T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1083
KARAR NO:2024/1346
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:08/02/2021
NUMARASI:2014/447 E. - 2021/90 K.
BİRLEŞEN KARS 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN
2014/220 ESAS, 2014/690 KARAR SAYILI DOSYASI
BİRLEŞEN DAVA:Çek İptali Kararının İptali
Taraflar arasındaki çek istirdadı ve çek iptali kararının iptali talepli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Asıl davada davacı vekili, asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yaptığı ticaret sebebiyle müşterilerinden çekler alıp verdiğini, bu çekleri kasasında muhafaza ettiğini, ancak 09.08.2011 gecesi müvekkilinin işyerinde hırsızlık olayı meydana geldiğini, 146 adet çekin çalındığını, bunlardan birinin de .... Bankası, .... Şubesine ait, .... sayılı, 30.07.2012 tarihli, 20.000 TL bedelli, ... tarafından keşide edilen çek olduğunu, bu çekin de keşideci olan ve ... isimli müşteriden ticari ilişki sebebiyle alındığını, çalıntı çekler ile ilgili olarak Gaziosmanpaşa C.Başsavcılığına 2011/30191 soruşturma numaralı dosya ile şikayette bulunulduğunu, soruşturmanın halen devam ettiğini, söz konusu çeke ilişkin olarak çek iptali davası açıldığını, Kars Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.05.2012 tarih ve 2011/895 Esas, 2012/161 Karar sayılı kararı ile çekin iptaline karar verildiğini, davalının bu çeki eline geçirerek ... sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, davalının çekin meşru hamili olmadığını, çekin hırsızlık konusu olduğunu bilinmesine rağmen çeki aldığını, iptal kararı verilmiş olan çek hakkında, icra takibi yapılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin müşterisi ...'dan ticari ilişkisi sebebiyle aldığını ve bu çeki hiç kimseye ciro edip vermediğini, o arada çekin çalındığını, bu sebeple müşterisi olan ...'ın imzası dışındaki| ciroların yasal olmadığını ve çekin müvekkiline istirdadı gerektiğini ileri sürerek,öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilerek .... sayılı dosyasına gönderilmesine, çekin istirdadına, tahsil edilmesi halinde bedelinin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin araç alım satım işi yaptığını, davaya konu çeki dava dışı ... isimli kişiden ciro yoluyla aldığını, aynı bölgede faaliyet gösteren ve müvekkili şirket ortaklarını yakınen tanımakta olan davacı şirket yetkililerinin de müvekkilin şirketin ortaklarının son derece dürüst bir esnaf olduğunu çok iyi bildiğini, çekin ödeme günü geldiğinde muhatap bankaya ibraz edildiğini, ödeme yasağı bulunduğunun belirtildiğini, iptal kararını talep eden davacının telefonla aranarak kendilerine bilgi verdikten sonra icra takibine geçildiğini, ödeme emrinin tebliğini müteakip çek keşidecisi tarafından hiçbir itirazda bulunulmaması üzerine haciz talep edildiğini, keşideci borçlu ... tarafından herhangi bir itiraz ve ihtirazi kayıt ileri sürülmeden dosya borcuna karşılık haricen 13.000,00 TL nakit ödeme yapıldığını, keşidecinin bakiye dosya borcuna karşılık bilahare 15.000,00 TL. tutarında bir çek verdiğini, bunun üzerine takip dayanağı çekin kendisine iade edildiğini, bu noktada icra dosyasına konu olan alacağın tahsil edilerek çek aslı keşideciye iade edildiğinden takibin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesine gerek kalmadığını, çek istirdadı talebi yönünden davanın konusunun kalmadığını, davacının iddiası gibi çalınmış olması halinde bu çeki kullanarak tedavüle sunan kişinin ya da kişilerin haksız kazanç elde etmesi sebebiyle davacının bu kişiye kişiye karşı sebepsiz zenginleşme nedeniyle istirdat davası açması gerektiğini savunarak, asıl davanın reddini istemiştir.Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; keşidecisi ... olan ve .... Bankası ... Şubesinin ... sayılı hesabından ödenmek üzere keşide edilmiş bulunan 30.07.2012 tarihli, 20.000,00 TL meblağlı, .... sayılı çekin müvekkiline müşterisi tarafından ticari ilişki sebebiyle verildiğini, ancak davalının bu çekin hamili olduğu ve çekin çalındığı iddiasıyla çek iptali davası açtığını, Kars Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.04.2012 tarih ve 2011/895-Esas, 2012/161-Karar sayılı kararı ile bahsi geçen çekin iptaline karar verildiğini, bu çekin .... isimli şahıs tarafından ciro edilerek müvekkili şirkete verildiğini, çekin müvekkilince.... sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, keşideci ... tarafından çek bedelinin müvekkiline ödendiğini, davalı şirket tarafından İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/36 Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine istirdat davası açıldığını, o davanın 26.02.2014 tarihli duruşmasında çek iptali kararının iptal için dava açmak üzere müvekkiline 2 haftalık kesin süre verildiğini, bu sebeple eldeki davanın açıldığını, müvekkilinin iyi niyetli hamil olduğunu ileri sürerek, Kars Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.04.2012 tarih ve 2011/895 Esas, 2012/161 Karar sayılı çek iptali kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davalı vekili, savunmasında özetle; yetkili mahkemenin davalı müvekkilinin ikametgahı olan İstanbul mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin yaptığı ticaret sebebiyle müşterilerinden çekler alıp verdiğini, bu çekleri kasasında muhafaza ettiğini, ancak 09.08.2011 gecesi müvekkilinin işyerinde hırsızlık olayı meydana geldiğini, 146 adet çekin çalındığını, bunlardan birinin de... Bankası, ... Şubesine ait, .... sayılı, 30.07.2012 tarihli, 20.000 TL bedelli, ... tarafından keşide edilen çek olduğunu, bu çekin de keşideci olan ve ... isimli müşteriden ticari ilişki sebebiyle alındığını, davalının çekin meşru hamili olmadığını, çekin hırsızlık konusu olduğunu bilmesine rağmen çeki aldığını, davacının, dava konusu çeki müşterileri olan .... isimli kişiden aldığını beyan ettiğini, ancak davaya konu çekin arka yüzündeki ciro silsilesi incelediğinde davalı cirosunun .... isimli kişinin cirosundan üstte yer aldığının açıkça görüldüğünü, bu durumda da davacının beyanının hukuki bir değerinin kalmadığını, ciro silsilesine göre, .... davalıdan çeki aldığının görüldüğünü, bu durumun davalı savunmasının kanuna aykırı olduğunu ve kötüniyetli olduğunu gösterdiğini savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacı vekili, GOP Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyasını, Kars Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011 / 895 Esas; 2012 / 161 Karar sayılı dosyasını, ...sayılı dosyasını, tahsilat makbuzunu, tanık beyanlarını ve bilirkişi incelemesini delil olarak sunmuştur. Davalı taraf, dava dışı ciranta ... ile yapılmış çek teslim belgesini delil olarak dosyaya sunmuştur. Dava 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 792'ye göre hamilin rızası dışında elinden çıkan çek nedeniyle çek istirdat davasıdır. Davacının davaya konu çekin meşru hamilinin kendilerinin olduğunun tespitine yönelik talebi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 792'ye göre incelenecektir. Bu maddeye göre; "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790'ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür." Bu maddeye göre hamil aynı yasanın 790'ıncı maddesine göre dava konusu çekten kaynaklanan hakkını ispatlamak zorunda ve çeki eline geçirmiş olan yeni hamillerin de kötüniyetli ya da ağır kusurlu olduklarını ispatlamak zorundadır. TTK m. 792'nin yollama yaptığı 790'ıncı madde; "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır." hükmünü içermektedir. Bu maddeye göre dava konusu çek incelendiğinde çekin düzenleyeninin dava dışı ... olduğu, hamiline düzenlendiği, arka yüzünde cirantalarının sırasıyla ...., ....,..., ... ve .... olduğu davacı şirketi temsilen keşideci, lehdar ya da ciro imzası bulunmadığı görülmektedir. Davalının şirket kaşe ve cirosu ise yanlamasına olarak ciranta ...'