T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1387
KARAR NO: 2025/149
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 11.10.2023
NUMARASI: 2022/866 Esas - 2023/672 Karar
DAVA: Alacak
Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın zamanaşımı nedeniyle dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı şirketin sahibi olan Deri ve Zührevi Hastalıklar Doktoru Uzm.Dr. ... Kayseri ... Hastanesi'nde bulunan muayenehanesinde kullanılmak üzere davalı şirketten 12.12.2014 tarihli faturaya istinaden ... Model No: ... Lazer Epilasyon cihazını 85000 USD (ABD Doları) karşılığında satın aldığını, bu ödemenin 295.398,52 TL olarak fatura edildiğini, söz konusu cihazın devamlı arıza verdiğini, bundan dolayı davalı şirket kendiliğinden müşteri memnuniyetini sağlamak adı altında aynı cihazın başka bir alt modeli ile garanti kapsamında değiştirdiğini ve müvekkil şirket sahibi Dr. ...'na teslim edildiğini, ancak müvekkilinin bu epilasyon makinasını da düzenli olarak kullanamadığını ve diğer makineleri kullanarak hastalarını tedavi etmek zorunda kaldığını, ürünü internet üzerinden satışa koyduğunu, anılan makineye talipli bulamadığı için makineyi eşgüdümlü olarak kullanmaya devam edildiğini, 2018 yılı başında makineyi yine kullanmaya başladığını, makinenin yine sık sık arıza verdiğini, 08.02.2018 tarihinde yaşanan makine arızası sebebiyle servis çağrılıp arıza giderildiğini, buna rağmen makinenin çok kısa süre içinde yine arıza verdiğini, servis nedeniyle müvekkilinin işleri aksadığını, davalı firma dava konusu makinenin Türkiye genelinde hem satıcısı hem de servisi olduğunu, davacının bu tarihten sonra yaşanan arızalardan kaynaklı firma yetkililerine ulaşmaya çalıştığını, hiçbir telefonuna cevap alamadığını, makinenin devamlı sorun üretmesi nedeniyle müvekkilinin cihazdan bir an önce kurtulmak ve ödediği parayı geri almak, uğradığı maddi ve manevi zararın giderimine yönelik haklarını da saklı tutmak suretiyle Kayseri ... Noterliği 23.3.2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnameyi davalıya keşide ettiğini, ihtarname incelendiğinde cihazın teslim alınması, cihaz için ödenen 85000 USD'nin veya fatura bedeli olan 245.398,52 TL'nin ticari faizi ile ödenmesi, aksi halde gerekli hukuki yollara başvurulacağına dair açıklamalar içerdiğini, 24 Eylül 2020 Tarihli, 10167 Sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 735.sayfasında yapılan ilan uyarınca davalı şirket unvan değişikliğine gidilerek yeni unvanı ... Anonim Şirketi olduğunu, dava TTK uyarınca arabuluculuğa tabi olduğundan dolayı arabuluculuğa başvurulmuş ve anlaşamama olarak süreç sona erdirildiğini, ürün müvekkil uhdesinde iadeye hazır şekilde bekletildiğini, mahkememizin takdiri halinde yapılabilecek yeni bilirkişi incelemesinde bu durumun görüleceğini, bu kapsamda mezkur davadaki taleplerimizin ayıp hükümleri ve TBK 112 hükmü uyarınca terditli olarak ileri sürüldüğünü belirterek Üretim hatası veya bilinmeyen sebeplerle sık sık arızalanan ve kullanma imkanı kalmayan ve servis hizmetlerinin yerine getirilmemesi nedeni ile sözleşmeden dönülen dava konusu ... Model No :... Lazer Epilasyon cihazı için ödenen 85000 Amerikan Doları'nın (USD) Bankaların Amerikan Doları'na uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte, fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığının davalı şirketten alınıp TBK'nın ayıp hükümleri uyarınca müvekkile ödenmesine, mahkeme aksi kanaatte ise üretim hatası veya bilinmeyen sebeplerle sık sık arızalanan ve kullanma imkanı kalmayan ve servis hizmetlerinin yerine getirilmemesi nedeni ile sözleşmeden dönülen dava konusu ... Model No:... Lazer Epilasyon cihazı için ödenen 85000 Amerikan Doları'nın (USD) Bankaların Amerikan Doları'na uyguladığı en yüksek mevduat faizi ile birlikte, fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığının davalı şirketten alınıp TBK'nın 112. maddesi uyarınca uyarınca müvekkile ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davaya konu cihazın davacıya teslim tarihinin 20.03.2017 olduğunu, TBK m.231 hükmü gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresi fazlası ile aşılmış olduğunu, zamanaşımı defilerinin kabulü ile davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafından muayene ve ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, davaya konu cihazın ayıplı olduğuna dair iddiaları kabul etmediklerini, davacı tarafça 20.03.2017 