T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/802
KARAR NO: 2024/850
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/02/2021
NUMARASI: 2017/62 E. - 2021/157 K.
DAVANIN KONUSU: Satımın feshi ve satım bedelinin tahsili
Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı .... Ltd. Şti.'nden 04/08/2015 tarihinde ... marka EU(T) tipi 2015 model beyaz komyonet satın almış olduğunu, davalı şirkete 65.945.68 TL ödeme yaparak satın aldıkları aracın ayıplı çıktığını, olayda davalı ... Tic. A.Ş. aracın ithalatçı şirketi olduğunu ayıptan müteselsilen sorumlu olduklarını, davalının, aracın yakıt tüketimi ve taşıma kapasitesi hakkında müvekkiline yanlış beyanlarda bulunmuş olduğunu, belli bir süre sonra aracın anormal derecede yakıt tükettiğini fark eden müvekkilinin durumun tespiti için TMMOB Makine Mühendisleri Odasından teknik rapor almış olduğunu, yapılan inceleme sonucunda aracın satıcının beyanının aksine şehir içi 20,15 Lt/100 km, şehir dışı 14,88 Lt/100 km yakıt tükettiğinin anlaşılmış olduğunu, satıcının kamyoneti satarken aracın 7 litre tükettiğini beyan etmiş olduğunu, kaldı ki yapılan tespitlerde aracın dengesiz yakıt tükettiğinin açıkça anlaşılmış olduğunu, bu durumun kullanımdan değil araçtaki ayıptan kaynaklanmış olduğunu, müvekkilinin davalıya durumu bildirmiş olduğunu buna rağmen kendisine herhangi bir cevap verilmemiş olduğunu iddia ederek, 69.945,68 TL'nin satış tarihinden itibaren işleyecek ticari fazi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davanın her iki davalının da yerleşim yerinden birinde açılmadığını, bu nedenle yetki itirazlarının bulunduğunu, müvekkili şirketin ayıplı olduğu iddia edilen aracın satıcısı veya üretici olmadığını bu nedenle müvekkiline karşı ikame edilmiş davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini , davacının varsa araçtaki ayıbı yasal süresi içeresinde bildirmediğini, somut uyuşmazlığın üretimden kaynaklı bir gizli ayıp olmadığı ve aracın yakıt tükettiğine ilişkin iddiaların davacının hatalı kullanımından kaynaklı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...davalıların ithalatçısı ve yetkili satıcısı olduğu Hyundai marka EU tipi 2015 model Kamyonet niteliğindeki ticari aracın 04/08/2015 tarihinde 69.945,68 TL bedelle davacıya satıldığı, söz konusu araçta davacının TMMOB makine odasından teknik rapor aldığı ve yapılan inceleme sonucunda satıcının beyanın aksine 20,15 litre/100 KM şehiriç; 14,88 litre/100 KM şehir dışı yakıt tüketimi yaptığının tespit edildiği, ancak satıcının aracın 7 litre tüketim yaptığını iddia ettiği ve bu sebeple satış bedelinin anormal sayılacak şekilde yakıt tüketimi olduğunu belirterek; davalıya başvuru yaptığı ancak herhangi bir olumlu yanıt verilmemesi üzerine davacının huzurdaki davayı açtığı, alınan bilirkişi raporlarında sunulan kanaatin hüküm kurmaya elverişli olmaması ve inceleme anında aracın hazır edilmemiş olması sebebiyle aracın bulunduğu yer de dikkate alınarak belirlenen Üniversitenin Makine Mühendisliği Fakültesinin öğretim üyelerinden oluşacak heyete tevdi edilerek rapor alınması yönündeki ara karar gereğince ek bilirkişi delil avansının davacı vekiline verilen kesin süre içerisinde tamamlanmadığı, davacı vekiline kesin süreye riayet etmemesinin sonuçlarının duruşmada ihtaren bildirildiği, davacının 14/12/2020 tarihli dilekçesi ile aracın geçirdiği kaza sebebiyle iadesinin mümkün olmadığı ve talebini TBK.228/2m. uyarınca değiştirerek daralttığını ve ayıp oranında indirim talep ettiğini beyan etmiş ise de TBK m. 227 hükmünde sayılan yenilik doğuran hakkını seçimlik haklardan “misliyle değişim” yönünde