T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/81
KARAR NO: 2025/691
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 11.11.2024
NUMARASI: 2024/226 Esas - 2024/218 Karar
DAVA: Yönetim kurulu kararının butlanı/ yokluğunun tespiti
Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; 05.07.2024 tarihli genel kurulu toplantıya çağıran yönetim kurulu kararının, şirket anasözleşmesine ve TTK’nın 390/4. maddesindeki usule uyulmaksızın alındığını, ana sözleşmenin 10. maddesinde şirket yönetiminin başkan veya vekili tarafından toplantıya çağrılacağının düzenlendiğini, aynı maddede hiç bir üyenin toplantı talebinde bulunmaması hâlinde karar metnini dolaştırılması yoluyla karar alınmasının mümkün olduğunun kabul edildiğini, davacı ...'nun fiziki toplantı talebine rağmen yönetim kurulu kararının müvekkilinin imzası olmaksızın ve değiştirilerek alındığını, yönetim kurulu üyelerinden birinin fiziki toplantı yapmak istemesi halinde dolaştırılarak karar alınamayacağını, yetkisiz olan genel müdürün müvekkiline elektronik posta ile kararı gönderdiğini, müvekkilinin itirazı üzerine kararın tahrif edilerek başka bir karar alındığını, yönetim kurulu toplantısına çağrının kanun ve anasözleşmeye uygun olarak yapılmadığını, karar alınması istenen konularda, fiilen ve fiziken yönetim kurulu toplantısı yapılmasına dair bir yönetim kurulu üyesinin yazılı talebi olmasına rağmen böyle bir toplantı yapılmadığını, dava konusu kararın, bilanço görüşmeleri ertelenen olağan genel kurul toplantısının tekrar yapılmasına ilişkin bir karar olduğunu, ortakların genel kuruldaki itiraz ve eleştirilerine cevap verilmesine yönelik, buna dair bir değerlendirme yapılmasını içeren bir karar olmadığını, ...’nun bir süredir devam eden usulsüzlüklere ilişkin olarak ertelenen ilk genel kurul toplantısında görüşme istediğini, müvekkilinin atlatılarak karar alındığını, genel kurulda yapılmaya çalışılan anasözleşme değişikliği ile şirketteki yönetim kurulu üyesi sayısını artırılacağını, bu şekli ile müvekkilinin imzası olmadan karar alınacağını şirketin önceki yönetiminin süresinin dolduğunu, yeni seçilen yönetim kurulunun ise buna ilişkin kararın yok hükmünde olması nedeniyle hukuken varlık kazanmadığını, şirketin hâlihazırda yönetim organından mahrum olduğunu, halka açık ortaklık olması niteliği de göz önüne alındığında bu durumun şirketin ve ortakların zararını artırdığını ileri sürerek, çağrıya ilişkin genel kurul kararının butlanının tespitine, genel kurul çağrısı için tedbiren idari kayyım atanmasına, genel kurul kararının geçersiz olması nedeniyle şirketin pay sahiplerinin aleyhine yönetilmemesi için tedbiren yönetim kayyımı atanmasına, bu talebin yerinde görülmemesi halinde denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili, savunmasında özetle: genel kurul çağrısı yapılması için kayyım atanması, şirkete tedbiren yönetim ya da denetim kayyımı atanmasına yönelik tedbir talebinin haksız olduğunu, aynı dava konusu hakkında ikinci kez açılan davanın derdestlik nedeniyle reddi gerektiğini, şirketin 2023 yılı genel kurulunun 28.05.2024 tarihinde yapıldığını, bir kısım pay sahiplerinin TTK'nın 420. maddesi uyarınca mali tablolara ilişkin maddelerin görüşülmesinin ertelenmesini istediklerini, talep üzerine ertelenen genel kurulun 05.07.2024 tarihinde yapılmasına karar verildiğini, çağrıya ilişkin yönetim kurulu kararının sicil gazetesinde ilan edildiğini, yapılan toplantı ve toplantı çağrısının TTK'nın 390 ve anasözleşmenin 10. maddesine uygun olduğunu, alınan kararın iki sayfadan ibaret olduğunu bir kısım yöneticilerin imzasının arka sayfaya geçtiğini, tüm imzaların aynı sayfada olmasına gerek bulunmadığını, kararın bir kısmının üzerinin silinmesinin tahrifat olarak değerlendirilemeyeceğini, tüm yönetim kurulu üyelerinin toplantı