tarihinde teslim alınan cihaz ile ilgili muayene etme yahut ettirme yükümlülüğünün yerine getirilmediği, davacının ikrar niteliğindeki beyanları sabit olduğunu, delil olarak gösterilen Kayseri ... Noterliği'nin 23.03.2018 ve ... yevmiye no.lu tarihli davacı ihtarnamesindeki; "... yeni cihaz getirildiğinde, müvekkil kutusunu bile açmadan hemen satış için internete koymuştur. Ancak 1 yıl boyunca satışını da yapamamıştır. Bu durumda 2018 yılının başında cihazı açıp kullanmaya karar vermiş ..." şeklindeki beyanı ile davaya konu cihazı teslim aldıktan sonra kutusunu dahi açmadan 1 yıl boyunca beklettiğini ve dolayısıyla muayene etme ve ettirme yoluna başvurmadığını açıkça ikrar ettiğini, muayene ve ihbar yükümlülüğü bir yana cihazı 1 yıl bekletilmiş olduğundan mevcut haliyle cihazı kabul ettiği anlamına geldiğini, her iki yönüyle de davanın usule ve yasaya aykırı olduğu ve davanın reddi gerektiği izahtan vareste olduğunu, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, ttk 23/1-c'ye göre davacının, cihazın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi, ayıbın sonradan anlaşılması halinde hemen satıcıya bildirmesi gerektiğini, davacının süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığını, mevcut haliyle cihazı kabul ettiğini gösterdiğini, davacının süresinde ve TTK 18. Maddesine uygun şekilde ayıp ihbarında bulunmaması nedeniyle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu cihazın ayıplı olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının müracaata bırakılan dosyada ve huzurdaki davada da arızanın nedenini açıklamaktan imtina ettiğini, 08.02.2018 tarihli servis formuna göre cihazın "handpiece holder" (el terminali) parçasının kırık olduğunun saptandığının görüleceğini, cihazın düşürülerek yahut çarpma neticesi parçasının kırık olduğunun tespit edildiğini, davacıdan kaynaklanan sebeplerle cihazda giderilebilir bir arıza olduğunu tespit edildiğini, cihazın kırılmış haldeki fotoğraflarını çekerek servis formuna eklediklerini, el terminalinin kırılması, yalnızca çarpma, özellikle kırma, düşürme ve davacından kaynaklanan sair sebeplerden kaynaklanmış olacağı ve bu durumun da müvekkili sorumlu kılmayacağını, kullanıcı hatasından kaynaklandığını, bu durumun müvekkilinin ayıp iddiasına dayalı sorumluluğunun kesin olarak ortadan kaldırdığını, TBK'nın 112.maddesine dayanılarak terditli talepte bulunulması hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek zamanaşımı defilerinin kabulü ile davanın reddine, davaya konu cihazın tesliminden itibaren bir yıl süreyle kullanılmayıp satışa sunulmuş olması nedeniyle mesnetsiz davanın reddine, talep kabul edilmediği taktirde muayene ve ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olması ve yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun ayıp ihbarında bulunulmamış olması nedeniyle davanın reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın ve davacı taleplerinin tümüyle reddine. kabul anlamına gelmemek kayıt ve şartıyla davacı taleplerinin kısmen yahut tamamen kabul edilmesi varsayımında da davaya konu cihazın teslim tarihinden bu güne kadar davacının elde ettiği ve elde etmeyi ihmal ettiği gelir miktarının ve yıpranma payının bilirkişi marifetiyle tespit edilerek müvekkile ödenmesine yahut bedelden mahsup edilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Dava, ayıplı maldan kaynaklanan bedel iadesi talebine ilişkin alacak davasıdır. Davacı ve davalı taraf ticaret şirketi yani tüzel kişi tacirdirler. Taraflar arasında 01.12.2014 tarihli cihaz satış sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin içeriğine ve imzalara dair tarafların bir sahtelik iddiası ve inkarı olmamıştır. Dava konusu uyuşmazlık işbu cihaz satış sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Taraflar arasında 01.12.2014 tarihinde cihaz satış sözleşmesi adı altında davalının davacıya Lazer Epilasyon Cihazı satışı konusunda ticari ilişki başladığı, 20.03.2017 tarihli servis formu ile davacıya satılan cihazın 21.03.2017 tarihli fatura ile değiştirildiği sabit olmakla, satıma konu edilen cihazda üretim hatası bulunup bulunmadığı, cihaz arızasının kullanımdan kaynaklı olup olmadığı ve cihazın davalıya iadesi sureti ile sözleşmeden dönülerek sözleşme bedelinin davacıya iadesi hususlarının uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır. TTK'nın 23. Maddesinde, bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, aynı maddenin