kullanmış olan alıcı davacının yenilik doğuran haklar kullanılmakla tükendiğinden artık ikinci bir seçimlik hakka sahip olmadığı, bir an için davacının beyanları kapsamında aracın trafik kazası neticesinde kullanılamaz hale geldiği kabul edilse bile TBK 228 maddesi uyarınca yapılacak incelemede dava konusu edilen hukuki vakıa olan aracın anormal yakıt tüketiminin olup olmadığının tartışılması gerektiği, söz konusu aracın kullanılamaz hale gelmiş olması halinde bu durumun tespit edilmesinin mümkün olmadığı gibi yine bir an için tespiti mümkün ise de; davacının anılan madde uyarınca talebi hakkında yapılacak değerlendirmenin ara karar gereği araç üzerinde bilirkişi incelemesinin yapılması gerektiği ancak davacının 08/09/2020 tarihli celse de yüklenen bilirkişi ücretini yatırma edimini kesin süreye rağmen yerine getirmediği, ara karar gereğinin yerine getirilmemesi halinde sonuçlarının hatırlatıldığı bu sebeple davacının bu delile dayanmaktan vazgeçtiği kabul edilerek toplanan deliler kapsamında davacının iddiasını ispat edemediği kanaatine varılarak..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ... marka 2015 model araçların 100 Km mesafede şehir içi 12,2 km yakıt, şehirler arası 7.3 Km yakıt tüketmekte iken dava konusu ayıplı aracın emsallerinden daha fazla yakıt tükettiğini, ayıplı araç üzerinde TMMOB makine mühendisleri odasınca yapılan incelemeler neticesinde, aracın emsallerinin aksine şehir içinde 20,15 Litre, şehir dışında ise 14.18 Litre yakıt tükettiğine yönelik tespitin dosya kapsamında mevcut olduğunu, yargılama aşamasında alınan raporda ise şehir içinde 15,34 Litre şehirler arasında 10,15 Litre yakıt tükettiğinin tespit edildiğini, yargılama aşamasında dava konusu aracın bilirkişi incelemesinde periyodik bakımlarının yapılmış olduğu, hava filtresinin temiz olduğu vb tespitlerde bulunulduğunu, neticede dava konusu aracın emsalleri karşılaştırıldığında şehirler arası yolda yaklaşık % 50 oranında şehir içi yolda % 25,73 oranında fazla yakıt tüketildiğinin tespit edildiğini, dava konusu ayıplı aracın kullanılmasının müvekkili şirkete yarar sağlamadığını, 28.07.2020 tarihinde trafik kazasına karıştığını, kaza sonrası görüntüleri ve onarımına ilişkin 24.485,00 TL bedelli faturadan da anlaşılacağı üzere, trafik kazasında hasar gördüğünü, kullanılamaz hale geldiğini, müvekkili şirketin dava konusu aracı iade etmeye hazır olduğu bildirilmiş ise de yaşanan trafik kazası neticesinde aracın ayıplı ve aynı iade etme imkanı bulunmadığından TBK'nın 228/2.maddesi gereğince sözleşmeden dönmeye ilişkin taleplerinin ayıptan kaynaklı bedelden indirim miktarının tespiti ile satış bedelinden indirilmesi yönünde daraltıldığını, mahkeme tarafından aracın ağır hasar gördüğü göz ardı edilerek yenilik doğuran seçimlik haklardan misliyle değişim yönünde talebin kullanıldığı, yenilik doğuran hakların kullanılmakla tüketildiğinden ikinci bir seçimlik hakka sahip olunamayacağı belirtilerek talebin reddedildiğini, emsal Yargıtay kararları gereğince sözleşmeden dönme talebinin ilerleyen süreçte bedel indirimi olarak değiştirilmesinin davayı genişletme yada değiştirme sayılmayacağını, kısmi feragat olarak nitelendirildiğini, 6502 sayılı TKHK'nın dönme hakkını herhangi bir sınırlamaya tabi tutmadığını, bunlarla birlikte 08.09.2020 tarihli duruşmada 3 nolu ara karar uyarınca ek rapor için ek delil avansının iki haftalık kesin süre içerisinde yatırılmasına karar verildiğini, ek delil avansının yatırılmamasının gerekçe gösterilerek davanın reddedildiğini, red kararının haksız olduğunu iddia ederek, kararın ortadan kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satıma