T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/905
KARAR NO: 2025/809
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17.03.2025 tarihli ara karar.
NUMARASI: 2025/215 E.
DAVANIN KONUSU: Tazminat
Taraflar arasında görülen tazminat talepli dava dosyasında ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati haczi talebinin reddine dair ara karara karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: İhtiyati haciz talep eden davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dava dışı ..., ... ve davalı ... tarafından 29.11.2022 tarihinde kurulduğunu, ana faaliyet konusunu ilaç üretimi ve satışı olduğunu, şirketin yönetiminin dava dışı ...'in kardeşi olan diğer şirket yetkilisi müdür konumundaki...'e bırakıldığını, ancak temsil ve ilzamın herhangi 2 ortağın imzası şartına bağlandığını, ..., ..., ... ilaçlarının üretim hakkının davacı şirkete ait olduğunu, şirket ortaklarının olduğu Whatsapp grubuna şirketin mevcut stoklarında bulunan ilaç miktarının; ... adet ... tablet, ... adet ... tablet, ... adet ... tablet, ... adet ... tablet adlı üründen oluştuğu bilgisini davalının paylaştığını, ancak şirket kayıtlarında yer alan fason üreticilerce kesilen faturalarda gösterilen adetlerin bu adetlerle uyuşmadığını, mahkemece yapılan tespit neticesinde ortaya çıkan adetler de farklılık olduğunu, davacı yetkilisi davalı ...'in müvekkili şirketin bilgisi dışında da üretim yaptırdığını, yani üretilen mal ile stok sayısının tutmadığını, stoklara girenden fazla mal üretildiğini, üretilen malların bir kısmını stoklara kaydedilmediğini, satılan mal bedellerinin büyük bir kısmını şirket kasasına sokulmadığını, davalının şirketin hesabına gelen paraların, çekilen kredilerin şahsi hesabına ve eşinin hesabına aktardığını, şirketin ürettiği ilaçları kayıtsız (diğer ortaklardan gizli) şekilde eşi ...'in işlettiği ... Eczanesi'ne aktardığını ve bu eczane üzerinden satılan malların bedelinin şirkete aktarılmadığını, bu bilgilere fason üretici şirket muhasebecisi ve şirketin irtibatta olduğu diğer kişiler vasıtasıyla ulaşıldığını, davacının davalı ... yönetiminde şirketin ne kadar mal ürettiğini, bunların ne kadarının davalılarca satıldığını, halen satılmayan ne kadar ilaç olduğunu tam olarak bilemediğini, yargılama sonucunda bu durumun ortaya çıkacağını, Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/316 D.iş dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını, davalı ... tarafından işletilen ... Eczanesi'nde 17/09/2024 tarihi itibariyle ... tablet adlı üründen 1575 adet, ... tablet adlı üründen 3800 adet, ... tablet adlı üründen 4016 adet, ... adlı tablet üründen 295 adet ürün bulunduğunun tespit edildiğini, tespit edilen malların, davalılarca müvekkiline teslim edilmediğini, keza ilgili tespit raporunda davalıya ait eczanede bulunan ürünlerin faturasının olmadığının tespit edildiğini, yine daha fazla üretilen mal ile mevcut mal arasındaki eksik mal fark bedelinin de müvekkiline ödenmediğini, yapılan bu tespitin, yalnızca 17/09/2024 tarihi itibariyle satılmayan ve ... Eczanesi'ne ait depoda bulunan ürün sayısı olduğunu, tespiti yapılan bu ürün/ler ve daha fazlasının ilgili eczane tarafından (eczacı olmayanların katılması mümkün olmayan) www...com.tr adresinden ve sıcak satış denilen yöntemle diğer davalının eczanesinden direkt kullanıcıya satıldığını, ... Eczanesi tarafından tespit tarihinden önce satılan ürünlerin de tespiti için ...'a müzekkere yazılmasını ve satışı yapılan ürünlerin adet ve satış bedelinin tespiti ile elde edilen tutarların müvekkili şirkete ödenmesini talep ettiklerini, bu suretle davalılar tarafından söz konusu internet platformu üzerinden üretim ve satış hakkı müvekkilde olan ürünlerden ne kadar mal satıldığının ortaya çıkacağını, davalının sorumlu olduğu açık olan işbu haksız fiil niteliğindeki zararını gidermesi gerektiğini, gönderilen ihtarnameye karşı gönderdikleri cevabi ihtarname ile davalıların uhdesinde bulunan ilaçların müvekkili şirkete teslimi istenmişse de bu hususun davalılarca ikmal edilmediğini, TTK m. 553 uyarınca bugüne kadar yapılan yönetim kurulu toplantılarında davalı ...'in ibra edilmediğini ve şirkete karşı kusuru nedeniyle sorumluluğunun devam ettiğini, bu kapsamda şirket ortağı olan davalıdan ve ticari ilişki içinde bulunan diğer davalı olan eşinden davacının alacaklarının tespiti il davacıya ödettirilmesi gerektiğini, Yargıtay 11. HD'nin 2012/5812 Esas, 2013/22160 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere anonim şirket ortağının verdiği zararın tazmini bakımından TTK 556.maddesinin yolması ile TTK 341 maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını, ihtiyati haciz koşullarının da mevcut olup ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir talepleri ede bulunduğunu, davalı ...'