T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1010
KARAR NO: 2025/1141
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 18.03.2025 Tarihli ara karar
NUMARASI: 2025/232 Esas
DAVA: Tazminat- İhtiyati tedbir (Şirket yöneticisinin sorumluluğu)
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nin, 22.10.2024 tarihine kadar müvekkili şirketin münferiden temsil ve ilzama yetkili müdürü olarak müdürlük görevinde bulunduğunu, işbu limited şirketin yönetimi ile görevli müdür olarak kanuna aykırı eylemleri ile açıkça TTK'nin mezkur hükümleri ile özellikle TTK'nın 626. maddesine aykırı hareket etmesi ve TCK md. 155/2 kapsamında suç teşkil eden faaliyetlerde bulunması neticesinde, şirketi zarara uğratmış olduğunu bu zararların tazmini ile sorumlu olduğunu, sorumluluk davasının tazminat talebi içermesi nedeni ile 6102 sayılı Yeni Ticaret Kanununun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuk şartına tabi olduğunu, dava öncesi arabuluculuk başvurusu yapıldığını, 27.02.2025 tarihli anlaşamama tutanağı tanzim edildiğini, yetki kuralı gereği şirket merkezinin "... Mah. ... Sk. No:... Üsküdar/İstanbul" olup bu hususta yetkili ve görevli mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, sorumluluk oluşturan eylemlerin 2021-2022-2023-2024 yıllarına ilişkin olduğunu, bu hususta zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin ihlal edilmediğini, davalı müdürün davaya konu süre zarfı içinde çeşitli gayrimenkuller alıp sair yatırımlar yaptığını, dosyaya mübrez delil, rapor ve tespitler ile davalının huzurdaki yargılama neticesinde hesaplanacak yüksek zarar miktarı da dikkate alınarak iş bu dosya kapsamında hükmedilecek tazminat ödemesinin tahsilinin zora düşmemesi açısından davalının üzerine kayıtlı olan taşınır ve taşınmazlar üzerine devrin engellenmesi için İhtiyati Tedbir Konulmasını talep ettiğini, davalı müdürün Şirketi Uğrattığı Zararın Tespiti İle Sorumlu Olunan -Bilirkişi raporundan sonra arttırılmak üzere- şimdilik 2021 yılı için 1.000,- USD 2022 yılı için 1.000,- USD , 2023 yılı için 1.000,- USD ve 2024 yılı için 1.000,- USD olmak üzere toplam 4.000,- USD maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanan en yüksek Temerrüt Faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkil şirket hesabına ödenmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar aleyhine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 18.03.2025 tarihli ara kararıyla; "...Somut olayda, belirsiz alacak olarak açılan sorumluluk davasında ; davalının malvarlığı üzerine somut gerekçe gösterilmeden yaklaşık ispatın sağlandığı belirtilerek ihtiyati tedbir kararı verilmiş ,itiraz red edilmiştir. Talep olunan tazminat ve alacak davalının kabulünde değildir. Davalı, zarara davacının sebeb olduğunu savunmakta ve sulh protokolüne konu edilen taşınmazlar için açılan tapu iptali davalarını delil göstermektedir. Varlığı ihtilaflı ve tespite muhtaç olan bir alacak talebi yönünden ortada muaccel veya müeccel bir bir para alacağı bulunduğu söylenemeyecektir. Buna göre alacağın varlığı ve özellikle miktarı hususunda dosyanın geldiği aşama itibariyle davacı haklılığının yaklaşık olarak ispatı ölçüsünde delil bulunmamaktadır. Davalı aleyhinde açılan tazminat (sorumluluk) davasında istek para alacağına ilişkin olup davalının malvarlığı davanın konusunu teşkil etmemektedir. HMK.nun 389 maddesinin açık hükmü gereği ihtiyati tedbire ancak davalı borçlunun uyuşmazlık konusu olan mal varlığı değerleri bakımından karar verilebileceğinden, sulh protokolünde yazılı taşınmazların davanın konusunu teşkil ettiğinin kabulü doğru görülmemiştir... Açıklanan nedenlerle; itirazın reddine ilişkin ara karara yönelik olarak davalı/ihtiyati tedbire itiraz eden vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülerek, istinaf başvurusunun kabulüne,ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin ara kararının kaldırılarak itirazın kabulü ile ihtiyati tedbir kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir. " denilmek suretiyle davanın konusunu teşkil etmeyen davalıya ait mal varlığı üzerinde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği belirlenmiştir. Somut olayda da davacı tarafça davalının şirketi uğrattığı zararlar nedeniyle sorumluluk davası açılmış olup davalıya ait menkul ve gayrimenkuller dava konusu değildir. Davanın konusu teşkil etmeyen davalıya ait malvarlığı ve üzerine devrin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği..." