T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1431
KARAR NO:2024/1327
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:09/03/2021
NUMARASI:2019/866 E. - 2021/191 K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında uzun yıllardır devam eden ticari ilişkide müvekkilince, kur riskli ve 150 gün vadeli fatura düzenlendiğinin, sipariş formlarındaki tarafların onay ve kaşesi ile sabit olduğunu, ödemelerin 30.06.2019 ve 15.07.2019 tarihli çeklerle yapıldığını, çeklerin "vade gününde satış kurundan USD çevrilecektir" ibaresi ile kabul edildiğini, çeklerin vade gününde USD'ye çevrilerek ve carilere işlenerek kur farkı ve vade farkı faturaları düzenlendiğini, ancak davalı tarafça faturaların sistem üzerinden iade edildiğini, müvekkilince yeniden gönderilen faturaların ve vadesi geçmiş borçların ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla ... sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; satım fatura bedellerinin tamamının ödendiğini, taraflar arasındaki cari hesap mutabakatsızlığının temelinde davacının düzenlediği kur farkı faturalarının bulunduğunu, düzenlenen faturaların müvekkilince iade edildiğini, satın alınan ürünlerin bedelinin çekle ödendiğini, çeklerin kabulü ile borcun sona erdiğini savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, davacı tarafından başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptaline ilişkindir. ... Ticari defterler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir. Ticari defterlere anılan Kanun'larda delil olarak hüküm ve sonuç bağlanmıştır. Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK. m. 222/1).Yine Türk Ticaret Kanunu madde 83/1'de ticari uyuşmazlıklarda Mahkemenin ticari defterlerin re'sen ibrazına karar verebileceği, Mahkeme re'sen ticari defterlerin ibrazına karar vermese dahi taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına Mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Ticari defterler, bazı şartların varlığı durumunda sahibi lehine delil olarak kullanılabilir. Şöyle ki: Uyuşmazlık ticari bir işten kaynaklanmalıdır. Bu iş, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmelidir. Taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlıklarda, arada sözleşme olsa bile defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir sıfatını haiz olmalıdır. Taraflardan birinin ya da her ikisinin tacir olmaması halinde ticari defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Öte yandan ticari defterler Kanun’a uygun tutulmuş olmalıdır. Tutulması zorunlu defterler eksiksiz, usulüne uygun tutulmalı, açılış kapanış onayları yapılmış olmalıdır. (TTK. m. 64) Ayrıca, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (HMK. m. 222/3)Davacı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Davalı taraf bir ticaret şirketi olup tacirdir. Uyuşmazlık tarafların ticari işletmesinden ve ticari bir işten kaynaklanmaktadır. Tacirler arasındaki huzurdaki ticari davaya bakmaya Mahkememiz görevlidir. Öte yandan, davacı ve davalı tacirler arasındaki uyuşmazlıkta; tarafların ticari defter içerikleri taraflar yönünden yargılamaya esas olacaktır.Bu açıklamalar ekseninde değerlendirme yapıldığında; davacı ile davalı tarafın birer ticaret şirketi olduğu, tacir sıfatını taşıdıkları, uyuşmazlığın iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığı, her iki tarafın da ticari defter tutmak zorunda olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizce tarafların (tacir olan davacı ve tacir olan davalının) ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılmasına karar verilmiş, ... (...) bilirkişi ... tarafından düzenlenmiş bilirkişi raporu Mahkememize ibraz edilmiştir. Mahkememize, .... bilirkişi raporunda özetle; '... Davacı ile davalı arasında dövize bağlı iş ilişkisi bulunduğunu, davacı yanca satışı yapılan ödemelerin 200 gün üzerinde vade tanındığını, bunun kur farkı doğuracağının aşikar olduğunu, davacı tarafından vade farkı ve kur farkı adı altında davalı adına keşide edilen faturalara davalı tarafından yasal süresi içinde iade faturası keşide edildiğini, taraflar arasında daha önce hiç vade farkı faturası düzenlenmediğini, vade farkını içerir bir sözleşme bulunmadığını ve fakat 02/07/2018 tarihli e-mail ile davacı tarafından davalı yana bu bildirimin yapıldığını, her iki yanın yasal defterlerine göre takip tarihi olan 25/09/2019 tarihinde davacının 23.517,59-TL alacaklı olduğunu ...'belirtmiştir.Dosyaya sunulun bilgi ve belgeler, mübrez e-faturalar, celp edilen... formları, icra dosyası, mübrez bilirkişi raporuyla birlikte dosya içeriği kül halinde düşünülüp değerlendirildiğinde; davacı şirket ile davalı şirket arasında dövize bağlı ticari iş ilişkisi bulunduğu, davacı ve davalı şirketlerin ticari defterlerini bilirkişi incelemesine sunduğu, davacı şirketin de davalı şirketin de e-defter mükellefi olduğu, davacının ve davalının ticari defterlerine göre davacı şirketin 23.517,59-TL alacaklı olduğu... " gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının .... sayılı takip dosyasına