T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/764
KARAR NO: 2025/841
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 10.03.2025
NUMARASI: 2025/209 Esas
DAVA: İtirazın İptali
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırnasında davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Almanya'da ..., ... Deilingen adresinde mukim davacı müvekkili ...1925 yılında kurulmuş olup 100 yıldan daha fazla bir süredir boru bağlantı parçaları ve hidrolik bileşenler alanında Dünya genelinde lider üretici konumun faaliyet gösterdiğini, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde... Ticaret Sicil Numarası ile kayıtlı Davalı ... ise 2005 yılında Müvekkil Şirketin ürünlerini Türkiye'de tedarik eden satış noktası olarak kurulmuş olduğunu, taraflar arasında kurulmuş olan ticari ilişki çerçevesinde, davalı Şirket'in Müvekkili Şirketten satın almış olduğu ürünler karşılığında 09/06/2022 - 26/02/2024 tarih aralığında toplam 1.544.154,78-Euro tutarında 150 adet fatura tanzim edildiğini, müvekkili şirket tarafından tanzim edilmiş 09/06/2022- 26/02/2024 tarih aralığını kapsayan 150 adet faturanın numaraları aşağıda liste halinde belirtilmiş ve işbu dilekçelerine derç edildiğini, kalan bakiye borç miktarı 957.416,96-Euro olarak belirlendiğini, işbu faturaların tamamının ödeme vadesinin geçtiğini, bugüne kadar işbu borca ilişkin davalı şirket tarafından müvekkili şirket'e hiçbir şekilde dönüş ve ödeme yapılmadığını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla yukarıda açıklanan ve mahkemenin re'sen nazara alacağı sebeplerle; mahkemece tayin ve takdir edilecek teminat karşılığında, faiz ve ferileri hariç olmak üzere 957.416,96-Euro asıl alacaklarının tahsili için davalı borçlu şirket'in menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ivedilikle/tensiple ihtiyaten haczine, yapılacak yargılama neticesinde davanın kabulüne, karar verilmesini, davalı Şirket'in İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasına vaki haksız ve kötüniyetli itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avans faizi ile birlikte davalı şirket'ten alınarak müvekkil şirket'e verilmesine, takip alacağının % 20’sinden az olmamak üzere davalı şirket'in icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince ihtiyati ihtiyati haciz talebinin değerlendirildiği 10.03.2025 tarihli ara kararıyla; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça dava dilekçesi ekinde alacak talebine konu faturaları sunduğu, bunun dışında delil ibraz etmediği görülmekle yaklaşık ispat sağlandığı yönünde mahkememizde yeterli kanaat oluşmadığından ve ihtiyati haciz talep edilen hususlar ve alacak iddiası tutarı, borcun muaccel olup olmadığı yargılamayı gerektirdiğinden, İİK'nun 257.maddesindeki yasal şartlar oluşmadığı..." gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin ihtiyati haczin reddine dair kararının gerekçesi ihtiyati haczin özüne ve ruhuna aykırı olduğunu, bilindiği üzere ihtiyati hacizin bir dava değil, geçici bir hukuksal koruma niteliğinde olduğunu, ilk derece mahkemesinin somut delilleri değerlendirmediğini, somut olayda yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmiş olmasına rağmen ihtiyati haciz isteminin takipte istenilen en azından asıl alacak yönünden kabulü gerekirken, talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dosya kapsamına alınan davalı şirket tarafından aralıklarla yapılan kısmi ödemeler ile bakiye borç miktarını gösterir güncel cari hesap tablosunda; müvekkili şirkete ödenmesi gereken ancak zamanında ve eksiksiz ödenmeyen alacak kalemleri, alacak kalemlerine ilişkin davalı şirket tarafından ne zaman, ne şekilde ve hangi tutarlarda ödeme yapıldığı, davalı şirket tarafından yapılan ödemelerin bakiye borç miktarından düşürüldüğü ve sonuç itibariyle ne tutarda bakiye borç kaldığı ve müvekkili şirket tarafından gerek sözlü ve gerekse de yazılı bildirimlere rağmen cevap verilmediği ve davalı şirket aleyhine bakiye borç miktarının tahsili amacıyla takip başlatılmak zorunda kalındığı açıklıkta olup şüphesiz ki yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğinin izahtan vareste olduğunu, Başlatılan yargılamada ihtiyati haciz sebebi olarak belirtilen tüm sebepler, tek tek ve ayrı ayrı değil, hep birlikte fazlasıyla gerçekleşmiş bulunduğunu, gerçekleşen bu sebeplerin varlığı da, yine yalnızca bir iddia olarak değil, somut delillerle ispat edilmiş durumda olduğunu, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin davalı şirketin kötüniyetli ve hukuk dışı amaçlarına zemin hazırlayan usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı