T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1825
KARAR NO: 2024/2008
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09.10.2024 Tarihli Ara Karar
NUMARASI: 2024/785 Esas
DAVA: Menfi Tespit (Ticari satımdan kaynaklı)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket aralarında, akrilik koli şeffaf bandı ticareti konusunda anlaştıklarını, davalı şirketin, cari hesap sözleşmesi kapsamında malları göndermeyi kabul ettiğini, müvekkili ile davalı şirket arasında, başta "Akrilik şeffaf koli bandı" olmak üzere çeşitli plastik bantların ticareti konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin de karşı taraflarca mutabık kalınarak ve ticari güvene dayanarak belirlenen vadelerde ödenmek üzere toplamda 5.000.000-TL limitli olarak 27/05/2024 tarihinde ... Bankası DBS sistemi tanımlanması yönünde ... Bankası ile DBS sözleşmesi imzalandığını ve ... lehine ödeme talimatı verdiğini, anılan cari hesap ilişkisi uyarınca, 02/08/2024 tarihinde ilk parti malın müvekkiline teslim edildiğini ve fakat kalan kısmın, taraflarca kararlaştırılan vade tarihi geçmesine ve bu yolda davalı tarafa yapılan uyarıya rağmen, şimdiye kadar taraflarına teslim edilmediğini, ayrıca, kalan kısım bakımından teslimatın bu güne kadar gerçekleşmemesinin nedeni hakkında da müvekkiline somut bir açıklama yapılmadığını, ticari ilişki kapsamında oluşturulan cari hesap işlemleri gereği fatura ve irsaliyelere dayalı ticaretin yapıldığını, ancak davalı tarafın süregelen ticaretin şartlarına uymayarak DBS sistemini kötüye kullanmaya başladığını, bu doğrultuda, taraflarca mutabık kalınan vadelerinden önce faturaların DBS sistemine kaydedilerek müvekkilinin DBS sistemindeki kredi limiti kullanıldığını ve müvekkilinin hesabının eksiye düştüğünü, bu nedenle müvekkilinin fazladan 76.754,31-TL faiz ödemek durumunda kaldığını, bununla yetinmeyen davalı şirket yetkilisinin ayrıca yaptıkları suç duyurusuna konu eylemler kapsamında, karşılığı olmayan veya müvekkili firma tarafından süresinde reddedilip GİB sistemine red işlemi kaydedilen faturalar ile tamamen sahte ve GİB sisteminde mevcut olmayan ''... fatura no.lu 31.10.2024 tarihli ve 290.102,69-TL tutarında Fake faturayı sisteme girdiğini, dilekçe ekinde yer alan faturalardan da anlaşılacağı üzere söz konusu faturalar üzerinde GİB tarafından ''REDDEDİLDİ'' şerhinun bulunduğunu, aracı kurum bankanın, DBS sistemine yüklenen faturaların gerçekliği veyahut geçerliliği hususunu araştırma mecburiyetinde olmayıp müvekkiline açmış olduğu limit kapsamında alacaklının kötü niyetli dahi olsa DBS sistemine girdiği fatura tutarlarını ödediğini, karşılığı olmayan ve herhangi bir irsaliye ve mal teslimine dayanmayan faturaların, 17/10/2024 tarihinde başlayan ve 07.11.2024 tarihinde son bulacak vadelerde ödenmek üzere DBS sistemine kötü niyetli olarak davalı tarafından girildiğini, müvekkili şirketin, vadesi gelecek olan ama malı teslim edilmediği halde davalı şirketçe Banka DBS sistemine kaydedilen geçerliliği olmayan faturalar nedeniyle bu süreçte mağdur olduğunu, haksız faiz ödemesinin sonrasında bu kez almadığı mallara karşılık geçerliliği olmayan faturalara dayalı toplamda (faiz/komisyon ödemesi hariç) 3.746.089,81-TL ödeme tehdidi ile karşı karşıya olduğunu, ... Bankasına müzekkere yazılarak DBS ödemelerinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, neticede davalı tarafından suiniyetli olarak mal teslimi dahi yapılmamış olması ve karşılığı olmayan gerçek dışı faturaları DBS sistemine yükleyerek hakkı olmayan parayı/ödemeyi çekmesine meydan vermemek için dosya üzerinden haklı davanın kabulüne, Tedbiren, ... Bankasınca DBS ödemelerinin davalıya yapılmaması yönünde müvekkil lehine öncelikle teminatsız, aksi kanaat var ise tedbir talep edilen miktar üzerinden cüz'i bir oranda teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararının verilmesine, müvekkilinin karşı tarafa cari hesabı haricindeki miktar bakımından (3.189.067,89-TL) borçlu olmadığının tespitine, Mahkeme masraf ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında verilen 09.10.2024 tarihli ara kararla; "...Davacının iddia ettiği şekilde ilgili bankasının DBS sistemine işlenen ve sistem içindeki banka tarafından garanti edilip ödenmesi gereken faturaların mükerrer olup olmadığı, karşılığı olup olmadığı, yine sahte olup olmadığı, bu faturalar nedeniyle malların davacıya teslim edilip edilmediğinin tespitinin yargılamayı gerektirdiği, davacı tarafından sunulan delillerin somut delil kabul edilip haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uymaması gözönüne alındığında, 6100 Sayılı HMK' nın 389. ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir koşulları oluşmadığı... " gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki taleplerini aynen tekrarla; ihtiyati tedbir verilmemesi halinde müvekkilinin malını ya da DBS sisteminden otomatikman mala ödediği/ödeyeceği ücreti alamaması durumunda ticareti sıkışacağını, ticari hayatta çek ödemelerini, maaş ödemelerini vs. yapamayacağını, bu durum müvekkili şirketin ticari olarak mahvına sebep olacağını, bu sebeple ivedi şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, Davalı tarafın konkordato projesi, hatalı ve gerçeğe aykırı alacak kayıtları içermekte olup konkordato dosyasına da müdahillik talebinde bulunulduğunu, konkordato dosyasında da iş bu davamızın konusu olan DBS sistemine girilen gerçek dışı/mal teslimi yapılmamış faturalar dayanak gösterilerek hayali/şüpheli alacağa projede yer verildiği hususu öne sürüleceğini, hal böyle olmakla davalı tarafın, konkordato projesine davaya konu ettikleri gerçeğe aykırı/mal teslimi dahi yapılmamış faturaları, alacağı olarak göstermesi halinde müvekkilinin telafisi güç hatta mümkün olmayan zararına sebebiyet vereceğini, ihtiyati tedbir kararı verilmesinin bu nedenle de ayrıca elzem olduğunu, Somut olayda davalının, aldıkları bilgilere istinaden art niyetli olarak mal teslimi dahi yapılmamış geçersiz bir kısım faturaları DBS sistemine yükleyerek hakkı olmayan parayı/ödemeyi çekmesine meydan vermemek için toplamda 3.746.089,81-TL tutarında dayanaksız fatura bedellerinin (3.189.067,89-TL kadarı yönünden) iş bu menfi tespit davası sonuçlanıncaya kadar ivedilikle HMK 389 ve devamı hükümlerince yasal koşulların mevcut olduğu ve davacı müvekkili lehine öncelikle teminatsız, aksi kanaat var ise tedbir talep edilen miktar üzerinden cüzi bir oranda teminat karşılığında ilgili bankaca davalıya ödemelerin yapılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, istinaf ise asıl dava içinde, DBS ödemelerinin davalıya yapılmaması için HMK'nın 389 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin reddi ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 09.10.2024 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. HMK'nın 389.maddesine göre, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ise, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünde kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Somut olayda davacı, davalı ile kurulan ticari ilişki kapsamında dava dışı ... Bankası aracılığı ile DBS kurulduğunu, ancak davalının yapılan ödemeler kapsamında bir kısım malları göndermediğini, bunun dışında gerçek dışı faturalar ile DBS sisteminden ödeme almaya çalıştığını ileri sürmüş, buna dayalı olarak davalıya borçlu olunmadığının tespiti ile ... Bankasınca DBS ödemelerinin davalıya yapılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince, yaklaşık ispatın sağlanamadığı gerekçesi ile talebin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Dosyanın mevcut aşaması itibariyle ispat faaliyetinin devam ettiği, davacının eldeki davadaki talep sonucu da gözetildiğinde, ihtiyati tedbir için yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Ayrıca yargılamanın ilerleyen aşamalarında toplanacak delil durumuna göre talep edilmesi halinde her zaman ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olduğu da nazara alındığında, bu aşamada dosyaya ibraz edilen bilgi ve belgeler yaklaşık ispat için yeterli kabul edilecek nitelikte olmayıp ilk derece mahkemesince verilen ara kararda usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddi kararı isabetli olup davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. ve 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.12.2024