T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1986
KARAR NO: 2025/935
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/10/2024
NUMARASI: 2024/455 E. - 2024/790 K.
DAVANIN KONUSU: Şirketin İhyası
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tasfiye memuru ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Tic. AŞ'yi hasım göstererek İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde 14.06.2017 tarihinde 2017/125 Esas sayılı dosyası ile alacak davası ikame ettiğini, verilen kararın istinaf aşamasında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 2020/926 Esas, 2022/1273 Karar sayılı ve 04.07.2022 tarihli kararı ile eksik inceleme sebebiyle kaldırıldığını, güncelde müvekkili ile ... Tic. AŞ arasındaki fikir ve sanat eseri ile ilgili sözleşmeden kaynaklanan alacak davasının İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/174 Esas sayılı dosyası ile görüldüğünü, l şirket aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile ilamlı takip başlatıldığını, işbu icra dosyasının tehir-i icra kararı ile durdurulduğunu, bu icra dosyasının kaderinin halihazırda İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde 2022/174 Esas sayılı dosyasının kararına bağlı olduğunu, ancak İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2022/174 Esas sayılı yargılamasında ... Tic. AŞ adlı şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğinin yapılan duruşmada öğrenildiğini, davalı tasfiye memurunun kötü niyetli ve kasıtlı şekilde dava ve icra takibini bildirmediğini, fikri ve sınai haklar mahkemesinde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesince davayı açmak için mehil verildiğini ileri sürerek, ... Tic. AŞ adlı şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, savunmasında özetle; tasfiye işlemlerinin o tarihte yetkilisi olan müvekkili ... tarafından yerine getirilmiş olduğunu, işlemlerin tamamının usul ve yasaya uygun olarak tamamlandığını, bir başka anlatımla müvekkilinin tasfiye memuru olarak kanunun kendisine vermiş olduğu hak ve yetkileri yine kanuna uygun olarak kullandığını, davacı yanın gazetede yapılan ilanlara ilişkin herhangi bir başvuru veya işlem yapmadığını, dolayısıyla sicilden terkin işleminin hukuka uygun şekilde başlatılıp tamamlandığını, TTK'nın 547/1 maddesine göre tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebileceklerini, fakat somut olayda davacının alacaklı değil alacaklı olduğunu iddia eden bir şahıs olduğunu, İstanbul Anadolu 1. FSHMnin 2022/174 Esas sayılı dosyası incelendiğinde davacının alacaklı olmadığının açıkça görüleceğini, dolayısıyla davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacı yanın dava dilekçesinden sonra sunduğu tarihsiz ara beyan dilekçesinde İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/288 Esas sayılı dosyasının da işbu dava yargılamasında nazara alınarak dosyanın celbine karar verilmesini talep ettiklerini, fakat 2019/288 Esas sayılı davanın davacısının ... değil, aksine ... firması olduğunu, dolayısıyla davacının 2019/288 Esas sayılı dava dosyası kapsamında alacaklı sıfatına sahip olmaması nedeniyle, 2019/288 Esas sayılı dosyanın ihya davasına konu/dayanak olmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin tasfiye işlemlerinde bir kusuru bulunmaması nedeniyle, müvekkilinin yargılama giderlerinden ve karşı vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin TTKm.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m.547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, müvekkili yönünden davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkili aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, hukuki niteliği itibari ile TTK 547 maddesine dayalı olarak açılan şirketin ek tasfiye işlemleri için ihyası istemine ilişkindir. TTK 547 maddesinde "tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir."hükmü düzenlenmiştir. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin16/10/2024 günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilmiştir. İhyası istenilen şirkete ait sicil kaydı getirtilmiş, şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırları içinde olduğu, şirketin 25/09/2023 tarihli genel kurulda alınan tasfiye kararı uyarınca 08/03/2024 tarihinde yayınlanan sicil gazetesinde terkin edildiğinin ilan edildiği, davalı ...'nin tasfiye memuru olduğu anlaşılmıştır. İst. ... İcra Müdürlüğü ... sayılı takip dosyasında davacının ihyası talep edilen şirket hakkında İst. And. 1. FSHHM 2017/554 Esas, 2019/327 Karar sayılı ilamını takibe konu ettiği görülmüştür.