ihtiyati haciz talebinin reddine dair kararın kaldırılması gerektiğini, Müvekkil şirket tarafından, davalı şirketin davaya konu faturalardan kaynaklanan borçlarının ödenmemesi üzerine 21/08/2024 tarihinde İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden takip talebi doğrultusunda hazırlanan 28/08/2024 tarihli ödeme emri davalı şirkete 11/09/2024 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davalı şirket salt müvekkili şirketin alacak hakkına ulaşmasına engelleme ve ekonomik özgürlüğünü kısıtlama amacıyla kötüniyetli bir şekilde, delillendirme ihtimali bulunmayan, haksız ve hukuka aykırı olarak sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde hiçbir açıklama yapmadan 16/09/2024 tarihinde borca itiraz ettiğini, iş bu itiraz üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasının 16/09/2024 tarihli karar tensip tutanağı ile takibin durdurulmasına sebebiyet verdiğini, davalı şirketin kötü niyetli girişimleri üzerine müvekkili şirketin alacağının önündeki engellerin bir nebzede olsa giderilmesi ile ekonomik anlamda refaha ulaşması adına huzurdaki davanın ihtiyati haciz talebiyle açılma zorunluluğu doğduğunu, davalı şirket tarafından bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığı, ödeme yapılmadığı gibi ödeneceği hususunda bir bildirimde de bulunulmadığı, davalı şirketten haber alınamadığı hususları müştereken değerlendirildiğinde davalı şirketin, müvekkili şirketin alacağına kavuşmasını engellemek ve ekonomik özgürlüğüne darbe vurmak amacıyla mal kaçırması ve/veya işbu davadan haberdar olduklarında mal kaçırma girişimlerinde bulunacağı kuvvetle muhtemel olduğunu, bu durumda müvekkili şirketin uğrayacağı zararın telafisi mümkün olamayacak düzeyde büyük olacağı gibi davanın da konusuz kalacağını. Davalı şirket tarafından borcun ifa edilmemesinin, müvekkili şirketin alacağının rehinle teminat altına alınmamış olması ve davalı şirketin alacaklılardan mal kaçırma hazırlığı içinde olmasından dolayı istinaf dairesince tayin ve takdir edilecek teminat karşılığında, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla ve faiz ve ferileri hariç olmak üzere 957.416,96-Euro alacağın tahsili için borçlunun menkul, gayrimenkul ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ivedilikle/tensiple ihtiyaten haczine karar verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin faturaya dayalı açık hesap alacak bakiyesinin tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine; istinaf başvurusu ise İİK'nın 258/3 hükmü uyarınca, dava sırasında talep edilen ihtiyati haczin reddi ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, davalıya satılan ürünler karşılığı faturaların tanzim edildiğini, davalının bir kısım ödemelerden sonra bakiye 957.416,96 Euro borcu bulunduğunu, sözlü ve yazılı ihtara rağmen davalı yanca borcun ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki haksız itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürmüştür. Davacı tarafından duran takibin devamı için iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davacı yanca ayrıca davalının menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini istemiş, ilk derece mahkemesince bu talebin reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık, davacının ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararın yerinde olup olmadığı, somut olayda ihtiyati haczin şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise, iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir. İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir. Eldeki dava, satılıp teslim edildiği ileri sürelen fatura konusu bakiye alacakların ödenmediği iddiasına dayanmakta olup, davacı taraf davalı adına bu kapsamda düzenlediği faturaları sunmuştur. Ancak fatura tek başına alacağın varlığını ve miktarını kanıtlamaya yeterli değildir. Dosya kapsamında sunulan delillerin incelenmesinde, bu aşamada mevcut delillerin yaklaşık ispat için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Yargılamanın ilerleyen aşamalarında toplanacak delil durumuna göre talep edilmesi ve şartların oluşması hâlinde her zaman ihtiyati haciz kararı verilmesinin mümkün olduğu da nazara alındığında bu aşamada ihtiyati haczin koşulları mevcut olmadığından, ilk derece mahkemesi kararında usule ve yasaya aykırılık görülmemiş, istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, İİK'nın 258/3 ve 353/1.b.1 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen 10.03.2024 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 ve 258/3 maddeleri uyarınca esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 15.05.2025