T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1050
KARAR NO: 2025/1717
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/03/2025
NUMARASI: 2025/139 Esas - 2025/157 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Deniz yoluyla eşya taşımadan kaynaklı)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ... Ağaç Sanayi Ve Tic. A.Ş.'nin MDF, ... ve laminat parke üretiminde hem ülkemizde, hem de dünyada önde gelen şirketlerden biri olduğunu, ürettiği ürünleri dünyanın bir çok noktasına ihraç ettiğini, müvekkilinin 1734 paket ... ve 2480 paket ... panel panelin ... Libya şeklinde satışı için Libya'da kurulu ... ... isimli şirketle anlaştığını, Libya'ya ihraç edilecek bu emtiaların .../Libyaya nakliyesi için de müvekkilinin davalı ... ... Hizmetleri A.Ş ile anlaştığını, bu çerçevede satışa konu emtianın bir kısmını oluşturan ... Panel cinsi yük ... ...'in ... ve ... numaralı konşimentoları tahtında .../Libyaya gönderilmek üzere 60 adet konteynere yüklendiğini, ... ...'in, söz konusu taşıma işinin fiilen gerçekleştirilmesi için davalı ... Gemi Acenteliği A.Ş ve davalı ... ... ... ... S.A ile anlaştığını ve bu anlaşmaya istinaden yükü taşıyan konteynerlerin .../Libyaya taşınması için ...'nin ...-... ve ...-080IBT00 numaralı konşimentoları düzenlediğini, yükün içinde bulunduğu konteynerlerlerin MV ... ... isimli gemiye yüklendiğini, ancak geminin .../Libya'ya varamadan yaşadığı arıza nedeniyle İtalya'nın güneyinde yer alan ...Limanı'na yanaştırıldığının iddia edildiğini, geminin yanaştırıldığı ...Limanı'ndaki otoritelerce gerçekleştirilen kontrollerde yükün bir kısmının yüklenmiş olduğu ..., ... ve ... numaralı konteynerlerin ve içerisindeki emtianın gemide taşındığı esnada zift benzeri bir madde ile hasarlandığının tespit edildiğini, ...Limanı'ndaki otoritelerin zayi olan bu yüklerin re'sen imha edilmesine karar verdiğini ve yüklerin İtalya'da imha edildiğini, söz konusu 3 konteynerde yer alan yüklerin imha edilmesi ve bu emtiaları müvekkilinin Libya'daki alıcısına teslim edilememiş olması neticesinde yük bedeli ve yüke ilişkin ödenen navlun zararlarının yanı sıra, tahliye limanı ...'da demuraj oluşmasına sebep olduğunu, bu çerçevede, ..., ... ve ... numaralı konteynerler içerisindeki yüklerin zayi olması neticesinde uğranılan zararlar olduğunu, bu zararların tazmininden davalılar ... ... ve ... müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını iddia edilerek, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü ile 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarınca uygulanan bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranında işleyecek faizi ile birlikte 33.558 EUR zayi olan yük bedeli, 6.540 USD zayi olan yükün navlun bedeli, 20.000 USD demuraj bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Satıcı konumunda bulunan davacının taşıma konusu emtiayı "..." telim şekli ile sattığını, ... teslim şeklinde malların geminin küpeştesini aştığı andan itibaren yarar ve hasarın alıcıya geçtiğini, bu aşamadan sonra mal bedelini tahsil eden satıcının herhangi bir zararı kalmadığını, iddia edilen hasarın seyrüsefer sırasında gerçekleştiği için huzurdaki davayı açmasında herhangi bir hukuki menfaatinin bulunmadığını, davanın TTK md. 1188 kapsamında hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, ayrıca TTK'nın 1246. Maddesi uyarınca dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının ... Gemi Acenteliği'ne kendi adına doğrudan/ asaleten, ... ... ... ... S.A'ye izafeten husumet yönelttiğini, dosyada mübrez ... ve ... numaralı konişmentolardan açıkça ... ... ... ... S.A taşımanın Gemlik /Gemport limanından Libya/Misuraya limanına deniz yolu ile taşımasını üstlendiğini, davalı ... Gemi Acenteliği A.Ş konişmentoları düzenleyen yükün çıkış yeri acentesi olduğunu, bu nedenle davalı ... Gemi Acenteliği adına doğrudan asaleten husumet yöneltilmesi mümkün olmadığını, dolayısıyla davalı ... Gemi Acenteliği yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davasına dayanak olarak göstermiş olduğu ... ve ... konişmentolarda taşıma sözleşmesinin bir tarafı İsviçre merkezli ... ... ... ... S.A olduğunu, ... ... ... ... S.A tarafından tarafından düzenlenen ve taşıma sözleşmesi şartlarının yer aldığı dosyada mübrez konişmentonun 10. maddesi ile taşıma sözleşmesinden kaynaklanacak uyuşmazlıkların çözümü için başvurulacak yetkili mahkemenin Londra Yüksek Mahkemeleri ve uygulanacak hukuk İngiliz hukuku olarak belirlendiğini, taşımanın yapıldığı geminin yabancı bayraklı gemiler olduğunu, taşıma konusu yüklerin Gemlik'ten Libya'ya taşındığını, MÖHUK gereğince yabancılık unsuru taşıyan taşımada, konişmento hükümlerinde yer alan yetki anlaşmasının uygulanması gerektiğini, işbu davada diğer davalı ... ... A.