İst. And. 2 FSHHM 2017/125 Esas ile 1 FSHHM 2017/554 Esas sayılı dosyanın aynı dosya olduğu, 2 nolu mahkemenin kapatılması ile dosyanın 1 nolu mahkemeye devredildiği davacı vekili tarafından beyan edilmiş, davacı vekili ayrıca firmanın kısmen ihya edilerek; alacaklı oldukları dosyanın ve derdest davadan kaynaklanan alacakların tamamının tahsili sağlanana kadar ihya edilmesine karar verilmesini istediklerini bildirmiştir İstanbul Anadolu 1. FSHHM' nin 05/12/2019 tarih ve 2017/554 Esas 2019/327 sayılı kararı İstanbul BAM 16.Hukuk Dairesinin 04/07/2022 tarih 2020/926 Esas 2022/1273 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmakla, dosya İst. And. 1 FSHHM 2022/174 Esas numarasını almış ve dosyada davacının ihyasını talep ettiği şirket aleyhine 01/12/2016 tarihinde dava açtığı, 13/06/2024 tarihli duruşmada mahkemenin davacıya şirketin ihyası için dava açmak üzere süre verdiği anlaşılmıştır. Yapılan yargılama, toplanan deliller uyarınca davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, sicilden terkin edilen Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi'nin İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi 2022/174 Esas sayılı dosya ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... sayılı takip dosyasında yürütülen işlemlerle sınırlı olmak kaydıyla TTK 547 maddesi uyarınca ihyası ve ek tasfiyesinin gerektiği, davacının talebinin TTK 547 maddesi koşullarını taşıdığı görülmekle İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye sonucu terkin olan Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi'nin İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi 2022/174 Esas sayılı dosya ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... sayılı takip dosyasında yürütülen işlemlerle sınırlı olmak üzere geçici ihyasına, şirketin ticaret siciline tesciline, ek tasfiye işlemlerini yürütmek üzere şirketin önceki tasfiye memuru ...'nin tasfiye memuru olarak atanmasına, ücret takdirine yer olmadığına, kararın ticaret sicilinde tescil ve ilanına, karar verilmiş, davalı ... Sicil Müdürlüğü dosyada yasal hasım durumunda olup ve dava açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması uygun görülmüş, buna karşılık ihyası talep edilen şirketin yargılaması devam eden davadan haberdar olduğu yargılamada vekil ile temsil edildiği, dava açıldıktan sonra tasfiye kararı alınarak sicilden terkin işleminin yapıldığı, bu nedenle dava açılmasına sebebiyet verildiği kabul edilerek tasfiye memurunun yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olduğunun kabulü ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur" gerekçesiyle, davanın kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye sonucu terkin olan Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi'nin İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesi 2022/174 Esas sayılı dosya ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında yürütülen işlemlerle sınırlı olmak üzere geçici ihyasına, şirketin ticaret siciline tesciline, ek tasfiye işlemlerini yürütmek üzere şirketin önceki tasfiye memuru ...'nin tasfiye memuru olarak atanmasına, ücret takdirine yer olmadığına, kararın ticaret sicilinde tescil ve ilanına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın gerekçeli kararında "gerekçenin ne olduğu"nun açıklanmadığını, mahkemece sadece TTKnın 547. maddesindeki koşulların var olduğunu belirttiğini, bunun haricinde somut olaya ve kararın gerekçesine dair herhangi bir açıklamada bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, ... firmasının tasfiye işlemlerinin o tarihte yetkilisi olan müvekkili ... tarafından yerine getirildiğini, işlemlerin tamamının usul ve yasaya uygun olarak tamamlandığını, bir başka anlatımla müvekkilinin tasfiye memuru olarak kanunun kendisine vermiş olduğu hak ve yetkileri yine kanuna uygun olarak kullandığını, Beyoğlu ... Noterliğinin 04.03.2024 T. ve ... sayı ile tasdikli 28.02.2024 tarihli 1 sayılı genel kurul kararı uyarınca ticaret sicilden terkin edildiğini, bu durumun dosyada ilan edildiğini, davacının gazetede yapılan ilanlara ilişkin herhangi bir başvuru veya işlem yapmadığını, dolayısıyla sicilden terkin işlemi hukuka uygun şekilde başlatılıp tamamlandığını, somut olayda davacının alacaklı değil "alacaklı olduğunu iddia eden bir şahıs" olduğunu, İstanbul Anadolu 1. FSHM'nin 2022/174 Esas sayılı dosyası incelendiğinde davacının alacaklı olmadığının açıkça görüleceğini, dolayısıyla davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, mahkemenin bu yöndeki itirazlarını tamamen görmezden geldiğini, bir an için davanın kabul edileceği düşünülse dahi, müvekkilinin tasfiye işlemlerinde bir kusuru bulunmaması