konu aracın ayıplı olduğu iddiasıyla satımın feshi ve satım bedelinin geri tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, davacı şirketin davalılardan ... Ltd. Şirketi'nden, 04.08.2015 tarihli fatura ile dava konusu aracı satın almış olduğu, aracın fazla yakıt tükettiğine dair, 27.06.2016 tarihli alınan teknik rapora istinaden iş bu davayı açmış olduğu konusunda, herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, dava konusu aracın ayıplı olup olmadığı, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamında, davacı şirket tarafından davalılardan ... Ltd. şirketinden, 04.08.2015 tarihinde toplam 69.945,68 TL bedelle ... marka kamyonet cinsi dava konusu ... plakalı aracı satın aldığı, TMMOB makine mühendisleri odası Van il temsilcili tarafından davacı talebi üzerine 27.06.2016 tarihli araç tescil belgesinde özellikleri belirtilen 2015 model aracın ruhsatının incelendiği, aracın 100KM 'de tükettiği yakıt sarfıyatının belirlenmesinin istendiği, bu sebeple bu iş dolayısıyla makine mühendisi ... görevlendirilmiş olduğunun belirtildiği, adı geçen bilirkişi tarafından teknik rapor başlığı ile bir sayfadan oluşan raporun düzenlendiği, raporda 27.06.2016 tarihinde araç üzerinde yapılan teknik incelemede aracın fiziki durumunun gözlendiği, 27.06.2016 tarihinde sabah 11.00 civarı aracın yakıt deposunun merkez Van adresinden tam olarak doldurup, şehir içi trafiğinde 15,7 km yol aldıktan sonra tekrar aynı adreste yakıt deposu üzeri doldurulduğunda aracın şehir içi trafikte 15,7 km'lik mesafede 1,83 Litre yakıt tükettiğinin tespit edildiği, bu duruma göre oranlama yapıldığında aracın 100 Km'lik mesafede 11,65 Litre yakıt tükettiği sonucuna varılacağı, aynı akaryakıt istasyonunda aracın yakıt deposunun tekrardan doldurulduğu, şehir dışı trafikte 26,2 km yol aldıktan sonra 3,9 Litre yakıt tükettiğinin tespit edildiği, oranlama yapıldığında şehir dışı yakıt tüketiminin 14,88 Litre olduğunun anlaşıldığının belirtildiği, davacı vekili tarafından tespit sonrasında aracın dengesiz yakıt tükettiğinin anlaşıldığı bu durumun kullanımdan değil araçtan kaynaklandığı iddia edilerek iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, taraf delilleri dosyaya celp ve ibraz edildikten sonra bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. Aracın bulunduğu yerde inceleme gerçekleştirilerek talimat bilirkişi raporu alınmıştır. 09.05.2019 tarihli talimat bilirkişi raporunda; dava konusu aracın şehir içi ve şehirlerarası yakıt tüketim değerlerinin tespit edilmesi amacıyla Bitlis ili Tatvan ilçesi şehir merkezinde ve Bitlis ili Tatvan-Ahlat ilçeleri arasında test sürüşüne tabi tutulduğu, yapılan incelemede; aracın periyodik bakımlarının yapılmış olduğu ve ayrıca hava filtresinin temiz olduğu, motor yağı ve yağ filtresinin değişimine gerek olmadığının gözlemlendiği, 29.04.2019 tarihinde 21:15-22:45 saatleri arasında BİTLİS ili Tatvan/ Ahlat ilçeleri arası asfalt yolda, hava sıcaklığının yaklaşık 6 C olduğu ve yağışın olmadığı iklim koşullarında, ortalama 70 km/h hızda, hafif trafik koşullarında 100 km mesafede gidilerek şehirler arası test sürüşünün yapıldığı, yola çıkılmadan önce aracın deposu tam doldurulduğu, aracın dijital km göstergesi sıfırlandığı, yaklaşık 100 km yol kat edildikten sonra uygun bir yere park edildiği, aracın yakıt deposunun 30.04.2019 tarihinde saat 17:30 civarı tekrar doldurularak harcanan yakıt miktarının tespit edildiği, bu durumda aracın yaklaşık 100 km mesafede 10.95 /lt yakıt harcadığının belirlendiği, şehir içi test sürüşünün ise; 30.04.2016 tarihinde 17:40-19:00 saatleri arasında