T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/926
KARAR NO: 2025/811
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28.03.2025 tarihli ara karar.
NUMARASI: 2025/229 E.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen itirazın iptali talepli dava dosyasında ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara karara karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati haciz talep eden davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı borçlu şirkete 2022, 2023 ve 2024 yıllarında yapı malzemeleri, endüstriyel giyim ve iş ekipmanı gibi ürünler satıldığını, ancak davalı borçlu şirket düzenlenen fatura borçlarını süresi içerisinde ödemediğini, her ne kadar müvekkili şirket tarafından borçlu şirkete bir çok sefer ödeme yapılması için noter kanalı ile ihtarlar çekilip süre verilmişse de davalının fatura borçlarının tamamını ödemediğini, davalı borçlu şirketin müvekkili şirketine, 896.347,05 USD ödenmediğini, bakiye borcu bulunması sebebiyle davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının takibe itiraz ettiğini, itiraz sonrasında davalı şirket tarafından farklı tarihlerde toplam 181.000,00 USD tutarında ödeme yapıldığını, hali hazırda davalının davacıya işleyen faizler hariç 715.362,00 USD bakiye borcu bulunduğunu, davalının takip dosyasındaki borca itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca,borcunu ödemeyip icra takibine itiraz etmesi ve müvekkilinden mal kaçırmak amacıyla zaman kazanmaya çalışması, davalı aleyhine açılmış yüzlerce icra takibinin bulunması, kötü niyetli davranışını açıkça ortaya koyduğunu, davalının, dava sürecinde varlıklarını elden çıkararak müvekkilinin alacak tahsilini imkânsız hale getirebileceğini, haricen edilen bilgilere göre borçlunun bir çok borcunun olması, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ilerde verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak davacının telafisi imkânsız zararlarının önüne geçebilmek yönünden davalının adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının teminatsız olarak ihtiyati haczine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 28.03.2025 tarihli ara kararında; " ...İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının süresinde ödenmesini garanti altına almak amacıyla mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır.
İhtiyati haciz, İİK.'nun 257. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, İİK.nun 257. Maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, borçlunun muayyen ikametgâhının bulunmaması veya taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması halinde vadesi gelmemiş borçtan dolayı da ihtiyatî haciz istenebileceği," " 258. Maddesinde; "Alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeğe mecbur olduğu, ihtiyati haciz talebinin reddi halinde alacaklının kanun yoluna başvurabileceği," hükmüne yer verilmiştir. İcra ve İflâs Kanunu’nun 258. Maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin “alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması” yeterlidir. Mahkemenin “alacağın varlığına kanaat getirmesinden” anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bununla birlikte, özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir. Diğer hukukî himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. İhtiyati hacizde amaç, ihtiyati tedbire benzer şekilde, Anayasanın 2’nci maddesinde yer alan “hukuk devleti” ilkesinin bir gereği olarak, bireylere etkin hukukî himaye sağlamaktır. İhtiyati haciz yargılamasında, etkin hukukî himaye sağlamak, bunu sağlarken mümkün olduğunca çabuk ve seri hareket etme gerekliliği, usul kurallarına göre maddi hukuka dayanan hakkın araştırılmasından önce gelir. Davacının ihtiyati haciz talebi incelendiğinde, mevcut delil durumu itibarıyla alacağın varlığı ve miktarı bu aşamada yaklaşık olarak ispatlanamadığı ve talep yargılamayı gerektirdiğinden ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati haciz talep eden davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde; davalının, duydukları kadarıyla mülkiyetindeki taşınmazları ve diğer malvarlığı değerlerini kaçırmakta ve şirketin içini boşaltmakta olduğunu, bu sebeple davalı şirketin mal varlığını kaçırmak suretiyle şirketin