ın, Whatsapp grubunda yapılan yazışmada şirket adına hareketle şirket adına ilaç üretimi yaptırdığını, davalı eşi ile birlikte hareket ederek şirket dışında diğer davalının eczanesinde ilaçları stokladığını, diğer davalı eşine ait eczane vasıtası ile ....com.tr platformundan birlikte satışlar yaptıklarını, davalı ... tarafından yönetilen ... Eczanesi ile müvekkil şirketin hesapları arasında para alış verişi sağlandığını, avalı ... tarafından yönetilen ... Eczanesi POS cihazından müvekkili şirketin kredi kartı ile karşılıksız olarak ödeme yapıldığını, davalı ... tarafından yönetilen ... Eczanesi'nde müvekkili şirkete ait ilaçların bulunduğunun tespit edildiğini, bulunma sebebi davalı tarafından açıklanamadığı gibi ilaçların faturasına da rastlanmadığının Asliye Ticaret Mahkemesi'nin tespit raporu ile sabit olduğunu, davalılar hakkında yapılan suç duyurusu için (hukuki ihtilaf savıyla) KYOK kararı verildiğini, dolayısıyla davalıların davacıya vermiş olduğu zararın tek tazmin yolunun eldeki dava olduğunu, ileri sürerek, şimdilik 200.000,00 TL alacağın avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ayrıca, tespiti yapılan ilaçların halihazırda şirketin maddi değer içeren tek malvarlığı olduğunu, kötü niyetle hareket eden davalıların alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunduğunun sabit olduğunu, elindeki malları kötü niyetle elden çıkarması ve yahut eczaneyi satmasıyla müvekkilinin telafisi imkansız zararlara düçar olacağını, deliller ile taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinin varlığı yaklaşık olarak ispat edildiğini, para borcunun varlığı, alacağın rehinle temin edilmemiş olması, alacağın likit olması, davalıların davranışlarından anlaşıldığı üzere mal kaçırması ve müvekkili şirketin alacağının semeresiz bırakılması kuvvetle muhtemel olması nedeni ile ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir talep ettiklerini, davalıların adresini başka bir ile (Muğla) taşımış olmaları nedeni ile adreslerini ve söz konusu malları gizleme ve kaçırma eğiliminde olduklarını, davacı alacağının hiçbir teminata bağlı bulunmadığını, borçluların mallarını kaçırmasından endişe ettiklerini buna mani olmak için borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haciz niteliğinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektiğini ileri sürerek, öncelikle davalıların menkul,gayrimenkul mallarına ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına alacak miktarı kadar ihtiyati haciz konulmasını, davalı ...'e ait, ... Mah. ... Cad. ... Sok. ... Bakırköy adresindeki ... Eczanesi ünvanlı işyerinin üçüncü kişilere devrine engel olmak için söz konusu işletmeye (nakil ve devir ruhsatnamesi verilmemesi için İl Sağlık Müdürlüğü ve Eczacılar Odası'na tedbirin bildirilerek) iş bu davaya özgü olmak üzere dava sonuna kadar ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 17.03.2025 tarihli ara kararında; " ...Talep, ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İİK.nın 257. maddesine göre “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa. Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder."İİİK.nın 258. maddesine göre ise "İhtiyati hacze 50nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir." Yukarıda belirtilen madde hükümlerine göre ihtiyati haciz talep edilebilmesi için; ortada bir para alacağının bulunması, alacağın rehinle temin edilmemiş olması ve vadesinin gelmiş olması koşullarının birlikte varlığı zorunludur. Borcun vadesinin gelmemiş olması halinde ise, ayrıca borçlunun muayyen yerleşim yerinin bulunmaması ya da borçlunun taahhütlerinden kurtulmak için mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanması, ya da kaçması veya bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması koşullarıdan birinin bulunması şarttır. Ayrıca İİK.nın 258. maddesinde de