ın cirosunun soluna ve üzerine atılmış olup daha sonra karşılıksızdır kaşesi için alonj eklendiği görülmektedir. Dolayısıyla çek üzerindeki bilgilerden davacının yetkili hamil olduğu anlaşılamamaktadır. Davaya konu çekin icra takibine konulduğu ... sayılı dosyasında da davacı taraf borçlu olarak gösterilmemiştir. Davacının yetkili hamil olup olmadığının tespit için davacı şirketin ticari defterlerinin 6100 sayılı HMK m. 266'ya göre mali müşavir bilirkişi aracılığı ile incelenmesine karar verilmiş, bilirkişiden; davaya konu çekin davacının ticari defterlerinde kaydının bulunup bulunmadığının, davaya konu çekin kaydı varsa kimden hangi ticari ilişkiye göre alındığının ve davaya konu çekin tahsil edilip edilmediğinin tespiti istenilmiştir. Hazırlanan 10.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda davacının mahkememizce istenilen tespitlerin yapılabilmesi için gerekli belgeleri sunmaması nedeniyle rapor hazırlanamadığı belirtilmiştir. Dolayısıyla davacı taraf gerek çek üzerindeki imzalarla gerekse kendi ticari kayıtları ile 6102 sayılı TTK m. 790 ve 792'ye göre yetkili hamil durumunda bulunduğunu kanıtlayamamıştır. Davalı ... Şti. Davaya cevap dilekçesinde "Tahsilat makbuzu" adıyla yazılı delil belirtmişse de dosyaya böyle bir delili dilekçe ekinde sunmamıştır. Bu nedenle 6102 sayılı TTK m. 790 ve 792'ye göre davalının ağır kusurlu ya da kötüniyetli olduğunun tespiti için araştırma yapılmamıştır.Davalı taraf davaya konu çeki çekin keşidecisi ...'a teslim ettiklerini belirtmiş olması nedeniyle dava dışı ...'a dava konusu çeki teslim alıp almadığı yazı yazılarak sorulmuş, dava dışı ... mahkememize verdiği, 23.03.2020 tarihli dilekçesinde dava konusu çeki geri almadığını belirtmiştir. Ancak davalı ve birleşen dava davacı vekilinin mahkememize sunduğu 22.05.2020 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu belgede "Takip dayanağı çek aslını aldım. 30.07.2013 S. ..." yazılı ve imzalı olduğu, belgenin İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasındaki ödeme emrinin fotokopisi üzerine düzenlendiği ve altında da çek bilgilerinin yazılı olduğu görülmektedir. Dolayısıyla çek aslının davalı tarafından dava dışı ...'a teslim edildiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf davalı tarafın bu beyanından sonra davaya 6098 sayılı TBK m. 77'ye göre sebepsiz zenginleşme davası olarak devam edilmesi için talepte bulunmamıştır. Bu gerekçelerle yetkili hamil olduğunu 6102 sayılı TTK m. 790 ve 792'ye göre kanıtlayamayan davacının çek istirdadı davasının reddine yönelik olarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. GOP Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyası getirtilerek mahkememiz dosyası içerisine alınmıştır. GOP Cumhuriyet Başsavcılığından dava konusu çeki düzenleyen dava dışı ..., cirantalar ..., ..., ..., ....ve ... ile davalı şirketin yetkilileri ... ve .... hakkında soruşturma bulunup bulunmadığı ya da kovuşturma kararı bulunup bulunmadığı ve soruşturma dosyasının son durumu hakkında bilgi istenilmiştir. GOP Cumhuriyet Başsavcılığından gelen yazı cevabında hakkında bilgi istenilen kişilerin hiç biri hakkında soruşturma ya da kovuşturma olmadığı, dosyanın da daimi arama kararı verilerek zamanaşımı bürosuna gönderildiği, cirantalardan ... hakkında da ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği bildirilmiştir. Gerek davalı şirket yöneticileri hakkında soruşturma ve kovuşturma olmaması gerekse soruşturma dosyasının daimi arama kararı ile zamanaşımı bürosuna gönderilmiş