c fırasında ise malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, ayıp açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanacağı düzenlenmiştir. TBK'nın 223. Maddesi ise "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." şeklindedir. TBK'nın 227. Maddesine göre; Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Dosya içerisine; davacı vekili tarafından ihtarname, teknik servis raporları, formları, mail çıktıları, faturalar ibraz edilmiş, ilk açılan davada (Mahkememizin 2019-409 E) bilirkişi refakatinde mahallinde keşif yapılarak, bilirkişi heyeti raporlarını ibraz etmiş, raporda ürünün ayıplı olduğuna dair net bir tespit yapılamamıştır. 6102 sayılı TTK 23 maddesi hükmü yollamasıyla TBK. m. 231. maddesi uyarınca satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Davalı tarafın zaman aşımı def’i nin TBK’nun 154/2 maddesi uyarınca reddine karar verilmiş ise de heyetimiz bu ara karardan rücu ederek , davacının daha önceden aynı nedene dayalı olarak açtığı davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğine göre, o davanın zamanaşımı süresini kesmeyeceği açık olup, bunun dışında somut olayda, TBK 154. maddesinde sayılan zamanaşımı kesen diğer hallerden hiç birisi bulunmadığı..." gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Huzurdaki davada zamanaşımı süresi önceden açılan dava ile kesilmiş olmasına rağmen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olmasının hukuka aykırılık teşkil etmekte olup kararın salt bu nedenle dahi kaldırılması gerektiğini, Yargıtay kararları ile doktrin görüşlerinin de bu yönde olduğunu, Huzurdaki davada gizli ayıp söz konusu olduğundan zamanaşımı süresi her halükarda TBK'nın 231/1 ve 246 maddeleri uyarınca 2 yıl değil 10 yıl olduğunu, somut olayda davalı yanın zamanaşımı defi'ni ileri sürmesi hukuki olarak karşılıksız olup; mahkemece 21/06/2023 tarihli duruşmanın “1” nolu ara kararı ile “Davalı tarafin zaman aşımı def'i nin TBK 'nun 154/2 maddesi uyarınca reddine” şeklinde karar verilmişken gerekçeli kararda iş bu doğru ara karardan rücu edilmesinin hukuka uygun olmadığını, zira; dosya içerisinde yer alan dava ve cevaba cevap dilekçesinde de açıkladıkları üzere; davalının mezkur uyuşmazlıkta ağır kusurlu olduğunun ortaya konulduğunu, TBK 231/2 hükmü uyarınca ağır kusur varlığında zamanaşımı süresi 10 yıl olduğundan dolayı zamanaşımı def'inin herhangi ayıp olup; bir hukuki yararı bulunmadığını, zira uyuşmazlık konusu makinedeki kusurun zamanaşımına tabii tutulması mümkün olmadığını, buna ilişkin Yargıtay kararını da sunduklarını, Yargıtay ve doktrin olarak zaman aşımının 10 yıl olduğunun kabul edildiğini, Dosya içerisine sunulmuş olan bilirkişi heyeti raporlarında üründe kusur bulunduğu belirtilmiş olmasına rağmen mahkeme kararında raporda ürünün ayıplı olduğuna dair net bir tespit yapılamadığı şeklinde gerekçe bildirilmesinin isabetsiz olduğunu, salt bu isabetsiz gerekçe nedeni ile dahi kararın kaldırılması gerektiğini, Dava zamanaşımı nedeniyle usulden reddedilmiş olup; maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin de usule aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ayıplı satım iddiasıyla, TBK'nın 227/1 hükmü uyarınca satım sözleşmesinden dönme, satıma konu lazer epilasyon cihazının iadesi karşılığı satım bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Tacir olan davacı ile davalı arasında lazer epilasyon cihazı satım ilişkisi bulunmakta olup uyuşmazlığın TBK'nın satım sözleşmesini düzenleyen hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. Taraflar arasında 01.12.2014 tarihli cihaz satış sözleşmesi ile davalının davacıya Lazer Epilasyon Cihazı satışı yaptığı, sonrasında 20.03.2017 tarihli servis formu ile davacıya satılan cihazın 21.03.2017 tarihli faturalı başka cihaz ile değiştirildiği anlaşılmaktadır. Yani davalı yanca davacıya satılan son cihazın satışı 21.03.2017 tarihlidir. TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli ve zarar gideriminde bulunamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. TTK'nın 23/1-c maddesinde, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür. Ayıp olağan bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise TBK'nın 223/2 maddesinin tatbik olunması gereklidir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08/06/2022 tarihli, 2020/8002 E. 2022/4625 K., 04/11/2020 tarihli ve 2020/3279 E., 2020/4723 K. sayılı ilâmı