinaf mahkemesince bozulmuş olan bir davada bu kadar özensiz karar verilmesinin, davalı müvekkilinin hak arama özgürlüğünün açıkça kısıtlanması olduğunu, davacı şirket ve yöneticileri hakkında FETÖ/PDY sebebiyle herhangi bir soruşturma yahut kovuşturma olup olmadığının ispatı için İçişleri Bakanlığı İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ve Organize Suçlar bürosu, ... hesap dökümü, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak sorulup herhangi bir katalog delil olup olmadığı araştırılarak dosya karara çıkarılması gerektiğini, ancak iş bu eksik bilgi ve belgelerin araştırılması taleplerinin sözlü olarak sunmadan ilk derece mahkemesi davayı karara bağladığını, aysa en başta ifade etmiş oldukları gibi müvekkili şirketin sıradan bir ticari şirket olmadığını, müvekkilinin, TMSF yönetiminde bulunan, tüm iş bağlantıları araştırılarak taraf bulunduğu davalar karara bağlanmakta olan bir şirket olduğunu, ilk derece mahkemesinin müvekkiline yönetici kayyım olarak atanan kayyımların da atanma sebeplerini bertaraf eden bir yaklaşımda bulunmakla, bunun ötesine geçip usuli haklarını da gasp ederek dosyayı alelacele karara bağladığını, Dolayısıyla davanın açılmasında hiç bir hukuki sebep ve menfaat mevcut olmayıp taraflarına yöneltilen iş bu davanın haksız olup tüm bu sebeplerden dolayı hukuka uygun bir talep teşkil etmemesi sebebiyle davanın reddi gerekirken ilk derece mahkemesi sadece davacı tarafından bakarak davanın kabulüne karar verdiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, ticari satıma faturaya dayalı alacağın tahsili istemiyle başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda gösterilen gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı takip konusu fatura nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız itirazda bulunduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Dairemizin önceki aşamada verilen kararın istinafı kapsamında ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılması üzerine davalı yan ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alındığı anlaşılmıştır. Dairemizin kaldırma kararı öncesinde davacı defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak alınana bilirkişi rapor içeriği ile kaldırma kararı sonrası davalı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi rapor içerikleri dikkate alındığında, davacının takip ve alacağa dayanak faturasının davalı defterlerinde de kayıtlı olduğu, bu surette taraf defterleri üzerinde uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmıştır. Dava ve takip konusu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu nazara alındığında, davacı tarafından fatura konusu mal ve hizmetin davalıya verildiği ve teslim edildiğinin kanıtlandığı sonucuna varılmaktadır. Davalı yanca fatura konusu borcun ödendiği veya ortadan kalktığı ise ispat edilmemiştir. Buna göre ilk derece mahkemesince davanını kabulü yönünde kurulan hüküm isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir. Davalı vekilince son celse tarihi ve saatinde duruşma salonu kapısına gelindiğinde, duruşma saatinden önce dava dosyasının ele alınarak karar verildiği yönündeki soyut iddiaları, duruşma tutanağının resmiyet gücü ve uyapta yapılan denetimde duruşmanın 9.38 de başladığı, böylece tam saatinde duruşmanın alındığı anlaşılmakla, bu konuda davalı vekilinin istinaf başvurusu da yerinde görülmemiştir. Davalı şirket hakkında Fetö/Pdy sebebiyle herhangi bir soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığı hususunun davanın sonucuna etkisi olmadığından, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 5.745,52 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 11.07.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.