Bitlis ili Tatvan ilçesi şehir merkezinde, asfalt yolda, hava sıcaklığının yaklaşık 9C olduğu ve yağışın olmadığı iklim koşullarında, yoğun trafik koşullarında 26.6 km mesafe gidilerek yapıldığı, yola çıkılmadan önce aracın deposunun tam doldurulduğu, aracın dijital km göstergesi sıfırlandığı, test sürüşü sonunda aracın yakıt deposunun tekrar doldurularak harcanan yakıt miktarının tespit edildiği, aracın 26.6 km mesafede yaklaşık olarak 4,08 It yakıt harcadığı dolayısıyla 100 km mesafede yaklaşık olarak 15.34 It yakıt harcayacağının hesaplandığı, yapılan araştırmada aracın fabrika yakıt tüketim değerlerinin şehir içi 12.2 1t/100 km, şehirlerarası 7.3 It/100 km, ortalama yakıt tüketim değerlerinin 9.1 İt/100 km olduğu belirlendiği, araçla belirtilen güzergâhta ve belirtilen koşullarda yapılan test sürüşü sonucunda 100 km mesafede şehirlerarası yolda 10.95 İt yakıt tükettiğinin belirlendiğini, bu değerlerin aracın fabrika tüketim değerleri olan şehirlerarası 7.3 It/100 km değerleri ile karşılaştırıldığında yaklaşık %50 oranında fazla olduğunun belirlendiği, yapılan test sürüşünde aracın şehir içi yolda ise 15.34 İt/100 km yakıt tükettiği hesaplandığı, bu değerlerin aracın fabrika tüketim değerleri olan şehir içi 12.2 lt/100 km değerleri ile karşılaştırıldığında ise % 25.73 oranında fazla olduğunun belirlendiği, sonuç olarak aracın şehirlerarası yolda yaklaşık % 50 oranında fazla yakıt tükettiği, şehir içi yolda yaklaşık % 25.73 oranında fazla yakıt tükettiği kanaatine varıldığı belirtilmiştir. 11.08.2020 tarihli talimat bilirkişi heyet raporunda; tarafların mevcut raporlara yapmış oldukları itirazlar sonucunda mahkemece dava dosyasının Diyarbakır Adliyesi 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilerek, araç üzerinde inceleme yapılmak suretiyle dava konusu araçtaki yakıt tüketiminin olağan tüketim miktarından fazla olup olmadığı, bu durumun üretimden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, araca sonradan montajlanan kasanın yakıt tüketimini arttırıp artırmadığı hususlarında ve daha önce sunulan rapordaki eksik hususlar ile rapora yapılan itirazları karşılar nitelikte rapor düzenlenmesinin istendiği, dava konusu aracın 04.08.2015 tarihinde, orijinal olarak (üzerinde herhangi bir tadilat yapılmamış durumda) KDV dahil 69.945,68 TL karşılığında satın alınmış olduğu, dosya kapsamında sunulan faturadan görüldüğü, araç üreticilerinin üretmiş oldukları araçların yakıt tüketim değerlerini, aracın ideal yol ve iklim şartlarında, düz ve trafiksiz bir yolda orijinal hali (araç üzerinde herhangi bir ek donanım olmadan) ile belli standartlar gözetilerek kullanımları sonucu belirlediği, gündelik hayatta bu araçların kullanımı esnasında oluşan ve yakıt tüketimini etkileyen şartların, araç üreticilerinin yakıt tüketim değerlerini belirlerken kullandıkları şartlardan farklı olabileceği için fabrika verileri ile gündelik kullanım sonucu oluşan yakıt tüketim değerlerinin birbirinden farklı olabileceği, dosya kapsamındaki bilgilerden; dava konusu araca sonradan kapalı kasa takılmış olduğunun anlaşıldığını, bu durumun, söz konusu aracın orijinal yapısını bozmuş olduğunun anlaşıldığı, rüzgâr direncini ve kütlesini arttırmış olduğundan; aracın kullanımı esnasında daha fazla yakıt tüketeceği görüşünde olduklarını, dosya kapsamında sunulan, TMMOB Makine Mühendisleri Odası Van İl Temsilcilince hazırlanan teknik raporda, aracın yakıt tüketim değeri belirlenmesinde, düşük kilometrelerde test yapılması sonucu tam dolu depodan daha az yakıt çıkacağı için yakıt dolum pompalarındaki hassasiyete bağlı olarak oluşabilecek olan hataların