ve alınan karardan elektronik posta ile haberdar edildiğini, çağrının uzun süredir genel müdürce yapılması nedeniyle bu toplantıya ilişkin çağrının da aynı kişi tarafından yapıldığını, toplantı davetinin yasadaki tüm unsurları taşıdığını savunarak, davanın ve tedbir talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davaya konu yönetim kurulu karar tarihine bakıldığında 05.06.2024 tarihi olduğu, dava dışı kişinin yönetim kurulu üyelerine mail yolladığı tarihin de yine 05.06.2024 tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Davacılardan ...'nun açık muhalefeti üzerine artık yönetim kurulunun, şirket esas sözleşmenin 10. maddesine uygun şekilde başkan veya başkan vekili tarafından toplantıya davet edilmeleri gerektiği ve belirtilen nisaba uygun karar alındığını ispat edilmesi gerekmektedir.Her ne kadar daha sonra yönetim kurulunun TTK madde 390/1'e göre toplandığı ve karar alındığı davalı tarafça savunulmuşsa da bu savunmayı doğrulayacak yeterli veri dosyaya sunulmamıştır. 05.06.2024 tarihinde dava dışı kişi tarafından gönderilen mail aracılığıyla TTK madde 390/4'e göre kararın imzalanması talep edildikten sonra muhalefet edilmesi üzerine, aynı gün fiziki olarak toplanılıp karar alınması hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, kabule göre ise, ...'nun muhalefeti üzerine yönetim kurulu toplantısının 05.06.2024 tarihinde yapılmasının planlandığına ve şirket yönetim kurulu başkanı veya vekili tarafından yönetim kurulu üyelerinin toplantı tarihi ile alakalı bilgilendirildiğine dair somut delil dosyaya sunulmamıştır. Yine dosyaya sunulan yönetim kurulu karar örneğinde farklı kağıtlarda imzaların bulunduğu, davalının ikrarında olan TTK madde 390/4 ibaresinin kendisi dışında başkası tarafından silindiği hususları bir arada değerlendirildiğinde söz konusu toplantının yüz yüze yapılmadığı imza dolaştırılmak suretiyle karar alındığı kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davalı tarafça toplantıya davetin evvelden beri şirket müdürü tarafından yapıldığı, davacıların bu duruma hiç itiraz etmedikleri daha sonra ise uygulama böyle olmasına rağmen böyle bir iddiada bulunmanın dürüstlük kuralına aykırı olduğu iddia edilmişse de bu savunmaya itibar edilmemiştir. Şöyle ki, somut olayda TTK madde 390/4'e uygun karar alınmadığı gibi, davalı tarafça toplantının TTK madde 390/1'e göre yüz yüze yapıldığı da ispat edilmemiştir. Zira böyle bir savunmayı dinleyebilmek için öncelikle yetkisiz temsilci aracılığıyla olsa dahi toplantı gününün belirlenip yönetim kurulu üyelerine bildirilip ve toplantının belirlenen tarihte yüz yüze yapılmış olması gerekmektedir. Oysaki somut olayda davalı tarafça toplantının TTK madde 390'a göre yüz yüze yapıldığı dahi ispat edilemediğinden dürüstlük kuralına aykırılık savunması yerinde görülmemiştir. Nihayetinde davacılardan yönetim kurulu üyesinin TTK madde 390/4 maddesine göre açık muhalefeti uyarınca TTK madde 390/1'e göre yüz yüze toplantı yapılarak karar alınması gerektiği, davalı şirketin TTK madde 390'a ve şirket esas sözleşmesi madde 10'a uygun bir şekilde yönetim kurulu üyelerini davet ettiğini ve toplantının yüz yüze yapıldığını ispat edemediği, yönetim kurulu kararının geçerlilik şartlarını sağlamadığı..." gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı şirketin 05.06.2024 tarihli ve 15 nolu yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin 01.09.1966 tarihinde kurulduğunu ve 25.200.000,00 TL olan şirket sermayesi A, B ve C olmak üzere 3 gruba ayrıldığını, şirketin 2023 yılı olağan genel kurul toplantısı 28.05.2024 tarihinde yapıldığını, ancak azlık pay sahiplerinin TTK'nın 420. maddesi uyarınca finansal tablolar ve buna bağlı konuların görüşülmesinin bir ay sonraya ertelenmesini talep etmeleri üzerine, ertelenen toplantının davaya