T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/617
KARAR NO: 2025/1002
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 22.01.2025
NUMARASI: 2024/745 Esas - 2025/65 Karar
DAVA: Şirketin İhyası
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, dahili davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilİinin, ... İnş. San. ve Tic. AŞ'yi hasım göstererek İstanbul Anadolu 38. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/283 Esas sayılı dosya ile elatmanın önlenmesi ve ecrimisil bedelinin tahsili için dava açtığını, yargılama sürecinde davalı şirketin tasfiye edilerek kaydının silindiğini, İstanbul Anadolu 38. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması için ihya davası açıldığını, sicil kaydının tasfiye sonucu terkin edildiğini ileri sürerek, ... İnş. San. ve Tic. A. Ş.’nin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ..., savunmasında özetle: tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması gerektiğini, müvekkil davanın açılmasına sebep olmadığını ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanı reddini istemiştir. Dahili davalı tasfiye memuru ..., savunmasında özetle; müvekkilinin son tasfiye memuru olması nedeniyle davaya dahil edildiğini, davacının adli yardım talebinin yerinde olmadığını, İstanbul Anadolu 38. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/283 Esas sayılı dosyandaki elatmanın önlenmesi ve ecrimisil tazminatı davasında adli yardım talebinin bulunmadığını, davacının ihyası istenen şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını, şirketin yasalara uygun şekilde tasfiye edildiğini, müvekkilinin tasfiye memuru olarak atanması halinde de yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulması gerektiğini
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...TTK 547'nci maddesi; "(1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir. " hükmünü ihtiva etmektedir. Ek tasfiye geçici bir önlemdir. Ek tasfiye ile yeni bir hukuki durum meydana getirilmemektedir. Tasfiyede yapılması gereken bazı işlemler bakımından ek tasfiyeye gereksinme duyulabilir. Bunlar sınırsız sayıda olup, yasanın gerekçesinde örnek kabilinden belirtilmiştir. Söz gelimi; bazı aktifler dağıtım dışı kalmışsa mal varlığının dağıtımı esnasında ilgili yasal hükümlere uyulmamışsa, organlara sorumluluk davası açılacaksa ek tasfiye gereklidir. Şirket tasfiyesinin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olması halinde son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar şirket merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemeden bu ek işlemler sonuçlanıncaya kadar, şirketin ihyası, yani yeniden tescilini isteyebilirler. Toplanan tüm dosya kapsamı ve delillerin incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda; eldeki davada ihyanın dayanağı şirketin tasfiyesi talep edilmiş olup, davayı açmakta davacının hukuki yararının bulunduğu,..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 30037-5 sicil numarasında kayıtlıyken 27.09.2023 tarihinde tasfiyesinin sona ermesi ile terkin edilen ... İnş. San. ve Tic. AŞ.'nin TTK'nın 547. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 38. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/283 Esas sayılı dosyasındaki işlemlerle sınırlı olarak ihyasına ek tasfiye için şirketin sicile tesciline ve önceki tasfiye memuru ...'ın atanmasına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı tasfiye memuru vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı tasfiye memuru vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece ihya kararı verildiğini, ancak davacı yararına 30.000 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu davacının esas davayı kazınıp kazanmayacağı belli olmadığı bir durumda vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, vekalet ücreti verilmesi halinde kötü niyetli bir çok dava açılabileceğini, müvekkilinin şirketin ortağı olmadığını, davanın açılmasında kusuru bulunmadığını, tasfiye sürecinde müvekkiline başvuruda bulunmayan davacının terkine ve ihya davası açılmasına neden olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 547.maddesi uyarınca terkin edilen dava dışı ... İnşaat Ltd.Şti.'nin sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı tasfiye memuru vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. TTK'nın 547. maddesi, ek tasfiye başlığı altında; "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir" düzenlemesini getirmiştir.Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür.İhya davasının somut olayda olduğu gibi TTK'nın 547. maddesi uyarınca talep edilmesi halinde şirketin tasfiye işlemlerini yapmış olan tasfiye memur ya da memurları ile birlikte bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Bu davada sicil müdürlüğü ile son tasfiye memuru zorunlu dava arkadaşıdır. İlk derece mahkemesince verilen sürede tasfiye memuru davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmıştır. Davacı vekili, ihyası istenen şirket aleyhine İstanbul Anadolu 38. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/283 Esas sayılı dosyasında müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil talepli dava açıldığını, davanın daha önce İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/269 Esasında görüldüğünü, ancak davalı şirketin sicilden terkin edildiğinin öğrenildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davacının iş bu davayı açmasında, terkin olan şirketle ilgili açılmış olup, devam eden İstanbul Anadolu 38. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/283 Esas sayılı dosyasında şirketin temsili için yeniden tescilini talep etmekte hukuki yararı bulunmaktadır.Tasfiyenin kapatılması için tüm tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması, tasfiye halindeki şirketin taraf olduğu tüm uyuşmazlıkların neticelenmiş olması gerekir. Bu nedenle davalılar vekilinin, şirketin tasfiyesinin usulüne uygun yapılmış olduğu, ihya için gerekli koşulların bulunmadığı yönündeki istinaf nedenleri yerinde değildir. Zira tasfiye döneminde yapılan ilanlar üzerine tasfiye memuruna başvurulması ihya davası için şart değildir. Ticaret sicili müdürlükleri ihya davalarında yasal hasım konumunda olduğundan, sicilden terkin işlemlerini yasa ve tüzük hükümlerine uygun yapmış olan sicil müdürlüğü yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2005/13309 E.2007/837 K. sayılı emsal nitelikli kararında da Ticaret Sicili Müdürlüğünün yasal hasım olması nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2016/2926 Esas 2016/ 3585 Karar ve 04.04.2016 tarihli kararı da bu doğrultudadır. Davalı ... Sicil Memurluğu bu davada yasal hasım olduğundan yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamaz. Ancak davalı tasfiye memuru yargılama giderlerinden sorumludur. Tasfiye memurunun şirketin ortağı olup olmamasının yargılama giderlerinden sorumluluk açısından bir önemi bulunmamaktadır. HMK'nın 326. maddesine göre dava aleyhine sonuçlanan taraf yargılama giderlerinden sorumludur. Davalı süresinde davayı kabul etmediğinden mahkemece vekalet ücretinin tamamından sorumlu tutulması yerindedir. Ödenecek vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin ihya sonrası yapılacak olan şirketin tasfiye bilançosunda dikkate alınacaktır. Esas davadaki haklılık durumu bu davada tartışılamayacağından, yargılama giderlerinin belirlenmesinde esas davadaki haklılık durumunun dikkate alınması mümkün görülmemiştir. Bu nedenle davalı tasfiye memuru vekilinin, müvekkilinin tasfiye işlemlerinde kusuru bulunmaması nedeniyle verilen ihya kararı kapsamında yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu görülemeyeceği yönündeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davalı tasfiye memuru tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tasfiye memurunca yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın, karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 03.06.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.