yönelik itirazının 23.517,58 TL üzerinden iptaline, bu miktara takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına, hükmedilen alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Düzenlenen kur farkı faturalarının müvekkilince iade edildiğini, mahkemece taraflar arasında döviz cinsinden ticari ilişki bulunduğu varsayımı ile davanın kabul edildiğini, oysa hükme esas alınan raporun hatalı olduğunu, taraflar arasında vade veya kur farkına ilişkin bir anlaşma bulunmadığı gibi, buna ilişkin bir teamülün de bulunmadığını, bun nedenle kur farkı talep edilemeyeceğini, düzenlenen vade/kur farkı faturalarına süresinde itiraz edildiğini, mahkemece ödeme ilişkisine konu çekler ve bunların teslimine ilişkin bordrodaki ibarelere hatalı anlamlar yüklendiğini, çekin ödeme aracı olması ve ödeme olarak çekin kabulü ile artık kur farkı talep edilemeyeceğine ilişkin Yargıtay kararının dikkate alınmadığını, ödemenin Türk Lirası çeklerle yapılması ile ifanın kabulünden sonra, ödeme tarihindeki kur değerinin muhasebeleştirilmesinin, müvekkili açısından borç doğurucu bir işlem olmadığını, mahkeme gerekçesi ile çekin ödeme aracı olduğu gerçeğinin yok sayıldığını, satılan ürünler için ikinci kez haksız kazanç sağlandığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan kur farkı alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve bu sözleşme kapsamında, davacının davalıya emtia satarak teslim ettiği sabittir. Satım faturalarında fatura tarihindeki Dolar kuru belirlenmiş, fatura Dolar olarak düzenlenerek Türk Lirası karşılığı da gösterilmiştir. Ayrıca faturanın not kısmında ödenecek para Dolar cinsinden yazılmış ve 13.07.2018 vade kur riskli TL çek ile ödeme yapılacağı 13.02.2018 tarihli faturada belirtilmiştir. 20.02.2018, 25.05.2018 tarihli faturada da aynı notlar bulunmaktadır. Sözleşme ilişkisinden kaynaklanan borcun ... no'lu çek tahsil bordrosuyla alınan ... ile ... Bankasına ait iki adet çek ile ödendiği, çeklerin TL cinsinden 30.06.2019 ve 15.07.2019 tarihli olarak düzenlendiği, çek bordrosunda "işbu çekle tahsil gününde ... Bankası USD satış kurundan ödenir." ibaresinin bulunduğu görülmüştür. Mahkemece taraf defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde taraflar arasında vade ve kur farkına ilişkin sözleşme bulunmadığı, daha önce kur farkına ilişkin fatura düzenlenmediği ancak 02.07.2018 tarihli bildirim ile e-mailine bu durumun bildirildiği anlaşılmıştır. Davacı kur farkı faturalarına dayalı olarak talepte bulunmuştur. Davalı, satım sözleşmesi bedelini çekle ödendiğini, taraflar arasında kur farkına ilişkin bir sözleşme veya teamül bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesinde, kur farkı alacağı dışında sözleşmeden kaynaklı fatura borcunun bulunmadığı belirlenmiştir. Taraflar arasında yazılı şekilde düzenlenmiş bir satım sözleşmesi bulunmadığı gibi daha önce kur farkı ödendiğine ilişkin de bir uygulama da bulunmadığı anlaşılmıştır. Ancak taraflar arasındaki fatura kayıtları ve faturalarda bulunan ödemelerin ne şekilde yapılacağına ilişkin kalıtlar ile çek tahsil bordrosundaki, ödemenin yabancı para cinsinden yapılacağına ilişkin kayıttan, taraflar arasında yabancı para cinsinden kurulmuş bir ticari ilişki kurulduğu anlaşılmaktadır. Çek bir ödeme aracı olup hem TL hem de döviz cinsinden düzenlenmesi mümkündür. Davacı, satım alacağını Türk lirası cinsinden çeklerle tahsil etmesi halinde, artık kur farkını talep edemez. Zira davacı, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsi çekleri teslim almakla ve çekin ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edilemez. Davacı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiştir. Çekin satıma konu emtianın teslim edildiği anda verilmesi ile teslimden bir süre sonra verilmesi arasında hukuken herhangi bir fark bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. HD 2020/2682 E 2020/5731 K 08.12.2020 T. Emsal kararı).Çek ile ödemeye ilişkin kur farkı alacağının temel kuralı olmakla birlikte, TBK'nın 26 ve devamı maddelerine göre taraflarca aksi bir durum kararlaştırılması mümkündür. Bu durumda taraflar arasında döviz cinsinden bir ticari ilişki kurulmasına rağmen ödemeyi TL cinsinden çeklerle kabul edilmesi nedeniyle kur farkı alacağı bulunmadığı kabul edilecek ise de, davacı tarafından sunulan çek tahsil makbuzundaki ibarelerle bu çeklerin tahsil tarihindeki değerini tahsil edileceği belirtildiğinden taraflar arasında kur ve vade farkına ilişkin sözleşme ilişkisinin bulunduğu ve ödemelerinde yabancı para cinsinden yapılacağı kabul edilmelidir. Hükme esas alınan bilirkişi raporundaki 4 ve 6. sayfasındaki açıklamalardan, davacının kur ve vade farkı nedeniyle alacaklı olduğu ve her iki taraf defterine göre bu miktarın 23.517,59 TL olduğu belirlendiğinden ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi yerinde görülmüş ve davalı vekilinin tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 1.204,87 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.09.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.