göz ardı edilmiş olduğu görüşünde olduklarını, bu durum dikkate alınarak, dava konusu aracın yakıt tüketim değerlerinin belirlenmesinde daha fazla, yaklaşık 150-200 km yol yapılarak belirlenmesi gerektiği ve böylelikle daha doğru sonuçlar elde edilebileceği kanaatinde olduklarını, araçların ortalama yakıt tüketim değerlerini tespit ederken aracın ortalama yol şartlarında, gidilen yolun çift taraflı (gidiş-geliş) olarak test yapılması gerektiği, tek taraflı yapılan kullanımlarda devamlı iniş olabileceği gibi, tamamen rampa durumunun da mevcut olabileceği, bu durumda tamamen farklı yakıt tüketim değerleri söz konusu olabileceği, nitekim dosya kapsamında mevcut olan 09.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda bu durumun göz ardı edilerek aracın yakıt tüketimi tespitinde tek taraflı yol kullanılmış olduğunun tespit edildiği, belirtilen hususlar gözetilerek, taraflarınca yapılan dosya incelemesi sonucunda; dava konusu aracın 04.08.2015 tarihinde orijinal olarak satın alınmış olduğu, sonrasında davacı tarafından kapalı kasa monte edilmek suretiyle orijinalliğinin bozulmuş olduğu, bu durumun, söz konusu aracın kütlesini ve aracın sürüşü esnasında maruz kalacağı rüzgâr direncini arttıracağı ve bundan dolayı aracın mevcut hali ile kullanımı sonucunda tüketeceği yakıt miktarının, aracın kataloğunda belirtilmiş olan orijinal yakıt tüketim değerlerinden fazla olabileceği sonucuna varıldığı, ancak, tam olarak ne kadar arttırmış olduğu hususunun belirlenebilmesi için, dava konusu aracın heyete teslimi sağlanarak, raporda belirtilen teknik hususlar dikkate alınarak, test edilmesi sonucunda tespit edilebileceği belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde, bilirkişi raporunda aracın fiziki olarak incelenmeden ,maddi gerçeklerden uzak verilerden yakıt tüketimi tespitinin yapılmaya çalışıldığını, görüldüğü üzere kapalı kasa araçlarda bile yakıt tüketiminin raporda inceleme konusu olan araçtan daha az olduğunu iddia ederek, bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasını talep etmiştir.Davalı ... AŞ vekili rapora beyan dilekçesinde, bilirkişi raporunda davacı tarafından dava konusu araca kapalı kasa monte edilmiş olduğu, yetkili servis dışında eklenen kasanın hem aracın mevcut ağırlığını, hem de rüzgar direncini artırmış olması, aracın bakım periyodu, kullanım koşulları gibi kullanım faktörünü etkileyen faktörlerin mevcudiyeti sebebiyle yakıt tüketiminde değişiklik göstermesinin olağan olduğu, müvekkili firmanın bir sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 08.09.2020 tarihli duruşmanın 2 ve 3 nolu ara kararları ile, taraf vekillerinin rapora itirazları kapsamında, aracın kazaya karıştığı iddiası da değerlendirilerek daha önce yazılan talimata istinaden dosyanın önceki bilirkişilere tevdi edilerek ek rapor tanzimi için talimat yazılmasına ve toplam 750,00 ek delil avansının davacı tarafça karşılanmasına, iki haftalık kesin süre verilmesine , kesin süre sonuçlarının davacı tarafa hatırlatılmasına dair karar verilmiştir.Davacı vekili 14.12.2020 tarihli beyan dilekçesinde; dava konusu aracın karışmış olduğu trafik kazası neticesinde aracı aynen iade etme imkanlarının bulunmadığını, TBK 228/2.maddesi gereği, sözleşmeden dönmeye ilişkin taleplerini ayıptan kaynaklı bedelden indirim miktarının tespiti ile satış bedelinden indirilmesi yönünde daraltma gereğinin hasıl olduğunu, 28.07.2020 tarihinde aracın trafik kazasına karıştığını, onarımı için 24.485,00 TL bedel karşılandığını, aracın maddi olarak ağır hasar gördüğünü ve kullanılamaz hale geldiğini belirterek, dava konusu aracın satış bedelinden indirilmesi gereken miktarın tespitine ilişkin rapor alınmasını talep etmiştir. 