T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1084
KARAR NO: 2024/1777
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/03/2024
NUMARASI: 2024/38 Esas - 2024/206 Karar
DAVA: Şirketin İhyası
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, tasfiye memuru vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile müvekkil arasında, İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesinin 2017/372 Esas sayılı dosyasında görülen alacak davasında, davalı şirketin terkin edildiğinin anlaşıldığını, terkin ile iş mahkemesindeki dosyada taraf teşekkülünün sağlanamadığını ileri sürerek, ...nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin TTK'nın 32. ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 34. maddesine göre işlem yaptığını ve yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, yasal şartların oluşması halinde yapılan işlemle ilgili tescil kararı vereceğini, aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddedeceğini, müvekkilinin resen terkin işleminin TTK'nın geçici 7. maddesi diğer mevzuat hükümlerine uygun olduğunu, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 07.07.2014 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiği, re'sen terkin kapsamına alınan şirketlerin, bu durumun kendilerine tebliğinden itibaren iki ay içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak buna ilişkin ispat edici belgeleri ibraz etmesi ya da şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi, ayrıca şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde bildirmesi gerektiğini, müvekkilinin derdest davalardan haberdar olmadığından aleyhine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini, savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiğini, ancak sınırlı ihya kararı verilmesine rağmen tasfiye memuru atanmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 14.12.2023 tarih ve 2023/2086-3042 E.K sayılı kararı ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince, Dairemizin kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne ve şirket yetkilisinin tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava, ticaret sicilinden TTK'nın geçici 7. maddesine göre terkin edilerek tüzel kişiliği ortadan kalkmış bulunan limited şirketin ihyası istemine ilişkindir. TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi ile 30.12.2012 tarih 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğin 5. Maddesinin 4.bendine göre resen terkin kapsamına alınarak, ihtar ve ilan prosedürlerinin tamamlanmasının ardından, sicil kaydının 07.07.2014 tarihinde resen terkin edildiği bildirilmiş olup terkin sebebi 'sermayesini arttırmadığından' olarak belirtilmiştir. Davalı şirketin TTK. Geçici 7. maddesi uyarınca resen terkin işleminden itibaren 5 yıl geçmiş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin içtihatlarında belirtildiği üzere yasada belirtilen usule uygun gerekli tebliğ ve ilan işlemleri yapıldıktan sonra şirket yetkilileri tarafından tebliğ ve ilanda belirtilen işlemler yapılmadığı takdirde şirketin resen terkin edilerek tescil ve ilan edilmesi gerektiği, şayet şirket hakkında herhangi bir dava veya icra takibi var ise ya da tebliğ ve ilan işlemleri usulüne uygun yapılmamış ise şirketin ticaret sicil kaydının silinmesinin TTK. Geçici 7.maddesine aykırı olduğu, bu nedenle hak düşürücü süre söz konusu olmayacağı, ticaret sicil müdürlüğünce TTK. 7. maddesi kapsamında gerekli işlemlerin yapılması için yapılan tebligata rağmen cevap verilmediği gerekçesiyle dava konusu şirketin resen terkin edildiği ancak yasada belirtilen tebligatların şirket yetkililerine usulüne uygun yapılmadığı anlaşıldığından bu durumda 5 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmasının söz konusu olmadığı, dava konusu şirketi derdest İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesinin 2017/372 Esas sayılı dosyasında temsil etmek üzere şirketin ihyasına, zorunlu nedenlerden dolayı açılan ihya davalarında yasal hasım konumunda olan ticaret sicil müdürlüğünün yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı, 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketin ihyası için yasal koşulların oluştuğu, davacı tarafın ihya talep etmekte hukuken korunmaya değer haklı menfaatinin bulunduğu anlaşıldığından davacının davalı ... sicil müdürlüğü aleyhine açtığı davanın kabulüne dava konusu şirketin mahkeme dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına ve ticaret siciline tesciline ilişkin mahkememizce verilen 26/04/2023 tarih ve 2023/196 Esas 2023/351 Karar sayılı kararı davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 14.12.2023 tarih ve 2023/2086 Esas - 2023/2042 Karar sayılı kararıyla, tasfiye memuru yönünden kararın kaldırılmıştır. Dosya mahkememize gelmekle yeni bir esas numarası almış ve açık yargılamaya devam olunmuştur. Şirket yetkilisi ... tasfiye memuru olarak atanmak istenilmiş ancak öldüğü anlaşılmıştır. Bunun üzerine şirket ortağı ...'nin tasfiye memuru olarak atanmasının uygun olacağı kanaatine varılmıştır." gerekçesiyle davanın kabulüne, ...nün ... numarasında sicile kayıtlıyken re'sen terkin edilen ... Tahhüt Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin İstanbul Anadolu 18. İş Mahkemesinin 2017/372 Esas sayılı dosyası ve