konu yönetim kurulu kararı uyarınca 05.07.2024 tarihinde yapıldığını, çağrıya ilişkin yönetim kurulu kararının Sicili Gazetesinde ilan edildiğini, Cevap dilekçesinde belirtilen derdestlik itirazı hakkında ilk derece mahkemesince olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğini, davacıların Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/208 Esas sayılı dosyasında 12.09.2024 tarihinde açtıkları dava ile bu davada dava konusu edilen genel kurula çağrısına ilişkin 05.06.2024 tarihli ve 15 numaralı yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespitini istediklerini, açılan davanın, karar tarihi itibariyle derdest olduğunu ve HMK'nın 114/1-ı maddesi uyarınca aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmamasının dava şartı olarak düzenlendiğini, dava şartının dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşul olduğunu, aynı mahkemenin 2024/208 Esas sayılı dosyasında 12.09.2024 tarihinde açılan derdest bir dava bulunduğundan açılan bu ikinci davanın usulden reddi gerektiğini, TTK'nın 390/1. maddesinde, esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulunun üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanacağı ve kararların toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alınacağı, bu kuralın yönetim kurulunun elektronik ortamda yapılması hâlinde de uygulanacağının düzenlendiğini, 4. fıkrasında ise, üyelerden hiçbirinin toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu kararlarının, kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı, karar şeklinde yazılmış önerisine, en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle de verilebileceği, aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olmasının bu yolla alınacak kararın geçerlilik şartı olduğu, onayların aynı kâğıtta bulunmasının şart olmadığı, ancak onay imzalarının bulunduğu kâğıtların tümünün yönetim kurulu karar defterine yapıştırılması veya kabul edenlerin imzalarını içeren bir karara dönüştürülüp karar defterine geçirilmesinin kararın geçerliliği için gerekli olduğunun düzenlendiğini, buna göre üyelerden hiçbiri toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu kararlarının, kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı karar şeklinde yazılmış önerisine en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle verilebileceğini, şirkete esas sözleşmesinin 10.maddesinde de benzer bir hüküm bulunduğunu, TTK'da anonim şirket yönetim kurulu toplantılarına çağrı şekline dair açık düzenlemelere yer verilmediğini, davetin kural olarak yönetim kurulu başkanınca yapılacağını, onun bulunmadığı zamanlarda bu görevin başkan vekiline ait olduğunu, çağrının belirli şekilde yapılmasına ilişkin bir zorunluluk bulunmadığını, yöneticilerin haberdar edilmesinin yeterli olduğunu, Şirketin 28.05.2024 günü yapılan genel kurulunda azınlık pay sahiplerinin finansal tablolar ve buna bağlı konuların görüşülmesinin ertelenmesini istemeleri nedeniyle toplantının bir ay ertelendiğini, yeni toplantı çağrısının 390/4. maddesi hükmü gereğince yönetim kurulu kararının elden dolaştırılmak suretiyle alındığını, kararın başkan ve murahhas üye ..., başkan vekili ve murahhas üye ..., murahhas üye ..., üye ..., bağımsız üye ... ve ... tarafından imzalandığını, murahhas Üye ... tarafından ise imzalanmadığını, kararın toplam iki sayfadan ibaret olup ilk sayfada üyelerden dördünün, ikinci sayfada ise ikisinin imzası bulunduğunu, onaylarının aynı kâğıtta bulunması şart olmadığını, kararın TTK'nın 390/1-4. maddesine ve şirket esas sözleşmesine uygun olarak asgari 6 üyenin olumlu oyu ile alındığını, esas sözleşmenin 10. maddesinde belirtildiği gibi yönetim kurulu toplantılarının elektronik ortamda yapılabilmesine imkân sağlayacak şekilde, ... altyapısını kullanmak suretiyle ... üzerinden VPN ve TCP tanımlamaları ile görüntülü online toplantılar yapılabileceğini, dava konusu kararın da bu şekilde internet ortamında yüz yüze alındığını, Çağrıların uzun süredir genel müdür tarafından yapıldığını, dava konusu kararın da şirket genel müdürü ...'