T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/883
KARAR NO: 2025/890
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 27.03.2025 tarihli ara karar.
NUMARASI: 2025/221 Esas
DAVA: Menfi Tespit
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...’ın yöneticilerinden olduğu ... Ticaret ve Sanayi AŞ ile ... T.A.Ş. arasında 1989 tarihinde düzenlenen genel kredi sözleşmesinin kefil olduğunin iddia edildiğini, oysa murisin 15.01.1991 tarihinde şirketin ortaklığı ile yöneticiliği görevinden borçlu şirketin iflası üzerine banka tarafından düzenlenen Beşiktaş ... Noterliğinin 29.04.1993 tarihli ihtarı ile ...’ın ve kefillerin 27.02.1992 tarihi itibariyle ödenmemiş borcunun 1.443.750.000,00 TL olduğu ve bu miktarın yıllık %27,5 faiziyle ödenmesinin istendiğini, talep edilen miktarın hatalı olduğunu, faizin fahiş olduğunu, talep edilen oranın uygulanması halinde dahi borcun bu miktara ulaşamayacağını, bankanın yönetim ve denetiminin BDDK'nın 18.06.2002 gün ve 742 sayılı kararı ile TMSF'ye geçtiğini, davanını ise alacağı temlik aldığını, sözleşme tarihinden 35 yıl, bankanın TMSF’ye devrinden 22,5 yıl ve murisin ölümünden 10,5 yıl sonra alacağın bu kez müvekkillerinden istendiğini, ...’ın iflası sonrasında İstanbul ... İflas Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında TMSF’nin icra takibine konu alacak kaydı bulunmasına rağmen alacağın temlik edildiğini, alacağın 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu uyarınca zamanaşamına uğradığını, alacağın temlik tarihine kadar zamanaşımına uğraması nedeniyle Fon alacakları için belirlenen 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanamayacağını, kefaletin geçersiz olduğunu ileri sürerek, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında davacıların borçlu olmadığının tespitine, İİK'nın 72/2.maddesi uyarınca teminatsız olarak veya uygun görülecek bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilerek, davacılar hakkında haciz ve icra takibi taleplerinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...İİK 72. Maddesi 'Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir...' hükmünü içermektedir. Somut olayda, İcra İflas Kanununun 72.maddesine göre icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği..." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava süresince müvekkillerinin mal varlıklarına ve banka hesaplarına pek çok haciz konulduğunu, hukuka aykırı ve taşkın hacizler nedeniyle müvekkillerinin mağdur edildiğini, mahkemece verilecek nihai kararın bu nedenle müvekkillerinin zararını karşılayamayacağını, murisin 1989 tarihli kefalet sözleşmesinden sonra 15.01.1991 tarihinde borçlu şirkettin ortaklık ve yöneticiliğinden ayrıldığını, bu süreçte banka tarafından hesabın kat edilerek borçlu şirket ve kefillere Beşiktaş ... Noterliğinin 29.04.1993 tarihli ihtarının gönderildiğini, ihtarda hatalı şekilde hesaplanan 1.443.750.000,00 TL’nin yıllık %27,5 faiziyle ödenmesinin istendiğini, istenen faizin fahiş olduğunu ve alacağın da hatalı hesaplandığını, bankanın yönetiminin Fona devrinden sonra alacağın temlik edildiğini, sözleşmeden, devirden ve murisin ölümünden uzun süre sonra zamanaşısına uğrayan borç için yeniden takip başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, alacağın devirden önce zamanaşımına uğradığını ve Fon alacakları için belirlenen zamanaşımı süresinin uygulanamayacağını, geçerli lir kefalet ilişkisi kurulmadığını, icra müdürünce taşkın hacizler yapılarak müvekkillerinin mağdur edildiğini, mahkemenin takip sonrası açılan menfi tespit davasında takibin durdurulamayacağına ilişkin gerekçesinin hatalı olduğunu, davanın tahsilat yapılmasını engellemek için açıldığını, henüz tahsilat yapılmadığından menfi tespit davası açılması koşullarının oluştuğunu, ara karardaki gerekçe kabul edildiğinde davanın istirdat davası niteliğinde olduğunu, talebin yaklaşık ispatı aşar şekilde kanıtlandığını, bu nedenle İİK'nın 72/II. maddesine göre teminatsız veya uygun görülecek teminat karşılığı icra işlemlerinin tedbiren durdurulmasına, aksi halde İİK'nın 72/III.maddesi uyarınca, davacıların %15 teminat göstermesi karşılığında takibe konu işlemlerin ve takibin durdurulmasına karar verilmesini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir yoluyla takip işlemlerinin durdurulmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan tespiti istemine; istinaf başvurusu ise ihtiyati tedbir talebinin reddi ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davalı vekilince ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 18.10.2024 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İİK'nın 72. madde de menfi tespit ve istirdat davaları düzenlenmiştir. Maddenin 2. fıkrasında, "İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir." Maddenin 3. fıkrasında ise; "...İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Talep edenin isteği icra takibi sonucu tahsil edilecek paranın alacaklıya ödenmesinin tedbiren durdurulması istemine ilişkindir.HMK'nın 389/1.maddesi, ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. '' hükmünü, 390/3.maddesi "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1.maddesi ise ''Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" hükmünü içermektedir.Somut olayda, davacıların murisinin dava dışı ... Ticaret ve Sanayi AŞ ile ... AŞ. arasında 1991 yılında düzenlenen genel kredi sözleşmesinin kefili olduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine bankaca 1993 yılında hesabın kat edilerek borçlu ve kefillere ödeme emrinin tebliğ edildiği, borcun ödenmemesi üzerine takip başlatıldığı, murisin ölümü üzerine İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas saylı takibinin mirasçılara yöneltildiği anlaşılmıştır. Takip talebinden sonra yaklaşık ispat koşulunun sağlanması hâlinde İİK'nın 72/3. maddesi gereğince icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmesinin tedbiren durdurulması talep edilebilir. Maddenin 2. fıkrasında açıkça, takipten önce açılan menfi tespitte verilebilecek tedbir çeşidi düzenlenmiş, 3.fıkrasında ise takipten sonra açılan menfi tespitte takibin tedbir yoluyla durdurulamayacağı belirtilmiştir. Dava dilekçesindeki tedbir talebi takibin durdurulması istemine ilişkindir. Takip tarihinden sonra açılan menfi tespit davasında bu şekilde bir tedbir kararı verilemeyeceği yasada düzenlenmiştir. Davacının, İİK'nın 72/3.maddesi anlamında icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmesinin tedbiren durdurulmasına ilişkin bir talebi bulunmamaktadır. İlk kez istinaf başvurusunda, İİK'nın 72/2. maddesinde düzenlenen tedbirin kabul edilmemesi halinde aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre tedbir kararı verilmesi istenmiştir. Bu talep daha önce mahkemede ileri sürülüp değerlendirilmemiştir. İlk kez istinaf başvurusunda ileri sürülen bu talebin, istinaf konusu karar ile ilgisinin bulunmadığı ve talep halinde ilk derece mahkemesince her zaman İİK'nın 72/3. madde kapsamında ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilebileceği, talebin türü ve niteliğine göre talep edilen, takibin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbirin verilmesinin mümkün olmaması nedeniyle, yaklaşık ispat koşulunun sağlanıp sağlanmadığının bu aşamada değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, usulüne uygun talep bulunması halinde ihtiyati tedbir ve yaklaşık ispat koşullarının mahkemece her zaman değerlendirilebileceği anlaşılmakla davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelememi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 22.05.2025
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f ve 391/3. maddeleri gereğince karar kesindir.