bu dosyada verilecek kararın infazı ile sınırlı olarak ihyasına, şirket ortağı ...'nin tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın tescil ve ilanına, ilan işlemlerinin davacı tarafından yapılmasına karar verilmiştir.Bu karara karşı, tasfiye memurunca istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Tasfiye Memuru, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin kararının UYAP vatandaş portalından öğrendiğini, ancak ihya edilen ... İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limidet Şirketi ile uzaktan yakından bir ilgisinin bulunmadığını, şirkete ortak olmadığını, 2009 yılına kimliğini kaybettiğini, o dönemlerde ceza evinde yattığını, 2023 yılında içerden tahliye olduktan sonra kimlik çıkardığını, ... İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limidet Şirketinin ne zaman kurulduğunu ve ortağı olduğundan haberi dahi olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın geçici 7.maddesi gereğince şirketin ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, tasfiye memuru vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, İstanbul Anadolu 18. İşMahkemesinin 2017/372 Esas sayılı dosyasında açılan davada alacak talep edildiğini, ancak dosyadaki davalı şirketin TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca re'sen terkin kapsamına alınarak sicildeki kaydının 07.07.2014 tarihinde terkin edilmesi nedeniyle taraf teşkilinin sağlanması için eldeki davanın açıldığınını ileri sürerek ihya talep etmiştir. İş mahkemesindeki dava dosyası derdesttir. Uyuşmazlık, iş mahkemesi dosyası ile sınırlı olarak ihya kararı verilen şirkete tasfiye memurunun atanması ve seçilen tasfiye memurunun itirazlarının yerinde olup olmadığına ilişkindir. TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrası “...Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak ... şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilmiş olan bir şirketin, terkinin usulsüz olduğu gerekçesiyle kalıcı olarak ihyasına karar verildiğinde, ayrıca tasfiye memuru atanmamalıdır. Çünkü şirket, tasfiyesiz olarak sicilden terkin edilmiştir. İş bu kararla şirket varsa terkin öncesi organlarıyla temsil edilecektir. Yöneticilerin süresi dolmuşsa, şirket kendi organlarını seçebileceği gibi, bunun gerçekleşmemesi halinde, şirket aleyhine açılan dava içinde, esas davayı gören mahkemece bir temsil kayyımı atanması suretiyle yargılamaya devam edilebilecektir. Şirketin veya bir mal varlığının tasfiyesi söz konusu olmadığından, tasfiye memuru atanması da söz konusu değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/11-3184 E- 2021/1107 K sayılı ve 28.09.2021 tarihli ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4049 E- 2023/568 K sayılı, 18.09.2023 tarihli ilamı, aynı Dairenin 2023/4718 E- 2023/5260 K sayılı, 25.09.2023 tarihli ve 2022/1340 E- 2023/5265 K. sayılı, 25.09.2023 tarihli ilamında belirtilen gerekçelerle, ihya kararının bir davanın görülmesi, mal varlığının tasfiyesi gibi geçici amaçla TTK'nın Geçici 7. maddesine dayalı ihya kararının verildiği durumlarda ihya kararına konu işlemlerin yapılması bakımından tasfiye memurunun atanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Zira kanun koyucu 6102 sayılı kanunun geçici 7. maddesinin 15.fıkrasında "ihya" terimini kullanmakla birlikte ayrıntılı düzenlemeye yer vermemiş olup ihya konusunda düzenleme, aynı Kanun'un 547. Maddesinde yapılmıştır. Bu genel düzenlemenin TTK'nın Geçici 7.maddesi uyarınca geçici ihya kararı verildiği durumlar da kıyasen uygulanması gerekir. Yani TTK'nın Geçici 7. maddesi ihyaya (ek tasfiyeye) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünden bir hüküm içermemekle birlikte aynı Kanun'un 547. maddesinde olduğu gibi, mahkemece sınırlı olarak ihyaya karar verildiği durumlarda aynı zamanda tasfiye memuru da atanmalıdır. Zira geçici 7. maddenin amacı, kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilafların azaltılmasına yöneliktir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, davalı şirketin yasal koşulları sağlayamaması nedeniyle ilan ve tebligat işlemlerinin yapılarak 07.07.2014 tarihinde re'sen terkin edildiği anlaşılmıştır. Sicil kaydına göre şirketin ortakları ... ve ...'dir. Sicil kaydındaki kimlik bilgileri ile tasfiye memuru olarak atanan ...'nin kimlik bilgileri aynıdır. Bu nedenle mahkemece, şirket ortağının tasfiye işlemlerinin yürütülmesi için tasfiye memuru olarak atanması yerindedir. Tasfiye memurunun şirketin kuruluşu aşamasındaki sahtelik ima eden açıklamalarının ihya davasında değerlendirilmesi mümkün görülmemiştir. Bu tür bir davanın şirket ortaklığının bulunmadığına ilişkin bir davada ileri sürülmesi mümkün olması karşısında, tasfiye memurunun yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, tasfiye memurunun istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, tasfiye memurunun istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, tasfiye memurunun istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Tasfiye memuru tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 157,75 TL nin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Tasfiye memuru tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 05.12.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.