belirtildiği üzere alacaklının alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK’nın 257/2. maddesi hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Yani sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de, özellikle hukukî bir işlem söz konusu olduğunda alacağın varlığının ve vadesinin geldiğinin yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması, yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanması gerekmektedir. Tüm dosya kapsamına göre; somut olayda istemde bulunan tarafından ihtiyati haciz talep edildiği, sunulan kayıtlara göre, alacağın varlığının ve miktarının tespitinin yargılamayı gerektirir nitelikte olduğu, alacağın varlığının bu aşamada yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanamadığı, karşı tarafın kaçtığı veya mal kaçırdığına dair de herhangi bir delil bulunmadığı, bu nedenle ihtiyati haczin yasal koşullarının bulunmadığı anlaşılmakla, koşulları oluşmayan ihtiyati haciz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermiştir. Bu ara karara karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati haciz niteliğinde tedbir talep eden davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde; ihtiyati haciz koşullarının mevcut olduğunu, ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir talebinin kabulü gerektiğini, davalı ...'ın diğer davalı (eşi) ile birlikte hareket ederek şirket dışında diğer davalının Eczanesi'nde ilaçları stokladığını, diğer davalı eşine ait eczane vasıtası ile ....com.tr platformundan birlikte satışlar yaptıklarını, bu satışları ticari defter kayıtlarına geçirmediğini, davalı ... tarafından yönetilen ... Eczanesi'nde 17/09/2024 tarihi itibariyle müvekkil şirkete ait ... tablet adlı üründen ... adet, ... tablet adlı üründen ... adet, ... tablet adlı üründen .. adet, ... adlı tablet üründen 295 adet ilaçların bulunduğunu, tespiti yapılan ilaçların halihazırda şirketin maddi değer içeren tek malvarlığı olduğunu, kötü niyetle hareket eden davalıların alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunduğunun sabit olduğunu, elindeki malları kötü niyetle elden çıkarması ve yahut eczaneyi satmasıyla müvekkilinin telafisi imkansız zararlara düçar olacağını, deliller ile taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinin varlığı yaklaşık olarak ispat edildiğini, para borcunun varlığı, alacağın rehinle temin edilmemiş olması, alacağın likit olması, davalıların davranışlarından anlaşıldığı üzere mal kaçırması ve müvekkili şirketin alacağının semeresiz bırakılması kuvvetle muhtemel olması nedeni ile ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir talep ettiklerini, davalıların adresini başka bir ile(Muğla) taşımış olmaları nedeni ile adreslerini ve söz konusu malları gizleme ve kaçırma eğiliminde olduklarını, davacı alacağının hiçbir teminata bağlı bulunmadığını, borçluların mallarını kaçırmasından endişe ettiklerini buna mani olmak için borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine kararı verilmesini gerektiğini, işbu alacak davası ile birlikte öncelikle davalıların menkul, gayrimenkul mallarına ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına alacak miktarı kadar ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesi, ayrıca, ... Mah. ... Cad. ... Sok. ... Bakırköy adresindeki ...'e ait ... Eczanesi ünvanlı işyerinin üçüncü kişilere devrine engel olmak için söz konusu işletmeye (nakil ve devir ruhsatnamesi verilmemesi için İl Sağlık Müdürlüğü ve Eczacılar Odası'na tedbirin bildirilerek) iş bu davaya özgü olmak üzere dava sonuna kadar ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir konulması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve talep edilen ihtiyati haciz niteliğindeki ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 553. maddesi uyarınca yöneticinin sorumluluğu hükümleri ile haksız fiil hükümlerine göre davacı şirketin uğradığı zararın davalılardan tazmini istemine; istinaf, ihtiyati haciz isteminin reddine dair verilen ara karar ilişkindir. İlk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin reddi ara kararına karşı, ihtiyati haciz niteliğinde tedbir talep eden davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili; davalı ...'in davacı şirketin ortağı ve aynı zamanda yöneticisi olduğunu, diğer davalı eşinin de eczanesi