nedeniyle, müvekkilinin yargılama giderlerinden ve karşı vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, tüm bu giderlerin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri için şirket sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı tasfiye memuru ... tarafından, yasal süresi içinde, istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür. İhya davasının TTK'nın 547. maddesi uyarınca talep edilmesi halinde şirketin tasfiye işlemlerini yapmış olan tasfiye memur ya da memurları ile birlikte bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Diğer durumda ise esasen şirket tasfiye sürecine girmediğinden ve tasfiye memuru da bulunmadığından davalı olarak bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün gösterilmesi yeterlidir. Başka bir ifadeyle TTK'nın 547. maddesine dayalı ihya davalarında davalı taraf, şirket veya kooperatifin en son tasfiye memuru veya tasfiye kurulu ile yasal hasım konumunda bulunan ticaret sicili müdürlükleridir. Eldeki davada, şirketin tasfiye sonucu terkin edilmesi nedeniyle TTK'nın 547.maddesine göre ihya talep edildiği görülmüştür. İhyası talep olunan şirketin tasfiyesinin sona erip 08.03.2024 tarihinde tescil edilerek ticaret sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 547. maddesi, ek tasfiye başlığı altında; "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir" düzenlemesini getirmiştir. İhyası istenen dava dışı Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi aleyhine davacı tarafından İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde 14.06.2017 tarihinde 2017/125 Esas sayılı dosyası ile alacak davası açıldığı, verilen kararın İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu edildiği, kararın istinaf edilmesi ve kaldırılması sonrasında yargılamaya, 2 no'lu mahkemenin kapatılması sebebiyle İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2022/174 Esas sayılı dosyası ile görülmeye başlandığı, yargılama devam ederken dava dışı şirketin tasfiye ile sicilden terkin edildiği, bu sebeple davacıya verilen süre içinde eldeki ihya davasının açıldığı görülmektedir. Buna göre terkin olan şirketle ilgili yapılacak işlemlerde şirketin temsili ve verilecek kararların infazı yönünden terkin edilmiş şirketin yeniden tescilini talep etmekte davacının hukuki yararı bulunmaktadır. Şirketin ihyası için kesinleşmiş bir alacak bulunması şart olmayıp, şirkete karşı açılmış bir davada taraf teşkilinin sağlanması ile bu davada şirketin temsil edilesi zorunlu olduğundan hukuki yararın bulunduğu kabul edilmelidir. Mahkemece gerekçede bu hususlara yer verilmiş ve karar gerekçeli olarak verilmiştir. Bu sebeple aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Mahkemece TTK'nın 547. maddesi uyarınca tasfiye sonucu terkin olan şirketin ihyasına karar verilmiş olmakla, anılan madde hükmü uyarınca, son tasfiye memuru olduğu anlaşılan davalı ...nin ek tasfiye işlemleri için de tasfiye memuru olarak atanmasında yasa ve usule aykırılık bulunmamaktadır. Davacının ihyası istenen şirkete karşı açmış olduğu davada haklı olup olmadığı eldeki ihya davasının konusu olmadığından aksi yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Tasfiye işleminin usule uygun yapıldığının belirtilmesine karşın, söz konusu icra takibi ve dava tarihinde henüz şirketin tasfiyesinin tamamlanmadığı, ilan aşamasında bulunulduğu, buna rağmen aleyhine derdest bir takip ve dava bulunan şirketin terkin edilmesi nedeniyle tasfiyenin usulüne uygun şekilde sonuçlandırıldığından söz edilemez. Bu durumda, TTK'nın 547. maddesine göre mahkemece yapılan inceleme ve verilen hükmün yerinde olduğu, davalı tasfiye memurunun derdest davayı dikkate almaması nedeniyle tasfiyenin eksik yapıldığı, mahkemece şirketin ihyasına karar verilmesinde ve eksik tasfiye ile davanın açılmasına sebebiyet veren davalı tasfiye memuru aleyhine yargılama ve vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davalı tasfiye memuru vekilinin tüm istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiş ve istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir (Aynı yönde karar için bknz; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2024/6150, K. 2024/8653 sayılı kararı). Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı tasfiye memuru ... vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı tasfiye memuru ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tasfiye memuru ... tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tasfiye memuru ... tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 29.05.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.