ın yönetim kurulu üyelerine e-mail göndererek yapıldığını, toplantı ve gündeminin tüm yönetim kurulu üyelerine bildirildiğini ve üyelerin tamamının toplantıdan haberdar olduğunu, genel kurul davetinin bunun yanı sıra ilgili yerlerde usulüne uygun şekilde ilan edildiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı şirketin 05.06.2014 tarihinde alınan 15 nolu yönetim kurulu kararının TTK'nın 391. maddesi uyarınca butlanı/ yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davalı şirketin 05.06.2024 tarihli yönetim kurulu kararının yokluğunun tespiti istenmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde mahkemenin 2024/208 Esas sayılı dosyasında aynı iddianın ileri sürüldüğünü ve davanın derdest olduğunu, bu davadan önce açılan 2024/208 Esas sayılı davada yönetim kurulu kararının iptalinin istendiğini, derdest olan davanın yeniden açılmasının derdestlik dava şartına aykırı olduğunu savunmuştur.Bir davanın başka bir mahkemede açılmış ve görülmemiş olması dava şartı olup, dava şartının yargılamanın her aşamasında mahkemece dikkate alınması gerekmektedir. Dairemizce incelenen Bakırköy 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/208 esas sayılı dosyasının taraflarının aynı olduğu anlaşılmıştır. Anılan davada, bu davaya konu olan yönetim kurulu kararının yok hükmünde olması nedeniyle, genel kurulun toplanmasına ilişkin bir çağrı bulunmadığı ve çağrısız genel kurulun yokluğunun tespitine karar verilmesi istenmiştir. Genel kurul iptali davasında, bu davaya konu olan yönetim kurulu kararının butlanı veya iptali talep edilmemiştir. Mahkemenin 2024/208 Esas sayılı dosyasının dava dilekçesinde açıklamalar yapıldıktan sonra netice-i talep kısmında iptali istenilen 05.07.2024 tarihli genel kurula çağrıya ilişkin 05.06.2024 tarih ve 15 numaralı yönetim kurulu kararının yok hükmünde olması nedeniyle 05.07.2024 tarihli genel kurulunda yok hükmünde olduğunun tespitine, yokluğun kabul edilmemesi hâlinde kararın iptaline karar verilmesi istenmiştir. Görüldüğü gibi 2024/208 Esas sayılı dosyada yönetim kurulu kararının yokluğiunun ya da butlanının tespiti istenmemiş, kararın butlana tabi olması nedeniyle çağrının usulsüz olduğunun anlatılması bakımından bu husus maddi bir vakıa olarak ileri sürülmüştür. Esasen bu hususun genel kurul iptali davasında hadise şeklinde çözümlenmesi mümkün ise de davacıların, hukuk aleminde yok hükmünde olduğunu düşündükleri yönetim kurulu kararının yokluğunun tespiti için ayrı bir dava açmakta hukuki yararının bulunduğu kanaatine varılmıştır. Derdestlik itirazı, genel olarak tarafları veya konusu yönünden derdest ve görülmekte olan bir davanın,aynı veya bir başka mahkeme önünde tekrar açılmasına yapılacak olan itiraz şeklinde tanımlanabilir. Bu tanımdan hareketle her iki davanın derdest olmadığı, mahkemece derdestlik talebinin eylemli olarak reddine karar verilerek uyuşmazlığın esasının incelendiği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir. Aynı taraflar arasında görülen ve genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olan mahkemenin 2024/208 Esas sayılı dosyasında genel kurul kararlarının çağrı yokluğu nedeniyle butlanına karar verilmiştir. Bu dosyaya yönelik istinaf başvurusu da Dairemizin 2025/491 Esas sayılı dosyası ile bu dosya ile aynı tarihte incelenmiştir. Davalı vekilinin esasa ilişkinin başvuru nedenlerinin incelenmesinde; TTK'nın 390/1. maddesi gereğince esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu, üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve kararlarını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alır. TTK'nın 390/4. maddesi gereğince, üyelerden hiçbiri toplantı yapılması isteminde bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu kararları kurul üyelerinden birinin belirli bir konuda yaptığı karar şeklinde yazılmış önerisine en az üye tam sayısının çoğunluğunun yazılı onayı alınmak suretiyle verilebilir. Aynı önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılmış olması bu yolla alınacak kararın geçerlilik şartıdır. TTK’nın bu hükmüne göre çağrısız yönetim kurulu toplantısı yapılması mümkün ise de önerinin tüm yönetim kurulu üyelerine yapılması alınacak kararın geçerlilik şartıdır.Davalı şirketin esas sözleşmenin 10. maddesinde, yönetim kurulunun toplanma nisabının altı kişi olarak belirlendiği ve yönetim kurulunu toplantıya davet edebilecek kişilerin yönetim kurulu başkanı ile vekili olduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu kararın alınması için şirket genel müdürü ... tarafından 05.06.2024 tarihinde mail yoluyla TTK'nın 390/4. maddesine göre dolaştırma usulüyle 05.06.2024 tarihli yönetim kurulu 15 nolu kararın imzalanması konusunda yönetim kurulu üyelerine bilgi verildiği, davacı yönetim kurulu üyesinin aynı tarihte mail yoluyla gönderdiği yazıda TTK'nın 390/4. maddeye göre karar alınmasına karşı çıktığı anlaşılmıştır. ...'ın şirketin yönetim kurulunda bulunmadığı anlaşılmıştır. Şirketin esas sözleşmesinin 10. maddesine göre yönetim kurulunu toplantıya yönetim kurulu başkanı veya başkan vekili tarafından çağrılacaktır. TTK'nın 390/1. maddesine ve şirketin esas sözleşmesinin 10. maddesine göre yetkisiz kişinin çağrısı nedeniyle, aynı tarihte fiziki toplantı yapılarak karar alınması esas sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğinden işlem sakattır. Şirket müdürünün TTK'nın 390/4. maddesine göre elden dolaştırma yoluyla yönetim kurulu üyelerini bilgilendirebileceği kabul edilse dahi anılan maddeye göre bu usulün uygulanabilmesi için üyelerden birinin açıkça itiraz etmemesi gerekmektedir. Davacı yönetim kurulu üyesi ...'nun bu şekilde karar alınmasına karşı çıktığı ve görüşünü mail yoluyla yönetim kurulu başkanına ilettiği anlaşılmaktadır. Davaya konu yönetim kurulu kararı 05.06.2024 tarihli olup, yönetim kurulu üyelerine de 05.06.2024 tarihinde mail gönderilmiştir. Davacı yönetim kurulu üyesi ...'nun muhalefeti üzerine yönetim kurulunun, şirket esas sözleşmenin 10. maddesine uygun şekilde başkan veya başkan vekili tarafından toplantıya davet edilmeleri ve kararın yüz yüze yapılan toplantıda alınması gerekmektedir. Şirketin yönetim kurulu toplantısının yüz yüze fiziken veya internet ortamında yapıldığı kanıtlanmadığı, yönetim kurulunun TTK'nın 390/1. maddeye göre toplandığı ve karar alındığının usulüne uygun delillerle kanıtlanmadığı, yönetim kurulu üyelerinin karara ilişkin mailinin gönderildiği gün, dolaştırma yoluyla karar alınmasına karşı çıktıkları ve aynı gün yüz yüze toplantının yetkili kişi tarafından çağrısının yapılarak yapıldığının kanıtlanmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu kararın TTK madde 390/4. maddesine uygun alınmadığı, TTK'nın 390/1. maddesine uygun şekilde toplantı yapılarak karar alındığının kanıtlanamadığı, geçersiz bir toplantı ve karar alma şekline göre, çağrıyı yapan yetkisiz kişinin önceki toplantı çağrılarını yapmış olmasının yok hükmünde olan toplantıyı geçerli hâle getiremeyeceği, bu nedenle davacıların, çağrının yetkisiz kişi tarafından yapıldığına ilişkin iddialarının dürüstlük kuralına aykırı olmadığı anlaşıldığından, davalı şirket vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın, karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair,HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 24.04.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.