09.02.2021 tarihli duruşmada, önceki ara karar gereğince bilirkişi delil avansının yatırılmadığı, davacı vekilinin beyan dilekçesi sunduğu, dava dilekçesindeki talebinin daraltılarak satış bedelinden indirim miktarının tespiti şeklinde talepte bulunduğu hususları belirtildikten sonra, mahkeme tarafından aynı celsede yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine karar verilmiştir.Tacirler arası satım sözleşmelerinde TTK’nın 23. maddesi ile bu madde yollamasıyla TBK’nın satış sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. TBK'nın 227. maddesinde alıcının seçimlik hakları düzenlenmiştir. Satıcının, satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde ,alıcının, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılananın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabileceği, ayrıca alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu, alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde durumun bunu haklı göstermesi halinde hakimin satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebileceği, satılanın değerindeki eksikliğin satış bedeline çok yakın ise alıcının ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabileceği belirtilmiştir. Dönmenin sonuçları ise aynı Yasa'nın 229. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin 2. fıkrasında, satılanın tamamen zaptında olduğu gibi yargılama giderleri ile yapılan giderlerin ödenmesini, 3. fıkrada, ayıplı maldan doğrudan zararının giderilmesini isteyebileceği ile birlikte satıcının kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlü olduğuna yer verilmiştir. Somut olayda, davacı taraf aracının fazla yakıt tükettiği iddiasıyla sözleşmeden dönme iradesini belirterek, TBK'nın 217. maddesi gereğince satış bedelinin iadesini talep etmiştir. Yargılama aşamasında, talimat bilirkişi heyeti tarafından davacı firma tarafından dava konusu araca kapalı kasa monte edildiği, orijinalliğinin bozulmuş olduğu, fazla yakıt tüketimi ile ilgili olarak, önceki alınan rapordaki tespitlerin yeterli olmadığı, aracın test edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Davacı tarafça, mahkemenin ,itirazların karşılanması için ek rapor alınmasına dair ara kararından sonra, TBK 218.madde gereğince talebini daralttığını, aracın trafik kazasına karışması sonucunda kullanılamaz hale geldiğini ve incelenemeyeceğini belirterek, ayıptan kaynaklı olarak satış bedelinden indirilmesini talep etmiştir. Ne var ki, mahkemenin tarafların rapora karşı beyan ve itirazlarının değerlendirilmesi ve davacı iddiasının subuta erip ermediği ile talebinin değerlendirilmesi için ek rapor alınmasına dair, ara karar gerekleri yerine getirilmemiş ve avans karşılanmamıştır. Bu durumda, davacı tarafın dava konusundaki iddiasını dosya kapsamına göre ispat etmiş olduğunun kabulü mümkün olmayacaktır. Çünkü dosya içerisindeki bilirkişi heyet raporunda açıklandığı üzere, mevcut verilerle yapılan inceleme sonucunda, fazla yakıt iddiasına sebep olarak, davacı tarafça araca sonradan kapalı kasa ilave edilmiş olması nedenler arasında belirlenerek, önceki raporların hatalı ve eksik verilere dayandığı tespit edilmiştir. Davacı tarafça gerekli eksik avans karşılanmayarak, meydana geldiği iddia edilen ayıp ve sebebi ispat edilememiş olduğundan davanın reddi kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının bu davacıdan tahsiline,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderleriin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 23.05.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.