T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1651
KARAR NO: 2024/1616
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 29.08.2024
NUMARASI: 2024/501 Esas
DAVA: Tazminat
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ... Sanayi ve Ticaret Limited şirketi 27/01/2023 tarihinde kurulmuş olduğunu şirket müdürlüğünü 03/05/2023 tarihine kadar davalı ... yürüttüğünü, hali hazırdaki şirket yetkilisi müdürü ... ise 03/05/2023 tarihinde 500.000,00 TL bedeli karşılığında şirketin yarı hissesini davalı ...'den Şanlıurfa ... Noterliği'nde taraflar arasında yapılan Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi yapılarak satın aldığını, böylelikle şirketin %50 hissesi 03/05/2023 tarihinden itibaren şirketin aktifine ve pasifine ilişkin tüm hak ve borçlarıyla birlikte ...'ya geçtiğini, müvekkili şirketin tüm alacak ve hakları davalının payını satması üzerine yarısı ... diğer yarısı ise ...'ya olacak şekilde geçtiğini, akabinde müvekkili şirket , şirket yetkilisi / müdürü olarak ...'yı tayin ettiğini, ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin yarı hissesini aldıktan sonra şirketin diğer yarı hisse sahibi olan ... ile karar alarak 18/05/2023 tarihinde müvekkili şirketin adı ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ olarak şirket ortaklarınca değiştirildiğini, davalı ... 03/05/2023 tarihinden 26/05/2023 tarihine kadar müvekkili şirketin işletmekte olduğu restorana ait olup ... hesabına gelen tüm paraları gerek kendi hesabına gerekse de başka kişilere transfer ettiğini, müvekkili şirket yetkilisi aynı zamanda şirketin yarı hisse sahibi ... 26/05/2024 tarihinde şirket isminin değiştirildiğini ve kendisinin yetkili kılındığını hesabının yönetim yetkisinin kendisinde olduğunu bildirmek üzre bankaya gittiğinde bu durumu fark etmediğini, zira davalının şirketteki tüm hak ve yetkileri sonlandığından davalının banka hesabını kullanarak paraları kendisine ve başkasına transfer edeceğini şirketi zarara katacağını müvekkili bilmediğini, davalı müdürlük görevini ifa ettiği sıralarda da müvekkili şirketi kusurlu fiilleriyle doğrudan zarara uğrattığını, şirkete ait kasada para bulunmasına rağmen şirketin borçlarını zamanında ödemediğini, şirkete ait olan gelirleri kötü niyetle iktisap etmiş şirketin kara geçmesine çalışmak bir yana tamamen şirketi borca soktuğunu, müvekkili restoranda açık bir zarar olduğunu anlayamamış bu nedenle şirketin borçlarını ödemek adına şirket ortaklarından ... şirkette sahip olduğu yarı hisseyi satarak şirket borçlarını kapattığını, yaklaşık olarak 3 aylık bir süre önce yani 01/05/2024 tarihinde müvekkili şirket restoranın neden zarar ettiğini araştırmaya başlamış şirket müdürü ... Şanlıurfa merkezde bulunan ... bankasına giderek İstanbul Maslak Şubesinde bulunan şirkete ait banka hesap dökümünü talep ettiğini ve bunun neticesinde davalının müdür olduğu dönemlerde hiçbir şekilde şirket adına ödeme yapmadığı şirkete gelen paraları kendi lehine kullandığı, şirketin ödemelerini yapmayarak şirketi borca soktuğu ve de davalının şirkete ait banka hesabının pay devri tarihi olan 03/05/2023 tarihi ile müdür ...'nın işbu banka hesabını kapattığı tarih olan 26/05/2023 tarihine kadar olan süreçte ... tarafından mobil bankacılık hesabının kesintisiz bir şekilde kullanıldığını, para transferlerinin ... tarafından yapıldığını ve de gelen tüm paraların davalı tarafından hırsızlandığını öğrendiğini, Müvekkil şirketçe davalı hakkında Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduğunu, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca davalı hakkında 2024/29129 numaralı soruşturma başlatıldığını tüm bu nedenlerle davanın kabulünü, İhtiyatı haciz talebinin kabulünü, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL'nin işleyen ticari faiziyle davalıdan alınarak müvekkili şirkete verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince ihtiyati haciz talebinin değerlendirildiği 29.08.2024 tarihli ara kararıyla; "... Vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahiptir. Vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise; İİK.’nun 257 maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu fıkraya göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebilecektir. Somut olayımızda; Davacının taleplerinin yargılama aşamasında yapılacak değerlendirme ve bilirkişi raporları ile tam ve somut şekilde belirlenebileceği ile bu aşamada davacının talebinin yargılamayı gerektireceği gözetilerek yaklaşık ispat koşulunu sağlamayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş olup... " gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine, karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İhtiyati haciz talepli dava dilekçesinde yer almakta olan açıklamalara ve mahkemece celbini talep ettikleri delillere rağmen, ihtiyati haciz talebinin reddedilmesi taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, derdest davada müvekkili şirket bakımından koşulları oluşan ihtiyati haciz talebinin kabul edilerek yasaya ve hakkaniyete aykırılık teşkil eden ihtiyati haciz talebimizin reddine ilişkin mahkeme kararının kaldırılarak müvekkili şirket lehine doğacak hakların güvenceye kavuşturulması gerektiğini, İhtiyati haciz kararı verilmediği takdirde davalı ellerindeki taşınır - taşınmaz mal ve alacakları ellerinden çıkaracak dolayısıyla da zarara uğratılan müvekkili şirketin dava sonunda lehine hükmedilen tazminatların tahsil kabiliyeti olmayacağını, bu durumda müvekkili şirketin mağduriyeti üzerine mağduriyet ekleneceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Davacı, davalı şirket müdürünün 03.05.2023 tarihinde hisselerini devredene kadar şirket müdürü olduğunu, şirket müdürü davalının gerek müdürlük döneminde gerekse 03.05.2023-26.05.2023 tarihleri arasında davacı şirket hesabındaki paraları gerek kendi lehine gerekse başkaları lehine transfer ederek boşaltıp, şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek; davalı şirket müdüründen, yöneticinin sorumluluğuna ilişkin hükümlere göre tazminat talep etmiş, açılan esas dava içinde ihtiyati haciz talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, eldeki davanın tek hakimli olarak yürütüldüğü ve davacının tedbir talebinin reddine karar verildiği görülmüştür. 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 18.06.2014 tarih, 6545 sayılı Kanun'un 45. maddesi ile değişik 5. maddesinde ''...Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemelerde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur. Konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda dava değeri üç yüz bin Türk Lirasının üzerinde olan dava ve işler ile dava değerine bakılmaksızın; İflas, iflasın kaldırılması, iflasın kapatılması, konkordato ve yeniden yapılandırmadan kaynaklanan iş ve davalara, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda hâkimin kesin olarak karara bağlayacağı işler ile davalara, şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik davalara, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve 21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununa göre yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır. Heyet hâlinde bakılacak davalarla ilgili olmak üzere, dava açılmadan önce veya açıldıktan sonra talep edilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirler de heyet tarafından incelenir ve karara bağlanır.'' hükmü düzenlenmiştir. O hâlde, somut uyuşmazlıkta, davadaki iddia ve talepler arasında yer alan yöneticinin sorumluluğu yönünden davanın heyet halinde görülüp karar verilmesi gerekirken tek hakimle yargılamanın yürütülüp tedbir talebinin karara bağlanması doğru görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçeyle, mahkemenin teşekkülüne dair dava koşulu gerçekleştirilmeden karar verildiği, davacının tedbire yönelik taleplerinin heyetçe değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, esasına yönelik istinaf sebepleri incelenmeksizin, HMK'nın 353/1.a. 4. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.4. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-İhtiyati haciz talebinin, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, mahkeme heyetince yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 14.11.2024