ödeme yapma kabiliyetini ortadan kaldırma ihtimalinin yüksek olduğunu, öyle ki davalı şirket hakkında Ticaret Sicil Gazetesinden sorgulama yapıldığında şirket yetkilisi ve ortağının Rus bir şahıs olduğu ve şirketi ... isimli şahsın olduğunun görüleceğini, yöneticinin yabancı uyruklu -Rus- olması sebebiyle tüm malvarlığı değerlerini ülkesine kaçırma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, davalı şirketin yapılan UYAP sorgulamalarında 200'den fazla firmaya borcu olduğu ve bu sebeple icra dosyalarının bulunuğunun da sabit olduğunu, mahkemece yapılacak olan sorgulamalarda da bu iddianın sübut bulacağını, mevcut delil durumu değerlendirildiğinde görüleceği üzere sırasıyla çekilen 3 adet ihtarnamenin bulunduğunu, 2022-2023 ve 2024 yıllarına ait ödenmemiş fatura alacaklarının bulunduğunu, davacının icra takibi başlattığını, sonrasında işbu yerel mahkemede görülmekte olan davanın açılması için milyon dolarlık alacağın bulunduğundan bahisle bir icra takibinin başlatılıp ardından arabuluculuk müzakereleri gerçekleştirilip itirazın iptaline yönelik davanın açıldığını, tüm bunların mevcut bir alacağın bulunduğunun yaklaşık olarak ispatlandığını net bir şekilde gösterdiğin, aktif ve ticari hayatına devam eden, bilinen ve saygın hiçbir şirket takdir edileceği üzere herhangi bir alacağı olmayıp da milyon dolarlık alacağının bulunduğu iddiası ile bunca masraf ve risklere girişmek istenmeyeceğini, bu sebeple bir alacağın tahsili için bunca masraf yapılmak suretiyle hukuki müesseselere başvurulmuş olması mevcut bir alacağın bulunduğunun yaklaşık olarak ispat edildiğini gösterdiğini, kaldı ki son 3 yılın faturalarının da dosyaya eklendiğini, gelinen noktada her ne kadar yerel mahkemece mevcut delil durumu değerlendirildiğinde yaklaşık ispat kuralının gerçekleşmediği yönünde red kararının gerekçesi açıklanmışsa da 2024 yılında müvekkili tarafından davalı şirkete karşı ayrı zamanlarda ihtarnameler çekildiğini, davalının hiçbir şekilde borcu olmadığını beyan etmediğini, ihtarnamelere dahi cevap vermediğini, çekilen alacak ihtarnamelerinden de görüldüğü üzere her ihtarnamenin çekilmesi sonrasında davalı şirket tarafından kısmi ödemeler yapıldığını, alacak miktarlarının da müvekkili tarafından çekilen her yeni ihtarnamede daha da azaldığını, yaklaşık ispat yönünden ihtiyati haciz şartlarının sağlandığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haczine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yöneltilen itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine; istinaf, dava içinde ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara kararakarşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, davacının davalıya yaptığı satışlara istinaden davalı şirket adına düzenlenen değişik tutar ve miktarlardaki faturaların düzenlendiğini, davalının bir kısım ödemeler yapmasına rağmen bakiye miktarın ödenmediğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe ve arabuluculuk yoluna başvurulmasına rağmen davalının borçlarını ödemediğini ileri sürmüştür. İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir. İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir. Somut olayda, davacı vekili tarafından faturalardan kaynaklanan alacaklarının olduğunu iddia ederek, haricen edilen bilgilere göre borçlunun bir çok borcunun olması, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali olduğu iddiası ile ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur. Dava dosyası içeriğinde, ara karar tarihi itibariyle, İİK'nın 258.maddesi uyarınca, alacağın varlığına ve miktarına dair kanaat oluşturacak delil bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında ihtiyati haciz talebinde bulunulması ve mahkemenin bu konuyu yenide değerlendirmesi mümkündür. Bu durumda, mahkeme tarafından ihtiyati haciz talebine dair şartların oluşmadığı gerekçesiyle verilen ret kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, İİK'nın 258/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen 28.03.2025 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- İhtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına, 3-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 15.05.2025
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.