Ş, davacı ile akdetmiş olduğu navlun sözleşmesinin taşıtanı davacıya ait yüklerin ... ve ... no.lu ana konişmentolar tahtında ... ... ... ... S.A unvanlı deniz taşıyanı tarafından Gemlik'ten ...'ya fiilen taşınması için alt navlun sözleşmesi aktederek yükleme talimatı verdiğini, dolayısıyla davacı ile ne ... ... ... ... S.A'nın ne de müvekkili şirketin hukuki ilişkisi bulunmadığını, ana konişmentolar tahtında yükleten hanesinde de diğer davalı ... ... A.Ş'nin yer aldığını, davacının bu noktada tek muhatabının diğer davalı ... ... olduğunu, davacı geminin yaşadığı arıza sebebiyle taşıma konusu emtianın hasarlandığını ve zarara uğradığını iddia etmekteyse de, arıza olarak nitelendirilebilecek bir olguyu ispat edemediği gibi zararını ve olguyla zarar arasındaki nedensellik bağını da ispat edemediğini, davacı 33.558 EUR tutarında zayi olan yük bedeli, 6.540 USD zayi olan yükün navlun bedeli ve 20.000 USD tutarında demuraj bedeli talebinde bulunmaktaysa da; bu talep tutarlarının dayanağının ne olduğu, nasıl hesaplandığı belirsiz olduğundan, fahiş tutarlar olup olmadığı yönünde dahi değerlendirme yapılamadığını, davacının dava konusu iddialarını ve zararını ispat yükümlülüğünü yerine getiremediğine yönelik itirazları saklı kalmak ve aksi hiçbir şekilde ikrar teşkil etmemek üzere, taşımanın gerçekleştirildiği "... CHARLOTTE" gemisinin denize, yüke ve yola elverişli bir gemi olduğunu, iddia konusu hasara ilişkin atfı kabil hiçbir kusuru bulunmayan davalı ... Medıterranean Shıppıng ... S.A ve müvekkili şirket yönünden yük zayi bedeli ve navlun iadesi talepli davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, demuraj "kusura bağlı olmaksızın" taşıyanın hukuken kazandığı bir bedel olduğundan ... Medıterranean Shıppıng ... S.A veya müvekkili şirketten demuraj talebinde bulunulması mümkün olmadığını, müvekkili tarafından bu taşıma işiyle ilgili diğer davalı ... ... A.Ş'ye demuraj bedeli yansıtılmadığını savunularak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava dosyasında mübrez taşıma belgeleri incelendiğinde, ... ... Ağaç Sanayi Ve Tic. A.Ş.'nin 1734 paket ... ve 2480 paket ... panel panelin ... teslim şeklinde satışı konusunda Libya'da kurulu ... ... isimli şirketle anlaştığı, emtiaların .../Libyaya nakliyesini ... ... Hizmetleri A.Ş'nin üstlendiği, bu çerçevede satışa konu emtianın ... ...'in düzenlediği ... ve ... numaralı konşimentoları tahtında .../Libyaya gönderilmek üzere 60 adet konteynere yüklendiği, ... ...'in söz konusu taşıma işinin fiilen gerçekleştirilmesi için ... ... ... ... S.A ile anlaştığı, dosyada mübrez ... ve ... numaralı konişmentoların ... ... ... ... S.A'ya izafeten acentesi sıfatıyla davalı ... Gemi Acenteliği A.Ş tarafından düzenlendiği, görülmüştür. Bu durumda davalı ... Gemi Acenteliği A.Ş.'nin somut taşıma ilişkisinde fiili taşıyanın Türkiye acentesi olarak hareket ettiği hareket ettiği anlaşılmaktadır.TTK'nın 102.maddesine göre acente; "ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları tacir adına yapmayı meslek edinen kimse" olarak tanımlanmıştır. TTK m. 105' de; "Acente aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmeler ile ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya veya bunları kabule yetkilidir, bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi kendisine karşı da aynı sıfat ile dava açılabilir" düzenlemesine yer verilmiştir. TTK 105 vd. maddeleri uyarınca acentenin, acente sıfatıyla yaptığı işlemler, adına hareket ettiği kişi hakkında hüküm doğuracaktır.Somut olayda davalının taşıyanın acentesi sıfatıyla hareket ettiği sabittir. TTK'nın yukarıda anılan hükümleri gereğince, taşıyanın acentesi olan davalı ... Gemi Acenteliği A.Ş.'ye karşı doğrudan dava yöneltilmesi mümkün olmadığından..." gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, karar verilmiştir.
Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin ... paket ... paneli ... Libya şeklinde Libya'daki kurulu şirkete sattığını, Libya'ya ihracat edilecek bu emtiaların nakliyesi için müvekkilinin ... ... Hizmetleri AŞ ile anlaşmaya vardığını, bu kapsamda satışa konu olan emtianın bir kısmının konşimentolar tahtında konteynere yüklendiğini, müvekkiline karşı yükü Libya'ya taşıma taahhüdü altına giren ... ...'in söz konusu taşıma işini gerçekleştirebilmesi için davalı ile alt taşıma sözleşmesi akdettiğini, bu ilişkiye istinaden navlun faturası düzenlendiğini, yükün bir kısmının yüklenmiş olduğu konteynerlerin Libya'ya taşınması sırasında zift gibi bir yabancı maddeye temas ettiğinin tespit edildiğini ve resmi mercilerce hasarlı yüklerin imhasına karar verildiğini, Libya'daki alıcısına teslim edilememiş olduğunu, uğranılan zarar için taşımayı gerçekleştiren ... ... ... Türkiye ve ... İsviçre aleyhine dava açıldığını, mahkemenin 2024/403 Esas sayılı dosyasında 12.03.2025 tarihli ilk duruşmada ... Türkiye aleyhine ikame edilen davanın tefrikine karar verildiğini ve akabinde pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, ... Türkiye firmasının Libya'ya taşınma işini üstlendiğini, TTK 1191. maddesi uyarınca uğranılan zararlardan sorumlu olduğunu, buna dair emsal ilamların mevcut olduğunu, davalının kendi düzenlemiş olduğu konşimentoya eklediği bir kayıt ile sorumluluktan kurtulmasının mümkün olmadığını, acente olarak kayıt eklendiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davalının kendi düzenlendiği konşimentoya eklediği acente olarak kaydı altında değerlendirme yapılarak taşıma ilişkisindeki sorumluluğun tespitinin mümkün olduğunu, söz konusu belgenin kendi düzenlendiği belge olduğunu, konşimentoya müvekkilinin taraf olmadığını, taraf olmadığı konşimento üzerindeki kayıtların müvekkili bakımından bağlayıcılığı ve hükmünün bulunmadığını iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, deniz taşıması sırasında hasarlanan emtia nedeni ile oluşan zararın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından Libya'da bulunan şirket adına 26.05.2022 tarihli e-fatura düzenlendiği, davalılardan ... ... Hizmetleri AŞ tarafından davacı şirket adına her şey dâhil taşıma fiyatını içeren 22.06.2022 tarihli e-fatura düzenlendiği, konşimentoların ... ... ...S.A.'ya izafeten acentesi sıfatı ile davalı ... Gemi Acenteliği AŞ şirketi tarafından düzenlendiği, dava dilekçesinde davalının ... ... ... ... S.A.'ya izafeten acentesi olarak gösterilmekle birlikte ayrıca davalı olarak da yer verildiği, mahkemece 2024/403 Esas nolu dosyada 12.03.2025 tarihli duruşmanın 2 nolu ara kararı ile davalı şirkete karşı asaleten açılan davanın tefrikine karar verilerek ve tefrik kararı neticesinde 2025/139 Esas nolu dosya üzerinden, davalı acenteye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, davalı acentenin asaleten deniz yolu ile gerçekleştirilen taşıma nedeniyle oluşan hasardan dolayı davacıya karşı sorumlu olup olmadığı ve husumet yöneltilmesinin isabetli bulunup bulunmadığına ilişkindir. TTK'nın 105.maddesinde; "Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir. Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir. Acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararlar acentelere uygulanamaz." düzenlemesi bulunmaktadır.Dava dilekçesinde doğrudan davalı gösterilen davalı şirket, dosyası tefrik edilen taşıyıcının acentesi olup, acente sıfatıyla hareket ettiği, davacı tarafından doğrudan davalı acenteye de ayrıca husumet yöneltildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerektiğinden aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 06.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.