olması ve TCK'daki zamanaşımı süresince soruşturma dosyasının burada kalacak olması ve bu süre boyunca soruşturmanın sonucunun beklenilmesi her iki tarafın da adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelecek olması nedeniyle GOP Cumhuriyet Başsavcılığında yürütülmekte olan soruşturma 6100 sayılı HMK m. 165'e göre bekletici mesele yapılmamıştır. ... Dava, Kars Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011 / 895 Esas; 2012 / 161 Karar sayılı çek iptali kararının iptali davasıdır. Kars Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011 / 895 Esas; 2012 / 161 Karar sayılı çek iptali kararının iptaline karar verilebilmesi için öncelikle davalı ... Şti.'nin dava konusu çekte yetkili hamil olarak hukuki hakkının bulunmadığının kanıtlanması gerekmektedir. Bu nedenle hukuki inceleme çek istirdat davalarında olduğu gibi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 792'ye göre incelenecektir. Bu maddeye göre; "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790'ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür." Bu maddeye göre hamil aynı yasanın 790'ıncı maddesine göre dava konusu çekten kaynaklanan hakkını ispatlamak zorunda ve çeki eline geçirmiş olan yeni hamillerin de kötüniyetli ya da ağır kusurlu olduklarını ispatlamak zorundadır. TTK m. 792'nin yollama yaptığı 790'ıncı madde; "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır." hükmünü içermektedir. Bu maddeye göre dava konusu çek incelendiğinde çekin düzenleyeninin dava dışı ... olduğu, hamiline düzenlendiği, arka yüzünde cirantalarının sırasıyla ...., ..., ...., ... ve ... olduğu davalı .... Şti.'ni temsilen keşideci, lehdar ya da ciro imzası bulunmadığı görülmektedir. Davacı ... Şti.'nin şirket kaşe ve cirosu ise yanlamasına olarak ciranta ...'ın cirosunun soluna ve üzerine atılmış olup daha sonra karşılıksızdır kaşesi için alonj eklendiği görülmektedir. Dolayısıyla çek üzerindeki bilgilerden davalı .... Şti.'nin yetkili hamil olduğu anlaşılamamaktadır. Davaya konu çekin icra takibine konulduğu İstanbul .... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında da davalı .... Şti. borçlu olarak gösterilmemiştir. Davalı ... Şti.'nin yetkili hamil olup olmadığının tespit için bu şirketin ticari defterlerinin 6100 sayılı HMK m. 266'ya göre mali müşavir bilirkişi aracılığı ile incelenmesine karar verilmiş, bilirkişiden; davaya konu çekin bu şirketin ticari defterlerinde kaydının bulunup bulunmadığının, davaya konu çekin kaydı varsa kimden hangi ticari ilişkiye göre alındığının ve davaya konu çekin tahsil edilip edilmediğinin tespiti istenilmiştir. Hazırlanan 10.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda davalı .... Şti.'nin mahkememizce istenilen tespitlerin yapılabilmesi için gerekli belgeleri sunmaması nedeniyle rapor hazırlanamadığı belirtilmiştir. Dolayısıyla davalı ..... Şti. gerek çek üzerindeki imzalarla gerekse kendi ticari kayıtları ile 6102 sayılı TTK m. 790 ve 792'ye göre yetkili hamil durumunda bulunduğunu kanıtlayamamıştır. Davalı ardeşler ..... Şti. davaya cevap dilekçesinde "Tahsilat makbuzu" adıyla yazılı delil belirtmişse de dosyaya böyle bir delil sunmamıştır. Bu nedenle davacı ..... Şti.'nin açmış bulunduğu davanın kabulüne yönelik olarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. GOP Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyası getirtilerek mahkememiz dosyası içerisine alınmıştır. GOP Cumhuriyet Başsavcılığından dava konusu çeki düzenleyenini dava dışı ..., cirantalar ..., ..., ..., ... ve .... ile davalı şirketin yetkilileri ... ve ... hakkında soruşturma bulunup bulunmadığı ya da kovuşturma kararı bulunup bulunmadığı ve soruşturma dosyasının son durumu hakkında bilgi istenilmiştir. GOP Cumhuriyet Başsavcılığından gelen yazı cevabında