ilamı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 04/12/2018 tarih ve 2018/270 E., 20218/6287 K. Sayılı ilamı). TBK'nın 223/2.maddesi ise ''Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Ayrıca TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli talebinde bulunulamaz. Davacı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.11.2015 tarihli ve 2015/5982 Esas, 2015/15327 Karar sayılı ilamı). Buradaki yazılılık koşulu ispata ilişkindir. TBK'nın 231. maddesine göre; satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşına uğrar. Bu kapsamda daha önce satılan cihazın davalı yanca yenisi ile değiştirilip davacıya yeni cihazın teslim tarihinin 21.03.2017 olduğu, dava tarihinin 04.11.2022 olduğu nazara alındığında dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin geçtiği sonucuyla kurulan hüküm isabetlidir. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise iki yıllık zaman aşımından yararlanamaz. Yine Ticari satışlarda da satıcı alıcıyı aldatmışsa bu zamanaşımından yararlanamaz. (19.HD.12.2.2008, E. 2007/11897 K. 2008/1114 sayaılı emsal kararı). Yasalardaki bu hükümlere göre, ağır kusuru, hilesi, kandırması nedeniyle iki yıllık zaman aşımı süresinden yararlanamayacak olan satıcıya hangi zamanaşımı süresi uygulanacağı, hile durumunda satıcıya karşı açılacak davalarda zamanaşımının ne olacağı yasalarda açıklanmamış ve bu boşluk öğretide yapılan yorumlarla doldurularak BK m.125’deki (TBK m.146’daki) on yıl olacağı sonucuna varılmıştır. Ancak somut uyuşmazlıkta davalı satıcının ağır kusuru veya hilesi kanıtlanmadığından, davacı vekilinin bu yasal düzenlemeler kapsamında davanın zaman aşımı süresinde açıldığının kabulü gerektiği yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir. Öte yandan, TBK'nın 154. maddesinde zamanaşımını kesen sebepler sayılmış olup bunlardan birisi de dava açılmasıdır. Buna göre davanın açılmasıyla birlikte zamanaşımı kesilir ve yeniden işlemeye başlar. Ancak davanın açılması ile zaman aşımının kesilmesi durumu, davanın açılmamış sayılması ile son bulur. Davanın açılması ile meydana gelen zamanaşımı kesilmesi davanın açılmamış sayılması ile hükümsüz hale gelir (Prof. Dr. Baki Kuru, Medeni Usül Hukuku Ders Kitabı Ağustos 2017, Yetkin Yayınevi, s. 448) Bir başka deyişle davanın açılmamış sayılması ile zamanaşımını kesme etkisi dahi sona erer (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18/09/1996 tarihli ve 1996/19-461E, 1996/607K. sayılı ilamı). Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde; davacı yanca ilk olarak Kayseri Tüketici Mahkemesinde 18.05.2018 tarihinde ilk kez dava açıldığı, mahkemece görevli mahkemenin Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesince yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verildiği, yetkisizlik kararı ile dava dosyası kendisine tevzi olunan İstanbul Anadolu 9 Asliye Ticaret Mahkemesince yürütülen yargılama sonucu mahkemenin 2019/409 E- 2021/868 K sayılı, 09.12.2021 tarihli karar ile davanın HMK'nın 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verildiği, kararın 22.02.2022 tarihinde istinaf yoluna başvurulmaması üzerine kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar ışığında dava konusu cihazın davacıya satılıp teslim tarihi 20.03.2017 tarihi ile dava tarihi 04.11.2022 tarihi itibariyle iki yıllık zaman aşımı süresinin geçtiği soncuna varılmakla, davacı vekilinin TBK'nın 154 maddesi uyarınca daha önce açılan ve açılmamış sayılmasına karar verilen dava nedeniyle zamanaşımı süresinin kesildiği ve davanı nbu nedenle süresinde olduğu yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davacı vekilince karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 7. maddesi hükmü de gözetilerek, dava şartlarının yerine getirilmemiş olması veya usulden davanın reddinde maktu ücreti vekalete karar verilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir. Eldeki dava usulden reddedilmemiş olup, zamanaşımı nedeniyle reddedilmiştir. Somut uyuşmazlıkta AAÜT'nin 7. maddesinin tatbiki mümkün olmamakla, davacı vekilinin vekalet ücreti bakımından istinafı da yerinde değildir. Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilip, Dairemizce de karar bu yönüyle isabetli bulunmakla, davacı vekilinin esasa ilişkin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine gerek kalmamıştır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 04.02.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.