olduğunu, davacı şirketin ilaç üreticisi ve satıcısı olduğunu, davalı ...'in müvekkili şirketin bilgisi dışında da üretim yaptırdığını, yani üretilen mal ile stok sayısının tutmadığını, stoklara girenden fazla mal üretildiğini, üretilen malların bir kısmını stoklara kaydedilmediğini, satılan mal bedellerinin büyük bir kısmını şirket kasasına sokulmadığını, davalının şirketin hesabına gelen paraların, çekilen kredilerin şahsi hesabına ve eşinin hesabına aktardığını, şirketin ürettiği ilaçları kayıtsız (diğer ortaklardan gizli) şekilde eşi ...'in işlettiği ... Eczanesi'ne aktardığını ve bu eczane üzerinden satılan malların bedelinin şirkete aktarılmadığını, davalı ...'ın, Whatsapp grubunda yapılan yazışmada şirket adına hareketle şirket adına ilaç üretimi yaptırdığını, davalı eşi ile birlikte hareket ederek şirket dışında diğer davalının eczanesinde ilaçları stokladığını, diğer davalı eşine ait eczane vasıtası ile ....com.tr platformundan birlikte satışlar yaptıklarını, davalı ... tarafından yönetilen ... Eczanesi ile müvekkil şirketin hesapları arasında para alış verişi sağlandığını, davalı ... tarafından yönetilen ... Eczanesi POS cihazından müvekkili şirketin kredi kartı ile karşılıksız olarak ödeme yapıldığını, davalı ... tarafından yönetilen ... Eczanesi'nde müvekkili şirkete ait ilaçların bulunduğunun tespit edildiğini, bulunma sebebi davalı tarafından açıklanamadığı gibi ilaçların faturasına da rastlanmadığının delil tespiti dosyasındaki tespit raporu ile bu durumun sabit olduğunu ileri sürerek, tazminat talebinde bulunmuş ayrıca, davalıların menkul,gayrimenkul mallarına ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına alacak miktarı kadar ihtiyati haciz konulmasını, davalı ...'e ait, ... Eczanesi ünvanlı işyerinin üçüncü kişilere devrine engel olmak için söz konusu işletmeye dava sonuna kadar ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir. Mahkemece, talebin ihtiyati haciz istemine ilişkin olduğu, şartlarının oluşmadığı, alacağın miktarının ve varlığının yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispatın sağlanamadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme İİK'nın 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır. Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları, alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Aynı Kanun'un 258. maddesi “Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur” hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaate varılması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken, alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulmasıdır. Somut olayda, davalı ... 'in yönetici olduğu, diğer davalı eşi ile birlikte hareket ederek yöneticinin sorumluluğu ve haksız fiil hükümlerine göre davacı şirketi zarara uğrattıkları ileri sürülerek alacak talep edildiği, ancak davacı yanca sunulan deliller incelendiğinde, ihtiyati haciz talebinin değerlendirildiği tarih itibariyle yaklaşık ispatın sağlanamadığı anlaşılmaktadır. Yargılamanın ilerleyen aşamasında değişen delil durumuna göre talep hâlinde geçici koruma niteliğinde olan ihtiyati haciz talebi konusunda her zaman ilk derece mahkemesince değerlendirme yapılıp karar verilebilecektir. İlk derece mahkemesini istinafa konu ara kararında yasaya ve usule aykırılık görülmemiştir. Her ne kadar mahkemece, ''talebin yargılamayı gerektidiği '' şeklinde yasada yer almayan bir gerekçeyle talep reddedilmiş ise de karar sonucu itibariyle doğru olduğundan bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir. Davacı vekilince, eczanenin devrinin önlenmesi için ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir kararı verilmemesi de istinaf konusu edilmiştir. Her ne kadar davacı vekili ihtiyati haciz mahiyetinde tedbir istemiş ise de, davacı vekilinin bu talebi bir ihtiyati tedbir niteliğindedir. HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir. Somut olayda, davalıya ait eczane uyuşmazlık konusu değildir. Dava, yönetici sorumluluk ve haksız fiil hükümlerine ilişkindir ve tazminat talep edilmektedir. Dava ve uyuşmazlık konusu olmayan şey hakkında ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, İİK'nın 258/3 ve 353/1.b.1 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen 17.03.2025 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 15.05.2025