hakkında bilgi istenilen kişilerin hiç biri hakkında soruşturma ya da kovuşturma olmadığı, dosyanın da daimi arama kararı verilerek zamanaşımı bürosuna gönderildiği, cirantalardan ... hakkında da ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği bildirilmiştir. Gerek davalı şirket yöneticileri hakkında soruşturma ve kovuşturma olmaması gerekse soruşturma dosyasının daimi arama kararı ile zamanaşımı bürosuna gönderilmiş olması ve TCK'daki zamanaşımı süresince burada kalacak olması ve bu süre boyunca soruşturmanın sonucunun beklenilmesi her iki tarafın da adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelecek olması nedeniyle GOP Cumhuriyet Başsavcılığında yürütülmekte olan soruşturma 6100 sayılı HMK m. 165'e göre bekletici mesele yapılmamıştır. " gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne, Kars Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/895 Esas, 2012/161 Karar sayılı kıymetli evrakın iptali kararının iptaline, karar verilmiştir.Bu karara karşı, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin çalınmış olan çeklerinden, çalıntı olduğunu ve ödeme yasağı bulunduğu ve yine C.Başsavcılığında şikayetlerinin varlığını bile bile eline geçirip icra takibi yapmış olan davalının, iyiniyetli olduğunu savunmasının hukuka aykırı olduğu gibi, ticari teamüllere ve hayatın olağan akışına da açıkça aykırılık teşkil ettiğini, ticari teamüller gereği, bir kimsenin bir çek alacağı zaman ilgili banka şubesine çekin durumunu ( keşidecinin ödeme durumu, çekin çalıntı olup olmadığını vs.) soracağını, çeklerin çalındığı tarihte gerekli işlemler yapıldığını, G.Osmanpaşa C.Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyasından ilgili tüm bankalara çeklerin çalıntı olduğu konusunda bilgi verildiğini, bu bilgilerin halen de ilgili banka şubelerinde mevcut olduğunu, sahte imzalı çeke ilişkin olarak, iyiniyet iddiasının dinlemeyeceğini, bu iddianın herkese karşı ileri sürülebileceğini, Yargıtay 11. HD'nin 22.11.2010 tarih ve 2009/5258 Esas, 2010/11793 Karar sayılı kararında da sahte imzalı çekle ilgili olarak, iyiniyet iddiasının dinlenemeyeceğinin ve bu iddianın herkese karşı ileri sürülebileceğinin hükme bağlandığını, dosyada mevcut bilgilere göre haklılıklarının sabit olduğunu, davalı vekilince dava konusu çeki müşterileri olan ... isimli kişiden aldıklarının beyan edildiğini, ancak davaya konu çekin arka yüzündeki ciro silsilesi incelendiğinde, davalı cirosunun (KAŞE) .... isimli kişinin cirosundan üstte yeraldığının açıkça görüldüğünü, bu sebeple, davalı savunmasının hukuki bir değerinin kalmadığını, davalının bu beyanının haklı hamil olmadığının da kabulü anlamında olduğunu, bu beyana göre davalının haklı hamil olduğunu ispatlayamadığını, davalının, iddiasını resmi belge ile ispatlaması gerektiğini, çekin müvekkilinin elinden çıktığına ilişkin olarak çek arka yüzünde ilk cirantalardan ... olarak görünen cironun sol tarafından el ile yazılmış olan “ … ” ibaresinin ....’e ait bir ibare olup çekin müvekkilinin yedinde bulunduğunu ispat ettiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, her iki kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Asıl dava çek istirdadına, çek bedeli tahsil edilmiş ise çek bedelinin iadesine; birleşen dava, zayi nedeniyle çekin iptaline dair kararın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava konusu çekin incelenmesinde; ... Bankası ....Şubesinin .... sayılı hesabından ödenmek üzere keşide edilmiş bulunan 30.07.2012 tarihli, 20.000,00 TL meblağlı, ... sayılı çekin keşidecisinin ... olduğu, hamiline düzenlendiği, sırasıyla ..., ..., ..., ..., ..., ... Şti.'ne cirolandığı, çekin 30.7.2012 tarihinde birleşen davacı-asıl davalı tarafından bankaya ibraz edildiği, tedbir kararı sebebiyle işlem yapılamadığı anlaşılmaktadır.