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki beyan ve taleplerini aynen tekrarla; davalıya ait mal varlığı ve gayrimenkullerin işbu dava konusu ile doğrudan bağlantılı olduğu kesin bir şekilde ortada olduğunu, dolayısıyla davalı tarafın, müvekkili şirketin parasıyla edinmiş olduğu mal varlığı ve gayrimenkulleri, bir şekilde kaçırmasının önüne geçilmesi ve müvekkili şirketin daha fazla zarara uğramasının engellenmesi adına haksız ve hukuka aykırı ret kararının kaldırılması gerektiğini, davalıya ait taşınmazların devrinin engellenmesini ve bu doğrultuda ihtiyati tedbir talebinin kabul edilmesi gerektiğini, ilgili tapu kayıtlarına TMK 1010 maddesi uyarınca davalı şerhi düşülerek tasarrufunun kısıtlanmasını çekişmeli hakların korunması bakımından mahkemece, tasarruf yetkisinin kısıtlanabileceği ve taşınmaz üzerine şerh konulabileceği hüküm altına alındığını, buradan da hareketle huzurdaki dava neticelenene kadar herhangi bir ihtiyat tedbir önlemi alınmamasının; müvekkili şirketin haklı davasındaki tazminat alacağının tahsil kabiliyetini hukuka aykırı şekilde engelleneceğinin görüleceğini, 18.03.2025 tarihli ara karar gereğince bahsi geçen yöneticinin sorumluluğu davasına bakıldığında taraflarınca; davalının, müvekkili şirketten almış olduğu yüksek meblağlı haksız kazançlar, kendi arabasını şirkete kiralama sonucu şirketten aldığı kira bedelleri, rekabet yasağına aykırı hareket ederek şirketi büyük zararlara uğrattığının kanıtlarının hepsi mahkemeye sunulduğunu, Ekli Yargıtay kararı ve kanun maddeleri de dikkate alınarak, müvekkili şirketin maddi menfaatinin korunması yani davalının, müvekkili şirketten haksız şekilde elde ettiği kazançlar neticesinde almış olduğu birçok mal varlığı ve özellikle İstanbul ili, Ümraniye ilçesi, ... mahallesi, ... parselinde kayıtlı ... kat, ....bağımsız bölüm ile İstanbul ili, Ümraniye ilçesi, A. Dudullu, ... parselinde kayıtlı ... Blok ... kat, ...bağımsız bölümde ve Bursa/Osmangazi adresinde bulunan gayrimenkuller üzerinde tasarruf edebilmesinin önlenmesi için; taşınmazların devrine ilişkin ihtiyati tedbir talebinin kabul edilmesi gerektiğini, dava süresince mevcut durumun korunamaması, mahkeme kararının uygulanabilirliğini de tehlikeye sokacağından dava konusu uyuşmazlığın çözüme kavuştuğu tarihte müvekkili şirketin haklarını kullanabilmesi için ihtiyati tedbir kararı talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 644. maddesi atfı ile 553 vd. maddeleri gereğince limited şirket yöneticisinin verdiği iddia edilen zararın tazmini, istinaf başvurusu ise esas dava içinde ihtiyati tedbir talebinin reddi arar kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince verilen istinafa konu ara kararla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. HMK'nın 389. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir gelişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanun'un 391. maddesine göre, mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir. Kanun hükmü, tedbirin sadece dava konusu olan şey hakkında verilebileceğini düzenlemiştir. Davanın konusu olmayan şeyler hakkında tedbir kararı verilemez. İhtiyati tedbirde, hakkında tedbir kararı alınan şey, esasen asıl davanın konusudur. Konusu para alacağı olan bir davada, koşullarının bulunması halinde İİK'nın 257 vd. maddelerindeki koşullar varsa, talep halinde ihtiyati haciz kararı verilebilir. Davacı tarafından ihtiyati haciz talep edilmemiş, HMK'nın 389 ve devamı maddelerine göre ihtiyati tedbir talep edilmiştir. İlk derece mahkemesince, bu husus vurgulanarak para alacağının talep edildiği bir davada uyuşmazlık konusu olmayan davalı adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mal varlığı hakkında tedbir kararı verilemeyeceğinden talebin reddine karar verilmesi isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.06.2025