Asıl dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde;Asıl davada davacı, çekin yetkili hamili olduğunu, keşideciden ticari ilişki sebebiyle teslim aldığını, ancak çeki ciro etmeden çekin çalındığını, çek iptali kararı alındığını, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, çekin istirdadını, bedeli ödenmişse bedelinin iadesini istemiştir. Dava konusu çeke ilişkin olarak Kars Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.04.2012 tarih ve 2011/895-Esas, 2012/161-Karar sayılı kararı ile başka çeklerle birlikte çek iptali kararı verildiği, söz konusu çekin asıl davalı-birleşen davacı şirket tarafından ... sayılı dosyası ile 18.12.2012 tarihinde kambiyo takibine konu edildiği, keşidecinin 30.07.2013 tarihinde haricen 13.000 TL ödeme yaptığı, keşideci hakkındaki takiplerin kaldırıldığı anlaşılmaktadır. Asıl davada davalı tarafa 26.02.2014 tarihli ara karar ile çek iptalinin iptali davası açması için kesin süre verilmiş, asıl davada davalı taraf 05.03.2014 tarihinde Kars Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/220 Esas sayılı dosyası ile çek iptali kararının iptali davası açmış, bu dava da 25.09.2014 tarihinde eldeki dava dosyası ile birleştirilmiştir. TTK'nın 792. maddesi; “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanuni düzenleme bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır. Bu davada, davacının çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve çeki elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir. Aynı Kanunun 790.maddesinde ise "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve bir birine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır" düzenlemesi bulunmaktadır.TTK'nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, yukarıda da belirtildiği gibi çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabilir (Yargıtay HGK'nın 06/04/2021, E. 2017/11-159, K. 2021/417 tarih ve sayılı kararı).Bu bilgilere göre asıl davada davacı, dava konusu edilen çekin hamili iken rızası dışında elinden çıktığını ve davalının çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Çeklerin zayi olmasından sonra, davacı suç duyurusunda bulunmuştur. GOP Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma sayılı dosyasından mahkemece, dava konusu çeki düzenleyen dava dışı ..., cirantalar ..., ..., ..., .... ve ... ile davalı şirketin yetkilileri ... ve ... hakkında soruşturma bulunup bulunmadığı ya da kovuşturma kararı bulunup bulunmadığı ve soruşturma dosyasının son durumu hakkında bilgi istendiği, yazı cevabında hakkında bilgi istenilen kişilerin hiç biri hakkında soruşturma ya da kovuşturma olmadığı, dosyanın da daimi arama kararı verilerek zamanaşımı bürosuna gönderildiği, cirantalardan ... hakkında da ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği bildirilmiştir.Somut olayda, davacı tarafından belirtilen şekilde bir kanıt sunularak,önceki hamil olarak çekin elinden çıktığı, çeki iktisap eden davalının iktisabında ağır kusurlu veya kötü niyetli olduğu kanıtlanamamıştır.Bu sebeple mahkemece asıl davanın reddine karar verilmesi yerinde olup asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf sebeplerinin reddine karar verilmiştir. Birleşen dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde; Birleşen dava, zayi nedeniyle verilen çek iptali kararının kaldırılması (İptal kararının iptali) talebine ilişkindir. Asıl dava konusu edilen ve istirdadı talep edilen çeke ilişkin olarak Kars Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.04.2012 tarih ve 2011/895-Esas, 2012/161-Karar sayılı kararı ile başka çeklerle birlikte çek iptali kararı verildiği anlaşılmaktadır. Birleşen davada davacı bu kararın iptalini talep etmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 792. maddesinde "Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790'ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür." şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir. Bu düzenleme uyarınca somut olayda davalının, dava konusu yapılan çekin yetkili hamili olduğunu kanıtlaması yanında, çeki elinde bulunduran yeni hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiğini ya da iktisapta ağır kusuru bulunduğunu ispat etmesi gereklidir. Bu durum karşısında somut olayda, ispat yükü birleşen davalıya ait olup aksinin kabulü kıymetli evrakın mücerretlik ilkesini ortadan kaldırır (Yargıtay 11.HD 07.03.2018 tarih ve 2016/8417 Esas, 2018/1736 Karar, 08.11.2023 tarih ve 2022/2402 Esas, 2023/6579 Karar sayılı kararı). Somut olayda, birleşen davada, ispat yükü birleşen davada davalı ... şirketinde olup yukarıda açıklandığı üzere, birleşen davalının, çeki elinde bulunduran yeni hamilin yani birleşen davacının çeki kötüniyetle iktisap ettiğini ve ağır kusuru bulunduğunu ispatlayamadığından birleşen davanın kabulü yerinde olmuştur. Bu nedenle, birleşen davada davalı-asıl davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf sebeplerinin de reddi gerekmiştir. Dairemizce resen yapılan istinaf incelemesinde ise; iptali talep edilen Kars Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.04.2012 tarih ve 2011/895-Esas, 2012/161-Karar sayılı kararı ile birleşen dava konusu çek dışında başkaca çeklere ilişkin de iptal hükmü verildiği görülmektedir. Bu durumda mahkemece, Kars Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.04.2012 tarih ve 2011/895-Esas, 2012/161-Karar sayılı kararının sadece .... Bankası .... Şubesinin ... ve .... sayılı, 30.07.2012 tarihli, 20.000,00 TL meblağlı çek ile ilgili bölümü yönünden iptaline karar verilmesi gerekirken, Kars Sulh Hukuk Mahkemesi kararının tümden iptaline karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından, ilk derece mahkemesinin birleşen davada verdiği kararının kaldırılarak hükmün bu yönden resen düzeltilerek yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.Dairemizce yeniden hüküm kurulurken, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmeyip hükmün yukarıda belirtilen yönden resen düzeltilmesine karar verildiğinden ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücreti aynen muhafaza edilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının birleşen dava yönünden resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve neticeten asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile Kars Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.04.2012 tarih ve 2011/895 Esas, 2012/161 Karar sayılı kararının, ...Bankası ... Şubesinin, ... ve .... sayılı, 30.07.2012 tarihli, 20.000,00 TL meblağlı çek ile ilgili bölümü yönünden iptaline dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;1-Asıl davanın reddine,2-Birleşen davanın kabulü ile Kars Sulh Hukuk Mahkemesinin 11.04.2012 tarih ve 2011/895 Esas- 2012/161 Karar sayılı kararının, ... Bankası .... Şubesinden verilme, ... ve ... sayılı, keşide 30.07.2012 tarihli, 20.000,00 TL meblağlı çek ile ilgili bölümü yönünden iptaline,3-Asıl dava yönünden;a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 427,60 TL maktu karar harcından peşin alınan 341,55 TL harcın mahsubu ile eksik 86,05 TL harcın asıl davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, b-AAÜT gereğince hesap olunan 4.080,00 TL nispi vekalet ücretinin asıl davacıdan alınarak asıl davalıya verilmesine,c-Asıl davalı tarafından yapılan 20,00-TL yargılama giderinin asıl davacıdan alınarak asıl davalıya verilmesine, 4-Birleşen dava yönünden:a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan ve alınması gereken 1.366,20-TL nispi karar harcından peşin alınan 25,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.341,00-TL harcın birleşen davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, b-AAÜT gereğince hesaplanan 4.080,00-TL nispi vekalet ücretinin birleşen davalıdan alınarak birleşen davacıya verilmesine, c-Birleşen davacı tarafından yapılan toplam 154,20-TL yargılama giderinin birleşen davalıdan alınarak birleşen davacıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı- birleşen davada davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacı- birleşen davada davalıya iadesine,b-Davacı-birleşen davada davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,8-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.03.10.2024